Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
171
 

Efsaneler asla ölmez...

Efsaneler asla ölmez...
 

Bir insanın cenazesinde yüzbinlerce insanın olması ve hepsinin içinin gerçek anlamda kan ağlıyor olması, kaybedilen kişinin yaşamı boyunca çok sayıda insanın hayatına dokunmuş, çok büyük işler başarmış bir insan olduğunu ve tabii ki gıpta edilesi boyutta sevilmiş olduğunu anlatır. Ancak o kişi vefatının üzerinden yetmiş altı yıl geçtikten sonra bile kaybedilmiş olduğu için yürek sızısı ve gözyaşlarıyla anılıyor ve her sene daha çok artan bir yoğunlukla özleniyorsa, işte bu durum o kişinin, tüm sevenleri tarafından masalsı bir aşkla sevildiğini ve bu sevginin asla tükenmeyeceğini anlatır. O artık bir efsanedir ve efsaneler asla ölmezler.

Bugün 10 Kasım. ATAMIZI ebedi yolculuğuna uğurladığımız günün üzerinden tam yetmiş altı yıl geçti ama ben ve eminim benim gibi hisseden milyonlarca insan hala büyük ve derin bir üzüntünün kasveti içindeyiz. Bir Cumhuriyet çocuğu olarak doğmuş olmamızı sağlamış olan büyük bir insanı kaybetmiş olmaktan duyulan üzüntü değil sadece bugün yaşadığımız. Öyle ki “Şimdi yaşıyor olsaydı,” ya da “Şimdi o olsaydı,” demeden geçirdiğimiz bir günümüz bile yok. Özlem bir yana suçluluk duygusuyla da kavruluyoruz. Onun bize ölümünden sonra izlememiz için emin bir yol hartası olarak bıraktığı ilke ve inkılaplarına bağlılığımızdan şaşmadıysak da onları korumak için yeterince vefalı ve gayretkâr davrandığımızı düşünmüyorum. Yoksa bugün itibariyle onun evlerimizin duvarında asılı olan ve varlığıyla ışık saçan resmine, meydanlardaki heykellerine ve okullarımızdaki büstlerine başımız eğik, suçluluk hissederek bakmazdık.

Bugün hepimizin keşke kelimesini en çok kullanacağımız gün sanırım. Keşke üzerimize düşen vazifeyi tam olarak yerine getirebilmiş olsaydık. Keşke bugün onu anarken yüreğimiz hala özlemle sızlıyor olsa da başımız dik olabilseydi. Keşke çocukken, “Sen rahat uyu Atam. Bekçisiyiz biz bu Cumhuriyetin,” diye okuduğumuz şiirlerin dizelerini hala o çocuk saflığıyla okuyabiliyor ve söylediklerimize inanabiliyor olsaydık.

Daha okuma yazma öğrenmeden onun adını öğretti anne babalarımız bize. Kendi dedelerimizden önce onu resminden tanıyıp, saygı duymayı ve sevmeyi öğrendik. O çağlarda hiçbirimiz neden bu kadar önemli bir insan olduğunu anlayabilmiş değildik. Ancak büyüyüp yaşadıkça, geçmişe ve bugüne ait diğer dünya liderlerini ve Türk liderlerini tanıyınca Atamızın neden hepsinden daha farklı bir saygıyı ve hep özel olmayı hak ettiğini anladık. O da kuldu. Ölümlüydü ama milletini, vatanını ve aslında tüm insanlığı bu kadar seven bir lider daha gelmemişti şu yeryüzüne. Düşmanının dahi sevgisini, saygısını, hatta hayranlığını kazanabilmek hangi lidere nasip olabilirdi?

İşte bu yüzden Atatürk’ü anlayan ve tanıyan Türk Gençliği olarak, onu hala çok seviyor, gözyaşlarıyla anıyor ve ümitsizce özlüyoruz. Tek tesellimiz ise onun bizi yüce ruhuyla izliyor ve hala güveniyor olması. Sevgili ATAM, bir gün hepimiz toprak olacağız ama emanetin daima payidar kalacaktır çünkü sevgin gönüllerimizde, sözlerin yüreğimizde, çocuklarımızın zihinlerinde damgadır.

Efsane liderini ilelebet sevecek ve özleyecek olan Türk Gençliği..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 336
Kayıt tarihi
: 20.12.13
 
 

1993 yılında Uludağ Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. On beş yıl bo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster