Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
2302
 

Eğitimde koçluk uygulamaları

Eğitimde koçluk uygulamaları
 

Her gün yeni bir başlangıçtır


Son günlerde gerek internet sitelerinde, gerekse gazetlerin insan kaynakları eklerinde sıkça rastladığımız bir kavram "öğrenci koçluğu". Koçluk sporda kullanılan bir kavram iken (hatırlayınız beyaz gölge) eğitimde de kullanılır oldu. Aslında her yeni şey gibi o da tuttu alanında. Bununla da kalmadı, sınav kazandırma, kariyer planlama, doğru meslek seçimi gibi iddialar da ortaya atıldı. Hatta öğrenciye günlük çalışma planı bile yapanlar oldu. Asıl koçluk; öğrencinin kendi planını (günlük-haftalık-aylık) ve stratejik planını oluşturmasında ona destek hizmeti sağlanması ve öğrencinin kendi planını oluşturmasına zemin hazırlama sürecidir. Çünkü birey planı kendisi oluşturduğunda ona uyma davranışını göstermeye başlar. Yapılan plan onun için değerlidir, önemlidir.

Avrupa ülkelerindeki okulların baktığımızda bir çoğunda “Eğitim Koçluğu” uygulaması başlatıldığını görmekteyiz. Türkiye’de de profosyonel anlamda olmasa da, eğitim literatürüne koçluk kavramının girdiğini görmekteyiz. Amaç öğrencinin hazırcılıktan kurtulup kendi sorumluluklarını tanımasına, kendi farkındalığını, güçlü ve zayıf noktalarını görmesine, yaşama uyum sağlama becerileriyle donanmasına, sorunlarla başa çıkmayı öğrenmesine yardımcı olmaktır. Koç, öğrencilerin ihtiyaçlarından ve beklentilerinden yola çıkarak bireysel yada takım çalışması uygulayarak, okul başarısı, sınav stresi, sosyal etkinlikler, aile ve toplum iletişimi, çoğul zeka anlayışından hareketle mutlu olabileceği mesleklere yönelme, zaman yönetimi gibi konularda destek hizmetleri sağlar.

Hedef belirlemede ve ona ulaşmada en fazla zorlanan grup öğrencilerdir. Öğrenciler okullarda sadece sol beyin baskın eğitim gördüklerinden, kendi becerilerinin, yeteneklerinin, potansiyellerinin farkında değillerdir. Öğretmenler koçluk desteği vererek onların hem istedikleri gibi herşeye vakit ayırmaları, sosyal yönlerini geliştirici çalışmalar yoluyla da yaşamı daha yakından tanımalarına olanak sağlarlar. Şurası unutulmamalıdır. Koç rehber öğretmen değildir. Öğrencinin neden ders çalışmadığıyla yada neden ders çalışırken sıkıldığıyla ilgilenmez. Koç öğrencinin sıkılmadan ders çalışmasını nelerin sağlayabileceği ve bunu nasıl yapabileceğiyle ilgilenir. Aynı zamanda anne ve babanın da çocuğuna bir koç olarak nasıl yaklaşabileceklerini gösterir. Öğrencilerin sorumluluklardan kaçındığı, üretkenlikten uzaklaşıp hazırcılığa yöneldiği bu zamanda onların kendi doğrularını ve gerçekten ne istediklerini bulmaları için koç destek sağlamaktadır. Aslında sorunun cevabı bireyin kendisindedir.

Meslek seçiminde de çoğu zaman yanlış verilen kararlar bireyi mutsuzluğa sürükleyebilir. Baskıcı, zorlayıcı, katı, kendi istediğinin olmasını isteyen ebeveynler çocuklarıyla aralarına derin bir uçurum açabilirler. Mesleki yönlendirmede önemli olan kişiye ne yapması gerektiğini söylemek değil ne yapmak istediğini bulmasına yardımcı olmaktır.
Şimdi düşünün,

Günümüz dünyasında, gerek kamuda, gerekse özel sektörde daha stratejik ve yaratıcı düşünen bireyler ön plana çıkıyor. Bilgi teknolojilerinin bu kadar yaygın kullanımı bireyleri yeni yeni arayışlara içine itip, yeni yollar aramalarına, mesleğini değil, sevdikleri işi yapmalarına hatta yeni işler yaratmalarına olanak sağlıyor. Kariyer hikayelerine baktığımızda eğitim sistemleri açısından son derece çarpık bir durumla karşı karşıyayız. Endüstri Mühendisi yazarlar, Hukuk okumuş kişisel gelişim uzmanları ve daha niceleri.

Peki neden böyle bir durumla karşı karşıyayız? Neden bize uygun, yeteneklerimize, duygularımıza uygun okullarda okuyup, sevdiğimiz işlerde çalışmak yerine, bize uygun olmadığını sonradan fark ettiğimiz işlerde çalışmak zorunda bırakıldık? Zekâlarımızın, yeteneklerimizin ve becerilerimizin ölçülemediği, kişisel ve mesleki rehberliğin işlevsel olarak yapılmadığı içindir bu gün bize bu soruları sorduran. Sınavla girdikleri Fen Liselerinde öğrenim görüp, en iyi üniversitelerde okuyan ülkemizin altın çocukları nerede şimdi? Ne yapıyor bu çocuklar? Sevdikleri işlerimi yapıyorlar. Yoksa mezun oldukları bölümün gerektirdiği işi mi?

Beynimizin nasıl çalıştığını, hangi zekâlarımızın baskın olduğunu, öğrenmede iletişimde nasıl bir dil kullandığımızı önemsemeyen, sadece aile sohbetlerinde benim kızım… Üniversitesinde tıp okuyor. Yakında doktor olacak diye övünen anne ve babalarımızın aldığı kararlar sonucu değil midir bugün yaşadıklarımız?

Kendilerine sunulan bilgiyi ezberleyen, sınavlarda sorulduğunda cevap vermeye çalışan ancak günlük yaşamında ve sorun çözmede kullanamayan, kısacası öğrenmeyi öğrenemeyen bireyler yetiştirdik hep. Günümüzde ülkeler var olan eğitim sistemlerini sorguluyor. Bu sorgulamanın temel noktası; kalıplanmış zihinler üreten, aklın önüne set çeken, aklı özgürleştiremeyen eğitim sistemlerinden kurtulma çabası. Artık toplumların düşünen, üreten, yaratan, sorun çözen insanlara daha çok ihtiyaç duyması. Bilgiyi ezberletmek yerine, bilginin birey tarafından yapılandırıldığı eğitim programlarının uygulandığı ülkelerin uluslar arası sınavlarda gösterdiği başarı. Öğretmenin ve ders kitaplarının tek otorite olarak kabul edilemeyeceği, öğrenmenin okulla sınırlı olmadığı, öğrenmenin sınıf duvarları dışında da gerçekleştiği anlayışının giderek hız kazanması. Eski alışkanlıklarımızın yerini “bilgisayar”, cep telefonu gibi çağdaş iletişim araçlarının alması, internetin hızla yayılması ile birlikte, küçük bir köy olan dünyanın geleceği tasarlayabilecek, geleceği yönetebilecek bireylere ihtiyaç duyması. Tüm bu sıralananlar artık bizimde değişmemiz, gelişmemiz gerektiğinin sinyalleridir. Peki sadece öğretmenler akademik bilgiler aktararak, kendi kişisel gelişimlerini tamamlamadan öğrencilerini yaşama hazırlayabilirler mi?

Koçlar okullarda: Öğrencilerin daha iyi tutarlı hedefler belirlemelerine ve sonra da o hedeflere ulaşmaları konusunda onlara destek olurlar. Onların kendi başlarına yapabileceklerinden daha fazlasını yapmalarını sağlamaya çalışırlar. Daha hızlı sonuç alabilmeler için belirlenen amaca odaklanmalarını sağlarlar.

Yukarıda da açıklandığı üzere koçluk “öğrencini tanı, onunla onun için en uygun biçimde ilişki kur, isteklerini dinle, yapacaklarına bu bilgiler ışığında karar ver, onun ihtiyaçlarını biraz da beklentiyi aşarak cevaplayabilme yeteneğini geliştir, beklentiyi yükselt ve iletişimde, sınavlarda fark yaratmasına olanak tanı” anlayışına dayanmakta.

Niçin koçluk? ... Çünkü sınav var. Akademik sınav ve yaşam sınavı… Bu sınavlarda herkes başarılı olmak istiyor. Cevaplanması gereken yüzlerce soru bir o kadarda karmakarışık uyaranlardan oluşan bir dünya ….

Sevgiyle kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1934
Kayıt tarihi
: 15.02.09
 
 

Uzmanlık Alanım Yazar-Eğitim Danışmanı-Kişisel Gelişim Uzmanı Eğitimim Kastamonu EYO Sınıf Öğretmenl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster