Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1500
 

Eğitimde ve gerçek yaşamda,Dramanın Önemi

Eğitimde ve gerçek yaşamda,Dramanın  Önemi
 

İnsanoğlu tüm yaşantısı içinde drama ile içiçedir. Drama, yaşamın kendisidir. Hepimiz önceden nasıl yazıldığını bilemediğimiz girift senaryolar içinde koşturur dururuz.

Kişi ne kadar güncel plan yaparsa yapsın yaşam sahnesi ,kendi ürettiği acil doğaçlamalarla evdeki pazarlıkları çarşıda bozabilir.

Eğitim dünyası içinde de öğretmen ve öğrenci ,hayata hazırlık derslerinde , yasak savmalarla değil, yaşamın içinden kesitlerle prova yapmalıdır. Çağdaş ülkelerde, yaparak ve yaşayarak uygulanan eğitimin ,bireyi gerçeklerle yüzleştirmelerde, ne denli etkin olduğu yıllar öncesinde kanıtlanmıştır.

Tiyatro, bir yazar tarafından önceden yazılmış ya da tasarlanmış bir metnin, belirli bir yerde, belirli bir süre içinde ve belirli kişiler tarafından canlandırılması; oyuncuların oyunlarını oynadıkları yapı; drama, oyun; oyuncu, sahne ve izleyici gibi temel ögelerden oluşan bir sanat olarak bilinmektedir.

Bunların yanında, dramatik metin, oyunculuk, sahneleme, sahne tasarımı, sahne giysisi, sahne müziği, ışıklama ve sahne tekniği ögelerinin tümünü birlikte içeren sanatsal etkinlik olan tiyatro, dramdan bağımsız, kendi başına kolektif bir sanat dalıdır.

Bir sahne sanatı olarak tiyatro, bireye kişilik ve kimlik kazandırmada en önemli sanat dallarından biridir; insanın toplumsallaşmasında, sosyalleşmesinde, dayanışma bilincinin geliştirilmesinde ve kişiliğin olgunlaşmasında etkili olmaktadır.

Tiyatro yalnızca bireyin kendi kişiliğini korumasını değil, başkalarının kişiliğine saygı duymayı da öğretir. Hayatla iç içe ve hayatın her cephesiyle ilgili olan tiyatro insana, insanı insanca öğretir.

Tiyatro; mimarî, resim, müzik, edebiyat, bale, fotoğraf gibi bütün güzel sanatları içinde barındırdığı için, bu etkinliğe katılanların ilgi ve isteklerini en iyi şekilde karşılama özelliğine de sahiptir.

Öğretmenlerin derslerinde kullandıkları metotlar içerisinde, son zamanlarda drama etkinliklerinin önemi bir kat daha artmaktadır. Çünkü, anlama ve anlatma unsurlarının bir arada kullanılmasına fırsat veren bu yöntem, katılımcılığın yanında, yaparak ve yaşayarak öğrenmeyi gerçekleştirmektedir.

Drama, bir olayın, duygunun veya düşüncenin; verilen bir hikâyenin, şiirin söz ya da hareketle yorumlanmasıdır. Ders içi etkinliklerde, öğretmen yeri geldikçe, öğrencilerin kendi yaşadıkları, gözledikleri ya da etkilendikleri bir olayı canlandırmalarını isteyebilir.

Böylece, onların kendilerini rahat ifade etmeleri, özgüvene sahip olmalarını sağlamış olur. Özellikle, derste metin özetlemeleri veya metinle ilgili değerlendirmelerde bu yöntem oldukça yararlıdır.

Drama yöntemi daha çok örnek bir tutum, durum, sorun ya da olayın iki veya daha fazla öğrenci tarafından sınıf önünde canlandırılması olarak bilinmektedir. Bu yöntem, öğrencilerin deneyim kazanarak ve hissederek öğrenmelerine yardımcı olmayı amaçlayan bir yöntemdir.

Öğrenciler yeni bir kimliğe bürünerek, başkalarının hislerini, düşüncelerini anlama ve onların davranışlarını değerlendirme imkânına sahip olur. Canlandırılan olaylar, gerçek olabildiği gibi, hayale dayalı da olabilir.

Drama uygulamalarında öğretmen, dersin içeriğine ve amacına uygun olarak değişik tasarlamalar gerçekleştirebilir. Her dersin drama tekniğinden yararlanma biçimi farklıdır. Önemli olan, öğretmenin bu tekniği yeri geldikçe ve başarıyla uygulamasıdır.

Türkçe dersinde drama yöntemi iki şekilde kullanılmaktadır. Bunlardan birinde, ders için araç olarak kullanılan bir metin önce öğretmen, daha sonra da öğrenciler tarafından okunur.

Öğretmen, öğrencilerden bu metinde anlatılan olayı canlandırmalarını ister. Canlandırma için gerekli olan kişi sayısı belirlendikten sonra, okuma yoluyla canlandırmaya geçilir.

Bu canlandırma etkinliği, kimi zaman metinde yer alan olaya bağlı olarak yapıldığı gibi, kimi zaman da öğrencilerin kendi yaşantılarından benzer bir olayı canlandırmaları şeklinde olabilir. Eğer metne bağlı canlandırma yapılıyorsa, canlandırma işini gerçekleştirenlerin, metinde geçen sözlere birebir sadık kalmaları gerekmez.

Önemli olan anlatılan olayın ana hatlarına ve aslına sadık kalınması ve öğrencilerin kendilerinden kattıklarıyla olayı zenginleştirerek canlandırmalarıdır. İster konuyla ilgili olsun, ister bir davranış değişikliği üzerine kurulsun, hangi sorun ya da olayın canlandırılacağına karar verilmişse, oynanacak roller, rollerin genel özellikleri ve oynama şekilleri öğretmen tarafından önceden çok iyi belirlenmeli ve plânlanmalıdır.

Drama uygulamasına geçilmeden önce mutlaka uygun bir ortam yaratılmalıdır. Hazırlıksız yapılan drama etkinlikleri katılımı düşürdüğü gibi, izleyenler için de istenen sonucu doğurmaz.

Etkinliğe katılacak öğrenciler yüreklendirilmeli, yaptıkları işin önemi kavratılmalıdır.. Aksi takdirde yapılan etkinlik olumsuz bir sonuç doğurabilir.

Öğrencilerin, kendi yeteneklerine bağlı canlandırmalarda, dinledikleri veya izledikleri bir olaydan yola çıkarak, duygu ve düşüncelerini devreye sokmaları, doğaçlama yeteneklerinin gelişmesini sağlamış olur. Özellikle, metin özetlemelerinde bu tür etkinlikler büyük yarar sağlamaktadır.

Drama yöntemlerinden bir diğeri de yazılı bir metne bağlı olarak yapılandır. Bu tür drama etkinliği genellikle iki şekilde yapılmaktadır:

1. Okuma yoluyla drama,

2. Canlandırma yoluyla drama.

Okuma yoluyla drama yönteminde öğretmen, drama etkinliğini gerçekleştireceği metnin anlatma ve gösterme bölümlerini belirler. Gerekli olan kişi sayısını ve okuyacak öğrencileri tespit eder.

Öğrencilere okuyarak canlandırmanın önemini ve nelere dikkat etmeleri gerektiğini açıklar. Gerektiğinde örnekleme yaparak, okuma canlandırma yapacak öğrencileri hazırlar. Kimi öğretmenler okuma canlandırma işini öğrencilere oturdukları yerde yaptırmakta, bu yüzden de çoğu zaman istenen verimlilik sağlanamamaktadır. Bu tür uygulamalarda, okuma yapacak öğrencilerin mutlaka birbirlerinin yüzünü görmeleri gerekmektedir. Öğretmen sınıfın ön kısmında bir oturma düzeni oluşturarak, okuma canlandırma işini gerçekleştirmelidir.

Okuma canlandırma etkinliğinin en önemli katkısı, öğrencilerin okuma yeterliliklerini geliştirmesi, okuma yoluyla canlandırdığı karakterin özelliklerini yansıtmanın önemini kavratmasıdır. Bu tür çalışmalar, katılımı ve ilgiyi artırmayla birlikte, okumada tonlama ve vurgulamanın da ne kadar önemli ve gerekli olduğunu ortaya koyar.

Okuma yoluyla canlandırmada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da canlandırılacak karakterin, kültürel özelliğinin okuyucu tarafından bilinmesidir. Bu durum okuyucunun başarısını bir kat daha artırmaktadır.

Okuma yoluyla canlandırma etkinliği, her zaman ve her şartta kolaylıkla uygulanan ve çok özel bir hazırlık gerektirmediği için, yeri geldikçe öğretmenlerimizin çok rahat kullanacağı bir yöntemdir. Ayrıca, öğrencilerde okuma yanlışlıkları ile vurgu ve tonlama hatalarının düzeltilmesinde de etkilidir.

Bir diğer canlandırma yöntemi de, sahne teknikleri kullanılarak yapılan canlandırmadır. Bunun için, canlandırma yoluyla dramatize edilecek metin, öğretmen tarafından canlandırmaya uygun hâle getirilir. Seçilen metnin sahnelenmeye uygun, tiyatro teknikleri açısından yeniden düzenlenebilecek özelliğe sahip olması gerekir. Bunun için, diyaloglarda anlatma ve gösterme unsurları belirgin olarak ortaya konulmalıdır.

Drama yönteminin en önemli işlevlerinden biri de öğrencilerde dayanışma duygusunu geliştirmesidir. Bu tür çalışmalar ekip ruhunu geliştirmekte, bireysel ve ben merkezli davranışları azaltmaktadır.

Drama etkinliğine katılacak ve burada rol üstlenebilecek öğrencilerin saptanmasında tespit işleminde amacın doğru belirlenmesi gerekmektedir. Düzenlenen etkinlik, eğitim öğretim faaliyeti içinde yapıldığı için, görev alacak öğrencilerin sadece başarılı, sosyal yönü kuvvetli olanlardan oluşmaması gerekir.

Sosyalleşmeye ihtiyacı olan öğrencilerin de bu faaliyet içerisinde yer alması sağlanmalıdır. Özellikle eğitim ve öğretim faaliyeti içerisinde, öğrencilerin sahnede olmak, kendilerini göstermek arzuları üst düzeydedir. Bu durumu da dikkate alarak, görevlendirmelerde dengeli ve dikkatli bir seçim yapmak zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden, etkinliğin bu dengeleri sağlayabilecek özelliğe sahip olması gerekmektedir.

Eğitim faaliyeti içerisinde seçilen oyun metninin, sahnelenecek yörenin sosyal, kültürel düzeyine uygun, belli amaç ve ilkeleri yerine getirecek nitelikte olmasına özen gösterilmelidir. Bilindiği gibi, dramayı meydana getiren en önemli özelliklerden biri de seyredilme gerekliliğidir. Seyredilmeyen bir tiyatro eseri, anlamsız ve gereksiz olmaktan öteye gitmez.

Canlandırılacak olayın içeriği, hem eğitim açısından hem de onu canlandıracak kişi açısından önemlidir. Olayda yer alan karakterlerin her birinin ayrı ayrı değerlendirmesi yapılarak, bu karakterleri canlandıracak kişilerin seçimlerinin yapılması daha doğru bir yoldur. Çünkü kişi bildiği, inandığı ve güvendiği bir oyunu daha rahat sahneler.

Günümüzde üzerinde en çok durulan konulardan biri de beden dili kavramıdır. Anlatım, söz ve hareket bütünlüğü içerisinde daha etkili olabilir. Hareketler ise, söze kattığı anlam oranında ve gerekli yerde gerekli olan hareket unsurlarının devreye sokulmasıdır.

Başarılı canlandırma iyi bir gözleme dayanır. Öğretmenin etrafında olup bitenleri gözleme etkinliği en üst düzeyde olduğu gibi, öğrencilerini de bu yönde güdülemelidir. Gözlem, bakmak değil görmek, ayrıntılara dikkat etmek, doğru görmek ve doğru tanımaktır.

Gözlemden istenen sonucun elde edilebilmesi için, niçin gözlem yapılacağının bilinmesi gerekmektedir. Canlandırmaya yönelik gözlemlerde, bütün ayrıntılara dikkat edilmeli, canlandırılacak kişinin sadece konuşma özelliği değil tutum ve hareketleri de göz önünde bulundurulmalıdır.

Kimi zaman olay ve durumları doğrudan gözlemleyebildiğimiz gibi kimi zaman da başkalarının gözlemlerinden yola çıkarak tespit ve tanımlamalarda bulunabiliriz.

Öğretmenlerimizin bir olay ve durumu ders içerisinde anlatırken canlandırma yönteminden yararlanması, beden dilini etkili olarak kullanması gerekmektedir.

Etkili beden dilinde, göz hareketleri, mimikler (yüz hareketleri), el, kol, bacak ve diğer vücut hareketlerinin yanında, kişiler arasındaki mesafeler, oturuş düzeni önemlidir. Sadece bakışlarımızın yüzlerce değişik şekli ve karşı tarafa ulaştırdığı bir o kadar da değişik iletisi bulunmaktadır.

Öğretmenin sınıf içi etkinliği derse girdiği ilk dakikada başlar ve ders bitişine kadar devam eder. Öğretmenin drama tekniklerinden yararlandığı ilk yöntem güdülemedir. Çünkü güdülemenin temelini insanın ihtiyaçları oluşturur. Güdülemenin temeli coşkudur. Başarının arkasında da coşku gizlidir. Coşkunun olmadığı yerde başarıdan söz edilemez.

Öğrenmenin büyük bir bölümü, kişinin bu istek veya arzularını tatmin etme çabasına girdiği zaman gerçekleşir. Yapılan araştırmalar, dış etkiye dayalı güdülemenin geçici olduğunu ve süreklilik arz edebilmesi için her defasında arttırılarak tekrarlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Örneğin parasal ödül verilecekse, her seferinde ödül miktarının yükseltilmesi gerekmektedir. Eğer ödül miktarı beklenilenden daha düşük olursa, ödüle rağmen bireyler güdülenememekte hatta tam aksine güdülemeden uzaklaştıkları görülmektedir.

Eğitim ve öğretim süreci birbirine bağlı birçok etkinlikten meydana gelmektedir. Bu ögeleri ayrı ayrı ele alıp değerlendirmek ve üzerinde örneklendirmeler yapmak gerekmektedir. Bilindiği gibi, kuramsal bilgiler uygulanmadığı sürece fazla bir işe yaramaz. Önemli olan ne kadar bildiğiniz değil, bildiğinizi ne kadar kullandığınızdır.

.............

Kaynak :G.Aytaç (G.Ü.Yay.)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şayet yönetici atamaları yapılırsa gideceğim okulda seçmeli dersin drama olması için elimden geleni yapacağım. O zaman sizi haberdar ederim çünkü tecrübelerinizden yararlanmak isterim. Saygılarımla.

Eşit Ağırlık 
 02.01.2010 21:15
Cevap :
Harun Bey,Özellikle Yaratatıcı Drama konusunda ısrarcı olmanızı öneririm.Tabi ,önce öğretmenlerin eğitilmesi ön koşul...Siz azimlisiniz ..Başarırsınız...Günümüz öğrencilerinde dersane- okul sarmalında sıkışmaların sonucunda ruhsal gerilimler had safhada...Yartıcılık yerini robotlaşmaya bırakıyor.Son kişileri olsun kurtarmak gerek.Görevinizde başarılar dilerim...Saygılarımla...  03.01.2010 0:09
 

Derste dramaya çok önem verirdim, bilgiler daha çok kalıcı olur, kolay unutulmaz. Kültürel etkinliklerde de konuşma, okuma yerine görsel dramaya ağırlık verirdim. "Televizyonculuk oynuyorsun" diyenlere gülüp geçerdim. Son iki yazım Mevlana hakkında bir darama... Esenlikler dilerim Hocam.

Ayten Dirier 
 18.12.2009 16:16
Cevap :
Geçmişte aldığım eğitim günlerimi hatırladığımda ,ilk aklıma gelenler: uygulamalı ve görsel-işitsel yoğunluklu drama eksenli çalışmalarımdır. İnsanın doğası da -yaparak-yaşayarak aldığı eğitimin -yüzde seksenbeşini algılamasına yöneliktir.Katkınız için teşekkürler öğretmenim...Saygılarımla...  18.12.2009 23:09
 

Geçen yıl kursa gittim bu yıl uygulamaya başladım en sevilen ders oldu. Müfettişler de ısrarla drama kullanılmasını öneriyorlar. O zaman bir önceki yorumda bakanlığın hakkını yemeyeyim. Bu dönemde drama üzerine yoğunlaşmalar var. Tabi seçmeli yerine zorunlu ders yapılmalı ama drama her derste kullanılacak bir yöntem zaten. Önemli olan öğretmenin uygulamaya niyetinin olması. Saygılar.

Eşit Ağırlık 
 12.12.2009 18:06
Cevap :
Bilinçli eğitim ,toplumumuz için hayati öneme sahip bir olgu.Tevhidi tedrisat anlaşıyla ,eğitimin olanaklarını tüm yurt sathında olanaklar elverdiğince eşit olarak uygulamak gerekir.İktidarlar,eğitim yöneticilerini, basiretli ve yetkin,donanımlı kişilerden seçmelidir.-At binicisine göre kişner. -Özel okullar olanaklarını kullanıp uzmanlarından eğitim almaktadırlar.Milli eğitimin -karakucak drama çalışmalarına -tanık oluyoruz.Öğretmenin niyeti de yetmez.Yaratıcı Dramanın özel ders saati de olamaz.Her derste-yaparak-yaşayarak öğretim- ilke edinilmeli.Bu konuda eğitim şart.Drama ile Yaratıcı Dramayı,Psikodramayı algılayamamış yığınlarca MEB müfettişi var.Yine de gayretli olan okullarımızı alkışlarız.Selamlar.  12.12.2009 21:00
 

Ülkemizde drama yeni kullanılıyormuş gibi gösteriliyor. Bence eskileri allayıp pullayıp yeniymiş gibi gösteriliyor. Eski eğitim sistemlerini görmüş geçirmiş birisi olarak bu konuda düşünceleriniz nelerdir? Saygılar.

Eşit Ağırlık 
 11.12.2009 22:50
Cevap :
Harun Bey,Ülkemiz köy enstitüleriyle birlikte yaratıcı bireyler yetiştirmeye başladı.Her ders ''yaparak ve yaşayarak'' öğretiliyordu...Şimdilerde moda olan ve sadece lafta kalan Yaratıcı Drama'nın temeli atılmıştı.Soran ve sorgulayan öğrenciler yetişmeye başlayınca,Gazi'den sonra gelen liderlerin ilk işi köy enstitülerini kapatmak oldu.Böylece,yeni kapıkulları yetişti.İnsanımızın yaratıcılığını yitirmeye başlamasıyla,şu sorunlar belirginleşmiştir. * Bireyin kendini tanımaması * Eksikliklerini ve fazlalıklarını bilmemesi * Bilgiye ulaşmayı bilmemesi * Ezberci eğitim ve öğretim * Yurttaş olma sorumluluklarını tanımaması * Yaşamı yeterince anlamlandıramamış olması * Kendini ifade etme yetisinin gelişmemiş olması * Toplumda var olan durum ve kurallara uyma zorunluluğu vb.Kısaca dramanın kralı vardı...Yokettiler.Şimdi birkaç özel okul dışında uygulanmıyor.Saygılarımla...  11.12.2009 23:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1655
Toplam yorum
: 8836
Toplam mesaj
: 552
Ort. okunma sayısı
: 982
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster