Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '14

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
176
 

Eğitim Sisteminde atılması gereken adımlara dair….

Eğitim Sisteminde atılması gereken adımlara dair….
 

Eğitim sistemi son yıllarda sürekli bir değişim içinde. Ancak bu değişimi anlamak, yönünü, gidişatını öngörebilmek çok da mümkün görünmüyor. Milli eğitim bakanı eğitimde sürekli değişikliklerin devam edeceğini dile getiren açıklamalarla medyada yer alıyor. Sürekli değişim, sistem konusunda bakanlığın üst yönetiminde hala net bir bakış açısının olmadığını, tersine kararsızlığın hakim olduğunu gösteriyor. Geçmişte sürekli değişen siyasi iktidarlar nedeniyle genel yönetim sisteminde olduğu gibi eğitim sisteminde de istikrarsızlığın gerekçesinden söz edilirdi. İçinden geçtiğimiz süreçte bu teze aykırı sonuçlarla karşılaşıyoruz. Mevcut siyasi iktidar on yılı aşan süredir iktidarda bulunuyor. Bir yönüyle güçlü bir siyasi istikrarın olduğu görülüyor. Buna karşın eğitim sisteminin üst yönetimi durumundaki bakanlığın başında bakanlık makamındaki kişilerde siyasi iktidara göre daha fazla değişiklik yaşandı. Siyasi iktidar on yılı aşan bir sürede istikrarlı bir şekilde devlet yönetimini elinde bulundurduğu halde eğitim politikaları konusunda beklenen istikrarın sağlanamadığı gözleniyor. Aynı iktidarın bakanları arasında eğitim politikalarının belirlenmesi, uygulanması yönüyle farklılıkların olduğu görülüyor. Siyasi iktidarın başa geçtiği ilk dönemlerde ilk milli eğitim bakanı Erkan MUMCU zamanında kısa süreli bir bakanlık döneminde eğitim politikalarının belirlenmesi adına fazla bir şey yapılamadı. Ardından gelen Hüseyin ÇELİK Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli bakanlık yapan ikinci kişisi rekorunu kırdı. Eğitim politikalarının sağlam bir temele oturtulması adına bu dönemde de fazla bir şey yapılamadı. Arkadan gelen Nimet BAŞ zamanındaki eğitim politikalarına yönelik yapılan çalışmalar yine kalıcı olmaktan uzaktı. Ömer DİNÇER Milli Eğitim Bakanı olarak oldukça hızlı ve biraz da sert başladı. Onun döneminde özellikle bakanlık merkez teşkilatı tam bir toz dumana karıştı denebilir. Son olarak Nabi AVCI’nın bakanlığa gelişi eğitim politikalarının yürütülmesi sürecinde yeni bir aşamayı başlatmakla birlikte geçmişten bu güne köklü manada bir politika belirleme çabasını görmek yine çok mümkün görünmüyor.

Geçmişten bu güne yapılan uygulamalara bakılınca eğitim sisteminin yönetimi anlamında özellikle Ömer DİNÇER ve Nabi AVCI dönemlerinde yoğun bir personel değişiminin yaşandığı görülüyor. Merkez teşkilatı ve taşra teşkilatında özellikle yönetici değişiklikleri geçmiş dönemlere göre son iki bakan döneminde oldukça fazla. Atanan yöneticiler uzman veya müşavir kadrolarına aktarılıp yerlerine yenileri atanıyor. Bakanlık bünyesindeki uzman ve müşavir kadrolarının sayısal durumunu herkes merak ediyordur sanırım. Siyasi istikrarın on yılı aşan süredir var olduğu ülkemizde eğitim politikaları itibariyle aynı istikrarın görülememesi eğitim konusunda zihinlerin hala açık olmadığının bir göstergesi olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Her gelen milli eğitim bakanının uygulamalarına bakıldığında aynı yönde planlı, programlı ve sistemli çalışmaların hayata geçirilmesi yerine aynı konuda farklı uygulamaların varlığını görmek bu istikrarsızlığın bir başka göstergesidir. SBS ile ilgili sistem, yönetici atama sistemi, öğretmenlere yönelik uygulanan yer değiştirme sistemi, öğretmenlere yönelik uygulanan alan değiştirme uygulamaları, yöneticilik makamlarına getirilen kişilerin kısa bir süre sonra değiştirilmesi, üniversiteye giriş konusunda hala ne yapılacağının bilinememesi gibi uygulamalar bu alandaki en göze çarpan örneklerden sadece bir kaçı.

Stratejik yönetim uygulamaları konusunda yapılan yasal düzenlemeler sonrası hayata geçmesi gereken uzun dönemli bakış açısı eğitim sistemi açısından ne yazık ki hala sözde kalmaya devam ediyor. 2010-2014 dönemi Stratejik Plan uygulamalarının sona erdiği ve 2015-2019 dönemi Stratejik Plan hazırlıklarının hızla sürdürüldüğü şu günlerde eğitimle ilgili uygulamalar konusunda nereye gidileceğinden kaç kişinin haberi var sorusu gerçekten üzerinde durulması gereken sorulardan sadece biri. Bu yönüyle bakıldığında eğitim sistemimiz içinde sözde kalan birçok uygulama gibi Stratejik Plan uygulamaları da yasalarda yazılı olan ancak hayata geçemeyen uygulamalardan birisi olarak ortada duruyor. Yapılan yasal düzenlemeler nasıl uygulanacak, yapılan düzenlemelerin gereği alt düzenlemeler ne zaman hayata geçecek, hayata geçen uygulamalar ne kadar kalıcı olacak gibi birçok soru eğitim sisteminde hala belirsiz olarak ortada durmakta.

Eğitim sisteminin genel politikalarında görülen bu belirsizlik eğitim sisteminin içinde yer alanlarda uygulamalara karşı güvensizlik duygusunun gelişmesine neden oluyor. Belirsizlik ve güvensizlik sistemin istikrarsızlaşmasını daha da güçlendiriyor. Adeta kısır bir döngünün içinde yer alan eğitim sisteminde uygulamaların sağlıklı ve istendik düzeyde hayata geçememesinin de bir nedeni olarak ortaya çıkmakta. Belirsizlik ve güvensizlik istikrarsızlığı beslerken istikrarsızlık uygulamaların hayata geçmesini güçleştiriyor. Böylesi bir kısır döngüden eğitim sisteminin çıkabilmesi hiç de kolay görünmüyor. Sistemin kendi içinde yaşadığı bu çelişkiler sistemden hizmet alan topluma da önemli bir sorun alanı olarak yansıyor. Eğitimden yararlanan veya yararlanacak olan toplum kesimleri kendilerinin ve çocuklarının nasıl bir sisteme, uygulamaya tabi tutulacakları konusunda önlerini görememenin verdiği bir kararsızlık içinde bocalamaya devam ediyorlar.

Ülkemiz eğitim sisteminin tarihi süreç içindeki geçmişine bakınca bu istikrarsızlığın, kararsızlığın, belirsizliğin nedenlerini anlamak hem kolay hem de zor. Cumhuriyet tarihi boyunca toplumun içinden geçtiği süreçler toplumsal birliği güçlendirmekten çok zedeler biçimde işledi. Birlik duygusunun yerini güvensizlik alınca toplum içindeki farklı kesimler birbirlerini hep olumsuz bir bakış açısıyla ve kategorik bir anlayışla sürekli tetikte bir vaziyette adeta kolladı. Bu durum genel yönetim sorunları kadar eğitim sorunlarının da büyümesine, kökleşmesine neden oldu. Diğer yönden uzun yılların getirdiği tecrübe, yetişmiş insan gücünü, eğitimli personel sayısını her geçen gün arttırdı. Cumhuriyetin ilk yıllarında büyük ihtiyaç duyulan eğitim alanındaki uzman personel sıkıntısı bugün için geçerli değil. Farklı sistemlerin sürekli denendiği bir ortamda uygun bir sistemin bulunamamış olması, yetişmiş insan gücüne rağmen hala ne yapılacağının bilinememesi gerçekten çok zor anlaşılan bir durum.

Eğitim sistemimizi yönetenlerin üzerine bu yönüyle önemli sorumluluklar düşüyor. Eğitimi yönetirken sistemin içinde bulunanları yok saymak yerine sistemin içinde her aşamada bulunanların bilgi, tecrübe ve potansiyellerinden sonuna kadar yararlanmayı öncelikli bir hedef olarak ön plana çıkarmaları gerekiyor. Eğitim sistemimiz içinde şûralar bu yönüyle gerçekten çok güzel bir katılım platformu olarak uzun yıllardır varlığını devam ettiren araçlardan sadece birisi. Ancak şûralar ne yazık ki olması gerektiği gibi kullanılamıyor. Dönem dönem siyasi iktidarın kendi bakış açısına göre şekillendirip alacağı kararlara adeta toplumsal alt yapı, destek sağlama düşüncesiyle kullanılan şûralardan gerektiği gibi yararlanamıyoruz. Şûraları eğitim sisteminin yapılanmasını belirlemede, eğitim faaliyetlerinin değerlendirilmesinde, süreç içinde yaşanan sorunların çözümünde öneri geliştirecek hale dönüştürüp etkin bir şekilde kullanabilirsek eğitim sistemimizin istikrarını geliştirme adına önemli bir adım atılmış olacaktır.

Eğitim sistemi içinde katılımı ön plana alan bir yönetim anlayışı kurulamadan sisteme istikrarın gelmesini beklememek gerekiyor. Şûralar eğitime dair söz söyleme imkanı, bilgisi, yetkisi ve gücü olanların katılımını sağlayabilir ama yönetim anlayışının gelişmesinde şûralardan çok daha etkin bir sistemin kurulması gerekiyor. Yönetim makamlarını gerçek anlamda liyakati ön plana çıkaran bir seçme sisteminden geçerek gelen kişilerden oluşturmak bu sistemin kurulmasında ilk atılması gereken adımdır. Eğitim sisteminde yönetim makamlarına geliş sürecine bakıldığında merkez ve taşra teşkilatında tartışmasız bir seçme sisteminden söz edebilmek mümkün görünmemektedir. Kritik makamlar başta olmak üzere çoğu yönetim makamlarına geliş için herhangi bir sistemden dahi söz edilememektedir. Seçme sistemini özellikle liyakati, eğitimi, yeterliliği önceleyen bir anlayışla yeniden kurmak gerekmektedir. Mevcut sistemde kısmi sınav uygulamaları ile seçimler yapılmakla birlikte eğitim yönetimi konusunda sınavı kazanan kişinin yetiştirilmesi anlamında hiçbir süreçten söz edilememektedir. Sınavı kazanan kişi adeta her şeyi biliyor gözüyle yönetim makamına oturtulmakta ve kendisinden eğitimle ilgili her alanda stratejik kararlar, uygulamalar, değerlendirmeler yapması beklenmektedir. Oysa sınava hazırlık sistemi, süreci ile yönetim makamlarına oturup eğitim sisteminin gerektirdiği bilgi, beceri ve formasyon düzeyine sahip olarak yönetim süreçlerini işletmek, yönetim becerisini ortaya koymak çok başka şeylerdir. Yönetici atama sisteminin sadece seçme boyutu ile ilgilenip yetiştirme boyutunu ihmal etmek sistemdeki en kritik unsur olan yönetim aracını etkisizleştirmekte ve sonuçta sistemi istenmeyen ürünler verir hale getirmektedir.

Eğitim sisteminin yapılandırılması başta olmak üzere yönetim anlayışının da geliştirilmesi bir zorunluluk. Bunların yapılması sistemi en genel anlamıyla dizayn etmenin en temel aşamalarıdır. Bu aşamaları doğru ve sağlam yapmak sistemi istendik düzeye çıkarmakta yeterli olmamakla birlikte başlangıç olarak mutlaka ele alınması gereken aşamalardır. Sistemin kurulması, yönetim anlayışının geliştirilmesi eğitimin en temel unsuru olan okulların ve dolayısıyla eğitimin nitelikli hale getirilmesinde sadece bir başlangıç olacaktır. Okul sisteminin geliştirilmesi, personel politikaları, denetim sisteminin kurulması başlangıç adımlarının doğru atılmasına bağlı diğer adımlardır. Ama ilk adım atılmadan sonraki adımlara yönelik çalışmaların yapılması çok da anlamlı olmayacaktır.

 Soru, Görüş ve Eleştirileriniz için…..

Ali Hikmet DEMİ

ahdemir35@gmail.com

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1137
Kayıt tarihi
: 26.09.08
 
 

Öğretmen olarak başladığım meslek hayatıma yönetim ve denetim konusunda aldığım yeni eğitimler so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster