Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '13

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
141
 

Eğitim üzerine iki çift laf...

Eğitim üzerine iki çift laf...
 

Eğitim üzerine birkaç söz edeceksek eğer öncelikle eğitimin bileşenlerinden bahsetmek gerekir. Peki, bu bileşenler nelerdir? Bu sorunun cevabı da öğrenci – öğretmen ve veli üçgeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunların her biri için ayrı paragraf açmak yerinde olacaktır.

Öncelikle veliden başlamak gerekiyor. Çünkü bu eğitim üçgenin başında gelen aynı zamanda lokomotifi konumunda olan birinci etken velidir. Birçok ilimiz gen ama veli potansiyelimizi o kadar da genç bir profil olarak gözükmüyor. Öncelikle velilerimizin daha çok bilinçlenmesi için bir takım çalışmalar yapılması gerekiyor. Özelliklede burada büyük sorumluluk okullara ve değerli rehber öğretmenlerimize düşüyor. Okullarda yapılacak olan aile içi iletişim, öğrenci başarısını arttırmada ailenin faktörü ve benzeri seminerlerle velilerimizin bilinçlendirilmesi sağlanabilir. Tabi burada da önemli olan diğer bir unsurda velilerimizi okula çekebilmektir. Çünkü çoğu okulda bu pekte mümkün olmamaktadır. Ama her şeye rağmen özellikle rehber öğretmenlerimiz bu kararlılığı gösterip bu hedeften ayrılmamalıdırlar. Ben özellikle gelecek adına veli potansiyellerimizden umutluyum, özellikle gün geçtikçe daha bilinçli veli profilleriyle karşılaşacağımızı düşünüyorum.

Öğretmene gelince eğitimin olmazsa olmazlarındandır. Her öğretmenin kendince tercih ettiği bir öğrenim modeli söz konusudur. Günümüzde ise öğretici modellerin sayısı yeni yapılan çalışmalarla da sürekli artmaktadır. Şuanda bu sayı 11–12 sayısına bile ulaşmış durumda. Bundan önceki zamanlarda bu sayı 3 veya 4 taneydi. Bu eğiticilerin öğretim modelleri konusunda gelişim göstermekte olduğunu önümüze koyabilir.  Ama bu eğitici modellerin ne yazık ki çoğu batıdan alınmış modeller. Bu modelleri buradaki öğrenci profiline uygulamaya çalışınca da ortada ciddi bir uyumsuzluk çıkmaktadır. Çünkü batıdan alınan bu modeller batının kendi öz geçmişinden çıkarılmış derslerden öğretilmiş modeller. Dolayısıyla bu modelleri oluştururken kendi öğretici modellerimizi ortaya koymamız gerektiği inancındayım. Öteki türlü sürekli çatışmalar yaşanmakta ve eğitimde istenilen yere gelinmemektedir. Şimdi baktığınız zaman öğreticilerimizin geneli de öğretmen merkezli öğretim modeli uygulamaktadır. Oysa bunun dışında birçok öğretim modelleri bulunmaktadır. Bizler bu öğretim modellerini uygulanabilir hale getirmek zorundayız. Öteki türlü öğretmen o öğrenciden ayrılınca öğrenci çok büyük güçlükler çekebilmektedir. Birde bununla birlikte öğretici programlarının da tekrardan gözden geçirilmesi kanaatindeyim. Çünkü program ne olursa olsun bireyi bilimsel düşünceye itmiyorsa kuşku duyulmalı. Dolayısıyla önemli olan kazanımları öğrencilere aktarmaktır. Sonuç olarak bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır.

 Ve en son bileşene gelelim yani öğrenciye. Öğrenci dediğiniz birey kendi içerisinde birçok bilinmeyeni barındırmaktadır. Öğrenci dediğimiz zaman, içinde 66 aylık olandan tutun da 18 yaşına gelmiş bir genci de kapsadığını unutmamamız gerekir. Dolayısıyla öğrenci ile ilgili değerlendirmelerimizi yaparken dönemsel olarak değerlendirme yapmak daha akıllı olacaktır. Bu dönemsel olarak yapacağımız değerlendirmelerle birlikte öğrencinin öğrenim modellerine öğretimi desteklemek doğru olacaktır. Bu noktada da görsel, işitsel ve kinestetik öğretim modelleri ön plana çıkmaktadır. Bu da kişiye özgü öğretim modellerini ortaya koymaktadır. Öğrencilerin niteliğini arttırmak adına söylenen bir yığın nasihatler vardır ki bunların çoğu da doğrudur. Fakat burada önemli olan o çocuğu bu nasihatlerden ders çıkarmaya davet edecek zihinsel etkinliği ortaya koymaktır. Öğrencilerin dönemsel olarak değerlendirilmesi bugünkü eğitimde 4+4+4’e karşılık gelmektedir. Birinci 4’lük kısımda öğrencilerimizin günlük kullanımdaki kelime hazneleri Avrupada ki yaşıtlarına göre oldukça geride durmaktadır. Bu sonraki 4’lüklerde kendini göstermektedir. Gelişmekte olan bir ülke adayı olarak öğrencilerimizin hem okuma oranı hem de okuma hızı oldukça düşük seviyelerde dolaşmaktadır. Bunların arttırılması adına da veli, öğretmen ve öğrenci doğru programlarda buluşarak eşgüdüm içerisinde hareket etmeli ve hareket etmeyi öğrenmelidir. Ben geleceğimizden umutluyum ve bu umudu hepimizin taşımasını diliyorum…

Hüseyin Başdoğan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 829
Kayıt tarihi
: 22.12.12
 
 

Rehber Öğretmen.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster