Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '15

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
33
 

Eğitim gerçeğimiz

Eğitim, gençliği biçimlendirip nitelikli kılmalıydı. Ancak; genç, tek başına ele alınacak bir varlık değildi. Çevresiyle, eğitim gördüğü kurumlarla, o kurumlarda uygulanan eğitim izlenceleri ve yöntemlerle bir bütündü. Gençlerin eğitimini bu bütünlük içinde düşünmek ve ele almak kaçınılmazdı.

Bugün okullarımızda uygulanan öğretim, eğitim yanı sıfıra yaklaşan bir uygulamayla sürmektedir. Yaparak – yaşayarak, inceleyip çözümleyerek sürmesi gereken eğitim, kuru ezberci bilgilere bırakmış yerini. Bu eğitim, daha doğrusu öğretim, öğreten değil ezberleten, sürekli belleğe yükleme yapan bir işlev üstlenmiş.Bu uygulama, gençleri ruhsal bunalımlara itiyor.

Kişiliğin oluşmasında karşıt cinslerin birbirini tanıması, etkileşime girmesi bireysel ve toplumsal yaşamımız için önem taşımaktadır. Bunun için “karma eğitim” gereklidir. Karma eğitim, arkadaşlığa dayanan ilişkileri pekiştirip geliştirirken, cinsellikten öte insani ilişkileri de düzenlemektedir. Dostluk, arkadaşlık, özveri, paylaşım gibi değerleri gençlik yıllarında edinmiş oluyor gençler.

Gençler için önem taşıyan karma eğitimi tartışılır durumdan çıkarıp tüm eğitim kurumlarında uygulamalıyız. Gençlerimize Türkiye Cumhuriyeti niteliklerini taşıyan, demokratik, laik yaşamı paylaşıp savunan kimlik kazandırdığımız söylenemez. Cumhuriyete karşı olmaları, Cumhuriyetin kurucusunu tanımadan, O’nun Söylev’ini okumadan olumsuz eleştiriler yapan, dinsel eğitimin özlemini çeken, kişisel, toplumsal özgürlüğün önemini kavrayamayan kafalar ülke ve ulus için sorun olmaktadır. Cumhuriyet okullarından bu kafadan insanların çıkması düşündürücü , üzücü!

3 Mart 1924 tarihinde yasalaşan Eğitim Birliği Yasası‘nın önerdiği, amaçladığı laik eğitim tuzaklarla karşı karşıya bulunmaktadır. Bu yasayla kapatılan tekke ve zaviyeler –yasanın yürürlükte olmasına karşın – yeniden toplum yaşamımızda işlerlik kazanmış bulunuyor. Artık, biyolojinin, psikolojinin, fiziğin, sosyolojinin kendi alanlarıyla ilgili açıklamalarını inançlarımızla açıklar olduk.

SONUÇ

Bu durumda yapılacak olan demokratik, laik yurttaşlar yetiştirmek için bilim ve sanat ağırlıklı eğitime yönelmeliyiz. Zorunlu olarak dayatılan din eğitimi seçmeli ders olmalı. Eğitim birliği yasasının gerekleri yeniden yerine getirilmeli. Bu, ülkemiz, ulusumuz için zorunluluk taşımaktadır. İlköğretimin sekiz yıla çıkarılmasını zorunlu sayıyoruz. Özellikle Türkçe eğitime önem verilmeli. Gençlerimize kazandıracağımız yurttaşlık kimliği bilimsel düşünen, sanatı seven, Türkçeyi iyi kullanan nitelikleri içermeli. Çünkü Atatürk ulusçuluğu bunu gerekli kılıyor.

ÇAĞDAŞ TOPLUM  /  ÇAĞDAŞ EĞİTİM

Atatürk, ulusculuğun baş koşulunun öncelikle toprağın kurtulmasıyla başlanacağını biliyordu. Bu nedenle dört yıl süren “ haklı savaş “ sonucu ulusal devlete ulaştı.

Toprağı olmayan bir ulusun dilinden, ekonomisinden, bağımsızlığından söz edilemezdi. Atatürk’e gelinceye değin tarihimizde “ ulusal devlet “ görülmez.

Atatürk’le ulus olduk. Bir ulusu oluşturan yurt, dil, kültür, tarih birliği 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti’yle bilince ulaştı. İşte bunun için “ Türk’ün Atası “ deyimi yerinde olduğu gibi, tarihsel gerçeğin de kendisiydi.

Atatürk, “ulusal devlet"e güç koşullardan geçerek ulaştı. Ulusal devletin dayandığı altı temel ilke Türkiye Cumhuriyeti’ni bayraklaştırdı.Ulusculuk, laiklik, devletçilik, devrimcilik, halkçılık, cumhuriyetçilik diyalektik bir bütünlük içinde çağdaş, bağımsız devlet olabilmemizin temel koşullarıydı.

Çağdaş toplum, çağdaş devlet olabilmek Atatürk ilkelerine dayanan eğitimle gerçekleşebilirdi ancak. Bu nedenle altı temel ilke yaşama geçirilmeliydi. Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için eğitimde birliği sağlamak kaçınılmazdı. Değişik kurumların eliyle yürütülen eğitim bir elde toplanmalıydı. Bununla birlikte çağdaş olmayan eğitim kurumları da kapatılmalıydı. Bunlar gerçekleştirilmeden laik eğitim yaşama geçirilemezdi. Eğitim dinsellikten kurtulup ulusal kimlik kazanamazdı.

EĞİTİMDE  ÖĞRETMEN

Eğitimin en önemli öğesi olan öğretmenlere yeni kuşakları yetiştirmede, onların yeni kimliklerini edinmede önemli görevler düşmekteydi.

Bu yeni kimlik, bilimsel düşünen, daha doğrusu bilimle düşünen, boş inançlara yönelmeyen bir gençlik demekti. Verilecek bu bilimsel eğitimin Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğiyle ilgili olduğunu Atatürk şöyle belirtiyordu: “Öğretmenler sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır.”

Eğitim, gençliği biçimlendirip nitelikli kılmalıydı. Ancak; genç, tek başına ele alınacak bir varlık değildi. Çevresiyle, eğitim gördüğü kurumlarla, o kurumlarda uygulanan eğitim izlenceleri ve yöntemlerle bir bütündü. Gençlerin eğitimini bu bütünlük içinde düşünmek ve ele almak kaçınılmazdı.

Kişisel, toplumsal özgürlüğün önemini kavrayamayan kafalar ülke ve ulus için sorun olmaktadır. Cumhuriyet okullarından bu kafadan insanların çıkması düşündürücü , üzücü!

Bu durumda yapılacak olan demokratik, laik yurttaşlar yetiştirmek için bilim ve sanat ağırlıklı eğitime yönelmeliyiz. Bu da nitelikli öğretmenden geçmektedir.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 713
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster