Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
347
 

Eğitim : Çocukları harcamanın yolları…

Eğitim : Çocukları harcamanın yolları…
 

Anne-babanın bir çocuğu olur ama, onu anne baba mı yetiştirir yoksa, eller mi yetiştirir, onu Allah bilir. Her çocuğu olan anne baba çok da sevinmeyebilir. 10 tane çocuğu olan dar gelirli bir aile , bir çocuğu daha olduğuna ne kadar  sevinebilir ki… Ama bizde ki söylem şöyledir. “Allah kısmetini verir…” ; “Allah ekmeğini gönderir…” Ama gerçekte öyle olmadığını nice dar zamanlarda büyümüş, bugünün yetişkinleri bilir…” Zamanında bir tek çorbaya kaşık daldırılıp, “Allaha şükür …” denen aileler hala çoğunluktadır Türkiye’de . Bakmayın, ortada görünen Maşallah, yediği önünde yemediği arkasında, aileler hep Birinci Sayfaları paylaşır da; dargelirli ailelerin çocuklarının öyküleri de çoğu kez üçüncü sayfadan birinci sayfaya öldür Allah çıkamaz.

Çocukları nasıl harcarız: İşte onların öyküsü:

1. Şeker çocuğu…

Çocuk doğar, zavallı annenin zayıf memesinden süt  gelmez. Hemen konu komşu, yavruya emzikle, veya biberonla şekerli su verirler… Bu hikaye sürer gider… Sokak aralarında, incecik çocuklar görürseniz, onlar ancak şekerli su ve ekmekle büyümüş çocuklardır.. Şikayet etmezler. Çünkü anne- babalarının fakir olduğunu bilirler. Kimi kime şikayet etsinler ki.. Bir süre sonra, duran otomobillerin penceresindeki insanlara kağıt mendil satmaya başlarlar ve ne yazık ki, bu kesimlerin çocuklarının okuyup kendilerini kurtaranları azdır… Ve sağlık sorunları gayet yüksektir. Şekerli su ne kadar temel oluşturur ki insana…

2. Patates çocuğu :

Şekerli suyla beslenen çocukların ikinci aşaması ; “Patates çocukları”dır. Ben onların büyük çoğunluğuna üniversite sıralarında rastladım. Babalarından alabildikleri harçlıklarının, sınırlı burslarının büyük bir kısmını, ders kitaplarına, notlarına harcarlar; sonra yurt ücreti, harçlar; ulaştırma deyince.. Çocuğun eline geçen üç beş kuruş para hemen gider… Çocuk ağlamaklıdır. Bir kısmı çok çabuk umutsuz olur; hemen okulu filan bırakır gider memleketine… Bir kısmı  ise dini  cemaatlara kaydolur, onların durumu biraz daha iyidir. Bir kısmı ,  her şeye rağmen dayanmak ister. “İşten artırılmaz, dişten artırılır..” sözüne uyarlar. Onlar ne yerler. Kantinde iseler , ekmek arası patates yerler… Evde iseler, patates haşlarlar, yanına bir iki domates koyarlar, çalakaşık yiyip karın doyurmaya çalışırlar… Patates fakir öğrencinin kurtarıcısıdır ama sağlıklarının da baş düşmanıdır. Çünkü , o köyden, kasabadan gelen aslan gibi çocuk patatesin elinde bir süre sonra  patatese benzer; şişmanlar… Obez olurlar ama farkına varmazlar.. Ondan sonra varsa yoksa PATATES… bir kuşağı, kendisine benzetir… O gençlik ne spor yapabilir, ne koşabilir, ne doğru dürüst çalışabilir… Çünkü onların ruhları bir türlü doymaz ki… İyi lokantaları ancak  camekanlarından seyredebilirler.

3.Sınav Çocuğu:
 

Şimdi çocukların karşısında ilkokuldan itibaren ciddi sınavlar var. İyi bir okula gitmek istiyorsan; ciddi bir meslek sahibi olmak istiyorsan, ister istemez çok çalışacaksın ve sınavlara hazırlanacaksın. Okuldaki öğretmen ısrar eder  “Adam olmak istiyorsanız, çok çalışın” diye. Dersanede ki öğretmen, “çok çalışılmasını..” salık verir. Eğer çocuğun bir de özel öğretmeni varsa, o da ensesinde boza pişirir.  Peki bu çocuk ne zaman gezecek, top oynayacak, atletizm yapacak, yüzecek, arkadaşlarıyla eğlenecek… Öyle bir talep en kısa zamanda aile tarafından , “Evladım gezmek istiyorsun ama, yarın ki derslerin, ödevlerin ,sınavların var… Onları kim yapacak..?” tavrıyla karşılanınca, çocuk  başına eğer, masasına  geçer. Ders çalışır mı? Sınavlarına gerçekten hazırlanır mı? Onu Allah bilir..! Şimdi çocukların önünde bulunan Bilgisayar onları nerelere kadar götürür ki… Onu kimse tahmin edemez. Çocuk olmazsa hayal kurar… Sınav çocuğu bizim toplumun yarattığı özel bir yaratıktır. Ders çalışır, sınava hazırlanır… Onun başka işi gücü yoktur… Çoğu kez , ekmek almaya bile gitmez… Onun yerine annesi gider!

4. Tokat çocuğu :

Bunlara “Korku çocuğu” da diyebiliriz. Genellikle böyle ailelerde ya anne ya baba çok serttir; çok ceberuttur… Çocuğa hiç fırsat vermez. Çocuğun en ufak itirazı , Çat- Pat tokatla, sopayla son bulur. Çocuğun sık sık yanakları kızarır. Çocuk böyle evlerde “Şamar oğlanı”na döner. Bir süre sonra sesi soluğu çıkmaz hale gelir. Ama çocuğun içinde büyük kinler oluşur. Aileye karşı, böyle topluma karşı çocuk kinlenir durur. Fırsatını bulunca da kinini kusar.  Veya intikamını almak için o da kendinden küçükleri dövmeye başlar…  Toplumda, genellikle korkak, bastırılmış, edilgen durumdadır ama… Nerede başkaldıracağı; nerede elebaşı olacağı da belli olmaz. “Yavaş  atın tekmesi pek olur..” derler ya Atalar… Susturulan çocuğun intikamı da  yaman olabilir. Ya bu intikam için yine aile fertlerini hedef alır; yada toplumun bireylerini. Dağa çıkanların geçmişini biraz karıştırın… Böyle gençler çoğunluktadır.

5. Evde oturan çocuk :

Bazı Anneler-babalar çocuklarının sokağa çıkmasını pek istemezler. Hele İstanbul gibi büyük kentlerde sokak çok tehlikeli bir yerdir. Çocuk oradaki arkadaşlardan öğrenir sigara içmesini; rakı içmesini; Maazallah esrar kullanmasını… Onun için anneler- babalar hiç de çocuğun sokağa çıkmasını istemezler. Çocuk evdedir. Hele  çocuk kız çocuğu ise, bayağı sokaktan da dünyadan da uzak yaşayıp dururlar. Ama bir de evde bir arkadaş buldular mı, onunla her şeyi paylaşmaya hazırdırlar.  İster Doğu’da olsun, ister Batı’da … Sürekli evde oturan evlat sorunlu evlattır…  Durmadan mızmızlanacak bir hal çıkarır.  Genellikle sağlıksızdır.  Ve ailenin başına derttir. Böyle çocukların kini öylesine büyük olabilir ki, intihar eden çocukların, kızların büyük bir kısmı böyle kapalı ailelerden çıkar.  Allah vermesin. 

İşte yanlış yetiştirilen kapatılan, aç açık bırakılan çocuklarımızın bir bölümüne burada değinmek istedik. Bunlara katılır mısınız bilmem. Ama böyle aileler, böyle çocuklar çok görmüşsünüzdür. Bunlar kendilerine, hem de ailelerine yüktür…  Hayatla tanışık ve barışık değildirler. Genellikle doğru bir rehberleri yoktur ve büyük bir bölümü ailesiyle şu veya bu şekilde kavgalı, yada tartışmalı bir durumdadır.  Ailenin işin içinden çıkamıyorsa, profesyonel yardım alması gerekir.

Sorunlu çocuk çeşitlerimiz bitmedi… Bu konuda bir yazı daha gelebilir . (Devamı var)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Erdal Ceyhan, Çocuklar başarılı bir yaşam için ne isterler? Sadece huzurlu bir yuva. Ancak, yanlış kişilerle yapılan evlilikler, alkol-kumar ikilisi neticesinde dengesini kaybetmiş, sorumsuzluk abidesi anne-babalar; Çalışma nedeni ile çocuğunu kendisine yük olarak görenler, (kimse alınmasın)Dayakla büyümüş olduğu için kendisine yapılanları çocuğundan çıkaran biçareler! Eşi ile olan sorunlarını, kapıları çarparak, yüksek sesle konuşarak çözdüğünü zannedenler; Dün insan yavrusunun yedi yaşında kemikleşen işletim sisteminin, bugün 3-4 yaşında şekillendiğinden herhalde habersiz olmalıdırlar. Ki, böyle davranmaktadırlar. Eğitim mi? Gerçeğinde anne kedileri izleseler yetecektir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 17.10.2012 10:28
Cevap :
Haklısınız Mehmet Bey. Aslında "Doğa" en gerçek örneklerini önümüze koyuyor. Böyle davranın, diyor. Ama bizim kafamız havalarda ve çocuklarımıza hiç de gerçekçi davranmıyoruz. Ondan da ötesi acı çektiriyoruz. Herkese biraz insaf... Saygılar ve esenlikler.  17.10.2012 18:00
 

Birinci paragraf bence yazının sonunda mükemmel bir bitiş sözü olurdu. Son nokta gibi. Böyle şeyleri okuduğumda çok üzülüyorum, acaba ne yapabilirim, ne yapabiliriz diye düşünüyorum. Bireysel yardım girişimleri dışında aklıma çok ta fazla birşey gelmiyor. Bir de bu tür yazılar aracılığıyla yüreğinde yumuşak bir yer kalabilmiş birkaç okura ulaşmak, belki onları harekete geçirmek ve böyle yazılar aracılığyla biraz daha bilinçlenmek, o yavrucakları anımsamak. Bir de neler yapabiliriz, onu anlatsanız ne iyi olur. Akıl akıldan üstündür. Saygılar.

Güz Özlemi 
 16.10.2012 12:59
Cevap :
Sayın Asabi Kedi; Tıp Doktorları ve Psikologlar bilirler ki, her vaka ayrı bir vakadır. Gerçi bazı hastalıklarla örnek işaretler olsa da, hastaya göre muamele etmek şarttır. Biz burada bazı şeyleri genelledik. Ama siz de iyi bilirsiniz ki olaylar, aileden aileye ve çocuktan çocuğa önemli ölçüde değişir. O zaman konuşması gereken uzmanlardır. Genelde bazı şeyler söylenemez mi? Söylenir ama bunun için nefes gerek..! İlginize teşekkürler. Aslında herkesin bu konular üzerinde düşünmesi gerekir.Saygılar, esenlikler.  16.10.2012 15:06
 

Kıymetli Üstat Erdal CEYHAN :Çocukların tarifini öyle güzel nakış ettiniz ki söylenecek söz kalmadı.Hep söylerim bu deryanın derinliklerine varılmaz,o deryanın bin bir güzelliklerine doyum olmaz.Çocuğu belirli bir yaştan sonra serbest bırakmak, ona masaldan ziyade gerçekleri anlatmak, hayatın zorluklarını,başarının elde edilişini,asaleti ve değerleri de anlatmak gerek,Bir nihayetinde iki çocuk yeter de artar bile.Güzel çok güzel bir yazı yüreğinize sağlık,-.Selam ve saygılar sunuyorum..

Mehmet Burakgazi 
 15.10.2012 16:04
Cevap :
Bu biraz annelere, babalara, velilere yönelik bir yazı. Çocukların karşılaşılabilecekleri çok fazla sorunları oluyor. Okullarda mutlaka etkili "Rehberlik Büroları"na ihtiyaç var. Çocuğun sorunlarıyla haşır neşir olmak gerekir. Çocukların sorunları yalnızca testlerle sınırlı değil ki. İş orada bitmiyor. Saygılar, esenlikler.  16.10.2012 15:33
 

Günaydın Hocam sorunlu çocuk çeşitlerimiz bitmedi diye bitirmişsiniz gerçekten yaz yaz bitmeyecek.Patetes çocukları ,ekmek çocukları sonra da TV DE obezite ile ilgili reklamlarla obeziteye çözüm arama durumları,öte yandan sucuk mangal reklamları. Bir çocuğunuz vardır her yönden iyi bir evlat yetiştirmeye çalışırsınız gücünüz ancak tek çocuğa yeter bu kez ebeveynler tarafından tek çocuk olur mu baskısı görürsünüz uzar gider hocam .Yazınızın devamını bekliyor okunmasını öneriyor,paylaşıyorum.SELAMLAR.

Şennur Köseli 
 15.10.2012 9:29
Cevap :
Teşekkürler Sennur Hanım. Çocuk yetiştirmek kolay değil. Şimdi her ailenin yetişmekte olan çocukları, siz de biliyorsunuz; kolay yetişmiyor. Allah yardım etsin.  15.10.2012 14:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 798
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster