Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuyum. Öğretmenliğim sırasında Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Tarih Ana Bilim Dalında yüksek lisans yaptım. Daha sonra Anadolu Üniversitesi Arkeoloji bölümünü bitirdim ve aynı süre zarfında Sosyoloji bölümünde yandal yaptım. Okumayı, araştır..

Devamı
 
 

Yazdığım Kategoriler

 
Varlığın Mayası

Bazen kadın erkek nice insan, nice toplum ve de topyekûn insanlık arafa zorlanır, nice karanlık zihniyetin sahneye sürüldüğü anlarda; zamanların ahir zamanlarında. O çağdan bu çağa, bu çağdan öteki çağlara, cennet cehennem görülür, cehennem cennet böylesi anlarda. Yakınçağ’ın ahir zamanında da yaşadık ve de yaşamaktayız böylesi bir anı. Bu gösteriyor ki, karanlık kadınlık ve de erkeklik ötesi bir şey, henüz daha tanısı konmamış ruh hastalarının insanlığın varoluşuna ikiye bir tuzak kurması. Bilirsin dini açıdan iki kerahet anı vardır, biri akşam vaktine yakın kırk bilemedin kırk beş dakikalık zaman dilimi. İkincisi de sabah namazı vakti girmeden önceki benzer zaman dilimi. Böylesi anlarda, akşam vakti insanlığı tan’a zorlayanlar, sabah namazı öncesinde de tan’a hayır derler. Akşamüzeri düzden okusalar da sabaha doğru da tersten okurlar. NATO, OTAN örneğinde olduğu gibi. Görüşmek üzere sevgi ve saygılar.

20 Ekim 2018 17:03
Hiç...

Çözüm, sorun üzerine sorun üretenin çözülmesidir; Yakınçağ’ın ve ön kabullerinin çözülmesi. Ama bunun farkına varabilmek için, böylesi bir zamanda olmuşların sadece iki gözünü değil, kalbini ve dimağını da uzaklaştırması gerekir çözülenden. Bu an, hiçlik noktasıdır; çözülen zamanda olmuşların, gerçekte olmadıklarını görmeleri... Ve bu nokta itibariyle yeni bir şeyler söylemeye yönelenler, bu yolda çözülenin yerine, yeni bir zaman da inşa ederler. Ama yine de görülmek istenmezler, Yakınçağ’ın bitmişliğinde varolduğunu sananların iradesi, ya da iradesizliği noktasında. Evet, bu nokta aşılacak, dahası bu noktada diretenleri de beklenen zaman aşındıracak. Hiç şüphesiz hiçlik noktasına onlar da gelecekler. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

11 Eylül 2018 12:55
Sivas Kongresi ve Tıbbıyeli Hikmet

Mustafa Kemal’in ilerleyen yıllarda Tıbbiyeli Hikmet’i aradığı; ama sorduğu insanların “Hikmet öldü” dediklerini duymuştum. Gerek duyduğum bu bilgi ve gerekse yazınızla doğrulanan bu yaşanmışlıkta Dede Korkut’un ‘Bamsı Beyrek’ hikâyesini getirdi aklıma. Bilirsin, Bamsı Berek’e de uzun yıllar öldü demişler. Bamsı Beyrek bu, zaman içinde nice ruhta yeniden dirilebiliyor ve zulüm de biteviye sürüp gitmiyor. Tıbbiyeli Hikmet’e, ya da Bamsı Beyrek’e öldü diyenlerin tek derdi de yeni dönemin imkânlarından makam, mevki vs. yararlanmak olmamış mıdır? Bu bakışta yeni dönemi sonun başlangıcı gibi bir sürece zorlamadı mı? Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

02 Eylül 2018 07:18
 
Toplam blog
: 3340
Toplam yorum
: 2162
Toplam mesaj
: 196
Ort. okunma sayısı
: 572
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    Böylesi bir süreçte II. Dünya Savaşı sonrası kurulan İsrail’in (1948) de etkisi olduğu biliniyor.