Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '20

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
74
 

Eğitim, Sorunlar ve Çözüm

                                            Sorunlar Yumağına Dönüşen Eğitimi Nasıl Çözmeli?

Eğitim, toplumun insan gücü niteliklerinin geliştirilmesinde önemli bir araç işlevi görmektedir. İnsan gücü niteliklerinin geliştirilmesi toplumsal bir faaliyet olarak devletin en önemli görev ve sorumluluklarındandır. Eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi için eğitim sistemleri kurulur ve işletilir. Ülke içinde var olan her tür faaliyet kendi alanına özgü oluşturulmuş bir sistem tarafından yürütülür. Eğitim sistemi, sağlık sistemi, güvenlik ve emniyet sistemi, adalet sistemi, ekonomik sistem ve daha diğer pek çok faaliyet alanına özgü sistemlerden söz edilebilir. Bu sistemlerin tümü devlet yönetim sisteminin parçasıdır. Genel yönetim tüm bu sistemlere yönelik düzenleme ve işleyişleri ele alma sorumluluğunu yürütür. Genel yönetimdeki bakış açısı ve işleyiş düzeni diğer tüm alt sistemlerin işleyiş düzenini etkiler. Dolayısıyla toplumsal alanda var olan faaliyet alanlarında bir çalışma yapılacaksa bunun genel yönetim sistemindeki karşılığını dikkate almak bir zorunluluktur. Bunun karşılığı olarak genel yönetim sistemindeki bir uygulama ve işleyiş düzeni zaman içinde alt sistemleri de doğrudan etkiler hale gelecektir. Toplumun temel taşı olan insan davranışı sayısız etmenlerin etkisiyle uzun zaman içinde değişir. Her bir insanın davranışı her an görülüp yönlendirilemez ancak insan davranışları zaman içinde alışkanlık haline gelerek başkalarına da yayılır. Alışkanlık haline gelmiş kişisel davranışlar görünür hale gelirler. Bir davranışın alışkanlık haline gelmesi için kişilere fayda, keyif, hoşnutluk vermesi gerekir. Bir kişiye fayda, keyif, hoşnutluk veren davranış veya alışkanlık toplumun tümüne aynı şekilde yansımayabilir. İnsan davranışlarının alışkanlık haline gelmesi bireysel bir durumun toplumsal olmaya başlaması anlamına gelir. Toplumsal olan bir konu kişilerin güç ve etki alanı dışına çıkar. Toplumsal olan bir konu ise devletin ilgi alanına girmesi gereken bir konuya dönüşür. Toplumsal alana çıkarak devletin ilgi alanına giren konular üzerinde oluşturulmuş sistemlere ciddi olarak eğilmek gerekir. Toplumsal bir duruma gelmiş bir konunun ihmal edilmesi toplumsal alanda gittikçe büyüyen sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Örnek vermek gerekirse toplumda dilencilik görünür bir hale gelmiştir. Dilencilik konusunu geçim kapısı haline getiren insanlar vardır. Bu gün ülkemizde var olan internet ortamındaki alım satım işleri kayıt dışı ekonomik, ticari faaliyetlerin yayılmasına neden olmaktadır. Kayıt dışı alım satım bu işle uğraşanlar için faydalı olmakla birlikte ekonomik faaliyetler için bir fayda sağlamaz.

 

 

Toplumu oluşturan bireyler için yarar sağlayan bir davranışın toplumun tümüne yarar sağlar hale gelmesi için o konuda mutlaka düzenlemeler yapılması gerekir. Kendiliğinden ortaya çıkan bir durumun yine kendiliğinden topluma yararlı hale gelmesini beklemek doğru bir davranış olmaz.

 

Eğitim sisteminin işleyiş düzeni konusunda bir değerlendirme yapabilmek için doğru verilere ihtiyaç bulunmaktadır. Doğru veriler sistemin önemli noktalarından elde edildiği takdirde yararlı olacaktır. Doğru veri doğru karar verilmesini sağlar. Sistemlerin en önemli veri toplama aracı denetim alt sistemidir. Denetim sistemleri vücuttaki sinir sistemlerinin işlevini görür. Bu nedenle tüm sistemler için etkin işleyen bir denetim sisteminin kurulması ve işletilmesine ihtiyaç vardır. Ülkemiz eğitim sisteminin kuruluş tarihi çok da eskiye kadar uzanmamaktadır. Osmanlı dönemindeki klasik eğitim sistemindeki uygulamalar modern eğitim sistemlerinin yaygınlaştığı dönemlerde yetersiz kalmıştı. Askeri alanda başlayan reform çalışmaları zamanla tüm diğer alanlara yayıldı. 19.yüzyılın ikinci yarısından itibaren eğitim sistemi yeni ihtiyaçları karşılayacak şekilde yapılandırılmaya çalışılsa da bugüne kadar toplumun gerçek anlamda ihtiyaçlarını karşılayacak bir eğitim sistemi kurulamadı. Cumhuriyet dönemi eğitim uygulamaları uzun süre deneme yanılma anlayışından kurtulamadı. Bu süreçte denetim sistemi genel eğitim sistemi verimsizliğinden farklı bir yol izleyemedi. Denetim sistemi alt sistemi olarak bağlı olduğu yönetim sisteminin kararsız uygulamalarından nasibine düşeni aldı. Uzun yıllar gerekçe olarak dile getirilen siyasal istikrasızlık son yirmi yıldır ortadan kalkmış olmasına rağmen sorunlara çözüm getiremedi. Son yirmi yıllık tecrübe bize sorunların kaynağının siyasal istikrarsızlık olmadığını gösterdi. Siyasal istikrara rağmen genel anlamda eğitim sorunları artarak devam ederken denetim sistemindeki kararsızlık da yine devam etti. En sonunda gelinen noktada zaten verimsiz olan denetim sistemi adeta adı var kendi yok bir tabeladan ibaret hale dönüştü. Eğitim sistemimizde geçmişten bu güne uygulanan denetim faaliyetlerinin yeterince etkili ve verimli olduğunu iddia etmek mümkün görünmemektedir. Geçmişte denetim denilince öğretmen denetimi şeklinde uygulamalar yapıldı. Ancak milyona varan personel sayısı yanında var olan çeşitlilik etkin bir personel denetimi yapılmasını engelledi. İlkokul düzeyinde yoğun denetim faaliyetleri dar bir çerçevede kaldı. Denetim faaliyetlerini yürüten personel alanında eğitim görmeksizin deneme yanılma, usta çırak ilişkisi ile yetişen alaylı kişiler aracılığıyla yapılmaya çalışıldı. Ortaöğretim kurumları ve öğretmenleri yine yeterince alan eğitimi almamış kişiler tarafından uzun aralıklarla güya yapılır hale gelmişti. Zaten ortaöğretim düzeyindeki kurumların da merkezdeki birkaç yüz kişilik denetim kadrosu ile etkin denetlenmesini beklememek gerekiyordu. Uzaktan ve uzun yıllar verilen aralarla yapılan göstermelik denetim faaliyetlerinden doğru veri sağlanabileceğini beklemek alanı bilmemek anlamına geliyordu. Bu verimsiz ve sınırlı denetim etkin bir işleyişi sağlamaktan çok uzaktı. Gelinen noktada var gibi görünen denetim sistemi hala işlevsellikten çok uzak. Artık personel denetimi yerine kurum denetimi yapılıyor denebilir. Ancak bu da yine sınırlı sayıda ve yeterli eğitimden yoksun personel olmadığı için yine verimlilikten uzak görünüyor.

 

Eğitim sisteminin yapısına uygun etkin bir denetim sisteminin kurulması ve işletilmesi gerekiyor. Bunun için eğitim sisteminin bağlı olduğu genel yönetimin etkin bir irade ortaya koyması gerekiyor. Genel yönetim olarak denetimin ve yönetim ile denetim arasındaki ilişkinin gerçek anlamda önemine inanılması gerekiyor. Eğitim sistemimizde merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı yapılanması güçlü bir çerçeve olarak önümüzde duruyor. Merkez teşkilatı bakanlık, taşra ise il/ilçe milli eğitim müdürlükleri olarak yapılanmış durumda. Bu güçlü çerçeveye göre bir yönetim ve denetim yapılanması, bu yapılanmaya uygun bir yönetici, denetici yetiştirme ve seçme sisteminin kurulması, işletilmesi gerekiyor.

 

Denetim uygulamalarının personel ve kurum boyutunda etkin bir şekilde tek elden, tek merkezden işletilmesinde büyük güçlükler bulunmaktadır. Denetim uygulamaları sistemimizde hiçbir zaman kağıt üzerinde evrak ve dosya düzeyinden daha ileriye gidememiştir. Bunun en önemli nedeni mevcut iş yükünün fazlalığıdır. Devasa iş yükü karşısında ayrıntılı ve sorun odaklı çalışmanın yapılabilmesi neredeyse imkansızdır. Bu durum denetim uygulamalarının üstünkörü olmaktan daha öteye götürülememesine neden olmuştur. İş yükü yanında denetimin bağlı olduğu üst yönetimin denetim uygulamalarına gereken önemi vermemesi de denetim faaliyetini şekilden öteye gitmemesine neden olmuştur. Denetim ile yönetim arasında bir kısır döngüye dönüşen bu durum sistemde hem yönetimin hem de denetimin yozlaşmasına, etkisizleşmesine neden olmuştur. Yönetim denetim uygulamalarının kağıt üzerinde kalan defter, dosya gibi şekle dayalı veriler sunmasından, denetimin içine kapanmasından yakınırken, denetim, iş yoğunluğunun getirdiği zorunluluk yanında yönetimin yapılan denetim faaliyetlerini görmezden gelmesi karşısında içine kapanmış ve kendini geliştirmekten, etkili bir yenileşmeden uzak durmuştur. Bakanlık eğitim faaliyetlerindeki merkezi konumunu her alanda devam ettirme davranışı nedeniyle taşranın işlevsiz bir organa dönüşmesine neden olmuştur. Taşradaki hemen her işe doğrudan müdahil olan bakanlık devasa iş yükünün altından kalkabilmek adına daha da büyümüş, bu büyüme daha karmaşık ve devasa bir yapının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu da bir başka kısır döngüye neden olmuştur. Yönetim denetim arasındaki kısır döngü, iş yoğunluğu şekle dayalı işleyiş kısır döngüsü, bakanlık taşra arasındaki kısır döngü gibi pek çok farklı alandaki kısır döngüler sistemin kendi içinde karmaşık ve anlaşılmaz ilişkiler ağına dönüşmesine neden olmuştur. Halen bu karmaşık ilişkiler ağının içinden çıkabilmenin yolunu bulmuş değiliz.

 

Yönetim ve denetim yapılanması ve işleyişinde yapılacak düzenlemede yetki sorumluluk dağıtımında rasyonel bir bakış açısıyla hareket edilmesi gerekiyor. Merkezi yönetim birimleri tüm yetkileri elinde toplayarak bencil bir şekilde her alana karışma, her kararı tek başına verme gibi bir tutumdan kurtulması gerekiyor. Yetki paylaşımında kıskançlık sorunların çözümüne katkı sağlamamaktadır. Yetki ile sorumluluk arasında rasyonel bir yapılanma ve işleyiş sistemi oluşturulması gerekiyor. Kararı veren uygulamaya en yakın kişiler/makamlar/birimler olması gerekiyor.

 

Oluşturulacak yapılanmada merkezi her şeyden soyutlanmış, etkisiz eleman haline getirmek de yine sistemin etkin işleyişine katkı sağlamayacaktır. Bu nedenle merkez ile taşra arasında hangi yetkilerin kimde ne derece bulunacağının çok iyi belirlenmesi gerekiyor. Denetim bu süreçte en etkili araçlardan birisidir. Bu nedenle özellikle denetim işlevinin güçlü bir şekilde merkezde bulunması gerekiyor.

 

Eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğü kurumların bulunduğu yerleşim birimleri pek çok farklı sosyo-ekonomik özelliklere sahiptir. Bu farklı özelliklere sahip yapıların kendi özel şartlarını aşarak dünyadaki tüm gelişmelerden haberdar olmasını, kendini yeni gelişmelere göre geliştirmesini beklemek mümkün değildir. Merkez bir deniz feneri gibi dış dünyadaki gelişmeleri içeriye aktarması gerekiyor. Bir yönüyle merkezi eğitim birimi standartları belirleme, hedefi gösterme, hedef doğrultusunda kimin ne yapması gerektiği konusunda yol göstericilik, rehberlik işlevlerini üzerinde tutması gerekiyor. Taşra birimleri kendilerine gösterilen hedeflere ulaşmak için ihtiyaç duyulan her tür insan ve madde kaynağını kullanarak ne yapılması gerekiyorsa üzerine düşen görevi yerine getirmek için çalışması, çabalaması gerekiyor. Bu işleyişte taşranın il/ilçe yönetim birimleri kritik noktalar olmaktadır. İl/ilçe milli eğitim müdürlüklerine yeni görevler, işlevler ve sorumluluklar tanımlanması gerekiyor. Ülkemizde seksen bir tane il, bine yakın ilçe merkezi bulunmaktadır. İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri kendi içlerinde tüm eğitim kurumlarının işleyiş düzenlerini görme, takip etme imkanına sahip olabilirler. İl milli eğitim müdürlükleri ilçelerde, ilçe milli eğitim müdürlükleri ise okul ve kurumlardaki personel düzeyindeki nicelik ve nitelik durumlarından kolaylıkla haberdar olabilirler.

 

Geçmişte denetim birimleri il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerini adeta devre dışı bırakarak veya görmezden gelerek doğrudan kurumları ve personeli denetlemeye çalışırdı. Bu yaklaşım il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin işlevsiz bir konuma düşmesine neden olmuştu. İl ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine kurum ve personel denetimi, geliştirilmesi, takibi konusunda daha fazla yetki ve sorumluluk verilmesi gerekiyor. İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri okul ve kurum yöneticileri ile çok daha yakından çalıştıkları için kurumların içinde bulundukları şartları çok daha yakından görme imkanına sahiptirler. Bu durum kurum ve personelin verimliliğini belirleme ve çözüm üretme kolaylığını sağlayacaktır. Merkez teşkilatına bağlı denetim birimleri il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin işleyiş düzeni konusunda yakından ve etkin denetim yapma imkanına kolaylıkla sahip olabilecektir. Merkezin aldığı kararların taşrada uygulanma düzeyinin belirlenmesi de yine etkin denetim faaliyetleri ile kontrol edilebilir.

 

Merkez ile taşra teşkilatı arasındaki yapılanmada mevcut taşra teşkilatı işleyiş düzeninde de büyük değişikliklerin yapılması gerekir. Halen uygulanan taşra teşkilatı yönetim anlayışında merkezden gelen emir ve talimatlar okul ve kurumlara, okul ve kurumlardan gelen veriler merkeze aktarılma dışında fazla bir işlev bulunmamaktadır. Merkez taşraya bu konuda daha fazla sorumluluk vermesi gerekiyor. Uygulamanın etkin gerçekleştirilmesi sorumluluğu tamamen taşra yönetim birimlerine bırakılmalıdır. Taşra yönetim birimlerine sadece sorumluluk vermek yetmez. Bu sorumluluğun gereğini yerine getirecek bir yetiştirme, seçme ve değerlendirme sisteminin de kurulması gerekiyor. Halen uygulanmakta olan yönetici seçme, yerleştirme ve değerlendirme sistemi etkili ve verimli olmaktan uzaktır. İl ve ilçe yönetim makamlarına gelecek kişiler için belirlenmiş bir özel yetişme sistemi bulunmamaktadır. Bu gün öğretmen veya müdür, müdür yardımcısı olan kişi bir sonraki gün il/ilçe yönetim makamlarına gelebilmektedir. Bu durum yeterli bilgi, beceri edinilmeksizin eğitimin her tür yönetim ve uygulama yetkisini kullanma hakkını elde etmeyi getirmektedir ki eğitimsiz ve tecrübesiz uygulama tamamen evrak üzerinde kalan bir işleyişin doğmasına neden olmaktadır. Yönetim makamlarında bulunan kişilerin aldığı karar ve yaptığı uygulamaların nitelik ve uygunluğuna dair bir kontrol, denetim ve değerlendirme yapılmaması işleyişin verimlilik ve etkililiğine ilişkin bir veriye de ulaşmayı engellemektedir. Denetimsiz ve sorumluluğu olmayan bir yönetim alandaki sorunlardan habersiz veya sorunlara çözüm bulmaktan aciz bir şekilde kağıt üzerinde işleyişe dair verileri bir taraftan alıp diğer tarafa aktarmaktan başka bir iş yapmamakta/yapamamaktadır.

 

Merkez teşkilatı başta olmak üzere tüm kademelerdeki yönetim birimleri için görev alacak yönetici personelin görev yapacağı alana özgü özel bir eğitim sürecinden ve uygulama tecrübesinden geçmeksizin yönetim makamlarına gelmemesinin sağlanması gerekiyor. Bu konuda yıllar boyu kağıt üzerinde kalan Milli Eğitim Akademisi türü bir yönetici/uzman yetiştirme sisteminin kurulması ve hayata geçirilmesi gerekiyor. Bakanlığın temel politikalarına ve işlevlerine yönelik temel düzeyde eğitim verecek bir kurumun oluşturulması nitelikli bir sistem yönetiminin sağlanması olmazsa olmaz şartlardan birisidir. Milli Eğitim Akademisi içine aldığı kişilere ülkenin temel eğitim politikaları doğrultusunda yetkin bir yönetici kimliği kazandırırken eğitimin yönetiminde ihtiyaç duyulacak işlevler konusunda bilgi, beceri, tutum ve anlayış kazandıracaktır. Bu süreçten geçenlere ancak yönetim makamlarında görev ve sorumluluk verilmelidir. Yönetici yetiştirme sisteminin bu şekilde kurumsal boyutta ve nitelikli hale getirilmesi eğitim sistemindeki pek çok sorunun çözümüne katkı yapacaktır. İyi yetişmiş yönetici okul ve kurumlardaki sorunların çözümünde önemli sorumlulukların gereğini yerine getirebilir. Yönetici seçme sisteminin ardından etkin personel değerlendirme ve geliştirme sistemlerinin gelmesi gerekir. Bu gün eğitim sisteminde sorunlu veya gelişme ihtiyacı duyan personele yönelik önemli bir çaresizlik yaşanmaktadır. Görev ve sorumlulukları konusunda gerektiği gibi yetişmemiş yönetici personel sorunlar karşısında etkin bir araçtan yoksun olarak gününü doldurmaktan, bulunduğu mevki ve makamın avantajları içinde adeta saltanat sürmekten başka bir şey yapmamaktadır/ yapamamaktadır dense yanlış olmayacaktır.

 

Eğitim alanı siyasal kadrolaşma kavgalarının meydanı haline getirilmeden gerçek anlamda toplumsal sorunlara çözüm üretecek insan gücünün sağlanması görevini yerine getirecek araç durumuna sokulmalıdır. Bunun için çatışmayı ve güvensizliği besleyen yapay gruplaşma kriterlerini güçlendirmek yerine ülkenin ihtiyaç duyduğu çalışma azmine sahip insan niteliklerini ortaya çıkaracak ehliyet ve liyakati önceleyen adil bir yönetim yaklaşımının güçlendirilmesi gerekiyor. Bunun için daha fazla zaman kaybetme lüksümüz yok.

                                                                                            Ali Hikmet Demir

                                                                                      ahdemir35@gmail.com

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1166
Kayıt tarihi
: 26.09.08
 
 

Öğretmen olarak başladığım meslek hayatıma yönetim ve denetim konusunda aldığım yeni eğitimler so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster