Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Haziran '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
263
 

Efsane gençlik olmaya aday bu gençler...

Efsane gençlik olmaya aday bu gençler...
 

Daha düne kadar asosyal ve apolitik sandığımız, kafasını bilgisayar başından kaldırmayan, herşeye itiraz eden, kurallara uymamayı kural edinen hatta ekmek aldırmaya bakkala bile gönderemediğimiz gençlerimiz her birlikte görüyoruz neler başarıyorlar. Son 18 gündür bir toplandılar, inandılar davalarına öyle bir sarıldılar ki dünya bile parmak ısırdı duruşlarına.

“Sağ” ve “sol“ kavramlarını, sınıf ayrımcılığını bir kenara koyarak doğrudan sisteme savaş açtılar onlar.

Değerlerini kaybetmemek için savundular sahip olduklarını. Koyun olmamayı seçtiler. Çevreyi önemsediğini gösterdiler. 3-5 ağaç için belki ama bu 3-5 ağaç için gördükleri şiddete kafa tuttular. Sistemden bıkkınlık getiren, otoriter tavırlardan yakınan, yaka silken halk da bu tepkiye tam destek verdi.  Her yer Taksim oldu, her yer direniş gösterdi.

Üstelik bunu şiddetle yapmıyorlar, şiddete rağmen son derece cesurca protestolarını devam ettiriyorlar. Mizahla yapıyorlar, inançla yapıyorlar. Çok güçlü bir mizah yönleri var, laflarını okudukça gülüyorum, nereden buluyorlar bu kadar ince dokundurmaları diye şaşırıyorum, bayılıyorum onların bu taraflarına. Aleyhlerindeki her harekete her söze anında mizah dolu cevapla karşılık veriyorlar.

Bir kere onlar değişik bir dil kullanıyorlar. İki genç oğlum var yakından biliyorum, onların dilini öğreninceye kadar onlar başka bir dile geçiyorlar. Yetişemiyorsunuz. Teknolojiyi ve sosyal medyayı son derece yoğun kullanıyorlar. Hiperaktifler ancak çabuk dikkatleri dağılır (bu bence en kötü tarafları)

Onlar etrafıyla ilgilenmez görünürken paylaşmanın ne olduğunu, dayanışmanın nasıl olması gerektiğini öğrendiler ve bize gösterdiler. Evde yatağını toplamayan çocuk orada etrafı temizliyor, evin çöpünü dışarı çıkarmaya üşenen çocuk çadır çadır gezip çöp topluyor, evin ihtiyacını düşünmeyen hiç de ilgilenmeyen çocuk orada acil ihtiyaç listeleri hazırlıyor. Arkadaşına yardıma koşuyor, yaralı arkadaşına kalkan oluyor, hiçbir şekilde korkmuyor, yorulmuyor, geri çekilmiyor.

Çok istememe rağmen sık gidemiyorum oraya, ancak arada gidip aralarında oluyorum, ihtiyaç listelerine bakıyorum, bazen açık mutfaklarında (çapulcu kahvesi) çaylarını içiyorum. Her birine gururla ve sevgiyle bakıyorum. Onlarla gurur duyuyorum.

Gezi parkının her metrekaresini gezmeme rağmen ben hiç dışkı ve sidik kokusu almadım, onu da söylemeden geçemeyeceğim. Sofraları herkese açık. Standa her uğrayan her istediğini sormadan alabiliyor, yiyebiliyor. Şunu gördüm ki etrafta meraktan gezen halk da kuyruk olmuş bir mutfak standında, kesilmiş karpuz dilimi almak için bekleşiyorlardı. Şaşırdım doğrusu “bırakın da çocuklar yesin, siz gidin evlerinizde yiyin, biraz da bu çocuklara getirin yurdum insanı” dedim içimden.

Torbalar dolusu yiyecek malzeme getiriyorlar şahit oldum. Daha çok çalışan kesim ve firmalar bunu yapıyor. Halk da kendine göre desteğini esirgemiyor. Yaşlı teyzeler, anneler, babalar ellerinde poşetlerle geliyorlar.

Büyük bir kültür evi gibi çadır kent. Çocuklar için oyun atölyeleri var, resimler yapılyor, yazılar yazılıyor. Akılcı mizah dolu pankartlar her adımda karşınıza çıkıyor. Çeşitli üniversitelerin asistan grupları var çadırların arasında. Her nevi sivil toplum örgütünün, halkevlerinin standı var. İmza kampanyalarına katıldım. Konuştum, resimler çektim.  İhtiyaçları var, yiyecek içecek dışında tıbbi malzemeler, hijyen malzemeleri vb. Destek oluyorsak bunları da karşılamamız lazım diyorum.

Karşı karşıya oldukları yoğun şiddete, gaza rağmen ellerinde sadece inançları ve sirkeleri, limonları, talcid karışımları var.

Ülkede giderek otoriterleşen siyasi iktidara meydan okuyan, kıstırılmış medyadan yakınıp durmak yerine sosyal medyayı kullanan, yeni yöntemler ve söylemlerle, yeni politikalar üreten, genç bir muhalefetle karşı karşıyayız artık. Onlar siyasetten umudu kesmiş bıkkın kitlelerin umudu haline geldi.

Hatta faşizmi dize getiren efsane nesil olmaya adaylar.

Bu kuşak geçmişteki efsane 68 kuşağına alternatif, ancak onlardan çok farklı bir kuşak olarak tarihe geçecek.

Şükran Okyay

Cemile Torun, Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tarihe geçecek efsane nesil.

Kerim Korkut 
 12.08.2013 20:41
Cevap :
Aynen. Teşekkür ederim.  13.08.2013 23:07
 

Merhabalar. Bu gençlerimizin haklı çıkışlarını istismar eden provakatörler olmasaydı, her şey daha anlamlı ve daha güzel olacaktı. Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

Recep Altun 
 19.07.2013 22:47
Cevap :
Hiç beklemediğimiz bir anda isyan etmeyi bize hatırlattılar ya ve birliği beraberliği yanlarına alarak gösterdiler bunu. Daha bir umutluyum artık. Teşekkürler güzel yorumunuz için Recep Bey. Selamlar...  20.07.2013 23:25
 

Ne güzel anlatmışsınız şimdi İstanbulda olmak vardıııı anasını satayım şarkısının nakaratlarını söyledim :) hepsini çok seviyorum çokk gurur duydum çocuklarımızla..sevgilerimle.

Tülay EKER 
 14.06.2013 18:41
Cevap :
Taksim, tüm ülkedeki direnişin merkezi. Görülmesi, yaşanması gereken günleri yaşıyoruz. Çocuklarımızla gurur duyuyoruz bu günleri yaşattıkları için. Teşekkür ederim güzel yorumunuza. Sevgilerimle...  14.06.2013 20:06
 

Emniyet güçlerine destanlar yazdınız diye mesaj atıp ülke yönettiklerini sanan bu beyler gönüllere yazılan bu efsaneleri içinde barındıran destanı neden görmezden gelirler? Sadece öne bakıp arkayı görmeyen gözler göz değildir...Güzel bir yazıydı.Yüreğinize sağlık.

Abbas Oğuz 
 14.06.2013 14:31
Cevap :
Çok teşekkür ederim Abbas Bey. Bu gençleri tarih yazdı bile. Selamlar...  14.06.2013 23:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 249
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2862
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster