Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '10

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1061
 

Egoyu anlamak: egoda öl, bilinçte doğ

Egoyu anlamak: egoda öl, bilinçte doğ
 

Ego her zaman sıradışı olmak ister. Egonun yaşaması için karşılaştırmalar, kıyaslamalar gerekir. Çünkü ego ancak bu şekilde beslenerek varlığını sürdürebilir. Oysa doğal olan zaten sıradışıdır, doğal olan güzeldir, eşsizdir. Asıl çirkin olan güzel olmaya, başka biri gibi görünmeye çabalamaktır.

Ego insanı ağırlaştıran bir taştır, ego bir hastalıktır. Kişinin bütün, kendinden sorumlu, sağlıklı olması önündeki en büyük engeldir.

Ego kıyaslar ve rekabete girer, hırsla başkalarıyla yarışır ve onları ezip geçmek ister. Ego karşılaştırmalar olmadan, kıyaslamalar olmadan varlığını sürdüremez. Tüm çatışmalar, korkular, gerilimler, üstün gelme ve güçlü olma isteğinin altında ego yatar.

Ego, en aptalca yatırımdır ama dünyanın çoğu buna yatırım yapmayı ve kaybetmeyi sürdürüyor. Kayıpları paralarından, maddiyattan büyük çünkü giderek ruhlar ıssızlaşıyor, zihinler fakirleşiyor.

Tepkili olmak, çatışma ve gerilim içinde yaşamak, kendini başkalarından üstün görmek, hatta mükemmelliğe ulaşma çabası egonun oyunlarıdır. Bu oyunun anlamlı bir frsat sunması, insanı mutlu etmesi, onu doyuma ulaştırması mümkün değildir. Nedeni de egonun daima bir şeyleri eksik bulmasıdır.

Mükemmele, ideale ulaşma çabası boşa harcanan bir enerjidir çünkü ne yaparsan yap hiçbir şey sana mükemmel gözükmeyecektir, hiçbir geçici tatmin sana yetmeyecekir.

Ego bir hapishanedir ama sıkılmaman için sana her seferinde farklı hücreler sunar.

Ne zaman egoyu bıraksan, sıradışı olan, mükemmel olan kapını çalar çünkü hiçbir istek yoktur, zorlama yoktur. Mükemmelik arzusu ortadan kalktığında ego da yaşayamaz.

Gerçek sanatçılar, gerçekten egosunu bırakmış insanlar mükemmelliği arzulamazlar. Onlar sadece kendilerini varoluşa, doğaya, doğal olana bırakırlar, hayata güvenirler. Ancak bu şekilde mükemmelik arzusunu bıraktığında, mutluluk arayışı sona erdiğinde varoluşla, yaratıcılıkla bütünleşebilirsin.

Böylesi bir bütünleşme insana muazzam bir tatmin, yenilik, ferahlık verecektir. Sen varoluşla dans etmeye başlarsın ve bir süre sonra, ortada dans eden bir insan kalmaz, sadece dans kalır.

Gerçekten egosunu bırakmış bir insan, baroluşun içinde kaybolur, onunla bütüleşir. Gerçek bir sanatçı, sanatını kendini övmek, yarına sonsuza kalmak, şöhret kazanmak için hareket etmez. O basitçe yaratım anlarında sanatının içinde kaybolur.

İnsanlar yaratıcı olmak yerine teknisyenler gibi luşurucular olmak isiyorlar. Bir şiiri, şiir tarihi hakkında hiçbir bilgisi olmayan, dilbilimi, sesbilimi ve anlambilimi hiçbilmeyen birisi daha oluşturabilir. Biraz bilen birisi şair olarak kabul görebilir. Eğer bu oyunu biraz biliyorsanız, her karaladığınızı şiir diye sunar, gönül rahatlığıyla da kendinizi şair sanabilirsiniz.

Ancak bir şiir yaratmak bambaşka, benzersiz bir deneyimdir. Bütün gerçek sanatçılar gibi şairler de aslında bir şey yaratmadılarını, varoluşun onların üstünden eyleme geçtiğini, varoluş arafından ele geçirildiklerini fark etmişlerdir. Tek yaptıkları varoluşun ifade bulmasını engellememek, ona bir geçit, bir kapı olmaktır.

Gerçek benliğin egon yokolduğundan doğar.

Egoda öl ki, gerçek sende doğ.

İnsan egosuna öyle bağımlılık içindedir ki, bilinmeyeni tanımak yerine, bilinenin basit bir kopyası, saçmalığın devam etmesini sağlayan bir parçası olmaya devam eder.

Ego içinde ne kadar az varsan, insanlığın, bilincin, farkndalığın, yanıtın, tatminin o kadar büyük olur. Egon tamamen yok olduunda ise, hiçbir mükemmelik, ideal arzusu kalmaz, tam mükemmelik ortaya çıkar. Hiçbir zorlama olmadan.

İkilem budur: Eğer sen mükemmel olmayı, sıra dışı görünmeyi, herhangi biri olmayı arzuluyorsan egoya bağlısın. Mükemmeliği düşünenler, onu arzulayanlar asla mükemmel olamazlar. Aksine daha çaışmacı, daha hırslı, da rekabet halinde olurlar. Mükemmelik ne kadar arzulanırsa, insan o denli nevrotik olur, sürekli kıyaslama ve çatışma içinde kalır.

Ego yokken insan hafifler, tazelenir, yenilenir, ağırlıksız olur.

Ego nedir? Ego senin gerçek yüzün yerine geçen sahte yüzündür. Ego senin gerçek yüzünün tam tersidir. Gerçek özün ortada değilse, o zaman ortada ego vardır. Ego, sen değilsin.

Ego, kişilik gibi toplumun belirli şekilde düşnüp davranmanı sağlayan, böylece oyunu fark etmeden sürdürebileceğin, uyurgezer olmaya devam edebileceğin ve asla uyanmayacağın, şüphe etmeyeceğin bir kandırmacadır.

İnsan egoyu bırmadığı sürece, gerçek aslıyla tanışamaz, kendini tanıyamaz. Doğduğu zamanki gibi masum, temiz, gerçek kendi olamaz.

Toplum, gelenekler, dogmalar, yasalar sana sahte olanın güvenrüşvetini verip durdular, yoksa seni yok etmekle tehdit ettiler. Senin masum, doğal yüzünü lekeleyip kirlettiler e senden sahte bir benlik çıkardılar.

Böylece sen de aidiyet duygusuyla bir ırka, millete, dine, gruba, ideolojiye bağlanmaya başladın. Böylce kendini özel, seçilmiş, üstün, şanslı olduğun konusunda fikirler üretmeye başladın.

Ego doğduğunda sana bir isim verilmesi ve senin de bunu sahiplenme, sonra da dünyanın en önemli söcüğü olarak kabul etmenle başlıyor. Onu öyle sahipleniyorsun ki, sana isminle seslendikleri zaman hemen kabarıyor, yanlış seslendikleri zaman ise öfkeleniyorsun.

Ve yavaş yavaş, diğer sahte kurumlar hayatına girior. Kurumların sunduğu fikirleri hiç düşünmeden, araştırmadan, şüphe etmeden kabul etmen bekleniyor. Çünkü şühe edersen, karşı çıkarsan, “kral ıplak” dersen gerçekler ortaya çıkmaya başlayacak ve sahte olan sona erecek. Sahte olanın senin üstünde bir hükmü kalmayacak.

Seni şartlandırırlar ki, kim olduğuna da bir fikrin oluşsun, kendine bir millet, bir din, bir grup seç. Ve yavaş yavaş seni öyle ellerine alırlar ki, okul, aile, devlet, dogmalar aracılığıyla seni şekillendirirler.

Böylece tüm varlığını, ruhunu, sahte olan için fark bile etmeden satarsın. Masumiyetini yitirisrsin, artık olan kiş değil, olması gereken, olması gerektiğini düşündüğün kişisindir.

Artık yarışmatan, rekabetten, kıyaslamadan yana öyle yorgunsundur ki yalanı, sahte olanı devam ettirirken çok büyük bir egon vardır ve gerçekten kim olduğun konusu aklına bile gelmez.

Ego her tür arzuya, hırsa, kıyaslamaya, çatışmaya sahiptir. O her zaman mükemmel olmak ister, zirvede olmak, diat çekmek, popüler olup saygınlık kazanmak ister. Güç, iktidar, şöhret... Egon tarafından kullanılırsın.

Gerçek hayatın kendi hakikatindir ve sen onu keşfetmedikçe, bu ego seni sadece mutsuzluk, acı, yalan, kavga, hayal kırıklığı, çatışma ile tanıştırır.

Egonla yaşadığın sürece bu ölüm ve yaşam çarkından çıkamazsın.

Sorun bir kapı olma sorunu değil. Ondan geçip gitme sorunu da… Sadece güven, sen varoluşa açılan bir kapı, içinden varoluşun aktığı bir geçitsin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2710
Kayıt tarihi
: 15.09.10
 
 

Sanskritçe: Kendini bilen ve kendinin ustası olan. Doğdu, büyüdü, ölecek. Sonsuza kalmak için değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster