Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
4423
 

Ehl-i keyif

Ehl-i keyif
 

Birkaç sene önce idi, bir gazete röportajında rastlamıştım. Nevizade' de kurulmuş bir masanın çevresini ve üzerini gösteren fotoğraf karesinde; rakı kadehlerinin, içine oturtulduğu malzemeyi görünce nevrim döndü, beynimden vurulmuşa döndüm. Niye böyle oldum, anlatınca anlayacaksınız.

Türk Dil Kurumu, Büyük Sözlüğü, kelimenin anlamını "rahatına düşkün kimse, keyif sahibi" olarak açıklıyor. Bizler de malumunuz vechiyle, bu anlam temelinde; hayata bağlı, yaşamayı bilen, dünyayla barışık, kendisiyle barışık, zevk ve neş'e dolu insanlarımız için kullanmaktayız.

Birkaç sene önce idi, bir gazete röportajında rastlamıştım. Nevizade'de kurulmuş bir masanın çevresini ve üzerini gösteren fotoğraf karesinde; rakı kadehlerinin, içine oturtulduğu malzemeyi görünce nevrim döndü, beynimden vurulmuşa döndüm. Niye böyle oldum, anlatınca anlayacaksınız. Hemen o gün arayışlarım başladı. Yakınımdaki bakırcıları, hediyelik eşya satıcılarını, ev dekorasyon mağazalarını bir bir dolaştım ama nafile. İnternette araştırma yaptım. Bir tek sitede, hakkında bilgiye ulaştım. Antep kökenli, bir bakır işi idi. Eşimin, Kemeraltı'nda belki bulabiliriz fikri ile soluğu, tarihi çarşının, yıllar, asırlar kokan dar sokaklarında aldık. Hiç ummadığımız bir çıkmaz sokak sonunda, eski, iki katlı, nerede ise metruk diyebileceğimiz bir bakırcı dükanını, imalathanesini farkettik. Dükkanda, sanki zaman durmuştu. Belki yüz elli sene geriden geliyordu yaşam. Bizi karşılayan, genç delikanlıya aradığımız şeyi anlattık. Bizi, gıcırdayan ve oldukça dik ahşap merdivenlerden ikinci kata çıkardı. Bakırdan bir hazine dairesinde bulduk kendimizi. Neler yoktu ki içerde. Kamalar, kılıçlar, semaverler, tepsiler, buhurdanlıklar, nargileler, vazolar, mücevher kutuları ve aklıma gelemeyen bir çok nesne. Tabi ki aradığımız "ehl-i keyif".

Efendim, rakı soğuk içilir. Altı ila sekiz derece, ideal içim sıcaklığıdır. Bu işin en doğru metodu, rakıyı, şişesi ile birlikte, içmeden önce güzelce soğutmaktır. Dikkat ediniz, içmeden hemen önce soğutulmalıdır, rakı, soğutucuda bekletilmez. Serin, kuru ve karanlık bir bölgede saklanmalıdır.

Rakı, sek içilmeyecek ise; en doğru servis şekli şöyle olmalıdır. Önce, istenilen miktarda rakı, kadehe konur ki burada da bence en doğru ölçü, su ile bire bir oranında olmasıdır. Sonra, su ilavesi ile beyazlatılır. İsteniyorsa son olarak da buz ilave edilir. Buzu, su koymadan rakıya koyacak olursanız, rakı kristalize olur ve lezzeti, son derece olumsuz etkilenir. Buzun üzerine rakı koymak ise bir cinayet sebebidir(!).

Bu teknik bilgileri bir tarafa koyalım ve sadede gelelim. Bendenizin naçizane tavsiyesi; rakınızı ve mutlaka kadehlerinizi de içmeden önce güzelce soğutunuz. Sıcak bir yemeğin tabağının ısıtılması ne anlama geliyorsa rakı kadehinin de soğutulması aynı anlama gelir. Kadehinize, bardağın altındaki kalınlığı da hesap ederek tam yarısına kadar rakı koyunuz. Sonra rakı ve kadehlerle aynı anda soğutulmaya alınmış olan, aynı ısı derecesindeki, kaliteli içme suyunu rakınızın üzerine ilave ediniz. Şayet buz atacak iseniz kaplayacağı hacmi hesap ederek, bir dudak payı mesafe kalacak seviyede kadehi doldurunuz.

Ben, ne olursa olsun rakıya buz atılmaması gerektiğine inananlardanım. Hiç bir şey olmasa ölçüyü tutturamayacağımdan korkarım. Ve tabi ki buz eridikçe, su-rakı oranı değiştiğinden, her yudumda farklı lezzet almak beni hiç memnun etmez, tam tersine irite eder. İşte efendim, bu nedenle bu ehl-i keyifi icat edenlerin; öldülerse mekanları cennet, yaşıyorlarsa uzun ömürler, keyifli ömürler onların olsun.

Önceden, çevresini suyla doldurup, buzluğa koyuyorsunuz. Keyif zamanı geldiğinde, buzluktan çıkarıyor ve ortasında bulunan ve bir bardak girecek ebatlarda dizayn edilen boru gibi kısma kadehinizi yerleştiriyorsunuz. Muhabbet süresince bardaktaki rakınız aynı soğukluk derecesinde kalıyor.

Ehl-i keyif, bizim gibi ehl-i keyifler için bulunmaz nimet. Yakın zaman önce bunu anlayan Mey İçki, ürünlerinin yanında eşantiyon olarak vermeye başladı bu aparatlardan. Büyük marketlerde, kutuların içinde gördükçe ehl-i keyifleri, yana döne onu aradığım günlerim aklıma geliyor. Ama benimki, bence yine de çok güzel. Kemeraltı'ndaki tarihi bakırcımın önerisi ile sık sık limon kabuğuyla sürterek kırmızı bakırdan dış kısmını parlatıyor, bakımını yapıyorum. Gözüm gibi bakıyorum vallahi. O sofrada, o kızıl-kahve endamı, nazenin duruşu ile, bilseniz ne çok hoşuma gidiyor. Birdik, iki olduk bak diyorum içimden, usul usul.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Ehl-i Keyif ve raki ilgili yaziniz cok guzel.Bende Ehl-i Keyfi bugun ögrendim. 64 yasinda dahi her gecen gun yeni bir sey ögreniliyor. Ailem ile Istanbula bir "Turistik gezi" planladim. Bogaz turundan sonra Eminönunde Hamdi lokantasinda 15-16 akraba bulusacagiz. Hamdinin satfasini kurcalarken, orada rakinin ehl-i keyif ile sunuldugunu okudum. Hemen internet de arastirmaya basladim ve sayisiz resim ve bilgi buldum. Bunca senedir raki iceriz, arkadaslardan dahi bunu duymamisdim. Hele sizin deneyip, tavsiye etmeniz uzerine hemen Gaziantep'e yani tam yerine siparislerimi verdim. Bilhassa kapakli olani, buzun eritmesini geciktirecegi icin cok guzel. Her halde sisenin sonuna yaklasinca, soguk su ihtiyaci , ehl-i keyifin dis kismindan alinabilir (!). Iyi raki icisleri dilerim.

Ahmet Aksel 
 06.10.2009 17:58
Cevap :
Keyfiniz ve muhabbetiniz bol olsun Ahmet Bey. Sağlıcakla kalınız.  07.10.2009 8:40
 

Gerçekten de rakı ehl-iı keyif ile daha ferah oluyor. Çukurova'da biz ona yuva diyoruz. Artık nerden gelmiş bilmiyorum ama ehl-i keyif kadar havalı değil:) Aylardır rakı içmedim, özlettiniz bana. Elinize sağlık:)

Hasan ARSLAN 
 14.11.2006 22:42
Cevap :
Öncelikle ilgi ve katılımınız için teşekkür ediyor, değerli paylaşımınızın devamını diliyorum. Çukurova'ya yakın bir insan olarak, "yuva" denildiğini duymamış idim. Ama inanılmaz hoşuma gitti bu tabir de. "Yuva" kelimesi bizim kültür haritamızda inanılmaz değerli kavramları sembolize eder. Neyse fazla uzatmayayım izninizle, buradan bir yazı konusu bile çıkabilir. Çok teşekkür ederim.  15.11.2006 10:01
 

Bazen bende karşı çıktığım hataları herkes gibi yapabiliyor ve (anladın) konusunda sen haklısın, ancak diğer konu bir imla yanlışıdır. Sıfat değil isim olacaktı.

Hakkani 
 14.11.2006 20:22
 

Eski bir barmen olmam hasebiyle rakıyı bu kadar güzel tarif etmişsiniz birkaç öneride ben getirmek isterim; Rakıyı şu anda içtiğimiz bardaklar aslında viski bardağı, rakı kısa, ince ve bacaksız kadehle içilirse çok daha keyifli olabilir. Eğer rakının içerisine (artık yeni şişeler izin vermiyor ama) birkaç parça damla sakızı koyarak birkaç gün beklerseniz o rakının kokusu ve tadındaki değişikliğe şaşırabilirsiniz. Birebir koyma konusu bence tamamen damak zevkidir. Rakıya su karıştırdığınızda kokteyl yapmış olursunuz, içkiler sek içildiğinde kendi ismiyle anılırlar. İçine bir şey kattığınızda bir de lakap vermek gerekir ki rakıda bu yoktur. Soğuk rakıyı elmayı bardak gibi oyup içine koydutan sonra her yudumda bir ısırık alarak içmek doğu bölgemizin usullerindendir. Daha yazacak çok şey geliyor aklıma ama yorum yazma adabını bozmamak için burada kesiyorum. Elinize sağlık güzel yazmışsınız.

Savaş ŞAKAR 
 14.11.2006 18:42
Cevap :
Eski bir barmenden böyle bir yorum almak beni çok mutlu etti. İlgi ve paylaşımınız için çok teşekkür ederim. Rakı kadehleri ile ilgili tamamen aynı fikirdeyim. Daha önceki birkaç yazımda bu konuya değinmiştim. Cumhuriyet filminden esinlenerek, ben, gerçek rakı kadehine "gazi paşanın kadehi" diyorum. Alttan dar, yukarı doğru hafif genişleyen, ince ağızlı ve kısa boyludur, değil mi üstad? Sakızlı rakı da çıktı malum, son derece enfes bir yöntemdir bahsettiğiniz, yüreğinize sağlık. Rakı-su oranı konusunda sizinle aynı fikirdeyim, aşkolsun. Elma uygulaması gerçekten hoş, duymamıştım. Bir de, malumunuz vechiyle, kavuna, yetişip gelirken ve asarak kurutma aşamalarında, şırınga ile rakı enjekte etme yöntemi vardır. Bildiğinizi tahmin ettiğim bu yöntemi de ben, sizinle ve değerli okuyucularla paylaşmış olayım. Çok teşekkür ederim efendim.  15.11.2006 9:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 922
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3628
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster