Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '09

 
Kategori
Sınavlar
Okunma Sayısı
2973
 

Eğitim Yaklaşımları

Eğitim Yaklaşımları
 

High / Scope

Okulöncesi ve ilköğretime yönelik, bilimsel araştırmalara dayalı bir eğitim sistemidir. High/Scope’un temel ilkesi “Etkin Öğrenmedir. Etkin Öğrenmede çocuk; insanlar, nesneler, olaylar ve fikirlerle doğrudan ilişki kurar. Etkin Öğrenmeyi desteklemek için High/Scope okullarında çevre düzeni ve malzemeler önem kazanır. High/Scope sınıfları çocukların yaş ve ilgilerine göre değişik oyun ve ilgi alanlarına ayrılmış (örn. fen, matematik, kitap, sanat ve evcilik köşeleri) ve tüm alanlar bol ve çeşitli malzemelerle donatılmıştır.
High/Scope sisteminde tutarlı bir günlük program uygulanır ve çocukların programı takip edebilmesi sağlanır. Günlük program, özellikle anaokulunda küçük ve büyük grup zamanları ve çocuk tarafından başlatılanla öğretmenin başlattığı aktiviteler açısından dengeli olmalıdır.
Günlük programın en önemli aktivitesi “Planla- Yap- Hatırla” zamanıdır. Her çocuğun ne yapacağını planladığı, uyguladığı, ve sonradan da deneyimlerini arkadaşları ve öğretmenleriyle paylaştığı bu süreç; öğretmenin gelişimi izlediği, değerlendirme ve planlama açısından çok önemli bir saattir.
High/Scope okulları da çocuklar araştırma yaparken, sorun çözerken, çevreyle ilişkilerinde seçimler yapar, seçimlerine göre planlar kurarlar. Yetişkinler bu süreç içerisinde çocukların 10 temel alanda deneyimler yaşamalarını sağlarlar. 10 alanda toplanan “Anahtar Deneyimler” gelişimsel olarak önemli becerileri kapsar. Çocuklar ve öğretmenler tarafından başlatılan tüm aktiviteler bu beceriler etrafında odaklanır. Çocukların gelişiminin değerlendirmesi bu anahtar deneyimler doğrultusunda yapılır

Reggio Emilia (Anaokulu)

İtalya’daki Reggio Emilia kentinin belediye okullarında eğitimci ve düşünür Loris Malaguzzi önderliğinde başlatılan bu yaklaşım, 40 yılı aşkın süredir uygulanmakta, Reggio Emilia Eğitim ve Araştırma Merkezi ve üniversiteler tarafından sürekli geliştirilmektedir. Reggio Emilia yaklaşımında çocuk doğuştan yetenekli ve yaratıcıdır; eğitimcilerin görevi bu potansiyeli kullanacak ortamlar yaratmak, çocuğun kendini türlü şekillerde ifade etmesini desteklemektir.

Reggio Emilia yaklaşımının temel unsurları:
• Çocukların ilgi ve meraklarından doğan müfredat konuları
• Bu konulardan doğan grup projeleri
• Sanatsal çalışmaların ve değişik ifade şekillerinin, dil, bilişsel ve sosyal gelişimi desteklemek amacıyla kullanılması
• Grup çalışmaları ve işbirliğinin desteklenmesi; grup içinde her çocuğun olumlu benlik ve ait olma duygularının geliştirilmesi
• Tüm öğrenme sürecinin öğretmenlere, velilere ve çocuklara ışık tutması ve değerlendirme için belgelenmesi
• Çevrenin öğrenme ve araştırmaya uygun zenginlikte olması
• Öğretmenlerin de çocuklarla beraber sürekli öğrenen ve gelişen araştırmacılar olması

Proje Yaklaşımı

University of Alberta ve University of Illinois’da geliştirilen Proje Yaklaşımı, çocukların ilgi ve merak duydukları konuların öğretmen önderliğinde ve grup çalışmasıyla derinlemesine incelenmesidir.
Proje çalışmalarında konu seçimi önemlidir. Konunun çocukların merak ettikleri, halen var olan bilgilerinin üzerine yeni bilgiler ekleyebilecekleri, değişik gelişim alanlarında zengin deneyimler yaşayıp becerilerini geliştirebilecekleri, ve gerçek hayattan olması, bir projenin zevkli ve öğrenme açısından zengin olmasını sağlar. Projeler ilköğretimde müfredat konuları kapsamında da geliştirilebilir.
Projeler, saha çalışmaları, alan gezileri, uzmanlardan bilgi almayı da içerir. Bunlar yapılırken çocuklar hep sorularına cevap ararlar, öğrendiklerini ve deneyimlerini kaydederler.
Projenin tamamlanmasıyla tüm projelerini ve öğrendiklerini birbirleriyle ve velileriyle paylaşırlar.

Beyne Yönelik Öğrenme

Son yıllarda artan beyin araştırmaları sağlıklı öğrenme koşullarına büyük ışık tutmuştur. Bu araştırmalardan çıkan sonuçlara göre:
• Düşünceler, duygular, hayaller, kişinin yapısı ve fizyolojisi sürekli çevreyle etkileşim içinde işler. O yüzden öğrenme ortamı ve öğrencinin bulunduğu çevre önemlidir.
• Beyin sosyaldir ve başkalarıyla etkileşir. Bu nedenle öğrenme sosyal ilişkilerden çok etkilenir.
• Beyin doğuştan anlam aramaya yöneliktir. Bu arayış amaç ve değerler tarafından yönlendirilir.

• Anlam arama sürecinde beyin, tanıdık uyaranları kaydederken sürekli yeni uyaranları arar ve yenileri işleme koyar. Ancak beyin bağlantısız kalmış, bir yere oturtamadığı bilgilere direnç gösterir. Bilgilerin kalıcı olması için, anlamlı olması, beynin bağlantılarını kurabilmesi gerekir.
• Neyi öğrendiğimiz; duygular, düşünce kalıpları, kişisel tutumlar, özgüven ve sosyal etkileşim gereksinimlerimiz tarafından etkilenir ve düzenlenir. Duygular ve düşünceler birbirlerini şekillendirir ve bu yüzden de ayrılmazdır.
• Öğrenme gelişimseldir; beyin büyük ölçüde deneyimlerle gelişir.
• Öğrenme, tehditten uzak, uygun dozda zorlanmalarla gerçekleşir. Tehditkar, tehlikeli gördüğü ortamlarda beyin esnekliğini yitirir ve gelişimsel olarak geriler. Güvenli ve uygun riskler almayı destekleyen ortamlarda öğrenme en iyi şekilde sağlanır.
• Her beyin farklıdır. Çoklu Zeka ve insanlar arasındaki farklılıklar öğrenme tarzlarına yansır.
Bu yüzden, “Beyin-Uyumlu Sınıflar”da:
• Etkin, anlamlı öğrenme deneyimleri,
• Uyarıcı ve bol çeşitli deneyimler,
• Doğru ve zamanında geri-iletim,
• Güvenli, tehditten uzak bir ortam sunulur.

Project Zero

Project Zero, 1967 yılında felsefeci Nelson Goodman tarafından, güzel sanatlar eğitimine yönelik çalışmalar yapmak ve geliştirmek amacıyla Harvard Eğitim Fakültesi’nde kurulmuştur. Goodman, güzel sanatların, bilişsel bir etkinlik olarak öğretim programı içerisinde daha ciddiye alınması gerektiğine inanıyordu ve o güne kadar bu yönde çok az sayıda girişim olduğu için projeye “Project Zero” (Proje Sıfır) adı verildi. Yıllar içerisinde, Project Zero güzel sanatların yanısıra, öğretimin bütün alanlarını kapsayacak şekilde genişletildi. Project Zero artık yalnız sınıftaki ve okuldaki bireyi değil, bütün öğretimsel ve kültürel ortamlardaki bireyi hedef almaktaydı.
Otuz yıl boyunca, Project Zero, çocuklarda ve yetişkinlerde öğrenme süreçlerinin gelişimini araştırdı. Bugün bu araştırmaların sonuçları; bağımsız ve düşünen bireylerden oluşan topluluklar yaratmak, farklı alanlardaki anlama düzeylerini derinleştirmek ve yaratıcı düşünceyi geliştirmek için kullanılıyor.
Bizim çalışmalarımız, güzel sanatlar ve başka alanlardaki öğrenme süreçleriyle insanın bilişsel gelişimini, ayrıntılarıyla anlamaya yönelik. Project Zero’da, öğrenen kişi, eğitim sürecinin merkezinde yer alıyor: Project Zero, farklı gelişim süreçlerinden ve kültürel bağlamlardan gelen kimselerin öğrenme şekillerine; kişilerin dünyaya dair farklı fikirlerine ve bakış açılarına saygı duyuyor.

Project Zero Sınıfı

Project Zero sınıfı nedir? Bizlere göre, bu yaratım sürecinin sonucudur. Bu süreç; durmaksızın çocukların gelişimine yönelik uygulamalar üreten eğitimcilerle başlar ve Project Zero’ya özgün çalışmalar içerir: Anlamaya Yönelik Öğretim, Çoklu Zeka, Güzel Sanatlar, Portföy Değerlendirme ve Düşünme Kültürü gibi. Eğitimcilerin bu çalışmalardan hangilerini, nasıl kullandıkları; kendi deneyimlerine, amaçlarına ve çalıştıkları kurumun kültürel ve tarihi altyapısına göre değişiklik gösterir.

Bütünleştirilmiş Disiplinler arası Eğitim

Çeşitli disiplinlerin tek bir öz, özellikle bir konu veya bir problem, etrafında bütünleştirilmesidir. Disiplinler arası yaklaşım öğrencileri, disiplinler arasında ve bunların gerçek hayattaki varlıkları ile olan bağlantılarını görüp keşfetmesini olanaklı kılmakla birlikte, sürekli değişen toplumun gereklerine ayak uydurabilsinler ve gerekli becerileri geliştirebilsinler diye eleştirel düşünmeye ve yaratıcı problem çözmeye hazırlar. Disiplinler arası yaklaşıma dayalı öğretim daima merkezi bir konu alanının altında yatan derin temalara dayanır. Öğrenciler, araştırmalarına yardımcı olacak disiplinleri kullanarak konuyu inceler. Bu yaklaşımda, öğrencilerin kapsam ve derinlik olarak geliştirilen duyusal, pratik ve bilişsel düşünce biçimleri zengin bir mozaik şeklinde ortaya çıkarılır.
Bütünleştirilmiş disiplinler arası eğitim ile sanat, matematik, doğa bilimleri ve sosyal bilimleri bütünleştirmek bilişsel gelişmeyi, soyut düşünmeyi, yaratıcılığı ve problem çözme becerilerini arttırmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2071
Kayıt tarihi
: 09.08.08
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencisiyim. Yazılarımla, paylaşımlarım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster