Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
912
 

Egosundan arinmis anne ve babalar

Çevremde çok anne babalar var. Bazıları beni nitekim kendilerinin psikologu gibi görmeye başladı bile. Ben de bunu kendi lehime kullanip, onların iç dünyalarına inme sansina kavusuyorum. Bu dunyaya tek basimiza geliyoruz, yapayalniz. Hayatı bir yolculuk olarak gorecek olursak bizi insanlikla, kendimizle, dunyayla tanistirmak anne ve babalarin isidir. Bunu farketmek ilk adımdır. Annelere ve babalara bu konularda cok is dusuyor. Yazmak icin bu konuyu secmemin nedeni, cevremde gordügüm aklı karısmıs, mutsuz, nereye gidecegini sasırmıs bir suru insanın olmasıdır. Nedir bunların sebebi? İnsan mutsuzlugunun temelini neye veya kime borcludur? Ve sunu farkettim ki, anne baba cok ama cok onemli. Hayır, ben herkesin klişe olmuş tipik laftan bahsetmiyorum. Bunun derinine ne kadar inilirse, onemini de o kadar cok kavrarız.

Bir kere, dogan her cocuk anne-baba bakimindan ya sansli dogar ya da sanssiz. Niye? Cunku bir bebegi dogdugu andan itibaren anne-baba beyaz tahta olarak kullanarak, istediklerini o beyaz tahtaya yazabilirler. Cocuklarina diledikleri sekilde inanclarini, dusuncelerini, kulturlerini ezberlettirebilirler. Cocuklar onlarin istedikleri bir sekilde onlarin bir kopyasi halinde de hayatina devam edebilir.Fakat bir cocuk dogdugunda, anne-baba artik belli bir yasa gelmis kendine gore bir dunyasi olmus ve az cok bir sekile gelmistir. Bu durumdan sonra anne-babanin seklini semalini degistirmek buyuk enerji gerektirir ve cok cabaya gereksinim olur. Tabii ki bunlarla beraber gelen bir suru kavga kiyametse cabasi.

Benim kanimca, anne-baba okullari gelismeli gelistirilmeli ve yayilmali. Bir insan anne yada baba olmaya karar vermeden once gereksiz egosunu atabilmis mi? Dunyadaki vizyonu, misyonu nedir? Mutlu mu? Hayata karsi optimist mi? gibi sorularin cevabini bulmus olabilmeliler. Mutlu ailelerin cocuklari hayatlarini mutlu, ozgur, gelismis, tam bir birey olarak yasama sansina sahip. Tam tersi durumda ise cevremizde ozellikle bu siralar gordugumuz gibi mutsuz, hayattan bikmis, hayattan zevk alamayan ve yasama sevincini kaybetmis o kadar cok insan var ki. Aile bunun tek sorumlusu degil tabii ki ama o kadar cok yanlis kavramlari dogruymus gibi kabullendirmek isteyen anne-babalar var cevremizde.

Simdilik son soyleyecegim sozler sunlar.Yazımın başında size anlattigim anne-babalar, bana bir suru soru soruyorlar. Kizim yanlis bir meslek secerse ne yapmam lazim? Dersleri cok kotu, nasil okulda basari olabilir? gibi beni aşan ama psikologlarin cevap verebilecekleri sorulari soruyorlar.Benimse o an aklimda gecen su oluyor: Bir anne-baba, bu yaşa gelmis, sozde cok gormus yasamis ama sorulari ne kadar yanlis. Maalesef kimse kendisine su soruyu cok fazla sormuyor bu konustugum kisilerden, BEN COCUGUMA NASIL IYI BIR INSAN OLMASINI OGRETEBILIRIM? Etrafimizda insanligini unutmus bu kadar cok insan varken, birde bunlarin anne baba olmasini dusunebiliyor musunuz? Dunya'ya cok mutlu insanlar gelmemeye basladi cunku egosunu yenemeyen, kendini asmamis, cocuklarının özel hayatına olan saygiyi kaybetmis, cocuguyla guc savasina giren, sagi solu belli olmayan o kadar cok anneler ve babalar mevcut. İster bana kızın, ister alkıslayın ama lutfen artik gozlerimizi acalim.Dunyadaki en degerli varliklarini kendimiz gibi zehirlemeyelim. Mutlu, saglıklı, özgür, yaratıcı bireyler yetiştirmek herkesin misyonu olmalı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle düşüncelerinizin bir kısmına katıldığımı söylemek istiyorum. Çocuğun hayatında anne ve babanın önemi çok büyük. Buna kimsenin itirazı yoktur herhalde. Ama bence atladığınız bir şey var oda şu: Anne ve Babalar veya insanlar her şeyi malesef dört dörtlük bilmiyolar- yada herşeyin doğrusunu bilmiyorlar- onlarda mesela çocuklar gibi sürekli öğreniyorlar. Biz sanıyoruz ki insanlar yaşlı olunca birçok şeyi hayatın kitabını yalayıp yutmuş olurlar ama baktığınızda doğrusu öyle değil. Onlarda gençler gibi bir çok durumda yanlış yapabilir veya düşünebilirler ve buda çok doğal. Büyüklerin dedikleri gibi öğrenmenin yaşı yok malesef. Bu yüzden anne ve babalardan herşeyin doğrusunu yapmalarını beklemek haksızlık olur. Onlara bazen bir çok konuda kızıyoruz ama neden ?. Onlarda bizim gibi hayatta öğrenerek ilerliyorlar. Hayat bu malesef kitabı yokki :) Bu yüzden onları bir bilgin gibi görmemek lazım bence. Bu arada amcanızın yorumuna bayıldım :) "Sürtünme kaybı" hehehe.

Cem Biberoglu 
 28.08.2007 17:10
 

Adresini annen verdi. Karaladığı beyaz tahtadaki eserinin güzelliklerini paylaşmak için. Kutluyorum. Bazı şeyleri eklemek istiyorum. Birincisi; Herkesin kişiliği yaradılışından gelir. Anne babalar her beyaz tahtaya ancak bildiklerini karaladıkları halde iki kardeşin çok farklı olmasının nedeni de budur. Yani çocuklar kişilikleri itibariyle ailesinin klonlanmış modelleri değildir. Yoksa çok kolay olurdu. Her türlü olumsuzluğun faturasını ebeveynlere çıkarır, işin içinden çıkardık. İkincisi; Kim bilerek ve anne baba oluyor ki. Büyük çoğunluk sürtünme kaybı. İyiki de öyle. Yoksa benim de dünyaya gelme olasılığım sıfırdı. Ana babaların en iyi tarafı evlatları için her şeyin en iyisini istemeleri ve ellerinden geldiği kadar buna çabalamaları. Çoğu zamanda kendilerini bu göreve adayarak öz yaşamlarının farkında olmamaları. Allah iyiki bu duyguyu da vermiş. Tabi her şeyin fazlası boğduğu gibi bunun da bir ölçüsü var. Bireye düşen ana babasından aldığı olumlu örneği kendininkilere yansıtmak.

Ahmets 
 30.07.2007 13:19
Cevap :
Ahmet Amcacim, Mesajini ancak simdi okudum.Uzun suredir bu website a girmiyordum. Soyledilerinde sende haklisin. Benim demek istedigim anne babalarin bilincli anne baba olmalari ve bunun icin caba sarfetmeleri cunku kisilik bence ayni zamanda yetistirilmeyle torpulenebilir. Tabiiki bu benim kendi dusuncem. Seni cok opuyorum Ahmet Amca ve umarim ileriki yazilarimi okumaya devam edersin. Sevgiler,  30.07.2007 19:33
 

yazınızı okudum cok dogru yazmıssınız toplumun gelecegını oluturacak cocukların nasıl yetıstırılemelı yada nasıl yetıstırılıorlar yenı yazılarınızı beklıorum tesekkurler

ece koc 
 19.07.2006 15:34
 

İfade ettiğiniz gibi "Mutlu,sağlıklı,özgür,yaratıcı bireyler yetiştirmek, her anne ve babanın misyonu olmalıdır" Ancak, anne ve babası olmayan, Çocuk Esirgeme Kurumunun Yetiştirme Yutlarında kalan ,binlerce çocuklarımız için , ifade ettiğiniz uygulamayı kim yapabilir ki. Ben, Kadıköy Yeldeğirmeni Yetiştirme Yurduna 100 metre mesafede oturmaktayım. Burada yaşananları ,ifade etmekle anlatılamaz , görmek ve yaşamak lazım. Her şey sevgiyle başlar. saygılarımla

Latif 
 26.06.2006 18:18
Cevap :
Çok haklısınız Latif Bey. Yazıyı yazarken bahsettiğiniz durumda olan çocuklarımızı bunların dışında tuttum.Bu çocuklarımıza herkesin sevgisi gerekli.Yetiştirme yurtlarının bu konularda çok iyi olmadığı kesimler var, devletin acilen bu çocuklarımızı kanatlarının altına almaları gerek. Fakat görünen o ki, bunu sadece devlete bırakırsak bu iş olmaz.Toplumsal kuruluşlarla ortaklaşa girişimlere girişmek en iyisi.Onları topluma sevgiyle kazandırmak lazım ama konusmak kolay.İcraat lazım.Sizi anliyorum.  27.06.2006 9:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1895
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

1983 yılında Bulgaristan'da doğdu. 6 yaşında Türkiye'ye ailesi ile yerleşti. İlk ve orta öğreni..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster