Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
840
 

Eğer;

Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü / ve bunun sebebini senden bildikleri zaman/ sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen…

Rudyard Kipling “Eğer” şiirine bu dizelerle başlar.

Eğer, kimse sana güvenmezken sen kendine güvenir/ ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;

Eğer beklemesini bilir ve beklemekten yorulmazsan/ veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen/ ya da senden nefret edilir de sen kendini nefrete kaptırmazsan/ bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;

Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,

Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,

Eğer zafer ve yenilgiyle karşılaşır/ ve bu iki hokkabaza da aynı şekilde davranabilirsen;

Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından/ ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,/ ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür/ ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;

Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir/ ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;/ ve kaybedip yeniden başlayabilir/ ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;

Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile/ işe yaramaya zorlayabilirsen/ ve kendine “dayan” diyen bir iradeden/ başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;

Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,/ ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;

Eğer ne düşmanların ne de dostların seni incitmezse;

Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;

Eğer bir daha dönmeyecek dakikayı ,/ altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;

Yeryüzü ve üstündekiler senindir

Ve dahası

Sen bir İNSAN olursun oğlum…

Bir dizesinden yola çıkıp “blog”u doldurma gafletinden, her bir kelimesi, satırı senin yazacaklarından daha değerli deyip, kolaycılığa kaçmış görünmeyi göze aldım.

Bu şiiri avuçlarıma tutuşturanın adı hafızamda kalmamış. ““Günlük muamele fişi” yazan kareli sayfa, eğer dikkat etmezsem yırtılabilir. Sararmaya yüz tutmuş sayfada tarih kısmı her nedense silik. 1985-86 olabilir diye tahmin yürütebiliyorum.

Şiirin kim bilir hangi muameleyi fişlemek için hazırlandığı defterden koparılmış sayfası yaşlanmış. Bana verende. Ve tabi ki bende…

Hatta yazanına da genç diyemeyiz.

Ya şiir? Şiir size yaşlı geliyor mu?

Bu soruya kimsenin “evet” cevabı vereceğini sanmıyorum.

İnsan olma adına altı çizilen ne varsa, günümüzde de geçerliliğini koruyor. Üstelik daha fazlaları eklenerek…

Ne zamanki düşler tekerlekler altında kaldı, yazılmışlara sığınmaya başladık işte. Bir düşe ortak olma adına serçe parmağından tuttuğumuz ellerden koparılmaya çalıştık.

Düşünceleri sallandırdık iplerin ucunda.

Umutları.

Aşkları.

Kaçışların, saklanmaların, suskunluğun rengini yok etmek için, çamurlar fırlattık çamurlanan ellerimize aldırmadan. Nasılsa yıkanınca geçecekti. Doğrudur… Yıkandığında geçer ellere bulaşan çamur. Pekâlâ ya kalbe bulaşan çamur hangi suyla temizlenir?

Öyle ya da böyle diye imza atılmış sayfalardan, dönek, korkak, kaçak diye kalmak yakışır mı, koynuna bu ve buna benzer şiirleri alıp kendine emek harcayana?

Varsın ipin ucunda sallandırsınlar düşünceleri.

Sallandırsınlar adı konmamış sevdaların ne olduğunu bilmeyenler.

Yazarak konuşanların tek bildiğiyle devam o halde.

Harflere sevdalanmışlar, kalplerinin fısıltılarını dinler…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 920
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Yazarak "yaşıyor" yazarak "konuşuyorum."İşsiz olduğumu iddia edenler var!Yaz-ı-yorum.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster