Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '11

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
9662
 

Eğitimde öğrenci başarısının değerlendirmesi

Eğitimde öğrenci başarısının değerlendirmesi
 

İlköğretimde öğrenci başarısının değerlendirilmesi konusu Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği ile düzenlenmektedir. 

Yönetmelikte, bilimsel ölçütler esas alınarak yapılan düzenlemeler, uygulamada karşılığını bulamamaktadır. Nedeni ise, kendini yenilemeyen, uzun yıllardır hizmetiçi eğitimden yararlanamayan eğitimci kadromuzun olması ve daha da kötüsü, varolan bu kadronun hizmetiçi eğitimin önemine ve kendini geliştirmeye inanmaması. Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görev yapan yönetici, öğretmen ve memur, her düzeydeki görevli buna dahil. Yerel ve ulusal düzeyde yapılan hizmetiçi eğitim programları da, ister öğretim görevlisi olsun, ister yönetici-öğretmen olsun katılımcıların, konunun önemine inanmamaları nedeniyle amacına ulaşmıyor. Aksi doğru olsaydı 7 yıldır uygulanmakta olan yeni öğretim programları bu kadar büyük bir dirençle karşılaşmaz, yönetici ve öğretmenler, kendilerini yeni programa uyarlar, eğitimdeki yenilik ve gelişmeleri özümserlerdi. 

Oysa durum böyle değil. 

Başta, Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin bütün bölümleri olmak üzere, özellikle “Öğrenci Başarısının Değerlendirilmesi” bölümü ve yapılan diğer değişiklik ve yenilikler hep dirençle karşılaşıyor, uygulanmıyor. 

Sanırım her toplumsal olayda olduğu gibi alışılagelen uygulamalar çalışanlara daha kolay geliyor. İnsanlar değişimden korkup statükoya sarılıyorlar. Böyle olunca da yapılan onca yeniliğe rağmen, eğitimde bir arpa boyu yol alınamıyor. 

Eğitim ile ilgili göstergelerde OECD ülkeleri arasında hep son sıralarda olmamızın nedeni de bu olsa gerek. 

İlköğretimde öğrenci başarısının değerlendirilmesinde önemli bir konu da ilköğretim 1.ve 2.kademe öğretmenlerinin amaç ve hedeflerde uzlaşmamış ve kaynaşmamış olmaları. 

Zorunlu ilköğretim, 1998 yılında 8 yıla çıkarılarak birleştirilmesine rağmen, ilköğretim halen tam olarak birleşmiş ve kaynaşmış değil. 1-5.sınıflar 1.kademe, 6-8. sınıflar 2.kademe olarak anılıyor. 1.kademede sınıf öğretmenleri, 2.kademede branş öğretmenleri görev yapıyor. Ayrıca 4-5.sınıflarda da bazı özel bilgi, beceri ve yetenek isteyen; beden eğitimi, müzik, görsel sanatlar, din kültürü ve ahlâk bilgisi, yabancı dil ve bilişim teknolojileri derslerine branş öğretmenleri giriyor. 1.kademede 5 yıl aynı öğrencileri okutan öğretmen, öğrencisini, ailesi çevresi ve bütün alışkanlıklarıyla birlikte tanımakta ve öğrenciyi buna göre değerlendirmektedir. 2.kademede ise ortalama 10 sınıfa giren bir branş öğretmeni, doğal olarak öğrenciyi yeterince tanıyamamaktadır. Bu durum da öğretmen-öğrenci ilişkisini olumsuz etkilemektedir. 2.kademedeki “Sınıf Öğretmenliği” ya da “Şube Rehber Öğretmenliği” uygulaması ise haftada 1 saat rehberlik çalışmasına indirgenmesi nedeniyle amacına ulaşmamaktadır. 

“Şube Rehber Öğretmenliği” Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği”nin 76.maddesinde yer almakta, “Şube Rehber Öğretmenleri”nin görevleri ise "Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği"nin 51.maddesinde düzenlenmektedir*. 51.maddeye göre; Şube rehber öğretmenleri de tıpkı 1.kademe sınıf öğretmenleri gibi ilgili oldukları sınıftaki öğrencilerle kaynaşmalı, onlara her konuda rehberlik etmelidir. Ancak, şube rehber öğretmenlerinin bu görevleri yeterince yapmaması nedeniyle, ilköğretimde, 1.kademe ile 2.kademe öğretmenleri arasında, başta “Öğrenci Başarısının Değerlendirilmesi” konusu olmak üzere her konuda farklı yaklaşımlar ve öğrenciler açısından farklı sonuçlar ortaya çıkıyor. Şöyleki; 1.kademede bir bütün olarak değerlendirilen ve düşük notlarla karşılaşmayan. bir öğrenci, 2.kademeye, yani 6.sınıfa başlayınca notlarının dramatik olarak düşmesiyle karşı karşıya kalıyor. Bu durum öğrencinin ergenlik problemleri, sınıf öğretmeninden kopuşu ve yeni derslerle, yeni öğretmenlerle karşılaşmasıyla birleşince çözülmesi güç bir sorun ortaya çıkıyor. 

Konuyu detaylı incelemek için Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğine başvurmak gerekiyor. 

Yönetmeliğin 47.maddesinde “ İlköğretimde öğrenci, kendi yaş grubu içinde bir bütün olarak yetiştirilir ve değerlendirilir. İlköğretim, öğrencilerin derslerdeki başarısızlığına bakılarak elenecekleri bir dönem değil, öğretim programlarında öngörülen derslerin ve sosyal etkinlik çalışmalarının ortak katkısıyla ilgi ve yeteneği ölçüsünde yetiştirilecekleri bir dönem olarak değerlendirilir.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre asıl olan ilköğretim öğrencilerine sınıf tekrarı yaptırılması değil, ilgi ve yetenekleri ölçüsünde yetiştirilmesidir. Bu hüküm, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler tarafından yeterince algılanmamaktadır. Kimi öğretmenler sadece öğrencinin yazılı sınav sonuçlarına bakarak değerlendirme yapmakta, öğrenciye sınıf tekrarı yaptırmayı esas alarak hareket etmektedir. Hatta sınıf tekrarı yaptırılması uygulaması, disiplinsizliği önleyecek bir unsur, öğrenciye “Ders Olsun” diye verilecek bir ceza olarak uygulanmaktadır. Sınıf tekrarı uygulamasının, öğrencinin ailesine ve ülke ekonomisine verdiği zarar göz ardı edildiği gibi, sınıf tekrarı yapan öğrencinin psikolojik durumu düşünülmemekte, sınıf tekrarı yapacak öğrenci sanki bir yıl sonra aynı kapasiteyle daha fazla başarı gösterecekmiş gibi düşünülmektedir. Oysa durum tam tersidir. Sınıf tekrarı yapan bir öğrenci, ailede, sokakta akran grubunda, eski sınıf arkadaşları arasında ve tekrarını yaptığı alt sınıftaki öğrenciler arasında küçümsenecek, büyük bir moral bozukluğuyla eğitimine devam etmeye çalışacaktır. Yapılan araştırmalar sınıf tekrarı yapan öğrencilerin başarılarının artmadığını, aksine bu öğrencilerin örgün eğitimin dışına çıktığını göstermektedir. Başarısız öğrenciye sınıf tekrarı yaptırmak yerine, o öğrencinin başarısız olma nedenlerinin araştırılarak çözüm bulma yoluna gidilmesi daha olumlu olacaktır. Bunun yolu da, ilköğretim okullarındaki “Rehberlik Servisleri”nin işlevsel hale getirilmesi, öğrenci başarısını etkileyen nedenlerin bilimsel olarak ortaya çıkarılması ve bu sorunlara bilimsel çözümler üretilerek öğrencinin örgün eğitimin dışına çıkarılmasının önlenmesidir. 

Ölçme ve değerlendirme konusuna dönecek olursak; Yönetmeliğin “Ölçme ve Değerlendirmenin Genel Esasları” başlığı altında yer alan 32-36. maddelerinde öğrenci başarısının değerlendirilmesi ayrıntıları ile açıklanıyor. Madde hükümlerinden konumuzu ilgilendiren kısımları aşağıya alıyorum; 

Madde 32 -Öğrenci başarısının ölçme ve değerlendirilmesinde aşağıdaki esaslar gözetilir; 

b) Başarının ölçülmesi ve değerlendirilmesinde öğretim programlarında belirtilen amaçlar ile kazanımlar esas alınır. 

ç) Öğrencilerin başarısı; sınavlar, varsa proje ve öğrencilerin performanslarını belirlemeye yönelik çalışmalardan alınan puanlara göre tespit edilir. 

e) Öğrencilerin performansını belirlemeye yönelik çalışmalar; ders ve etkinliklere katılım ile performans görevlerinden oluşur. 

f) Öğrencilerin başarısının değerlendirilmesinde bilişsel, duyuşsal, sosyal ve psikomotor özellikleri bir bütün olarak ele alınır.  

g) Öğrencilerin başarısını belirlemek için kullanılan her türlü ölçme araç ve yöntemlerinde, eleştirel ve yaratıcı düşünme, araştırma, sorgulama, problem çözme ve benzeri becerileri ölçen hususlar öne çıkarılır.  

ğ) Öğrencilerin başarısının ölçülmesinde kullanılacak araçlar geçerlilik, güvenirlilik, kullanışlılık özelliklerine sahip olmalıdır. Ölçülecek kazanımın özelliğine göre ölçme ve değerlendirme araçları için cevap anahtarı, dereceli puanlama anahtarı ya da kontrol listeleri kullanılır.  

h) Kaynaştırma yoluyla eğitim-öğretimlerine devam eden öğrenciler için bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme birimi tarafından bireyselleştirilmiş eğitim programı (BEP) hazırlanır. Bu öğrenciler, programında yer alan amaçlara göre değerlendirilir.  

Madde 33- Öğretmenler, ölçme ve değerlendirmenin genel esasları ile derslerin öğretim programlarında yer alan amaç ve kazanımları dikkate alarak öğrencilere sınav uygular, proje ve öğrenci performansını belirlemeye yönelik çalışmaları yaptırır. 

Madde 35 -1, 2 ve 3 üncü sınıflarda öğrencilerin gelişimi ile öğretmen rehberliğinde gerçekleştirilecek olan proje ve öğrenci performanslarını belirlemeye yönelik çalışmalar, öğretmen gözlemlerine dayalı olarak yapılır. 

4, 5, 6, 7 ve 8 inci sınıflarda haftalık ders saati üç ve üçten az olan derslerde en az iki, üçten fazla olan derslerde ise en az üç sınav yapılır.  

Öğrenciler, bir ders yılında istedikleri ders veya derslerden bireysel ya da grup çalışması şeklinde öğretmen rehberliğinde en az bir proje hazırlar. Öğrencilerin başarılarının belirlenmesinde ders ve etkinliklere katılımı ve performans görevleri de dikkate alınır.  

Projeler ve performans görevleri, önceden belirlenen ölçütlere göre hazırlanan değerlendirme ölçeği veya dereceli puanlama anahtarına göre değerlendirilir. Öğrenciler, çalışmalarında yararlandıkları kaynak veya kişileri de belirterek öğretmenin belirleyeceği süre içinde çalışmalarını verirler. Projeler verildikleri dönemde değerlendirilir.  

Öğrencilere, her dönemde bütün derslerden en az bir ders ve etkinliklere katılım puanı verilir. 

Derslerin özelliğine göre;  

a) Klasik (Essay) sınav türünde soru sayısının üçten az olmaması,  

b) Çoktan seçmeli, eşleştirmeli, kısa cevaplı, açık uçlu, doğru/yanlış, tamamlamalı ve benzeri sınav türlerinde soru sayısının çok ve soruların kısa cevaplı olması,  

c) Soruların konulara göre dağılımı yapılırken ağırlık bir önceki sınavdan sonra işlenen konulardan olmak kaydıyla geriye doğru azalan bir oranda ve dönem başından beri işlenen konulardan seçilmesi esastır.  

Öğrenci başarısının değerlendirilmesinde esas alınan hükümlerle, ilköğretim kurumlarımızdaki fiili durum taban tabana zıttır. Özellikle, öğrencinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, öğrencinin bilişsel, duyuşsal, sosyal ve psikomotor özelliklerinin bir bütün olarak ele alınması, öğrencilerin başarısını belirlemek için kullanılan ölçme araç ve yöntemlerinde, eleştirel ve yaratıcı düşünme, araştırma, sorgulama, problem çözme ve benzeri becerileri ölçen hususların öne çıkarılması gibi konular hemen hemen hiç uygulanmamaktadır. 

Şöyle ki; 

— Başarının ölçülmesi ve değerlendirilmesinde öğretim programlarında belirtilen amaçlar ile kazanımlar çoğu zaman göz ardı edilmekte, öğrenciye müfredatta olmayan bilgiler yüklenmektedir. Örneğin; İlköğretim 3.sınıf öğrencilerine “Belirtili İsim Tamlaması”, “Sıfat Tamlamaları”, “Kesirlerin Birbirine Dönüştürülmesi” gibi üst sınıflarda olması gereken konular öğretilmektedir. 

—Öğrencilerin başarısı; sınavlar, varsa proje ve öğrencilerin performanslarını belirlemeye yönelik çalışmalardan alınan puanların ortalamasına göre tespit edilme yerine, sadece yazılı sınavlardan aldığı puanlara göre belirlenmekte, proje ve performans görevleri yazılıda aldığı nota paralel olarak verilmektedir. Yazılı sınavdan 45 alan bir öğrenci, projesini çok güzel hazırlasa bile alacağı not 50-60’ı geçmemektedir. 

— Öğrencilerin başarısının değerlendirilmesinde bilişsel, duyuşsal, sosyal ve psikomotor özellikleri bir bütün olarak ele alınmamakta, 45 kişilik sınıftaki her öğrenciden aynı performans beklenmektedir. 

— Öğrencilerin başarısını belirlemek için kullanılan her türlü ölçme araç ve yöntemlerinde, eleştirel ve yaratıcı düşünme, araştırma, sorgulama, problem çözme ve benzeri becerileri ölçen hususların öne çıkarılması yerine, ölçme aracı olarak sadece klasik sorulardan oluşan yazılı sınavlar ölçüt alınmaktadır. 

— Kaynaştırma yoluyla eğitim-öğretimlerine devam eden öğrenciler için bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme birimi tarafından bireyselleştirilmiş eğitim programı (BEP) hazırlanmakta, hazırlandığı iddia edilse bile bu program kağıt üstünde kalmaktadır. Kaynaştırma eğitimine tabi tutulması gereken öğrenciler derslere alınmamakta, okulun ayak işlerinde görevlendirilmektedir. Bu öğrenciler, programında yer alan amaçlara göre değerlendirilmemektedir. 

—Öğrencilerin, bir ders yılında istedikleri ders veya derslerden bireysel ya da grup çalışması şeklinde öğretmen rehberliğinde en az bir proje hazırlamaları yerine çoğunlukla eskiden uygulanan “Yıllık Ödev” uygulaması devam ettirilmektedir. 

—Derslerin özelliğine göre yazılı sınavlarda; 

a) Klasik (Essay) sınav türünde soru sayısının üçten az olmaması,  

b) Çoktan seçmeli, eşleştirmeli, kısa cevaplı, açık uçlu, doğru/yanlış, tamamlamalı ve benzeri sınav türlerinde soru sayısının çok ve soruların kısa cevaplı olması,  

c) Soruların konulara göre dağılımı yapılırken ağırlık bir önceki sınavdan sonra işlenen konulardan olmak kaydıyla geriye doğru azalan bir oranda ve dönem başından beri işlenen konulardan seçilmesinin esas alınması gerekirken; sadece klasik sorulardan oluşan yazılı sınavlar uygulanmakta ve yönetmeliğe aykırı hareket edilmektedir. 

Öğrenci başarısının değerlendirilmesi konusunda, Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin ilgili hükümleri öğretmenler tarafından tam olarak uygulanmadığı için öğrenciler ilköğretimin amaç ve hedefleri doğrultusunda yetişmemekte, hedeflenen davranışları kazanamamakta ve bunun sonucu olarak da eğitimde OECD ülkelerinin yakaladığı gelişmişliğe ulaşamamaktayız. 

Bütün bu sorunların aşılması ve eğitimdeki kötü durumumuzun düzeltilmesi için, bir bireyin bile çabasına ihtiyaç vardır. Öğretmenler kendini küçümsememeli ve yaptıkları görevin, ülkenin ve insanlarımızın geleceği için çok önemli olduğunu bilmelidirler. 

Ancak unutulmaması gereken bir durum da vardır ki; çok güzel metinler yazmak, çok güzel yönetmelikler ve yasalar yapmakla iş bitmiyor. Aslolan, bu yasa ve yönetmelikleri uygulama iradesini göstermek ve uygulamaktır. Bu da “Vizyon” sahibi, liyakatlı, görevini vicdanının sesini dinleyerek yapan ve “Siyasiler”e dayanmadan görevinde yükselmiş ve yönetici olmuş eğitimcilerle gerçekleşebilir. Eğitim sistemimizde yükselme ve yönetici olma maalesef bu saydığım niteliklerle değil, iktidara yakın olmakla gerçekleşiyor. Durum böyle olunca da eğitimde yerlerde sürünmeye ve eğitimsiz kuşaklar yetiştirmeye devam edeceğiz. 

*Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 836
Kayıt tarihi
: 04.01.08
 
 

Gaziantep' te öğretmen olarak görev yapmaktayım. Son olarak Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster