Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '17

 
Kategori
Yolculuk
Okunma Sayısı
129
 

Ege'de unutup, gitseler beni

Ege'de unutup, gitseler beni
 

Herkesin bir bölgeyi, yöreyi, gördüğü, kaldığı diğer yerlerden daha çok sevdiği ya da kaç kere giderse gitsin yıldızının bir türlü barışamadığı, onda kötü hatıralar bırakan bir yerler vardır mutlaka. Kuzey şehirlerinde yaşayanlar, güney şehirlerindeki yaşam koşullarını pek bilemeyebilir; batı şehirlerinde yaşayanlar da sahip oldukları şehir lükslerini bir anda artlarında bırakıp, daha zor hatta imkânsız denebilecek yaşam koşullarına sahip doğu ve güneydoğu köylerine göç etmeyi göze alamayabilirler. Doğunun ve güneydoğunun ücra yörelerinden yaşamlarını daha rahat koşullarda idame ettirebilmek umuduyla batı bölgelerinin büyük şehirlerine göç edenler ise, çoğu kez şehirlerin amansız yaşam koşullarıyla baş edemeyip, şehir hayatına uyum sağlayamayıp, türlü hayalkırıklıklarıyla yolu olmayan köylerine, suyu akmayan, elektriği olmayan mezralarına geri dönerler. 

Kısacası yaşadığı yer neresi olursa olsun, insanlar gittikleri her yerde, oraların koşullarını göz önüne almaksızın alışkın oldukları düzeni, rahatı ararlar.

Deyim yerindeyse iflâh olmaz bir Ege aşığıyım. Bu yaşıma dek Ege'ye yaptığım neredeyse her seyahat aynı hazzı bıraktı bende. Günler sonra İstanbul denilen bu gayya kuyusuna geri dönecek olmanın burukluğuyla ayrıldım tüm Ege seyahatlerimden. İlk paragrafta yazdıklarım Ege bölgesi ve İstanbul için bir istisna. Ege'de kurulu bir yaşantımın olmasını çok isterdim.

Ege yalnızca bir turizm bölgesi değil. Belki ondan da fazlası büyük şehrin geriliminden, stresinden bir kaçış noktası. En kalabalık şehrinde bile İstanbul'daki kadar gergin ve stresli bir yaşam döngüsü yoktur. Bundan adım kadar eminim.

Peki, İstanbul'a neden bu denli bağlı kalıyoruz? Kendi yerinde kilosu 2.5 TL.'ye satılan bahçe domatesi, İstanbul'daki pazar tezgâhlarında 8 TL.'ye kadar alıcı buluyor. Sırtımızı kambur haline getiren pahalılıklarla hayatımızı sürdürmeye çalışıyor, öbür taraftan da söyleniyoruz. Nevi şahsımıza münhasır mazoşist bir tarafımız var toplum olarak.

Bugüne dek çekilen nice filmde, yayınlanan nice televizyon dizisinde Ege insanının sıcakkanlılığı, içtenliği yapımcılarca sıklıkla işlendi, işleniyor da. Ama İstanbul gibi medeniyetler diyarı (?) bir şehirde, insanlar arasında artık hoşgörünün ve içtenliğin zerresine dahi rastlayamıyoruz. Bir başka metropol şehir olan İzmir'de birbirlerine yabancı şehir sakinlerinin selamlaşması artık kökleşmiş bir gelenek iken, İstanbul'da en yakın kapı komşumuzdan bir 'MERHABA'yı bile esirgiyoruz. Dev plazalara, büyük, gösterişli alışveriş, eğlence merkezlerine, mağazalara, donanımlı hastahanelere, şık restaurantlara, otellere sahip bir şehrin sakini olmayı; mutlu, rahat bir yaşam için yeterli bir kıstas olarak görüyoruz. 

Daha 40'ıma gelmeden, 60'lı ve 70'li yaşlarımın tatlı emeklilik hayallerini kuruyorum zannedecek şimdi herkes beni. Ege'ye hele bir yolunuz düşsün, hâletiruhiyenizin ne denli değişiklikler gösterdiğini işte o zaman anlarsınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Emre, Çanakkale'den Bodrum'a Ege'nin her molası cennet parçasıdır. Gönül hoşluğuyla...

Kadri KANPAK 
 16.05.2017 19:17
Cevap :
Kadri Bey, Ege'nin her köşesi ayrı bir cennet, ayrı bir güzel. Bu duyguyu her seyahatimde, ziyaretimde yeniden yaşıyorum. Selamlar.  18.05.2017 15:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 355
Toplam mesaj
: 100
Ort. okunma sayısı
: 1374
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1982 yılında İstanbul’da doğdum. Açık Öğretim Fakültesi İşletme Lisans eğitimimi 2005 yılında tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster