Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mayıs '14

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
74
 

Ege'nin arka yüzü

Ege'nin arka yüzü
 

film afişinden alınmıştır


Değerli okurlarım, Genelde komedi ve sosyal içerikli filmler izlemeyi sever filmin geri planındaki asıl temayı anlamaya çalışırım. 1982'ler falan olması lazım evimizde Televizyon yok. Televizyona bakmaya gittiğim komşumuz ise (Hasanalinin Kemal dayılar esas adı Mustafa'dır.) 

   Evde benden büyük olan Eşref var, emsalim Duriye, bizden küçükler ise Koray (esas ismi Tanju) diğeri ise Mehmet'tir. genelde güzel filmler oldumu onlarda seyretmesini severdim. Çünkü çocuk oluca çocuk ta çocuğu istiyor. Donkişotu seyrediyoruz.O ihtiyar hayalperest ve seyisi Şişman Sanço Panço'nun hareketleri ve dialogları hepimizi güldürüyordu. Evin içinde çocukların şen kahkahaları yankılanıyor mutlu oluyorduk. Hele birde Münevver yenge çayın yanında nohut kavurması yaptıysa değmeyin keyfimize. Yataklar yapılıncaya kadar film seyrededim. Yataklar yapılınca koşarak koşarak yolun karşısındaki evimize gider o günki filmin etkisinde uykuya dalardım.

   Bu gün de Tv'de Dondurmam Gaymak filmi başladı, ben yine gülünecek yerlere biraz hüzünle gülüyorum ama bir o kadar da hüzünleniyordum. Anadolunun dağ kasabalarından birindeki hayatın ne kadar acımasız bir o kadar da insanları birbirine bağlayan havası beni çocukluğuma götürdü. O bisikletli çocukların üzüm bağına girip üzüm çalmaları,bağ sahibinin kovalaması, karpuz tarlalarından karpuz çalmaları da aynı benim yaşantımın bire bir aynısıydı. Hatta köyde birinin tavuğu kaybolsa müsebbibi bendim. Anama baskına gelirler, anam da beni onların yanında bir güzerl döver baskına gelenin yüreğine buz serpilirdi. Köy çocuklarının genelde yaptıkları hırsızlıklardır bunlar bunlara hırsızlık değil de çocuğun göz hakkı desek daha iyi olur emme bazılarının malı kıymetli olur koca adam kovalar gibi küçücük çocukları kovalardı.Genelde benim suç ortağım halamın Hasan, Sarının İsmedin Hüseyin, Mamıdın Şenol halil dayımın Ümit sarının İsmedin Özkan ise benim dediklerimi yapan bir nevi elemanım gibiydi. Dondurma yerine biz genelde sigara içerdik. Ablamın çorabındaki parayı aşırır hemen bir paket sigara ve bir kibrit alır yaz aylarında doğruca Galabak gölüne gider orada biraz derince olan dere üzerindeki göletde yüzmeye çalışırdık. Ben biraz tuğ delisiydim sanki boyumuzu aşan bulanık gölete kayalıklardan dalga atar, dibinden kenara kadar çırpınarak kendimizi yüzüyor sanardık. Hüseyin'in canı tatlı asla göetin derin taraflarına girmez, göletin biraz yukarısındaki beline kadar olan suda otururdu. Onu ikna etmeye çalışsak ta nafile. Bir paket sigara eşliğinde gölette yüzülür, ikindiyi müteakip evlere gitmek için yola çıkılırdı. yolda artık ne bulduysan soğan sarımsak ağız kokusunu giderecek kokulu sebzeler yenmeye çalışılırdı. 

   Dondurmacı Ali benim gözümde Donkişot, yanındaki çırağı ise Sanço pançodur. Büyük dondurma şirketlerinin dolapları ise yel değirmenidir. Yel değirmeni Donkişorttan habersiz aldığı rüzgarın etkisiyle döner, büyük şirketler ise Dondurmacı Ali'den habersiz sermayesine bire bin katmakta, Ali ise yerel kanalda yaptığı reklamla büyük şirketlere kafa tutmaya çalışmakta. çocukların çaldığı dondurma motorunu bile büyük şirketler çaldı diye dolaplarda dondurma satanlarla kavga etmekte. Hatta karakola gidip karakoldaki polis ve bekçinin bile sermayenin yanında olduğunu söyleyecek kadar ileri gitmektedir. Hele en acısı ise ahıra gidip tarım ilacı doldurup intihar etme girişimi beni o kadar yaraladı ki anlatamam. Genelde benim köyümde intihar vakalarının bir çoğu böyle olmaktaydı. İnşallah son bulur böyle vakalar diyeceğim ama bizimkisis sadec bir temenni olarak kalacaktır. Sermaye sahipleri ölenleri hiçe sayıp paralarını sayarken bazı küçük insanlar içinden çıkamadıkları işlerin içinden en aziz olan canlarını vererek çıkmaya çalışacaklardır. İntiharlarla nasıl çıkılacaksa varın siz düşünün dostlar. 

Egenin diğer yüzüne sahil kasabasına baktığınızda sermayedar o kadar çok kazanma hırsı ile donanmıştır ki kendi bin kazanırken işçisine ayna bir vermek bile istemez, birazcık durgun ekonomide devleti suçlamaya çalışırlar, kazanırken de devlet akıllarına gelmez. Nasıl vergi kaçırsak da servetimizi artırsak diye düşünürler

Bazılarının yazdığı senaryolar komedi diye adlandırılsa da bazılarına dram bazılarına ise trajedi gibi gelecektir. Nasıl ki zeytinyağı en güzel nimet desek de bazı hayvanlar için zehir, leş bizim için pis kokulu bir pislik ise kargalar için bulunmaz nimettir.

Sermayedarlar için az para ile çok elamanın ürettiği daha çok üretim esas olup, İşçi sınıfının sağlığı, iş güvencesi ve üretim değeri düşünülmediğ zamanlarda yukarıdaki film gibi bazıları buna gülecek, bazıları da yanacak ama yananın yürek yangını hiç görülmeyecek benim ülkemde. Sermayeder kazansın ama üreten çalışanlarda kazansın, onların da canları bir nebze değerlensin. İNSAN OLDUKLARI HATIRLANSIN...

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 151
Kayıt tarihi
: 09.01.14
 
 

Ben, 1971 yılının Kasım ayının 20'sinde Uşak ili Eşme İlçesi Yeleğen Kasabasında doğdum. İlk ve o..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster