Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '12

     
    Kategori
    Okullar
    Okunma Sayısı
    1127
     

    Eğitim amaç mıdır?

    Eğitim amaç mıdır yoksa bir araç mıdır? Eğitim bize neyi sağlar? Eğitim olmazsa neler olur?

     

    Sorulara herkes ayrı cevaplar verebilir. Aslında sorunun tek bir cevabı yok gibi. Çünkü farkı düşünceler farklı felsefeler farklı cevaplara daha yatkın olacaktır. Eğitim amaç mıdır sorusuna cevap bulabilmek için eğitim olmazsa ne olur sorusuna cevap bulmak gerekir bence. Eğitim olmadığı bir dünya mümkün müdür?

     

    Elbette mümkün, hele yazı bulunmadan önceki devirlerde insanlar eğitimsiz olarak yaşıyorlardı diyecekseniz yanılıyorsunuz.. Eğitimi okulların içine hapsederek haksızlık edersiniz. Her başımız sıkıştığında ya "Eğitim önemli." veya "Eğitim aileden başlar." demiyor muyuz? Buradaki amacımız zaten eğitimin okul binasına sıkıştırılmasın engellemektir.

     

    Eğitim ailede başlar. Çünkü çocuk henüz okul çağına gelmeden ailesinden çatal, kaşığın nasıl tutacağından tutun da ayakkabısının nasıl bağlayacağına kadar çoğu şeyi öğrenmiş oluyor. Eğitimcinin amacı ise bu bilgilerin üzerine yaşadığı ülkede yaşadığı bölgede iyi bir vatandaş yetiştirmektir. Okullardaki eğitimin temel amacı vatandaş yetiştirmektir.

     

    Vatandaş dedim ama örneğin İran devletinin eğitim amacı kul yetiştirmektir. Bu kulun Allah'a mı yoksa İran devletine mi kulluk yapacağı yazımız dışındadır. Türkiye Cumhuriyetinde ise laik, sosyal, hukuk devleti için vatandaş yetiştirmek okulun ana görevidir. Bundan ne kadar başarılı olduğu veya politikacı bakanların bu konu üzerinde ne kadar çalıştığı yine konumuz dışındadır.

     

    Eğitim kitapları buna göre yazılır. Peki okul eğitiminin sonucu vatandaşı mutlu eder mi? Yani okuyan kişi edindiği bilgilerle kendisi için gereki olan vatandaşlık bilgisini edinmiş olur mu? Bunu bana soracak olursanız hayır. Çünkü eğitimi veren kurum bulunduğu ülkenin üretmesini istediği insan tipini üretmek için vardır. Daha fazla açacak olursak konuyu İran devletinde okutulan dersler çoğunlukla din amaçlı olacaktır. Çünkü yetiştireceği vatandaşın özünün İran devleti gibi dini değerlere sahip çıkan bir karaktere bürünmesi amaçlanır.

     

    Ancak dini değerlerin de için açmak gerekebilir. Örneğin aynı derecede Müslüman saydığımız pek çok toplum birbirinden farklı değerlere sahip olabilir. Bu durumda dini değerleri yaşadığını iddia ettiğimiz İran'ın da vereceği değerleri yine kendi toplumunun değerlerine sahip olmalıdır.

     

    Atatürk Hz. Muhamed'in mezarının yıkılacağını duyunca "Öyle bir şey yaparsan ordularıma oraya gelirim." demiştir bir mektubunda. Peki iki Müslüman olduğunu iddia ettiğimiz devletin peygamberlerinin mezarı konusunda bile bu kadar ters düşüncelere sahip olması nedendir? Cevap basit  yine, her toplum kendi inançlarını yaşar. Biz Türkler atalara da  tapınmanın içinde olduğu bir inançtan geliyoruz. Bu nedenle bizim için mezar, mezarlık çok önemlidir. Halbuki Araplar için bu sözkonusu değildir. Bu bile bize aynı dini inanışın farklı toplumlarda farklı reaksiyonlara neden olduğunu gösterir.

     

    Şimdi gelelim baştaki sorumuza. Eğitim bir amaç mıdır? Artık bu soruya verilebilecek bir cevabımız var. Cevap "Hangi eğitim?" sorusudur. Çünkü aileden alınan toplumun doğal yollarla bireye kazandırdığı davranış değişikliği farklı yani informal eğitimdir. Okulun verdiği düzenli, prensipli, amaçlı, yeri ve zamanı belli olan eğitim ise formaldır.

     

    Formal eğitimin amacı her ne kadar iyi bir vatandaş yetiştirmek gibi gözükse de asıl amaç devlete bağlı insanlar yetiştirmektir. İkisi arasında şöyle bir fark vardır. Örneğin iyi bir vatandaş yetiştirdiğinizde yaşanan olumsuzluklara itiraz eden, bilinçli, oy kullanırken neye kullandığını bilen, meclise gönderdiği vekilleri takip eden, istedikleri olmadığında her türlü yasal yollarla isteğini almaya çalışan bir vatandaş ortaya çıkar. Devlete bağlı bireyler yetiştirdiğinizde ise bunların tersine devletin söylemlerini içselleştiren bireyler yetiştirilir. Böylece hangi sorun çıkarsa çıksın bireyler itiraz etmez ve tek görevi devletin yüce bekasının devam etmesini sağlamaktır.

     

    Şimdi yeniden soruyorum eğitim amaç mıdır? Evet devlet için bir amaçtır. Korkak, silik, kişiliksiz ve söylediğine itiraz etmeyen kişi yetiştirmek amacındadır devlet. Bunun için elinden geleni yapar. Türkiye Cumhuriyetinde de bu kavga verilmektedir. Bir taraf vatandaş yetiştirelim çabasındayken diğer bir taraf devlete bağlı birey yetiştirme çabasındadır.

     

    Hangi tarafın bunu kazanacağı yine konu dışıyken yöntemlerini sıralayabiliriz. Bir taraf yani vatandaş yetiştirmek isteyen tarafın yapacağı eğitim bilimsel, laik, felsefi değerlerin verildiği eğitim olmalıdır. Böyle bir eğitimin sonucunda birey hangi düşünceyi taşıyor olursa olsun her düşüncenin bilimsel bir kanıtı olmadığı zaman şüphe götürür olduğunu düşünür. Diğer taraf ise daha çok dini, ulvi değerlerin verildiği bir eğitim ister. Çünkü bireyleri devlete bağlı kılmanın yollarından birisi de budur.

     

    Örneğin Kurtuluş Savaşı sırasında uçaklardan Mustafa Kemal ve arkadaşlarını dine ihanetle suçlayan, şeyhülislamın söylediklerini dinlemeyip Yunanla savaşanları dinsizlikle suçlayan yazılar atıldı. Ancak buna halkı inandırmak mümkün olmadı. O zamanlar eğitimin bu gücü pek bilinmediğinden olsa gerek Osmanlı Devletinde eğitimli birey sayısı az olduğundan bu yazıları okuyup buna inanacak kişi sayısı oldukça azdı. Peki durum şimdi nasıl acaba sorusunun cevabı araştırmalara kalan bir cevaptır. Eğitimli dediğimiz  müstemleke basın ise uçaktan atılanlara yakın yazılar yazıyor çiziyor, verilen savaşın boş olduğu, Yunanlılarla anlaşarak Müslümanlığın kurtulabileceği yazılıyor çiziliyordu.

     

    Eğitim iki türdür. Birincisinde vatandaş yetiştirilir. Bilinçli, örgütlü, pozitif bilimlere inanan bireyler yetiştirilir. Diğer eğitimde devlete bağlı bireyler yetiştirir. Devlet ne derse doğru söyler diyen, araştırmayan, sorgulamayan bireyler yetiştirir. Birinci grup vatandaş genelde tekniği ve bilimi açısından ileri gitmiş ülkelerde rastlanırken ikinci grupla fakir kalmış, ezilen ülkelerde kalır.

     

     

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 1127
    Kayıt tarihi
    : 23.10.12
     
     

    1973 Ankara doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara'da yaptım. Lisans eğitimimi Selçuk Üni..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster