Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '13

 
Kategori
Okullar
Okunma Sayısı
435
 

Eğitimde yeni dönem

Eğitimde yeni dönem
 

Eğitimde Yeni Dönemde Neler Var?


2013-2014 eğitim ve öğretim yılı 16 Eylül Pazartesi günü başlayacak. Yaklaşık 17 milyon öğrenci ve 800 bin öğretmen ders başı yapacak. 13 Haziran 2014’e kadar devam edecekler.

Bu “maraton” tüm yönetici, öğretmen, öğrenci ve velilere hayırlı ve uğurlu olsun.

İlköğretim 1.sınıf ve okul öncesi eğitim alan öğrenciler, 9-13 Eylül tarihleri arasında “uyum programı”na alınmıştı.

 Miniklerin anne-babalarıyla okula başlaması, okula uyum sağlanması için bir hafta önceden başlamıştı. Onların okul, sınıf ve arkadaşları ile ilişkilerinde duygusal  hazırlıklarına yardımcı olması açısından bu uygulama çok iyi oldu.

Okula yeni başlayan çocuklarımıza, okulda öğretmenlerin sözünün geçtiği, öğretmenlerin otorite olduğu öğretilirken, ana-baba ve veli olarak asla “öğretmeni korku salan kişi” şeklinde tanımlamamalıyız. Çocuğun okulda sorunları olduğunda öğretmeninin ona yol göstermesine yardımcı olmalıyız.

62 aylık çocuğunu okula gönderen bir velinin sözlerine katılıyor musunuz? “Annesi evde bakamıyordu.  Okulda öğretmeni baksın.”  Öğretmen“dadı” mı?

Bakanlığın açıklamalarına göre; “ilk okula yaşça kayıt hakkını elde eden çocuklardan 66,67 ve 68 aylık olanları (2008 Ocak-Mart doğumlular) velisinin vereceği dilekçeyle; 69,70 ve 71 aylık olanlar (2007 Ekim-Aralık doğumlular) ise, ilkokula başlamaya hazır olmadıklarını belgeleyen sağlık raporuyla okul öncesi eğitime yönlendirilebilecek veya kayıtları 1 yıl ertelenebilecek.”

Okulun teneffüslerde “oyun oynanan, şarkı söylenebilen, resim yapılabilen bir yer olduğu” vurgulanmalıdır. “Öğretmenini dikkatli dinle !”,” Öğretmenini sakın kızdırma !”,  “Gürültü yapma !” şeklinde uyarılarda bulunmayınız.

Kısacası, çocuğu “okuldan ve öğretmenden soğutmamalıyız.” Okula gitmeyi özendirmeliyiz. Sonuç olarak; anne-baba-öğretmen işbirliği çocuğun okula uyum sürecini kolaylaştıracaktır.

Miniklerin heyecanla okula başlamalarını izlerken, “eğitimde yeni dönem” neler getiriyor?

Ne yazık ki, yeni eğitim ve öğretim yılı, senelerce “yaz-boz tahtasına” dönen eğitim sistemimizle, biriken sorunlara çözüm üretilemeden, yeni uygulamalarla  açılıyor.

Yurdumuzdaki tüm ortaöğretim kurumlarının aynı kalitede olmadığı bir gerçektir. Bazı resmi okullarımız çok iyi seviyede olduğu için, yoğun ilgi görmektedir. Bu okullara öğrenci seçimi de adil olmalıdır.

Hakkaniyet içinde sınav olması için, sınavlarda sorulacak konuların tüm okullarda sınavlar öncesinde, tamamlanmış olması gerekir. Bu birlikteliği tüm okullarda sağlamak kolay değildir. Bu ise uygulamada sorunları getirecektir.

Yeni eğitim ve öğretim yılında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın( MEB) açıkladığı “ortaöğretime geçiş sistemiyle, bu yıl 8.sınıftaki öğrenciler, sınavla öğrenci alan okullara gidebilmek için 6 temel dersten (Fen ve Teknoloji, Matematik, Türkçe, Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi, T.C.İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersleri)nden,  iki dönemde Bakanlıkça yapılacak merkezi sistem sınavlarına girecek.” Bu tür “merkezi sınavlarda”  güvenlik sorunlarının olduğu unutulmamalıdır.

Yapılan açıklamaya göre; “ortaöğretime yerleştirmede esas olan puan, öğrencinin  6.7.ve 8’inci sınıf “yıl sonu başarı puanları”nın aritmetik ortalamasının %30 ile 8’inci sınıf  “ağırlıklandırılmış merkezi sınav puanı”nın % 70’inin toplamı alınarak hesaplanacak. Sınavda her dersten 20’şer soru sorulacak.”

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi; “serbest kıyafet ya da okul forması” için, tüm okullarda velilerin %50’sinden fazlasının onayı alınarak okul kıyafetleri belirlenebilecek.

Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle, “özürsüz devamsızlık” 10 güne düşürüldü. Özürlü-özürsüz devamsızlık 45 gün oldu.

Tüm ortaöğretim kurumlarında ders saatleri 40 dakika olarak belirlendi.

Başarı puanı 45 den 50 puana yükseltildi. Öğrencinin yıl sonunda bir dersten başarılı sayılması için;  iki dönem puanının aritmetik ortalamasının  en az 50 olması veya birinci dönem puanı ne olursa olsun, ikinci dönem puanının en az 70 olması gerekmektedir.

Ortalama yükseltme sınavları” kaldırıldı. “Sorumluluk sınavları” ilgili dersin öğretmeni tarafından yılda 2 kez yapılacak.

 Yeni Eğitim ve Öğretim yılında, 4+4+4 sistemi ile zorunlu 12 yıllık öğrenimde, tüm öğrenciler için  yeterli sayıda lise açılabildi mi? Yakın zamanda da açılacağını sanmıyorum. Tüm genel liseler Anadolu Liselerine dönüştü. Sınıflar 30 kişilik ve okulun programı uygulanırsa, sonuç iyi olur. Ancak; dönüşen okulların fiziki durumu ve öğretmen sayıları  (özellikle yabancı dilde) yeterli değilse, ne olacak? Sorunlara yenileri eklenecek.

Okul seçiminde, Anadolu Liselerine dönüştürülen okullar ve açık liseler sınav kazanamayan –eski “Anadolu Liseleri”nin hayâliyle- okula giden öğrencilerin yeri olacaktır.

Ayrıca müfredat ve ders saati değişikliklerinin başarı seviyesini nasıl etkileyeceğini de göreceğiz.

Dershanelerin durumuna gelince; Dershaneler,  öğrencilerin kendilerine güvenmediği veya rakiplerine göre sınavda daha üstün duruma geçmek istedikleri için – zorunlu – gittikleri bir “sınav becerisi kazanma” yeri olmuştur.

 Aslında bilgiyi okullarımızda alan öğrenciler, dershanelerde sadece“sınav sistemlerini pekiştirme”, ”zamana karşı soru yanıtlama tekniklerini”  öğrenmekte ve dershanelerde okula göre çok daha fazla soru çözdürülerek öğrenilenlerin pekiştirilmesi sağlanmaktadır.

Özel dershanelerin özel okullara dönüştürülmesinde, tüm dershanelerin bu dönüşüme ayak uyduracağını düşünmek yanlıştır.

Özel okul ile özel dershaneler farklı kurumlardır. Özel okullara ilköğretimi de katarsak, çocuğu özel okulda bulunan veliler, 12 yıl boyunca bir servet ödenmektedir. Oysa,  özel dershaneler 1 ya da 2 yıllık ödemelerle sonuca ulaşmaktadır. Çocuklarını özel dershaneye zor gönderen veliler, onları özel okullara nasıl gönderebilecekler?

  Dershaneler özel okullara dönüştürülürse, özel okullardaki sistemi uygulamaları için dershanenin  fiziki yapısında değişiklik veya yeni yerleşim ile yeterli sayıda öğretmenin görevlendirilmesi şarttır.

Özel dershaneler kapatılırsa, meydan boş kalmaz. Bu kez halen devam eden bire-bir veya grup “özel dersler”in, “etüt eğitim merkezleri”nin veya “internet dershaneleri”ninonların yerini alacağına hiç kuşkum yok.

Aslında, okullarımızda da özel dershanelerde uygulanan sistem uygulansa,  dershaneye gidemeyecek maddi gücü az olanlar  için de bir çözüm olur.

Eğitim sisteminin kurtarılması ve kalıcı olması için öncelikle üniversitelere  giriş sorunu çözümlenmelidir.

*       Kanımca - üniversiteye giriş sınavları kaldırılsa bile - özel dershanelerin kaldırılması veya özel okullara dönüştürülmesi sorunu kökten çözümlemez. Bu kez de okullarda ara sınıflardaki öğrenciler başarılarını arttırmak, mezunlar bir işe girmek,  çalışanlar da KPSS, ALES, TUS ve benzeri sınavlara girmek zorunda olanlar ile ehliyet sınavına girecekler yine de dershane yollarına düşecektir.

 

Sorunun içinde olmaktansa, sorunlara çözüm aramak en doğru yoldur.

Sevgi  ve saygılarımla.  15.09.2013

            Ali İhsan ÖZÇAKIR

            MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)

            e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 75
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 4536
Kayıt tarihi
: 07.04.09
 
 

50 yıllık eğitimciyim. İngilizce öğretmenliği ve Bakanlık müfettişliği yaptım. Bunca yıllık eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster