Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '17

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
125
 

Eğitimde Başarı İçin Finlandiya'dan İki Küçük Sır

Eğitimde Başarı İçin Finlandiya'dan İki Küçük Sır
 

Amerika'lı bir eğitimci; eğitimde, neden Finlandiya kendilerinden üst sırada diye merak edip Finlandiya'lı eğitimcilere bunun nedenini sormuş.

Eğitimciler; ilk olarak,  çocuklara EV ÖDEVİ vermediklerini, dersin derste öğrenildiğini anlatmışlar. 

İkinci olarak da haftalık ders saatinin 20 ile sınırlı kaldığını söylemişler...

Matematik öğretmeni olduğunu söyleyen bir eğitimci Amerikalı'ya, çocukların Matematik'den daha çok MUTLULUĞA gereksinimleri olduğunu, çocukluklarını yaşayamazlarsa mutlu olamayacaklarını, mutlu olmayan bir çocuğun da Matematik'de başarı sağlamasının çok güç olacağını anlatmış.

Bizim amacımız;  başkalarına saygı gösteren, kendi hakkını savunabilen mutlu insanlar yetiştirmek  diyerek eğitimdeki başarılarının özetini anlatmış.

Okula; istemeden, zorla giden çocuktan başarı beklemek hayaldir ...

Okulunu hele öğretmenini, öğretmenlerini seven çocuksa; zeka ve yeteneğinin izin verdiği ölçüde kendisinden beklenen başarıyı sağlayacaktır hiç kuşkusuz ...

"Beyaz zambaklar ülkesi" adlı o küçük kitabı; tüm anne babaların, özellikle öğretmenlerin okuması gerekiyor. Atatürk bu kitabı, askeri liselerde zorunlu ders kitabı olarak okutulmasını önermiş.

Keşke  eğitim sistemimizi şekillendiren, yönetmeliklerde imzası bulunan,çocuklarımızın vebali üzerinde olan sayın yetkililer de okusa, okumuş olsalar,  bu; kendi küçük, hedefi büyük kitabı...

Finlandiya halkının eğitim sayesinde,  ekonomisini  güçlendirip sorunlarını çözdüğünü anlatıyor,  kitap. Profesöründen işçisine,ev hanımından çiftçisine kadar tek bir ruh olarak nasıl el ele eğitim gönüllüsü olup başarıyı yakaladıklarını okuduğunuzda, soruyorsunuz :

Neden biz de aynı yolu izleyerek başarmayalım?

Keşke   ahh keşke...

"Köy Enstitüleri kominist yuvasıdır" fitnesini  kimler, neden yaydı... Biraz araştıran, sorgulayan herkes biliyor.

Baktılar,   çorak topraklardan, yetenek fışkırıyor. Hem de ne yetenek...

Ayağı çarıklı, üstü perişan okula gelen köy çocukları; keman, piyano, mandolin çalmaya başlıyor, tarımda nasıl daha verimli ürün alınabilir onu öğreniyor. İnşaat yapıyor, her konuda görgü, bilgi ediniyor, dünya klasikleri ile birlikte edebiyatımızı öğreniyor. Dokumacılık öğreniyor. Sadece öğretmen değil, kelimenin tam anlamı ile eğitimci olarak okulu bitiriyorlar.

Birer meşale olup ülkeyi aydınlatacak neferler olarak yetişiyorlar...

Sonra birileri "DUR" diyor...  Çünkü bölgede güçlü bir ülke;  Japonya  örneği belki;  olma ihtimali...  

I,  Ihhh  Olmazzz... 

Kominizm  geliyor  masalları, yalanları devreye giriyor ...  

Kapatılıyor...   Kocaman bir fırsat,  kaçıyor avuçlarımızdan...

Sonra...  Sonra  çoğu eğitimci kökenli olmayan, tabandan yetişmeyen  bir sürü bürokrat, tam bir YAZ-BOZ  tahtasına çeviriyor eğitim sistemimizi,  kendileri bile açıklayamaz bir duruma getiriyorlar ...

İşin içinde; iş bilmezlerin yanında, bir de bile isteye hainlik yaparak  bir yerlere geleceğini ümit edenlerin  uygulamaları var ya...  Torunlarımızı,çocuklarımızı düşünüp kahrolmamak ne mümkün...

Okulda;  çocukları  kız/erkek diye ayırmak,  dinimizde olmayan saçma sapan sözleri o tazecik beyinlere sokmaya çalışmak... Daha neler neler...  

Hani ünlü bir halk deyişi vardır ya...  Eller gider Ay'a, biz kaldık yaya...  

Oysa, Yaradan ne diyor:

OKU...

 Kuran'ı yavaş yavaş, anlayarak okumamızı istiyor...   Anlayarak...   Arapça okursan nasıl anlayacaksın...  Düşünme yok, sorgulama yok, araştırma yok...

"Toplumlar kendi hataları yüzünden helâk olurlar" diyor bir ayette de...

Biz geldik gidiyoruz da...  Ah  çocuklarımız, ah ülkem, güzel ülkem ...

Umarım, dilerim...  Çok uzak olmayan bir tarihte... 

Bizim üniversitelerimiz de dünyanın en başarılı 100 üniversitesi içinde yer alır ...

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nur Hanım,Finlandiya,Japonya eğitim dizgesi,son günlerde çok tartışılıyor.Konuyu,değişik boyutlarıyla ele almış,işlemişsiniz. Amaç,mutlu,uyumlu, sorunlarını çözebilen kuşaklar yetiştirmek olmalı.Selam,sevgi ve saygılarımla.

Hüseyin Başdoğan 
 10.01.2018 16:37
 

Nur Hanım, dünyanın bir çok ülkesinde tartışılıyor Finlandiye modeli, bundan on yıl önce de Fransa'da tartışılıyordu(Türkiye yeni tartışıyor henüz) İo dönem Fransız gazete yayınlarından okumuştum, iş sadece çocuklar mutlu olsun anlayışıyla bitmiyor, bir sınıfa aynı anda iki ve üç öğretmenin olduğu biliniyor mu acaba? Tabii daha bir çok detay var... Selam ve sevgilerimle...

Nurbanu Kablan 
 03.12.2017 10:40
Cevap :
Değerli öğretmenim merhaba... Evde anne babası sürekli kavga eden, doğru düzgün beslenemeyen, arkadaşları veya kardeşleri ile sorunları olan bir çocuğun; okulda hangi olumlu koşullar sunulursa sunulsun mutlu olamayacağı açıktır. İş dönüp dolaşıp temelde ekonomiye dayanıyor.Ama... Eğitimin ekonominin düzelmesi için birinci faktör olduğunun bilincine varabilirsek halk olarak yukarılara sesimizi güçlü bir şekilde duyurabiliriz. Böylelikle okulların fiziki yapısı,öğretmenin özlük hakları gibi finansa dayalı uygulamalar istenilen seviyeye gelecektir.Toplum eğitimine gerekli önemi verdiği için elbette üç beş senede değil yirmi otuz yıl gibi uzunca bir sürede kalkınacak dolayısı ile mutsuz, geleceğinden endişeli bireylerin yerine; mutlu, devletine güvenen, bu yüzden de işinde verimli bireylerin oluşturduğu bir toplum oluşacaktır.Bir sınıfta iki üç öğretmen uygulamasını bilmiyordum.Bizde de tam tersine birleştirilmiş sınıflarda tek öğretmen...Açığı kapatmak zor ama imkansız değil:)Sevgiler.   03.12.2017 14:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 307
Toplam yorum
: 762
Toplam mesaj
: 87
Ort. okunma sayısı
: 1352
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüsü ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster