Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
377
 

Eğitim sisteminin ders alacağı bir gerçek: Ölüm

İnsan yaşamında önemli evreler bulunmaktadır. Bu evreler basit bir ifadeyle: doğum, yaşam ve ölüm şeklinde sıralanabilir. Eğitimin belki de en önemli işlevi, insanı bu evrelere tam donamlı bir şekilde hazırlamaktır. Bu donanımı bireylere kazandırabilmek için de eğitim çalışmaları, sistemli ve kontrollü bir şekilde; ilköğretim, ortaöğretim ve yüksek öğretim olmak üzere üçlü bir sistematik yapı olarak örgütlenmiştir.

Yukarıda bahsedilen ömür dediğimiz kavramın, evrelerinden ölüm gerçeğine hazırlama noktasında eğitim sistemimizin başarısı, bu çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Kültür tarihimizde yer alan bir söz vardır: “bir musibet, bin nasihate bedeldir.” Bu söz anlam kaymasına uğramamış ve vereceği mesajı doğrudan veren, herkes tarafından açık ve net olarak anlaşılabilmesi ayrı bir güzelliğini de ortaya koymaktadır. O zaman ölüm bir musibet midir, yoksa kendi içinde bize aynı zamanda nasihat mı vermektedir. Belki de en kritik sorular bunlardır.

Her kurum, toplumun yaşadığı felaketlerden payını almak ve kendini bu noktada sorgulamak zorundadır. Eğitim kurumları da bu süreçte kendilerine düşeni almak ve bundan yararlanmak zorundadır. Aynı zamanda eğitim kurumları öğrenciye, bütün kötülüklerden arındırılmış bir hayat yerine, hayatın kendisinde var olan bütün gerçekleri, yetiştirme sorumluluğunu taşıdığı çocuk ve gençlerimize vermek durumundadır. Gerçekler ne kadar acı olsa da bunu eğitim sistemi gerçekleştirmek zorundadır.

Toplum olarak başımıza gelen musibetlerden veya felaketlerden biri de Marmara depremidir. Bu deprem aynı zamanda eğitim sistemimizin bizi hayatın gerçeklerinden biri olan ölüme tam olarak hazırlamadığını ortaya koymaktadır. Bu hazırlığın dinsel açıdan ele alınması farklı bir uzmanlık alanı gerektirmekte ve asıl konumuz da bu değildir. Asıl konumuz, ölümün de hayatın bir gerçeği olduğu ve aynı zamanda kaçınılmaz olarak kapımızı çaldığını bilmemiz gerekir. Hayatın diğer evreleri gibi doğal bir sonuç olan ölüm kavramının doruk noktasına ulaştığı Marmara depremi, bize başka bir acı durumu, ya da ahlaki yozlaşmayı da ortaya çıkarmıştır. Bu da, bir tarafta acı ve göz yaşları diğer taraftan, adeta Marmara’daki deprem bölgesine hırsızlık amacıyla sefer düzenleyen, belki de eğitim sistemimizin ürünleri insanların varlığı, eğitim sistemimizin bireyi hayata hazırlamadaki yetersizliğini adeta tokat gibi yüzümüze vurmuştur. Yoksa Marmara depremi veya diğer felaketler eğitim sistemimizin bir yönüyle iflasını mı getirmiştir, sorusu da zihnimizi en derin yerinden kemirmektedir. Belki de eğitim sistemi bu yönüyle toplumsal felaketlerden kendi dersini alarak, ahlaki yozlaşmayı nasıl önleyebileceği sorusunu kendisine sorarak cevabını bulmalıdır.

Yukarıdaki açıklamalarda, olan bir felakette eğitimin payı ele alınmıştır. Ancak bu felaket belki de insanın eliyle gerçekleşmeyen bir olaydan kaynaklandığından oluş süreciyle ilgili olarak eğitimi sorumlu tutmak haksızlık olur. Bunun yanında; deprem gibi felaketlerden yararlanarak, genç bireyini hayata hazırlamayan bir sistemin başarılı olduğunu kim ne hakla söyleyebilir. Toplumumuzda oluşan bazı felaketlerin asıl sebebi de bizzat eğitim sisteminin kendisidir. Bu felaketlerden biri de, trafik kazaları sonucu, meydana gelen ölüm olaylarıdır. Ülkemizin bir gerçeği olan trafik kazalarında kaybettiğimiz milyonlarca insana ne demeli? Bundan da ders almamız gerekmez mi? İçinde bulunulan haftada, basında yer alan haberlere göre 150 den fazla insanımızı kaybettik. Bu olaylarda da eğitimin gerçekleştiremediği başka bir işlevi ortaya çıkarmaktadır.

Sonuç olarak; hem Marmara depreminden, hem de doğal seleksiyon halini almış olan trafik kazalarından eğitimin yararlanacağı iki boyutu vardır. Bunlar, ahlaki yozlaşma ve insana saygılı olma….!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 2365
Kayıt tarihi
: 19.09.08
 
 

1967 Yılında, Ağrı’nın Diyadin İlçesine bağlı Yolcupınarı Köyünde doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster