Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '06

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1621
 

Eğitimde dayağın ve hakaretin yeri

Eğitimde dayağın ve hakaretin yeri
 

Bir çoğumuzun dayak konusunda mutlaka bir anısı vardır. Bunları hatırlarken bize bazen tatlı bir anı gibi gelebilir. Ancak açtığı yaraları düşünür ve incelersek işin aslı tatlı bir anı olmaktan çıkacaktır. Diğer taraftan bizde tatlı bir anı bırakan olgu birçoklarında öfke ve saldırganlık izini bırakmıştır. Belki biz yıllarca anımızı hatırlayarak acı çekmiyoruz fakat izini mutlaka taşıyoruz. Nasıl mı? korkak, hakkını aramayan, inisiyatif kullanmayan, düşünce üretmeyen vs. olarak. Bu konu derinleştirilebilecek bir konu, ancak okuyucuları sıkmamak amacıyla, neden dayak ve hakaret yoluna gidilmemesi gerektiğini, aşağıda maddeler halinde belirtmeye çalıştım; bir çok insanın dayağı savunduğunu gördüğümden bunun antitezini ortaya koymanın gerekliliğine daha çok inanıyorum.

İnsanın kişilik gelişimini durdurabilecek bir uygulama insani değildir. Bir ebeveyn eğitim adına kendi çocuğunun dayak yemesini sindiremiyorsa bir başka çocuğa da hangi sebeple olursa olsun dayak atması insani değildir.

Kişilik gelişimini olumsuz bir istikamete girmesine neden olabilecek herhangi bir tutum hoş görülemeyeceği gibi dayakta bu tarz tutumun içindedir..

Disiplin sağlama maksadıyla atılan dayak, eğitimdeki disiplin anlayışı hakkında olumsuz yargılara neden olabilecektir.

Disiplin sağlamak amacıyla dayak ve hakaret yolunu seçen bir eğitimci yada ebeveyn , kendi eğitim anlayışı konusunda olumsuz imaj çizmiş olacaktır. Çünkü dayak ve hakaret davranışı başka bir çıkar yol bulamamadaki çaresizliği ve acizliği yansıtmaktadır. Ayrıca hatalı disiplin yollarına genelde eğitimden yoksun yetki sahibi kişiler başvurmaktadır.[1]

Öncelikle eğitimin genel amaçları ile örtüşmemektedir. Eğitim geleceğe uygar ve çözümcü bir nesil yetiştirmeyi hedef almaktadır. Dayak ve hakaret bu neslin önündeki en büyük engeldir. Bu tarz eğitimi alan bireyler aynı metotla kendi çocuklarını da yetiştireceklerinden bu olay nesilden nesile aktarılmış olacaktır.
Öğrenme ve davranış değişikliğinde bireyler genelde dürüst davranmayacaktır. Çünkü dayakla disipline edilen birey bundan kaçmak için ya yalan söyleyecek yada o an için geçici istenilen davranışı yapacaktır.

Eğitimcinin ve anne-babanın özelliği sabırlı olması ve çeşitli eğitim metotları kullanmasıdır. Dayak ve hakareti kullanan bir kişinin eğitim kültürüne uygun davrandığı söylenemez.

Dayak ve hakarete karşı olmak disipline karşı olmak demek değildir. Önemli olan yapılan hataya uygun cezayı verebilmektir. Dayak disiplin değil bir aşağılama aracıdır. Öğrenciyi kazanmak amacıyla uygulanacak olan bir disiplin anlayışında daha çok sevdiği şeylerden mahrum etme ve değişik yaptırımlar ile kişiye özgü metotlar kullanılmaktadır.

Olumsuz disiplin anlayışı kısa vadede düzen getirse bile uzun vadede zafiyetler oluşturmaya başlayacaktır. Bireyler iç disiplin ve sorumluluk anlayışı geliştiremeyecekleri için sürekli denetim altında tutulmalarını gerektirecektir.

Birey isteklerini dayak ve hakaret yoluyla yaptırabileceğini öğrendiğinden toplum genelinde, aile içinde ve kurumlarda aynı yol ve metodu kullanmaya devam etmektedirler. Bir baba kendi çocuğunu eğitmek maksadıyla dayak ve hakaret yolunu seçebilmektedir. Bu suretle toplumda şiddet kültürüde gelişmeye zemin bulmaktadır.

Dayak kendine güvenin en büyük düşmanıdır. Birey kendine güvenmiyor ve inanmıyor ise öğrenmede de problem yaşaması kaçınılmazdır. Ayrıca başarmak için birçok işe başlayamaz, başlasa bile bitiremez. Ve her başarısızlığı kendine olan inancını daha çok zedeleyecektir.

Nasıl Bir Disiplin Anlayışı Olmalıdır?

Eğer bir anlayış, düşünce yada tutum size ters geliyorsa onu eleştirmek ve neden istemediğinizi yazmak kolaydır. Peki ne yapmak gerekir? Alternatifin nedir diye sormak gerekir. O zamana yaptığınız eleştiri anlam kazanacaktır. Çevremizde bizi çileden çıkartan insanlar olur. Bazen onları dövmek kısa yoldan halletmenin yolu olarak düşünebiliyoruz. İnsan olmamız elbette bu şekilde düşünmemize neden olmaktadır. Ancak öfke ve kızgınlıkla saldırgan tutum sergilemek bizim problemimizi çözmediği gibi aslında problemi derinleştirdiğini görmek gerekir. Aşağıda sıralayacağım alternatif disiplin metodu elbette yeteli olmayacaktır. Ancak her zaman bir alternatifin olduğunu göstermesi bakımından önemli olduğunu düşünüyorum. Burada ayrıntılara değil temel ilkelere değineceğim. Bu temel konuların içini zamanla kendiniz doldurabilirsiniz.

Olumlu disiplinin temelinde önce anlayış ve sabır yatmaktadır. Ama öncelikle bunu güçlü bir temele oturtmak gerekir. Yani neden sabırlı ve anlayışlı olmak gerekir? Sorusunda cevap bulmalıyız. Kendimce yaptığım açıklama şu şekilde; “Ben öğretmen isem amacım öğrenciyi kazanmak ve davranış değişikli oluşturmaktır. Kendi bencilliğimi, dayak atma hırsımı ve aşağılama zevkimi bundan dolayı engelleyebilmeliyim. Ayrıca bu olumsuz disiplin anlayışından uzak durarak daha yapıcı davranışları geliştirmeliyim. Ne kadar da dayakla eğitilmeyi öğrenmiş olsalar bile bu anlayışı yıkması gereken bir misyon içinde olduğum bilincinde olmalıyım” şeklinde kendime bir düşünsel aşı vurmaktayım. Buna benzer öğretmenlerimizde kendilerini aşılayarak amaçlar oluşturabilir.

İletişim dili, özellikle beden dilini kullanmayı öğrenmek gerekir. Ancak iletişimde önemli olan empati, saydamlık gibi konuları hayatımıza olabildiğince geçirebilmek gerekir. Teorik bilinen bir iletişim bizim anlatmak istediğimiz bir durum değildir.
Öncelikle öğretmenin kendisi prensipli , düzenli, disiplinli bir davranış içinde olmalıdır.

Sene başında sınıf ile kurallarını birlikte belirlemeli ve kuralları bir kağıtta açıkça belirtmelidirler.

Her öğrenci ile yakın ve sıcak bir ilişki kurabilmelidir. Olabildiğince ders dışında özel yaşamlarına kadar inmeli ve onları tanımaya çalışılmalıdır.

Her türlü davranışı olumsuz ve disipline aykırı olarak değerlendirilmemelidir.

Amacımız öğrencinin korktuğu için değil saygı duyduğu ve inandığı için disiplinli olsun.

Öğrenciyi sürekli yaptığı bir davranışından dolayı uyarmak istediğinizde, bunu sınıf huzurunda değil sınıf dışında özel olarak yapınız.

Disiplini sağlamak maksadıyla paniğe kapılmayın

Bazı durumlarda öğretmenden kaynaklanan disiplin problemleri olabilmektedir. Önemli olan bunu ayırabilmek ve farkında olmaktır.

Disiplin problemi sizi aşmadıkça başkalarına bildirmeyin. Öncelikle kendi içinizde çözüm sağlayın.

Disiplini bozan öğrenci ile ve velisiyle görüşmekten üşenmeyin.

Ceza verdiğinizde sevindiğinizi değil üzüldüğünüzü belli edin.

Cezayı verirken olabildiğince yapılan olumsuz davranış oranında denk bir ceza uygulayın.

Aynı davranışa bir başka öğrenciye vermediğiniz cezayı sonraki öğrenciye de vermeyin. Hepsine denk bir adalet içinde muamele edin.

Alanınızda olabildiğince kendinizi geliştirin. Öğrenciler yeterli olmadığını düşündüğü öğretmenine saygı duymayacaktır. Duymadığı gibi disiplin de gevşek olacaktır.
Ders anlatım metotlarını zenginleştirin. Farklı ve canlı yaklaşımlar deneyin.

Bu maddelere daha çok eklenebilir. Ancak önemli olan bunları bilmek değil davranışlarımızda bütün halinde ve tutarlı sergileyebilmektir. Bunu yapabilmek için öncelikle bulunduğumuz noktayı analiz etmek gerekir. Yani kendimizi tanımalıyız. Eksikliğimizi ve olumlu yanlarımızı bilmek gerekir. Sonra da değişim için istekli olmak...

[1] S.Ahmet UZUN, Özgürleştiren Toplum, s.32

http://www.aktuelegitim.com

Özkan EMİROĞLU


Psik.Danışman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızın okul boyutu çok yerinde. Aile ile işe başlamalıyız. Süratle. derhal. okullar ve çevre. Tabiki hukuk. Bizlerin Cumhurbaşkanımızı bile seçemememiz gibi durumlarımızın, çocuklarımıza yansıması kaçınılmazdır. Gelebilecek muhtemel İstanbul depremi için hala önlem almayanlara karşı, Cumhuriyet mitingi gibi bir miting düzenlenmedikten sonra, sıra çocuklarımıza hiç gelmeyecektir. Bu tamamen Temel Hak ve Özgürlükler ile ilgili bir konudur. Bizler böyleyiz, çocuklarımız ne yapsın.

DurmuşGüler 
 26.05.2007 14:53
 

ahlaksız teklifleri seyrediyorlar. Çocuk ne yapsın. Dürüstlük, sorumluluk, vicdan, hak, hukuk hep bunlar (siz daha iyi bilirsiniz) çocuk 7 yaşına gelinceye kadar öğretilmesi gereken konulardır. Ergenlik döneminde öğrendiklerini çevreyle karşılaştırıp 19-22 yAŞ ARASINDA KİŞİLİĞİN GELİŞİMİNİ TAMAMLANMASI İLE GEÇEN SÜREDE, GENÇ ÇEVRENİN YANİ BİZLERİN KONTROLÜNDEDİR. Ne yazıkki ailelerden dayağa şartlanmış olarak yetişmiş çocuk gelmektedir. EVET; ÇOCUKLARIN ÇOĞU DAYAĞA ŞARTLANMIŞTIR. Annesi, babası şartlandırmış. Küçükken eline silah verilmiş. babalarıda yol verme tartışması yüzünden birbirlerini yok etmiyorlarmı? Yinede bir yerlerden önce aileden düzeltmeye, dürüstüğün ve diğer erdemlerin yüceltilmesine çalışılarak, örnek alınacak futbolcu, sanatçı, yazarlar, düşünürlerimizi yıldızlaştırarak çocuklarımızın önüne sürmeliyiz. Düşünsenize Nobel ödülü almış yazarlarımızı bile ülkeden kaçırdığımıza, ölümle tehdit ettiğimize göre, çocuklar çetecileri örnek almıyacakta, kimi örnek alacak.

DurmuşGüler 
 26.05.2007 14:50
 

Nuray hanım çok haklı. Ondaki yinede küçük çocuklar. Bu çocuklar lisede nasıllar. Çeteci, kavgacı, haraçcı. Başetmeniz neredyse imkansız. Evrensel doğru olarakta yazı tamamen haklıdır. Özellikle okullardaki dayağın, hakeretin, aşağılamanın haddi hesabı yok. Bunlar, öğrenci büyüdükten sonrada, devam eden psikolojik etkiler bırakan olgular. Terazilediğimiz zaman kazançlarımızı, dayak, hakaret, aşağılamanın hızla okullarımızdan uzak kalması gerekmektedir. Nuray hanım çok önemli bir gerçeğin altınıda çizmiş. Çcuk eğitiminden birinci derecede aile sorumludur. Öğretmen ilköğretimde yüzde 25 i pek geçemez.Lisede ise neredeyse yüzde 5 tir. Kaldıki bir gerçeğin altınıda çizmiş Nuray hanım. Bizler öğretmeniz. Eğitimci değiliz. Çok gecikildi. Cumhuriyet tarihimiz, kızlarımızın eğitimine yeterince eğilmedi. Şimdi onlar Anne. Baba. Aile eğitim vermiyor. Çocukların yüzde sekseni yalan söylüyor. Evde baba, anne yalan söylüyor. Beraberce, malum kahramanlık dizileri seyrediyorlar. 150,000 dolara kendi

DurmuşGüler 
 26.05.2007 14:42
 

Kavga eden çocukları ayırmaya çalışırken yumruklarına hedef olmak, sen dekim oluyosun şişko diye hakaretlerine maruz kalmak,nöbet sırasında sınıfına sokmaya gayret ettiğin öğrencilerin sana nanik işaretleri göndermesine seyirci kalmak, koridord yürürken öğrencilerin arkadan çelme takıp seni boylu boyunca yere sermesine ses çıkarmamak.....vs.vs. vs. Türkiye'den manzaralar bunlar.Uzaklardan değil.Atatürk çocukları bunlar...... El değil. Ben mi çok iyi bir öğretmenim. AMA PSİKİYATRİST DEĞİL. Başını okşa dediğiniz çocuklar,okşanmaya alışkın değil. Sevgiyle yaklaşın dediğiniz çocuklar, sevgiye alışık değil. Konuşarak ulaşmaya çalışın dediğiniz çocuklar, konuşmaya alışkın değil. Her şeyi öğretmeninden bekleyen büyüklerimiz.....Benim eşim testis kanserinden ameliyat oldu. 10 yıl sonra mucize eseri hamile kalmıştım. ama malesef onu bu kadar stres altında koruyamadım. iyi öğretmen olmak adına kötü anne oldum. kızımın başını okşamayı ise öğretmenine bıraktm.

nuray çetin 
 22.04.2007 9:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 5410
Kayıt tarihi
: 23.09.06
 
 

İlk ve ortaöğretimi Sinop'ta tamamladım. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster