Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
623
 

Eğitim okulda değil, ailede başlar

Eğitim okulda değil, ailede başlar
 

Yanlış bilinen bir gerçek vardır: Okul eğitiminin, diploma sahibi olmanın, çok kitap okumanın, değişik kültürler tanımanın insan karakterini oluşturmakta yeterli adımlar olduğu sanılır.

Halbuki karakterin oluşumu kişinin dünyaya gözlerini açtığı anda başlar.

İnsan doğduğunda bomboş bir levhadır. Anasından, babasından, kardeşinden ve çevresinden gördüklerini benimser, boş levhasını doldurur.

Yani kişi okul eğitimine başlayasıya kadar, karakterinin büyük bir bölümünü oluşturur; daha doğrusu, bir seçimi olmadığı için, oluşur, oluşturulur.

*

Hani herkesin bildiği bir fıkra vardır, eğitimin adam olmakta yeterli olmadığı üzerine. Kısaca anlatayım:

Bir baba, oğlunun karaktersiz davranışlarını gördükçe, 'Oğlum, sen adam olmazsın' der.
Aradan yıllar geçer, oğul okur ve ilçelerine kaymakam olarak atanır.
Kaymakam olunca, emrinde kolluk kuvvetlerinden babasını hükümet konağına getirmelerin ister.
Babasını getirirler, kaymakamın huzuruna.
Oğul seslenir babasına: 'Hani bana hep, adam olamayacağımı söylerdin; bak kaymakam oldum' der, şişinerek.
Baba acı acı güler, 'Oğlum ben sana kaymakam olamazsın demedim, adam olamazsın dedim; gene adam olamamışsın, adam olsaydın eğer beni ayağına çağırtmazdın' der.

Eğitimin kişiliği oluşturmada yetersiz kaldığını gösteren güzel bir anekdottur.

Adam olamayan o oğul üstünde babanın da rolü vardır, ama bilinmez.
Oğul, kişik oluşumunun temelini babasının yanında atmıştır halbuki.
Babası, 'adam olamazsın' diyerek oğlunu hep negatif motive etmiştir.

***

Toplumumuzda profesör olmuş, statü sahibi olmuş, önemli mercilere ulaşmış ama insanlıktan nasibini alamamış, cahil bir çobanın karakterine erişememiş onlarca, belki de yüzlerce insan vardır.

Bu karakter fukaralarına bakıp, eğitiminde veya okuduğu kitaplarda bir sorun olduğuna bakılır.

Halbuki bu karakter yoksullarının çocukluğuda ailesinden ve çevresinden edindikleri vardır veya edinemedikleri...

*

Bir anlayışımız vardır: Örneğin bir insanın çevresine karşı çirkefçe tutumları var; çirkef olan kişilerin genelde babası ve yakınları da çirkef olur; deriz artık, sorun bunların kanında...
Yanlış, yanlış... Kanlarla geçen hücrelerdir yalnız, karakter kanla yayılmaz; karakter izlenimlerle oluşur.
Yani çirkef babanın çirkef olan oğlu, kan bağıyla alakalı değildir; akıl baliğ olmadan babasından taklit yoluyla edindikleridir.

*

Din gibi, milliyetçilik gibi, örf ve adetlere bağlılık gibi olgularda çocukluk döneminde aşılanmış, taklit yoluyla kazandırılan olgulardır. Kan bağıyla ve aklın devredeki haliyle çoğunlukla alakaları yoktur.

Mesela, sofu bir Müslümanın çocuğunu, sofu bir Hristiyan ailenin yetiştirdiğini düşünsek, çocuğun sofu bir Hristiyan olacağı muhakkaktır.
Mesela, bağnaz bir Türk milliyetçisinin çocuğunu, bağmaz bir Rum milliyetçisinin yetiştirdiğini düşünsek, çocuğun da bağnaz bir Rum milliyetçisi olacağı muhakkaktır.
Mesela, çirkef bir ailenin çocuğunu, ahlaklı bir ailenin yetiştirdiğini düşünsek, çocuğunda ahlaklı olacağı muhakkaktır

***

Çocuklarınız boş birer levhadır ve karakterlerinin büyük bir kısmını 0-6 yaş arası oluşur.
Çocuğun aile ve çevre eğitimi olumsuzsa, çocuk isterse dünyanın en kaliteli kurumlarından eğitim alsın, karakterinin düzelme şansı çok azdır.
Çocuğun aile ve çevre eğitimi olumluysa, o çocuk isterse dünyanın en kötü eğitim kurumundan eğitim alsın, karakter kalitesi sarsılmaz.

Atasözümüzle noktayı koyalım:

'Ağaç yaşken eğilir.'

-Mustafa Yıldırım - 04.03.2014

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 252
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 634
Kayıt tarihi
: 03.11.12
 
 

Konyalıyım. Edebiyat okudum. Amatör yazar ve şairim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster