Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
549
 

Ego, pazarlama ve çocuk üçgeni

Pazarlama! Altın sözcük bu aslında! Bu alanda eğitim gören öğrencilerin kafasına kazınan kelime: pazarlama. Şimdilerde bir havayla “marketing” diye tabir edilse de pazarlamadır o. Bir malı belli bir değer karşılığında başkasına satma, pazarlama.

Osmanlı Dönemin’de insanlar pazarlarda birinci elden satış yapıyorlardı. Alışveriş henüz bir strateji olarak doğmamış ve fakat yalnızca geçinmek için bir araçtı, basit bir araç. Zaman içinde şirket kavramı ortaya çıktı. Bu beraberinde birçok yeniliği de getirdi tabi. Aile şirketleri kuruldu ve şirketlere bireylerden daha çok insiyatif gösterildi. Bugün gelişen dünya ile birlikte ortaya dev şirketler(corporation) çıktı ve pazarlamayı otomatik bir hale soktular. Alıcıyla temas reklam yoluyla kurulurken pazarlama da kendi kendine gelişen bir alan haline geldi.

Dev şirketlerin diğer şirketlerden bir farkı var: onlar insanları önemsemez. Mc Donalds hamburgerinizin içinde ne olduğunu önemsemez(transyağ gibi) çünkü onlar için sizin sağlığınız değil kar marjının artışı önemlidir. Starbucks içtiğiniz kahvenin reklamını öyle bir yapar ki kahve sizin için dayanılmaz bir hal alır ama bilmezsiniz ki bir Etiyopyalı aile bir kilo kahve için ne kadar çalışıyor ve ne kadar kazanıyor? Aslında dev şirketler gittikçe insanlara benzediler: bencil, fesat ve düşüncesiz. İşte milenyum insanının da tanımı bu!

Uzay çağı derken pazarlama da sınıf atladı ve hedef değiştirdi. Artık biz(gençler ve yaşlılar) hedef market olmaktan çıkıp ikinci plana düştük çünkü belirli bir bilince sahibiz, seçim yapabiliyoruz, düşünüp yargılayabiliyoruz. Peki asıl hedef kim? Tabi ki çocuklar! Televizyonda gördüklerini gerçek zanneden, etrafındaki dünyayı toz pembe gören tertemiz zihinler. Şimdilerde bütün şirketler çocukları hedef alıyor çünkü biliyorlar ki bir çocuğu ikna etmek hem kolay hem de zahmetsiz. İstediğini aldırmak için çığlık çığlığa bağıran bir çocuktan daha etkili bir alıcı olabilir mi?

Pazarlama eskiden bir alışveriş aracıydı, şimdi bir hedef belirleyip orayı ele geçirmek için kullanılan etkili bir strateji, bir silah haline geldi. Etrafınıza bakın, giydiklerinize, yediklerinize...Arasında kaç tane Türk malı var? Kaç tane Amerikan veya Çin malı var?

İster istemez kapitalizmin rüzgarına kapılmış durumdayız. Küreselleşme safsatası altında yurtdışında yüzüne bakılmayan mallar ülkemizde iki, hatta üç kat fazla fiyatla satılıyor. Özellikle elektronik pazarlama ortaya çıktıktan sonra durum daha da vahim bir hal aldı. Artık yabancı bir şirketin gelip Türkiye’de yatırım yaparak mağaza aömasına gerek yok çünkü internete girip web sitelerinden sipariş verebiliyorsunuz ve posta parasına varana kadar da siz ödüyorsunuz.

Ülke olarak bir pazar haline geldik. Bu sevindirici mi? İlk bakışta evet. Yerli yatırımcı kazanacak diye beklerken aslında tam tersi oluyor. Hedef haline gelen ülkeler iktisadi teorilerle batırılıyor ve muhtaç duruma getirilip sömürülüyor. Bu durumda yerli üreticilerin bazıları pazar payı alamayınca sahtekarlığa yöneliyor ve insanların yerli üreticiye güveni kalmıyor.

Çocuklar, gençler, yaşlılar, evliler, bekarlar, herkes artık bir hedef. Hergün binlerce görsel imgeyle karşılaşıyoruz ve bu görsel baskı altında beynimizin sağlıklı karar vermesi neredeyse olanaksız. Egomuzu doyurmak, onu tatmin etmek için elimizden geleni yapıyorlar. Ünlü yabancı mankenler, futbolcular, aktörler ve daha birçok tanıdık yüz bu iş için kullanılıyor. Özünde slogan hep aynı “bakın, siz de onun gibi olabilirsiniz. Yeter ki bu üründen satın alın”. Ve her alışverişe çıkışınızda gün içinde gördüğümüz binlerce imaj beynimize hücum ediyor: “Tarkan da aynısını giymişti”, “Beckham’ın parfümü”, “Şu manken gibi oldum bunu giyinince”, vs.

Artık pazarlama psikolojik bir boyutta ilerliyor ve görünen o ki her birey potansiyel birer müşteri olarak görülüyor. Siz internette kredi kartı numarasıyla alışveriş yapan bir IP numarasısınız. Hayatınız, zevkleriniz, hobileriniz ve sizinle ilgili herşey onlar için koca bir “hiç”!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın yazarım , yine güzel bir konu. Çok haklısın artık hedef kitlesi çocuklar ve gençler. Özellikle de çocuklar. TV izlemekten evinde yemek yapmayıp hazır yiyecek alıp çocuğunun önüne koyan kadınlarımız var. Kendi çocuğumuzu düşünmezsen başkası bizim çocuğumuzu hiç düşünmez. Marka merakını da çocuklarımıza biz ğretiyoruz. Çocukların yaptığı tüm olumsuz şeylerden bizler sorumluyuz. EĞİTİM ŞART :) Sevgiler

Esma KAHRAMAN 
 25.07.2007 9:40
Cevap :
Gec gelen cevabim izin ozur diliyorum. Cocuklar hic islenmemis maden gibiler, onlara sekil verecek, niteliklerini belirleyecek yine biziz. Malesef marka delisi bir genc nesil geliyor arkamizdan. Amerikan gencliginin Turkiye uzerinde etkisi mi diyelim ne dersiniz? Iste kultur muhendisligi bu sekilde basliyor. Tesekkurler, sevgiler...  30.07.2007 8:39
 

Tespitlerinizde haklısınız.Ama tüm bu zokaları,yemleri yutan insanlar haline gelmiş olmamız da ayrı bir iş diye düşünüyorum.Bu kadar kolay teslim olmamak lazım!

A1b2c3 
 09.07.2007 12:47
Cevap :
Bence de kolay pes etmemek lazım ama onlar da pek açık kapı bırakmıyor. Çoğu sektörde yerli üreticiler bile yok. Elimizi biraz taşın altına sokmak lazım. Sevgiler...  09.07.2007 22:40
 

Onun bir filminde kötü karakter televizyon ile insanları etkisi altına alıyordu, ne kadar gerçek. Televizyonlarda çıkan perili diziler nasıl bir frekans veriyorsa konuşmasını bilmeyen çocuklar bile hemen ona bakıyorlar. Kahve ile ilgili Mustafa Mumcu Bey, "hazır kahveleri yurt dışında sadece inşaat işçileri içer, onların kahve makineleri var daima kahveyi hazır değil makinesinden içerler" demişti, çok garip gelmişti. Bir garip nokta daha, bizim ülkemizde çok meşhur olan bira markası meğer yurt dışında pek itibar edilmeyen Tekel birası katagorisine sokulan ve kendi cinslerinin çok ucuzuna satılan bir biraymış. Çok şaşırmıştım. IP numarası da çok güzel bir tespitti. Saygılar.

Eşit Ağırlık 
 08.07.2007 0:23
Cevap :
Televizyon çok etkili bir pazarlama yolu. Mesela Discovery Kanalı Ortodoks kökenli bir kanal ve Amerikan kültür ve turizmini evimize kadar taşıyor. Bunun yanında filmler, müzikler, ve daha birçok popüler kültür ürünü de cabası. Çocukların bu kadar etkili görsel baskılara tepkisiz kalması imkansız. Sevgiler...  08.07.2007 4:45
 

Sevgili Hasan Arslan, Başta çocuklar olmak üzere her bireyin potansiyel birer müşteri gibi görüldüğü ve bireylerin de bu satınalma tuzağına çok rahat düşürüldüğü yılları yaşıyoruz. Yazınızın tamamı bir bilinç veriyor, tabii ki alana ve anlayana. Dev şirketlerin tuzağından ülkeler kendi uluslarını bilinçli bir aydınlatmayla kurtarabilirler. Starbucks ve daha nice firma sizin de belirttiğiniz gibi reklamı çok iyi yaparlar. Bizde millet kendi çayını, kahvesini içmiyor; nescafe öyle bir reklam yapıyor ki aklınız durur. Şimdi bir içimlik parmak poşetler içinde satıyorlar. İçindeki çayımızın zerresi etmez, ama neymiş hazırlanışı kolaymış. Isıt suyu, at bardağa sal sıcak suyu ve iç... Aptallığına doyma. Dünyada içinde hiç katkı maddesi olmayan çayı içme!.. Bu çok uluslu şirketler ülkemize çok kötü dadandırıldı; bir yandan malımızı alıyorlar, toptan; kökünden arsası ile, binası ile makinesi ile.. Öte yandan ellerine silah verip canımızı aldırıyorlar. Uyanmalıyız!.. Selam ve sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 07.07.2007 15:39
Cevap :
Aslında burada pazarlana ürün değil kültür. Amaç Nescafe'yi alışkanlık haline getirerek bizim kültürümüz(örn Türk Kahvesi) ikinci plana düşüyor. Eskiden bir kafede kahve dediğinizde Türk Kahvesi gelirdi ama şimdi Avrupa ve Amerika'dan gelen kahveler sayesinde özellikle Türk Kahvesi diye belirtmeniz gerekiyor. Oysa bizim kahvemiz çayımız ve kültürümüz pek az medeniyetle eşdeğerdir. Şimdilerde ülkemiz karış karış satılıyor. Bence de uyanmamız lazım. Sevgiler...  08.07.2007 4:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 364
Toplam mesaj
: 134
Ort. okunma sayısı
: 1964
Kayıt tarihi
: 03.10.06
 
 

Gözlerini kapat ve düşün: bir cümle kaç kişide farklı etki yaratır? Birbirimizi anlamanın gittikçe z..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster