Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
740
 

Eğitimde nitelik tartışmaları

Eğitime dair konuların gündeme sık sık geldiği şu günlerde özellikle mülki idarenin başındaki kişilerin değerlendirmeleri büyük yankı uyandırıyor denebilir. Merkezi bir takım yönlendirmelerin etkisiyle eğitime daha fazla eğilme ihtiyacını hisseden yöneticilerimiz yaptıkları değerlendirmelerde öğretmenleri suçlayıcı açıklamalar yaparak neredeyse gündeme oturuyorlar.

Yapılan değerlendirmelerde eğitimdeki başarısızlığın sorumlusu olarak öğretmenler görülüyor. Öğretmenlerin görevlerini yeterince yapmadıkları, zamanlarını eğitim, öğretim dışında başka şeylerle doldurduklarını söyleyerek eleştiriyorlar. Yapılan değerlendirmelerde eğitimde niteliği sağlamanın yüzde 70’inin öğretmene bağlı olduğuna dair açıklamalar ön plana çıkıyor.

Eğitim işiyle bilimsel anlamda uğraşan hemen herkes eğitim faaliyetinde niteliğin hangi unsura bağlı olarak ortaya çıktığını belirleyebilmenin imkansız olduğunu bilir. Mülki idarenin başındaki kişilerin bu yönüyle eğitime dair kapsamlı, ayrıntılı bir bilgiye sahip olmasını beklemek haksızlık gibi düşünülebilir. Ancak yönetici olan kişinin yapacağı değerlendirmeyi mutlaka uzmanların görüşleri, düşünceleri ve tavsiyeleri sonrası yapmasını beklemek de yanlış olmayacaktır. Eğitim işiyle eğitimciler kadar bilgiye sahip olmayan bir yöneticinin öncelikle işi bilen kişilerin görüş ve değerlendirmelerini öğrenmesi hiç de zor olmasa gerektir. Nitekim tarihte bu konuyla ilgili yüzlerce örnek kitaplarda, literatürde, kaynaklarda geçer. Yönetime dair yazılmış kitaplarda iyi bir yöneticinin nitelikleri, han, kral, padişah gibi üst düzey yöneticilerin divan adı verilen meclislerde uzmanları karşı karşıya getirip konuşturtmaları, tartıştırtmaları sonrası konuya vakıf olduktan sonra kararlarını, değerlendirmelerini verdikleri bilinmeyen bir husus değildir. Dolayısıyla yönetici makamında bulunan kişilerin bunları bilmemesi, uygulamaması iyi bir yönetici olmadıklarına ilişkin bir veri olarak kenara kayıt edilebilir. Gündeme gelen öğretmenleri suçlayıcı değerlendirmeler yaşanan sorunları gerçekten görmek yerine üstünü örtme çabası olarak görülebilir.

Eğitim konusunda yapılan değerlendirmeler eğitimin ilgili olduğu alanlardan bağımsız olarak yapılırsa her zaman yanlış sonuçlara ulaştırır. Gerçek nedenlerin ortaya çıkmasına engel olur. Eğitim konusunda çalışan uzmanlar eğitim faaliyetinin okul, aile, çevre olarak nitelenebilecek üçlü bir sacayağının üzerinde olduğunu söylemektedir. Eğitim faaliyetine ilişkin bu üç unsur dikkate alınmazsa yapılacak değerlendirmeler çok sınırlı, çok yanlış, çok eksik kalacaktır. Öğrenci, eğitimin merkezinde olan bir unsur olarak okul ortamında öğretmen ve program unsurları ile etkileşim içinde bulunur. Eğitimin temel öğesi olan öğrencinin istenen niteliklere uygun olarak şekillenebilmesi okul, aile ve çevre işbirliğine bağlı olduğu halde öğrencinin de içinde bulunduğu devasa eğitim sisteminde yaşanan tüm sorunları bu devasa yapı içinde çok alt düzeyde bir yere sahip olan öğretmene bağlamak en azından eğitim alanından habersizlik olarak algılanabilir.

Eğitim toplumsal, siyasal, kültürel, ekonomik unsurlardan çok kolay etkilenen bir unsurdur. Eğitim alanında değerlendirme yapacak kişinin bu etkileri çok iyi irdelemesi, anlaması gerekir. Öğrenci okula geldiği andan itibaren bir takım süreçlere tabi tutulur. Ancak öğrencinin aileden, yakın çevreden getirdiği etkiler okulun kapısında bırakılmaz. Öğrenci sınıfa geldiği andan itibaren öğretmenle yüz yüze gelir. Öğretmen-öğrenci etkileşimi eğitimin temel süreçlerinden birisidir. Eğitimde gerçekten bir şeyler yapılmak isteniyorsa elbette bu temel sürece etki edilmesi bir zorunluluktur. Ancak bu etkileşimde tek sorumlu olarak öğretmenin görülmesi büyük haksızlıktır. Öğretmen öğrencilere sınıf ortamında bir takım çalışmaları, etkinlikleri yaptırtarak onları şekillendirmeye, yetiştirmeye çalışır. Ancak bu etkileşimin sağlıklı olarak yürütülebilmesi için gereken bir çok unsurun var olduğu bilinmelidir. Okulların fiziki ortamı, imkanları, sosyo-kültürel çevreyle etkileşimleri, okulun içinde bulunan insan unsurunun nitelikleri, okulun bağlı olduğu üst sistemin işleyişi, okulun üst yönetim organları ile etkileşimi, okulu, dolayısıyla eğitimi şekillendiren yasal çerçeve, eğitime yön veren üst makamların aldığı kararların nitelikleri en azından eğitimin kendi içinden gelen ve eğitimin niteliğini doğrudan etkileyen unsurlar bir çok unsur arasında sadece bir tanesidir.

Okulun işleyeceği öğrencinin içinden gelen ailenin ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal özellikleri de öğrenci, dolayısıyla eğitimin niteliğine etki etmektedir. Aile ortamında öğrenciye akademik hedefler konulması, örnek bir çevre oluşturulması, eğitime, okula dair çalışmalarında öğrenciye destek olabilmesi gibi unsurlar öğrencinin aile içindeki durumu kadar okuldaki durumunu da etkiler. Toplumun içinde bulunduğu eğitim seviyesine bakıldığında okuma, araştırma, tartışma, eğitime önem verme gibi niteliklerin büyük oranda sorunlarla karşılaşıldığı rahatlıkla görülür. Ailelerdeki bu nitelik öğrencinin niteliğine de doğrudan etki ederken öğretmene yönelik tek yönlü bir sorumluluk yüklenmesi, bunu yaparken de suçlayıcı bir dil kullanılması doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

Ailelerin bir araya geldiği mahalle, çevre, toplumun üyesi olan bireylerin toplumsal alana, sosyal hayatta var olan her şeye ilgi duyma derecesi, okullarımızın içinde bulunduğu çevrenin niteliğine, belediye alt yapı hizmetlerinin niteliğine, imar, şehircilik gibi kavramlar yönüyle şehirlerimize, çevremize bakıldığında aslında okula, öğretmene gelinceye kadar bir çok sorunlu alanın, sorunlu kişilerin, sorunlu kurumların bulunduğu görülecektir.

Bu anlamda eğitime dair nitelik değerlendirmeleri yapılırken sadece öğretmenlere yüklenmek yerine eğitimle ilgili olan herkesin işe katılması, değerlendirmede dikkate alınması gerekiyor. Yapılacak değerlendirmelerde öğretmene düşen payın da bulunduğu muhakkaktır. Eğitimde niteliği sağlamada kimin ne kadar sorumlu olduğu ancak katılımla, karşılıklı sevgi ve saygı temelinde bir araya gelecek ekiplerin uzun süreli ve verilere dayalı olarak yapacakları değerlendirmelerle anlaşılabilecektir.

Soru, Görüş ve Önerileriniz için….

Ali Hikmet DEMİR

ahdiron4@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu soruyu sormak bile inanın vicdanımı sızlatıyor. Hem kendi öğrenimim sırasıda hem de çocuklarımın eğitimi sırasında öğretmeyi bilmeyen ve de yetersiz çok öğretmene ve fakülte öğretim görevlilerine rastladım. Ben öncelikle ilkokul ve orta eğitim kurumlarındaki öğretmenleri değerlendirmek istiyorum. Bu konuda bir kaç örnek vereceğim. İlkokul son sınıfında okuyan bir öğrenciye soruyorum "Cumhuriyet ne zaman ilan edildi ?çıt yok. Türkiye' nin denizlerini say, ırmaklarını söyle , dağlarını söyle. cevap yok. Lisede okuyanlara soruyorum zarf nedir, edat nedir, nitelik sıfatı nedir? Tıs. İnanın her konuda bilgileri sıfır seviyesinde. Hele yabancı dil konusunda durum facia. Size bir anımı anlatayım. 1960'lı yıllar. Karnesinde fransızca notu iki (2) olan ve ikmale kalmış bir öğrenciye 8-9 saat ders verdim. İkmal imtahanında dokuz (9)alarak sınıfı geçti.Öğrettiğim iki tane temel fiil ve temel gramer kaidelerinin başlangıç kısmı. Sadece ve sadece öğretmek için uğraştım o kadar. Saygılarımla

yılmaz çetingöz 
 22.02.2010 17:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1113
Kayıt tarihi
: 26.09.08
 
 

Öğretmen olarak başladığım meslek hayatıma yönetim ve denetim konusunda aldığım yeni eğitimler so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster