Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
55
 

Eğitim Ne İşe Yarar?

Eğitim çok yönlü ve oldukça da uzmanlık isteyen bir konudur. Adı üstünde eğitim; daha iyi bir dünya daha iyi bir hayat düzeyi, doğayla toplumsal sınıflar arasında daha az çatışma, sağlıklı bireylerin kuracağı sağlıklı bir dünya düzeni hedeflenir. Toplumlar kendi ekonomik sosyal gelişimlerini hızlandırmak diğer toplumlardan bir adım öne çıkmayı da hedefleyebilirler. Daha birçok şey hedefleyebilir de gerçekten ne eğitimden ne hedeflenir?

Gerçek hayat son derece acımasız bir mafya düzeninde devam ederken, büyükler küçükleri çiğ çiğ yerken sömürü düzeni bizzat dünyanın en gelişmiş ülkeleri tarafından devam ettirilirken eğitimin milli yönü kaçınılmazdır. Ancak bu durumda eğitim evrensel barış ilkeleriyle çelişir. O halde gerçekte sizi sömüren ülkeler sizi neden geliştirmek için çaba göstersinler? O halde burada; birden çok açmaz olduğu aşikârdır.

Birbirinin üstüne bindirilmiş kıtalar şeklinde dünya düzeni ilerlerken, kimse diğerinin bir adım önünde olmasını istemez ve dahası bunu tehdit olarak algılarken, burada nasıl bir denge olmalıdır? Nasıl bir denge olacağı bizim gibi toplumlar tarafından dikkatlice irdelenmelidir ancak bizde standartlar, keşfedilen ve ortaya sunulan her ticari bilgiye bir kazanç şeklinde atlamak ne derece doğrudur diye düşünülmesi gerekir.

Eğitimde milli devlet, devletin kurumları, ülkenin şirketleri, ülkenin üretim kaynakları ve çalışanlarınca desteklenen kurumlar bütününden daha fazla verim üreterek, maksimum verim sağlamayı; her ferdini daha iyi şartlarda yaşatabilmeyi amaçlaması açısından dikkatle planlanmasını gerekli kılmalıdır. Aynı zamanda devletinin ve milletinin bağımsızlığını sonsuza dek var olmasını amaçlamalıdır. (Buna rağmen tarihte sürekliliği devam eden ne bir millet ne de bir medeniyet vardır, bundan sonra da olmayacaktır) Buna rağmen günümüzde eğitim bazı milletleri diğerlerinin üzerine çıkarırken, eğitimi planlayan elitleri ise tüm toplumların üzerine taşıması açısından başka bir işleve bürünmüş görünmektedir.

Üretim şartlarını geliştirmek, doğal kaynaklarını verimli kullanmak egemenliğini tam olarak sağlayamayan ülkelerde pek olası değildir. Egemenlik ise gelir gider dengesini tam ve sağlıklı olarak düzenleyebilen nüfusu ne olursa olsun gelirleriyle giderleri birbirine denk devletler için mümkün olabilir. Burada insanların her ne kadar pek dikkate almıyormuş gibi davrandıkları kaba güç olarak tarif edilen askeri gücü olmadan bunu sağlaması mümkün değildir.

Askeri güç ve eğitim ne alaka diye sorulabilir. Gücü tam olmayan bir devletin, borçlu bir devletin ya da milletin hatta ailenin fertlerine sağlıklı ortamlar sunması hayaldir.  Neden çünkü borç alan emir de almak zorundadır. Durumunu alacaklının alacaklarını tahsil edebilmesi birtakım teminatlar göstermesi kredi kullanan bir vatandaş olarak bilebileceğimiz bir durum olsa gerek! Ülkemizin bankaları bize kredi verirken anamızın kızlık soyadına kadar araştırırken on yıllık alacak verecek kredi notlarımızı değerlendirirken el âlem ülkemizin karakaşına kara gözüne kredi vermiyorlar.  Bunu da zaten basit ve düz mantıkla anlayabiliyoruz. O halde borçlu devletler gerçekte milli kararlar nasıl verebilirler diye bir açmaz karşımızda dururken güven duyacağımız şeyler mecburen bizi yanıltıyor da olabilirler. Öte yandan eğitim tüm dünyada çözülmemiş bir problemdir. Okulsuz toplumlar, mevcut okulların varlığı son yıllarda bu denli tartışılıyor ve bizzat Amerika gibi bir ülkede okuma yazma bilmeyen sayısı eğitim zorunlu olmasına rağmen hızla artıyorken benzer durumların ülkemizde de zuhur etmesi sürpriz değildir. Yapılan araştırmalar fizik, kimya, matematik sorularıyla eğitimin yüzde ellisine yakın bir kesiminde istenen etkiyi ortaya çıkarmadığı alenidir.

Gerçekte ise eğitim sonuca yansıma ise; öğretilen şeylerin yüzde yüz öğrenilmesi, uygulanması ve gerçek hayata uygulanması ile mümkün olabilir. Olabilirdi ancak gerçek pek de öyle değilse gerçek acaba nedir? Normalde yüzlük sistemde elli alan birisi geçer not alıyor ama diğer yandan sizler ve ben lastiklerini değiştirmek için götürdüğüm lastikçimde dört lastiğimin tam olarak sökülmesi, dört lastiğimin tam olarak takılmasına yüz lira ödüyorum. Her lastik normalde sekiz lastik olduğundan kabaca on iki buçuk puan eder. Bir lastik eksik tamam seksen yedi buçuk yapar ve buyurun paranızı çok iyi iş çıkardınız demiyoruz. Bir sınavda dört yıl boyunca fizik dersi gören birisinin nasıl olup da sınavda eksi puan almış olmasına rağmen liseyi bitirdiğini de sorgulamıyoruz, varsa yoksa belgeye takılmış gidiyoruz. Gerçekte belgenin bilgi ve becerinden fazla değer gördüğü eğitim sistemine tam tezat üretimde yapabilirlik işe yarıyor. On iki sene fen dersi alan bir tane soru dahi çözemeden okuldan mezun oluyorsa gerçekte burada ne oluyor ve o kişi neden o kadar süre okula gidiyor sorgulamıyor.

Eğitim bu haliyle bir sorunu çözüyor o da tüketim için gerekli olan ekonomik çarkları çalıştırırken gerçek hayata olabildiğince geç giren kişide bağımlılık ve yetersizlik duygusunu pekiştirmiş oluyor.

Büşran Betül Kaya bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1645
Toplam yorum
: 267
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 182
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster