Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
714
 

Eğitimde temel sorun alanları ve çözüm önerileri

Hantal Örgüt Yapısı, 

Eski Pedagoji ve Uygulamaları,

Eski Anlayışa Sahip İnsan Kaynakları ile Yeni Sorunları Çözmeye Çalışmak,

Eğitimin Sosyal Yararlarının Yeterince Ölçülememesi ve

Öğrenci Başarılarınının Doğru Değerlendirilememesi,

Ayrımsal Sosyoloji’nin Ayrışan Çocukları,

Milli Eğitim Akademisi’nin Fonksiyonel Hale Getirilememesi.

SORUNLARIN PRATİK/PRAGMATİK ÇÖZÜMÜNÜ KOLAYLAŞTIRAN ÖGELER

Mevcut Örgütsel Yapının Son On Yılda Değişime Açık Hale Gelmesi, 

Yeni Pedagojiye Duyulan İhtiyaç, Sertifikasyon Programlarının Yaygınlaşması,

Eski Anlayışa Sahip Eski Metodların Savunucusu İnsanların Yerine 700 Bin Kişilik Büyük Havuzun Biraz Dibine Dalarak Yenilikçileri Söz ve Makam Sahibi Yapmak,

Eğitimin Sosyal Yararlarının Ölçülmesinin Gereğine İnanılması ve Yetişmiş İnsan Kaynağı/Sosyal Sermaye Konusundaki Zenginlik,

Ayrışan Çocuklar Sorununun Çözümü Konusundaki Avantaj; Hükümetin Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’nin Uygulamada Olması,

Stajyer Öğretmen, Öğretmen, Uzman Öğretmen, Başöğretmen ve Yönetici Yetiştirme Konusunda Bakanlığın Kendi Bünyesinde Bir Akademiye İhtiyaç Duyması. 

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Modern ve Sade Bir Örgüt Yapısı

Okulöncesi Eğitim, Temel Eğitim, Mesleki ve Teknik Öğretim, Elektronik Ortamda Öğrenme ve Öğretme Genel Müdürlüğü ile Din Öğretimi Genel Müdürlüklerinden oluşan Hat Birimler (6 Genel Müdürlük)

Hizmetiçi Eğitim, Sağlık ve Sosyal Hizmetler, Ölçme ve Değerlendirme ,Yaygın Eğitim ve İnsan kaynakları Daire Başkanlıkları  (5 Daire Başkanlığı) Destek Birimler,

Müfettiş Yetiştirmede Yeni Yaklaşımları İçeren Yapı

(Akademide Sertifikasyon Eğitimiyle),

Bu önerileri Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat Kanunu (KHK) çıkmadan geliştirmiştim. Hem güncelliğini hem de geçerliliğini büyük ölçüde koruduğu kanısındayım.

Yenilikçi Yeni Kuşak Yöneticiler

Eski anlayışa sahip eski metodların savunucusu insanların yerine 700 bin işilik büyük öğretmen havuzunun biraz dibine dalarak yenilikçileri söz ve makam sahibi yaparak  öğretmen sendikalarının haklı öneri ve şikayetlerini de dikkate almış oluruz.  

Yeni Öğretmenlik Sertifika Programı

İçin Önerdiğimiz 6K1D2S Testi

SOSYAL AKIL ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME TESTİ

Kısa Adı: ( 6K1D2S TESTİ )

  1. Temel Sosyal Kavramları Ölçme ve Değerlendirme Testi:                                20
  2. Sosyal Kalıtımın Yönü ve Düzeyini Ölçme ve Değerlendirme Testi:                 20
  3. Sosyal Kuralları İçselleştirme Düzeyini      “               “                    “                 20
  4. Sosyal Kuramları Öğrenme ve Algılama Düzeyini       “                  “       “         20
  5. Sosyal Kurumlar Ölçme ve Değerlendirme Testi:                                              20
  6. Sosyal Kurgu (Tasarım) Ölçme ve Değerlendirme Testi                                    20
  7. Sosyal Paylaşımda Seçicilik(ortalama insanlarda sosyal seçicilik, sosyal paylaşım yetenekleri, bilgiden bilince ulaşma)                                                                                      20
  8. Sosyal paylaşımda Seçkinlik (akademisyen, aydın, STK yöneticileri, sosyal özgerçekleştirim, topluma ve insanlığa adanmışlık düzeyi.)                                                           20

9.  Sosyal Duyum ve Kulak testi                                                                               20

TOPLAM :        180

61-90 Geçer, 91-120 0rta, 121-150 iyi, 151-180 Pekiyi

Öğretmen adayları öğretmen adayı olduklarında sosyal akıl ön testinden öğretmen olarak atanacakları zaman da son testten başarılı olmalıdırlar.

 YENİ ÖĞRETMENLİK SERTİFİKA( PEDAGOJİK FORMASYON ) PROGRAMI ÖNERİSİ

Dersler

I.Yarıyıl                                                                             K   T   U

Teknolojik Sosyalleşmeye Giriş                                        4    2   2

Yeni Türkiye Algısı                                                           4    4   0

Tasarım (I)                                                                        4    2   2

Ailede Öğrenme ve Öğretme                                            4    2   2

Hedef Kitlenin Gelişimsel Özellikleri                                  4    4   0

                                                                            Toplam  20  14  6

II.Yarıyıl

Yeni Sosyal Akıl                                                                 4    4    0

Sosyal Paylaşımda Beceri Geliştirme ve Seçicilik             4    2    2

      Tasarım (II)                                                                         4    2    2

Okulda Öğrenme ve Öğretme                                            4    2    2

Eğitim Yönetiminde Yeni Yapı ve Davranış                        4    2    2

                                              Toplam      20  12   8

III.Yarıyıl

Alan Öğretim Yöntemleri                                                     4    2     2

Sosyal Paylaşım Yöntemleriyle Öğrenme ve Öğretme        4    2     2

      Tasarım (III)                                                                          4    2     2

Özdenetimde Sosyal Kural,Kuram,Kurum ve

Değerlerin İşlevlerinin Analizi                                             4     4     0

Küresel Güç Türkiye                                                           4     4     0

 

                                                                     Toplam          20    14    6

IV. Yarıyıl : 14 Hafta 2 Blok halinde ÖĞRETMENLİK UYGULAMASI.

1.Blok : Bilgi İşlem Merkezleri ve Sosyal Paylaşım Ağlarında (Elektronik Ortamlarda)               (4 Hafta)

2.Blok : İlgili Örgün Öğretim ve Yaygın Eğitim Kurumlarında. (6 Hafta)

Eğitimin Sosyal Yararlarının Ölçülebilmesi

Her düzeydeki örgün öğretim ve yaygın eğitim uygulamalarının birey, aile, toplum ve insanlığa katkılarının ölçülmesi.

Söz konusu öğrenme ve öğretme stratejilerinin ülke ekonomisi ve mesleki işlevler bakımından ölçülmesi gerekmektedir.

Eğitim sistemi çıktılarının (işgücü arzının) piyasanın işgücü talebiyle uyumlu olup-olmadığı ölçülmelidir. İş-Kur’un yaptığı çoğu kurs ve sertifikasyon programları da bu uyumsuzluktan ortaya çıkmaktadır.

Ayrımsal Sosyoloji’nin Ayrışan Çocuklarını Kaynaştırma; Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’ni her düzeydeki örgün öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında hayata geçirme

Çocuklar ne yazık ki şu başlıklar altında bilinçli veya bilinçsiz olarak ayrışmaktadır.

Ekonomik ve sosyal anlamda emek, süreç ve kazanımlara değil, ne suretle elde edilirse edilsin sonuçta başarı sevdalısı çocuklar, Toplum, devlet, ülke ve insanlık düzeyinde ülkülerden yoksun yetiştirilen çocuklar, Okulun değil, dersanelerin öğrencisi olan çocuklar, Avantajlı çocuklar, Dezavantajlı çocuklar, Annesi sığınma evine sığınmış kendileri sığınacak yer bulamayan çocuklar,  Etiketlenmiş çocular, Kayıp Çocuklar, Engelli çocuklar ve Engelli aile çocukları,

Her öğretim basamağındaki umudun çocukları, (Aile açısından geleceğe yatırım olarak tariff edilen ve böyle algılanan çocuklar ), Taş atan çocuklar, Okula gidip-dönerken dahi çevreye zarar verme gereksinimi duyan ve mesela çöp bidonlarını devirerek giden ve dönüşte yediği çikolata ambalajlarını sokağa fırlatan  çocuklar, Doğal çevreye, bitki, ağaç ve hayvanlara  zarar veren çocuklar, Otobüslerde; yaşlı, engelli ve hamilelere yer vermeyen çocuklar, Örgün eğitim kapsamı dışında kalıp okula gidemeyen çocuklar,Tarlada, bağda bahçede çalışan ve ormanda hayvan otlatan çocuklar,

Kentte mendil satan, otomobil camı silen, ayakkabı boyayan çocuklar, Sanayide en ağır işlerde çalışan ve akşam eve eli boş dönen çocuklar, Cinsel istismara uğramış veya cinsel istismara açık hale getirilmiş çocuklar, Sevgi eğitiminin ulaştırılamadığı çocuklar, Merhamet eğitiminden yoksun yetiştirilen çocuklar, Girişimci ruhtan yoksun ; kırılgan ve kırıcı yetişen çocuklar,

Teknik bilgiden ve donanımdan mahrum hazırda bulunan genel bilgiyle yetinen çocuklar, Çağın ve geleceğin belirleyici kavramı tasarım; ortam, araç ve denemelerinden uzak yetiştirilen çocuklar, Açlık sınırının altında kalan aile çocukları, Parçalanmış aile çocukları, Ailenin sokağa ittiği çocuklar, Kriz halindeki aile çocukları, Ailede tek çocuk olması sebebiyle, toplumsallaşamayan ve paylaşmayı evde öğrenemeyen çocuklar,

Rekabete dayalı başarıya değil, sonuçlara odaklı, yarış atı çocuklar, SBS, LGS, LYS çocukları, Salt paraya özenen veya özendirilen çocuklar, Makama ve güce özenen veya özendirilen çocuklar, Sokağın cazibesine kapılan sokak çocukları, sokağın kendine çektiği çocuklar, İnternet çocuları, İnternetteki sosyal paylaşımdan saklısı (mahremi) olmayan çocuklar, Televizyon çocukları, Gözü boşanmakta olan gevşek aile modelleri içinde yetişen çift kimlikli iki yüzlü aile çocukları, Öğretilmiş istismarın çocukları, Annesini kaybetmiş çocuklar, Baba figüründen yoksun yetişen çocuklar, Hem anne, hem de babasını yitirmiş çocuklar,

Uyuşturucu bağımlısı çocuklar, Uyuşturucu pazarlamada kullanılan çocuklar, Alkolik aile çocukları, Tinerci çocuklar, Balici çocuklar, Kumarbaz aile çocukları ve Ahlak eğitiminden yoksun yetiştirilen çocuklar,

Hızlandırılmış “tekonlojik toplumsallaşma”nın tutsağı haline getirilen , Hızlı farklılaşma sürecinde kendisini dahi fark edemeyen çocuklar şeklinde açtığımız başlıklar çocukların yeterince ayrıştığını göstermektedir. Maarif sistemi için ayrışan değil, kaynaşan çocuk vardır. Vatandaşlık bilinci, mesleki yeterlilik, milli, manevi ve insani değerlere bağlılık bakımından  istenen düzeye ulaşmış ve kaynaşmış çocuk ve gençler geneli oluşturur.

Türkiye’de modern pedagojinin gerekleri uygulanamamaktadır.  Ülkemizde her alanda eleman var, genç işsizler söz konusu, her şey var ama her nedense iyi yetişmiş çocuk pedagogları yok. Sadece “Genel, Tercüme ve Eski Pedagoji” den yararlanmaya çalışan,sayıları yüzbinleri bulan iyi niyetli sınıf öğretmenlerimiz var.

Yolculuğumuz, umutların biriktirildiği, milli birlik ve kardeşlik duygularının öne çıktığı, sosyal adelet içinde sosyal ve ekonomik kalkınmasını tamamlamış güçlü bir refah devletine doğru olmalıdır. İnsanlarımız birbirlerine  ve tüm  insanlığa karşı sorumluluklarını içselleştirdiği oranda  mutlu bir sonla yani Sosyal Refah Devleti ile karşılaşacaklardır. Önemli olan bu yolculukta rehberimizin, ileri bir eğitim anlayışı ve bilimselliğin olmasıdır.

Halk eğitimi konusuyla görevli usta öğreticilerden tutun da, ilköğretim sınıf ve branş öğretmenleri, orta öğretim alan ve branş öğretmenleri, fakülte, yüksekokul ve enstitü öğretim üye ve yardımcıları kendi alan öğretimlerine parallel olarak milli birlik ve kardeşlik havuzuna su taşımak zorundadırlar. Eğitimin makro (ırak ama en önemli) amacı; her aşamada, her program ve etkinlikte, her süreç ve izlencede “toplumu kaynaştırmak”tır. Devlet gelirinin en önemli kısmını bu ana işlevin yerine gelmesi için harcamaktadır.  Oysa bizde kimi  akademisyenler her ağızlarını açtıklarında etnisite dahil hep ayrışma ve ayrıştırma noktalarını öne almaktadırlar.

Sayın Başbakan’ın 25 Eylül 2010 Dolmabahçe Medya Yönetici ve Temsilcileriyle buluşmasında yaptığı konuşma, çizdiği çerçeve, ortaya koyduğu kararlılık modern pedagojinin en ileri noktalarıyla birebir örtüşmektedir. Milli birlik ve kardeşlik herşeyin ilacıdır. Aynı toprak üzerinde yaşamak vatandaşlık bağının fiili ve daimi güvencesidir. Ortak toplumsal öğelerin öne alınması ve eşitlik temelinde vatandaşlık bilincinin kazandırılması açık ve en önemli eğitim işlevidir. Bu bilincin kazandırılması, milli birlik ve kardeşlik, manevi ve insani  değerlerin kavramsal ve kuramsal çerçeveye oturtularak yeni kuşaklara aktarılması elzemdir.  Pedagojik sorumluluk; M.E.Bakanlığı’na, her düzeydeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarına ve öğretmen meslektaşlarıma düşmektedir.

Milli Eğitim Akademisi’nin İşlevsel Hale Getirilmesi

Stajyer Öğretmen, Öğretmen, Uzman Öğretmen, Başöğretmen ve yönetici yetiştirme konusunda Bakanlığın kendi bünyesinde bir Akademiye ihtiyaç duyduğu bilinmektedir.

Akademi   

Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamakları Eğitimi,

Profesyonel Eğitim Yöneticiliği,

Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi, (Müfettiş Yetiştirme)

Eğitimde Sosyal ve Psikolojik Hizmetler Bölümlerinden oluşmalıdır.

SONUÇ :

Merkez örgütlerinin içinde görev alanlar zaman içinde sorunlarla birlikte yaşama alışkanlığı kazanmaktadırlar. Bırakın sorun çözmeyi sorunlar çözüldükçe kaygıları ve mutsuzlukları artabilir. En büyük teşkilat olmak yerine sade ve etkili bir yapıya kavuşturmak zamanı gelmiş ve önemli bir adım atılmıştır. Sorunların tanısı, çözüm seçenekleri ve çözüm önerileri Türkiye’nin kendi sosyo-ekonomik ve kültürel gerçekleriyle örtüşmelidir.

Sonuçta bu yazı önyargısız , bilim ve tecrübe ürünü, öğrenme ve öğretme tecrübeleriyle sabit bir durum saptamasını havidir. Artık teknolojik sosyalleşme neticesinde elektronik ortamda öğrenme ve öğretme stratejilerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Çağın,  teknolojinin, bilginin ve toplumsallaşmanın bizi getirdiği pozisyonu (ya da mevcut gerçekleri) yanlış diye niteleyip görmezden gelemeyeceğimize göre merkez ve taşra örgütlerini, örgün öğretim ve yaygın eğitim kurumlarını ve uygulamalarını gözden geçirmek zorundayız. Artık form ya da şekil bazlı müfettişlik formasyonu, öğretmenlik formasyonu, mesleki ve teknik öğretmenlik formasyonu gibi programlar güncellenmelidir. Bu hakikat bizi yeni ve doğru tercihlere zorlamaktadır. Merkezin kamu kudretini elinde tutan en büyük şefi olan Sayın Bakanımız, eğitim alanının menfi yönde makas değiştirmesine müsaade etmemelidir. Eğitim alanında ileriye yönelik 20-50 yıllık dilimlerin, hatta asırların projeksiyon sorumluluğu da Bakanlık merkez ve taşra örgütlerine, her düzeydeki örgün öğretim ve yaygın eğitim kurumları ile hasseten üniversitelere aittir.

Önerilen Yeni Sistem ya da 4+4+4 aceleye getirilebilecek bir konu değildir. Orta öğretimde kredili sistem ve ders geçme, kesintisiz 8 yıllık eğitim, üniversite sayılarının hızla arttırılması hep aceleye geldi. Toplumun tamamını hatta insanlığı, gelecek yüzyılları ilgilendiren bu konu çok yönlüdür. Öncelikle önerilen sistem halkın anlayacağı dilden halka anlatılmalı, bilim çevrelerinde önyargısız olarak irdelenmelidir. Sistem 5+3+3 olabilir, 6+3+3 olabilir, 5+4+4 olabilir daha yeni seçenekler üzerinde durulabilir. Bir yıllık artış 17 milyon yıl demektir. Bu iki yıl olursa basit bakkal hesabıyla bile 34 milyon yıl demektir. Bizim kültütümüzde göz açıp-kapayıncaya kadar geçen sürenin hesabının sorulacağına inanılır. Gerisini siz hesplayın. Evde Oturarak Teknolojik İmkanlarla Verilebileceği Varsayılan Eğitim  Modelinde  ya da teknoloji de ; psiko-motor gelişim, duyuşsal ve davranışsal ögeler hatta bilişşsel ögeler bile eksiktir. Sevgi,sevinç, keder, kıvanç, merhamet, tasa, başarı duygusu, paylaşma, itiş-kakış, empati, normal-anormal davranış v.b.yoktur. Bunlar olmadan eğitim olmaz. Bunların olmadığı yerde Cemiyet İçinde Fert (Sosyal Psikoloji) de olmaz. Belki bunlarsız öğretim olabilir. Oda beklenen müspet sonucu doğurmaz. Hiç sevmediğim şey olumsuz kökü olan soru hazırlamak, konulara olumsuz yaklaşmak veya olumsuz yaklaştığım izlenimi vermektir. Son öneri paragrafı galiba böyle oldu. Eski uygulamalardan neden vazgeçildiği, yeni model hakkında halk ve akademik dünyanın ne düşündüğü deneysel, bilimsel araştırma sonuçlarına dayanmalıdır.

Tüm seçenek ve eğitim programlarının bizi sosyal refah devleti anlayışına ulaştırması dileğiyle saygı ve sevgiler sunuyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 307
Kayıt tarihi
: 18.02.12
 
 

İlköğrenimimi Yapraklı İlçesi Çiçek Köyü’nde, İmam- Hatip Lisesi’ni Ankara’da, Mehmet Çelikel Lis..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster