Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Aralık '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1124
 

Eğitim politikaları üzerine

Eğitim politikaları üzerine
 

İnsanlığın bilişim çağında bilginin hareketinin kazandığı önem bütün geleneksel üretim biçimlerini ve yapılarını çıkmaza sürüklüyor. İnsana egemen olmak imkansızlaşıyor; insana dönük talepler ağırlık kazanıyor.

Bilgi akışının iletişim sektöründeki gelişmelere paralel olarak kontrolsüz bir şekilde hızlanması eğitimi kişiselleştiriyor.

İçinde bulunduğumuz zamanda bilgi çağına yönelirken çözülmesi gereken ana sorunlardan birisi eğitim olanaklarına; isteyen herkesin yetenek ve başarıları ölçüsünde tam bir eşitlik içerisinde nasıl sahip olabileceği sorunudur.

Eğitim artık herkes için vazgeçilmez bir haktır. Eğitim politikaları insanı sadece ekonomik rasyonaliteye göre değil, öncelikle diğer tüm insani nitelikleriyle temel almalı, farklılıklarına saygıyı, hoşgörü ve dostluğu geliştirmeyi amaçlamalıdır.

Ülkemizde eğitim sistemi nitelikli işgücü uyumlaştırılmış ve aynılaştırılmış insan üretimi olarak devam ettirilmeye çalışılmaktadır. Tam tersi hem yaşanan çatışmaların çözümüne aracılık edecek yönde; çoğulcu, hızla bilgi toplumuna ulaşmayı amaçlayan eğitim politikaları önerilmeli ve tartışmaya açılmalıdır.

Eğitim politikalarının belirlenmesi sürecine katılım, amaç ve işlevinin belirlenmesi, ilkelerinin ve etiğinin belirlenmesi sürecini kapsamalıdır.

Küresel gelişmeler karşısında artık günümüzde insanların ve toplumların yönelmesi gereken yol, alış satış fiyatı ile ifade edilemeyen alanları esas almak ve önemini kavramaktır. Dünyanın “kar için değil insan” için döndüğü bir alan haline gelmesi insan ve doğa yaşamının devam etmesi için zorunluluktur.

Eğitim sistemlerinin tek başına daha fazla üretimi esas alan bir ekonomiye yönelik düzenleniyor olması üzerindeki baskıların maddi/manevi tahakkümün devam ettirilmesidir. Doğadan yükselen çığlığı kulak ardı ederek; ekonomik verimlilik ve başarı saplantısı içinde hedefi konfor artışı; daha fazla tüketim olan bir toplumsal yaşantı ne kadar sürdürülebilir?

Eğitim politikaları insanın kişisel bütünlüğünü, hayatının yönünü belirleme hakkını esas alan birlikte sürekli öğrenmeyi öğreten bir yaklaşımı içermelidir.

Dünya karmaşık ve karşılıklı bağımlılık düzeni içerisinde süren hayat biçimleri ve toprak biçimleri olarak algılanmalıdır. “Yaşamak için üreten insan, yaşamı iyileştirmek, geliştirmek içinde üretir. Ancak üretim, insan ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra potansiyel olarak yaşamın evriminde önemli bir rol oynayabilecek doğal evrim ve kültür ürünüdür.” Kar düzenlerinin krizden çıkmak için daha fazla tüketim önerdiği bu günlerde zorunlu ihtiyaç dışında tüketmeyerek bir anlamda karşı durabiliriz. Kültürel paylaşımın dayanışmaya yönelik paylaşımın artırılması, insani duyarlılıklarımız güçlendirmek olmalıdır tercihimiz.

Bu yönüyle eğitim sistemi insanların toplumsal düzenin kendileri için önceden belirlediği işlevlerin uygulayıcıları olmaktan daha başka ve daha fazla bir şey oldukları bilincinin geliştirilmesine yönelik olarak şekillendirilmek zorundadır. Bu açılardan ülkemizde eğitim politikalarının oluşturulması sürecinde temel sorun kaynak sorunu değil, zihniyet sorunudur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 444
Toplam yorum
: 1131
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1270
Kayıt tarihi
: 13.09.07
 
 

MB zengin kültürel bir eksen; düşüncelerimizin buluştuğu, tartıştığımız, birbirimizi etkilediğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster