Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1081
 

Egosunun işgaline uğramak

Egosunun işgaline uğramak
 

Kendi egosu tarafından ele geçirilmekten bahsetmek istiyorum.

Kendisi ile meşgul insanların dramı. Gerçek dünyanın filtrelenerek eğilip bükülmesi, içindeki o daracık aleme tıkılması ve algılarının dış dünyadan gelen uyarılara kapanıp, içindeki çarpıtılmış gerçeklikten yola çıkan dalgalara göre belirlenmesi ve yaşama karşı bu kusurlu verilerle tavır alma hali.

Tavır alınan gerçek yaşam değil gerçekliğin tahrif edilmiş kopyası oluyor hep.

Karaköy'de bir Meyer saatçisi vardır, kurucusu Abdülhamit tarafından saraya çağırılmış İsviçreli bir saatçi ustası. Şaşmaz saatler üretip satması ile meşhur.

Devir iletişim devriminden önceki dönemler. Meydanlarda direklerin üzerinde meydan saatleri var, şehrin en önemli yerinde de saat kulesi, saat sahibi olmak bir ayrıcalık. Herkeste saat yok. Saatler ailenin en önemli eşyası ve dededen babaya, babadan evlada intikal eden en önemli miras bir köstekli saat. Kızlar ise en değerli takıları olarak annelerine genellikle düğünlerinde takılmış olan ve onlardan yadigar olarak devrolmuş altın saatlerini ihtimamla saklamaktalar. Bu nedenle saatler ya çok az evde bulunan radyoların saat başı verdikleri saat ayarlarından ayarlanmakta ya da şehrin saat kulelerinden (saatlerin mekanik olarak kurulduğunu , pil vb enerji kaynaklarına sahip olmadığını, bu nedenle belirli periyodlarla kurmayı unuttuğunuzda saatin durmuş olacağını da kaydedersek saat ayarının ne kadar önemli olduğunu vurgulamış oluruz). İşte bu anlamda saatçi Meyer de yöreden geçenlerin saatlerini ayarladıkları önemli bir ayar istasyonu.

Dükkanın sahibi her sabah Kadıköy Yakasındaki evinden çıkıp vapurla işyerine giden ve bir kaç kuşaktan beri aynı işi yapan usta saatçi vapurda her sabah rastladığı memur görünümlü, orta yaşını gerilerde bırakalı çok olmuş bir adamla selamlaşmış yine o sabah ve bir çay söyledikten sonra karşısına oturduğunu görünce sohbete başlamış. Adam Dolmabahçe'deki saat kulesinin görevlisi imiş. Saatçimiz mesleğinin de zorladığı merakı ile sormuş o İstanbul'un meşhur saat kulesinin ayarlarının nasıl yapıldığını. Aldığı cevap"-Karaköy'de çok meşhur bir saatçi vardır, Meyer. Onun vitrinindeki saate bakarım işyerime giderken ve saat ayarını oradan yaparım."

Kepenkleri açıp dükkana girdikten sonra koyvermiş o ana kadar tuttuğu kahkahasını saatçi. Zira o da saatlerini Dolmabahçe'deki saat kulesinden ayarlarmış.

Kişiliği egosu tarafından işgal edilenler de yaşama karşı tavırlarını yine dahili uyaranlarla belirlerler. Yaşama karşı ayarları kapalı devre bir ayardır. Dış dünyanın gerçekleri ve kriterleri hiç etkili olamaz , her durumda esas aldıkları kendileridir ve her şeyi dünyadaki konumlarına göre değil kendilerine göre tarif ederler. Sanki dünya kendilerini iyice belirginleştirsin diye var olmaktadır. Gerçeklere toslayıp tıkandıklarında ise iç dünyalarında oluşan oluşan kısır döngünün içerisinde dış etmenleri suçlayarak ömürlerini tüketirler.

Bir yandan bu durumun mutluluk için uygun bir ortam yarattığı düşünülebilir. Zira kendi hakim olduğu bir dünya sunuyor gibi görünebilir durum. Bir yanda filtrelenerek tahrif edilmiş gerçeklik, çarpıtılarak içerideki dünyaya adapte edilmiş, diğer yanda gerçek dünyanın olguları. İşte burada gerçekler her ne kadar çarpıtılsa da, halının altına süpürülse de oradadırlar. Doğrudan olmasa da dolaylı olarak dürtükler, rahatsız ederler. Rahat bırakmazlar.

Ne yazık ki gerçekleri yok edecek, daha doğru bir anlatımla silebilecek bir yöntem bu güne kadar keşfedilememiştir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 4297
Kayıt tarihi
: 07.09.06
 
 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra İstanbul'da 21 yıldır serbest avukat olar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster