Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
874
 

Eğitimin gerçek anlamı üzerine

Eğitim faaliyetleri insan yetiştirme faaliyetleri olarak anlaşılmaktadır. Eğitimi bu şekilde anlayınca bireyin kendisi dışında bir başkası tarafından düşünülmüş, planlanmış, düzenlenmiş ve bireye yönelik olarak uygulanmakta olan bir süreç akla gelmektedir. Eğitimi bu şekliyle okul türü fiziki ortamlarda yapılan faaliyetlerle sınırlandırılmış olur ki bu eğitim kavramının küçük bir yönünü içermektedir. Aslında toplumda hemen bir çok insan için eğitim kavramı bu küçük ve sınırlı anlamıyla kavranmaya çalışılır. Ancak eğitimin bu sınırın dışında çok daha geniş anlamı vardır. Bu gerçek ve kapsamlı anlamı ile eğitime dair bir şeyler yapılması gerekir. Eğitim ancak bu şekliyle ele alındığında hemen herkesin hareket noktası olan, olmazsa olmaz temel şartlardan birisi olarak düşünülen eğitim gerçek yerini ve anlamını kazanmış olur.

İçinde bulunduğumuz yaz mevsimi birey veya toplum olarak herkesin aklına tatili getirir. Tatil bir bakıma okulların kapandığı, tüm eğitim kurumlarının eğitim-öğretim faaliyetlerine ara verdiği günlerdir. Eğitim öğretim kurumlarının tatile girdiği dönemde insanın yaşamı her zamanki hızını koruyarak devam eder. Dolayısıyla eğitim faaliyetinin de aslında devam etmesi gerekir. Okuldaki eğitim sınırlı bir zamanda, sınırlanmış bir çerçeve içinde hazırlanan programlar doğrultusunda yapılan eğitimdir. Bu tür bir eğitim süreci ara tatil, hafta sonu tatili, yaz tatili şeklinde değişik dönemler itibariyle kesintiye uğruyor olabilir. Aslında okuldaki eğitim faaliyetlerimiz de dünya ülkelerindeki benzerlerine göre çok daha fazla ara vermektedir. Ancak yazının konusu bu olmadığı için uzun tatil, az eğitim anlayışıyla hazırlanan okulda eğitim faaliyeti üzerine özellikle de tatile girdiği bir dönemde fazla durmaya gerek olmayabilir. Okuldaki eğitim ilgili olduğu kademe ve bu kademede yer alan bireyin özelliklerine göre şekillenmektedir. Eğitim kademeleri de eğitim sisteminin yöneticileri tarafından farklı süreleri, yaş gruplarını, yaşam ve gelişim dönemlerini içine almaktadır. Okuldaki eğitim bu yönüyle sınırlı bir yaşa kadar devam eder. Belli yaşlarda, belli yıllarda devam eden eğitim faaliyeti diploma alınması ile sonuçlanmış olur. Bu tür eğitim insan yetiştirme süreci olarak düşünülen eğitimin küçük bir parçasıdır.

Okuldaki eğitim insanlığın, toplumların, bilimlerin gelişim süreci içinde şu an için yeterli olmayan bir niteliğe sahiptir. Belki bundan yüz sene önce okuldaki eğitime tabi tutulan birey bu eğitimle yetinebilirdi. Ancak günümüzde okuldaki eğitim adeta devede kulak misali kalmaktadır. Okulda verilen eğitime bakarak insan yetiştirme düzeni üzerinde bir şeyler söylemek, yargıya varmak günümüz şartlarında çok yetersiz kalmaktadır. Okuldaki eğitim bireyin dışındaki makamlar, sistemler, kurumlar tarafından belirlenirken günümüzde bireyin kendi yaşamını, kendi kararlarını, kendi iradesini ön plana çıkaran bir eğitim anlayışı, eğitim süreci önem kazanmıştır. Artık okullar bireye, üyelerine diploma veren kurumlar olmaktan öteye geçemez duruma gelmişlerdir. Toplumsal yaşam artık sadece diploma sahibi bireylerle yetinmiyor. En azından gelişmiş, dünyaya yön veren, ileri düzeyde üretim, teknoloji geliştiren ülkeler ve toplumlar için bu durum böyle. Eğitimin bireysel çabayla kendini geliştirme şeklinde algılandığı, geliştiği ve yaygınlaştığı toplumlarda hem bireylerin kendileri, hem de insan yetiştirme işinden sorumlu birimler, kurumlar eğitim kavramına çok daha farklı yaklaşıyorlar. Bunun sonucunda her birey hangi okuldan diploma sahibi olursa olsun günün ihtiyaçlarına uygun yeterliliklerini geliştirmek için sonuna kadar çaba harcıyorlar. Artık üniversiteyi bitiren her bireye istediği alanda iş imkanlarına kavuşma gibi avantajlar sağlanmıyor. Bireyler diploma aldıktan sonra da yeterliliklerini geliştirmenin yolların arıyorlar.

Okuldaki eğitimden fazla bir beklentisi olmayan bireyler daha okul sıralarında iken kendilerini çok farklı alanlarda da yetiştirmenin yollarını arıyorlar. Toplum kendisini oluşturan her bireyin performansını toplumun yararına olacak şekilde en sonuna kadar kullanmanın yollarını arıyor. Her birey toplum için bir değer olarak görüldüğü için ihmal edilecek, kayıp edilecek bir tek birey dahi yok anlayışıyla toplumsal birlik beraberliği sağlayacak yolları üstelik de her bireyin gönüllü katılımına sağlayacak şekilde gücün sonuna kadar herkes için ortaya konulması sağlanmaya çalışılıyor.

Toplumsal bilinç, bireysel bilinçle veya bireysel bilinç toplumsal bilinçle birleşiyor. Tek tek bilinçli bireylerden oluşan, eğitimi sadece okul sınırları içinde bırakmayıp hayatın her alanında bir faaliyet olarak gören toplumlar en ileri aşamalara kolaylıkla ulaşabiliyorlar. Dünyaya yön veren devletlere, toplumlara, ülkelere bakıldığında bireyle toplum arasındaki birlik ve beraberliği, toplumu oluşturan gruplar arasındaki dayanışmayı, yöneten-yönetilen arasındaki yakınlaşmayı ve tüm bunların getirisi olarak da mutluluk, refah, zenginlik, adaletli gelir dağılımı, adil bir yönetim, doyuma ulaşmış bireyler olarak ortaya çıkıyor.

Toplum ve birey olarak ne zaman eğitimi bireysel çabaya dayalı ve yaşam boyu süren bir süreç olarak algılamaya başlarsak, eğitim sistemini yönetenler ne zaman bu yönde gelişen bir eğitim sistemi kurup işletmeye başlarsa toplum ve birey yaşamımızda bir şeyler değişmeye başlayacaktır. O zamana kadar okuldaki eğitimi, okuldaki eğitim sorunlarını yani eğitimin küçük ve sınırlı bir alanını konuşmaya devam edeceğiz gibi görünüyor.

Soru, Görüş ve Önerileriniz için....

Ali Hikmet Demir

(ahdiron4@hotmail.com)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ali Hikmet Bey gerçekten arzu edilen olması gereken bir yazı yazmışsınız sizi kutluyorum. Katılmamak mümkün değil. Ancak Bu söylediğiniz arzu edilen harikulade işleri kim kimler başarabilir biliyormusunuz? Parasal sorunu olmayan eğitimciler yapabilir. Sizin, benim bir başkasının derslikte ya da başka bir yerde eğitim verirken borçlarımıza ve bu yöndeki sıkıntılarımıza aklımız çok takılmıştır. Benim hep takıldı da...Önce bu işi yapacak insanların karnını doyuracaksın. Başka seçeneğin yok. İşte o zaman "Kalabalık bir yerde yapamadığı kötü bir hareketi, yalnız kaldığı zamanda yapamıyorsan" tam istediğimiz insan tipini yetiştirmiş oluruz. Sevgilerimle.

bünyamin inan 
 21.10.2010 0:45
 

Hepimizin sık sık okuduğu, duyduğu gibi ülkemizde eğitim sistemi çökmüş durumdadır. Buradaki temel sorunda bence eğitimin ne işe yaradığını bilmemekten kaynaklanmaktadır. Eğitimin amacı insanlara bir şeyler öğretmek olmamamalıdır, çünkü bu insanı direk olarak ezberlemeye sevk eder. İnsan bence eğer öğrendiklerinden, okuduklarından bir şeyler çıkarabiliyorsa, onları işleyebiliyor, özümseyebiliyor ise eğitilmiş demektir. Örneğin "ne mutlu Türküm diyene" ezberi insanı mutlu olmaya şartlandırır. Oysa insan gerçekten mutlu olup olmadığını sorgulayabiliyor, sorunlarının bilincine vakıf olabiliyor ise işte o zaman eğitilmiş demektir. Ezberlediği şeyleri papağan gibi tekrarlamak için eğitilmeye hiç gerek yoktur. Papağanlar da ezberlediklerini tekrarlar durur. Düşündürücü yazınız için teşekkürler, sevgiler ve selamlar

Matilla 
 24.07.2010 17:34
 

Egitim insanın temeli.Egitimin amacı insan.Egitim bu amaç dışına çıkmamalı.Evrensel egitim ilkeleri üzerine çalışılmalıdır.Yazınız bu konu üzerine kafa yoranların çoğalacağının göstergesidir.Ve bizlerin çoğalmasıyla çözülecektir.Sevgiyle kalın.

yeni insan 
 24.07.2010 16:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1114
Kayıt tarihi
: 26.09.08
 
 

Öğretmen olarak başladığım meslek hayatıma yönetim ve denetim konusunda aldığım yeni eğitimler so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster