Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '09

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
373
 

Ekim-Kasım ayları

Ekim-Kasım ayları Yılın on iki ayından Ekim-Kasım aylarının duyguları başka olur bende, çoğumuzda olduğu gibi. Ekim ayının sonunda cumhuriyet idaresini kurmuşuzdur, ayrı bir sevinç yaşarım. Cumhuriyet, Ulusun, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığı ile kullandığı devlet şeklidir.

Artık düşüncemizi ifademiz serbest olacaktır. Samimi, yasanın ve kamu vicdanının doğru bulduğu her fikre saygı duyulacaktır. Hükümet ile millet arasında bir ayrılık kalmayacaktır. Milletin efendi olduğu artık tam olarak anlaşılacaktır. Egemenlik kayıtsız koşulsuz milletin olacaktır. İsmet İnönü Cumhuriyetin ilanını şöyle anlatacaktır: ”Bir akşam, 28 Ekim 1923 akşamı gene köşkte toplandık. Hükümet teşkil olunamıyor. Nasıl olacak? Bunun gibi konuşmalar. Uzun boylu münakaşalardan sonra Atatürk:” Yarın bu meseleyi esasında halledeceğiz. İsmet Paşa kalsın. Onunla çalışırım ben.” dedi. Gittiler. Biz ikimiz oturduk. Nedir, neye müstenit (dayanarak) Cumhuriyet ilan edeceğiz? Çalışmamız beş saat sürdü. Aramızda hiçbir münakaşa konusu olmadı. Mesele hazır bir haldeydi. Vakit gelmişti. Yarın yapılacaktı. Atatürk: ”Yarın bunu çıkaracağız” diye tekrarladı. Arkadaşlarına, yakın arkadaşlarına da söylüyordu. Kafasında hazırlıyordu. Masanın başına geçtik ”Türkiye Devleti Cumhuriyettir”. İşte, şöyle olacaktır, böyle olacaktır. ”Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.” Esaslar bu. Metni yazdık. Meclisten büyük heyecan içinde çıktı. Tepkiler ancak daha sonra başladı ve hep yenildi.....

İşte Cumhuriyetin hikayesi.(Türkiye, Ajans-Türk yayını, Ankara-1973) İl: Ankara.Yer:TBMM binası.Gün:29 ekim1923 pazartesi.Saat:20.30 suları.Kişiler:159 milletvekili.Başkan Çorum milletvekili İsmet Bey(Eker) oylama sonucunu açıklar:”Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” Karar 158 milletvekilinin oy birliğiyle alınmıştır. Cumhuriyet dendikte hep o günleri anımsarım. Meclisi oluşturan kalpaklı, fesli, sarıklı 159 kişinin ruh hallerini düşünürüm. O günlerde bu “cumhuriyet rejimini” devlet yaşamına geçiren, gerçekçi, ileriyi gören, alacağı bir kararda zamanlamasını çok iyi bilen büyük Atatürk’ü hayallerim. Ekimler geçer de kasımlar gelir. Kasım'ın onu ise çabucak geliverir.

Kasım, doğada bir hazan mevsimidir. Renk renk yapraklar sararır, sararır da dalından kopup toprağa düşüverir, haberimiz bile olmadan. Kasımpatılar sarı sarı açar bahçelerde. Açar da kara çelenklere sarı süs oluverir.Ona layık bir evlat olabildim mi der, Ata’mı, Atatürk’ümü bir kere bir, kere daha düşünürüm. Bazen de sadece törenlerde Atatürkçü olanları, reklam Atatürkçülerini, bazen de korku, moda, söylev, ticaret, gar, tekelci, on kasım, ellinci yıl, yüzüncü yıl, olağanüstü dönem, siyasal dönem ve de Atatürk düşmanı Atatürkçülerin var olabileceğini düşünürüm de üzülürüm. Yazımızı Atatürk’ten bir anıyla bitirelim. İsmail Habip Sevük anlatıyor: “Atatürk’ün de bulunduğu trenle Adana’ya gidiyorduk. Trende ”Ankara’yı güldüren adam” adıyla anılan Paşa Kazım da vardı. Paşa Kazım Ankara’nın tek kahkahasıydı o zamanlar. Trende giderken Latife Hanıma güzel bir espri yapmış olmalı ki, hanımefendi kendisine yirmi beş liralık banknot vermiş. Paşa Kazım Gazi’nin huzuruna bir tarafına inme inmiş gibi yan yan ve eğri eğri yürüyerek girdi. Gazi, Kazım’ın bu halini görünce gülmeye başladı. -Ne o Paşa Kazım, nedir bu vaziyet, ne oldu sana diye sordu. Paşa Kazım’ın amacı Gazi’den bir miktar para koparmaktı. Şöyle dedi: -Hanımefendinin verdiği bu cebimdeki banknot o kadar ağır bastı ki, dengem bozuldu da onun için böyle yürürüm, dedi. Gazi: -Aferin Paşa Kazım sana. Ama seni bu eğrilikten kurtarmak lazım. Fakat az da versem, çok da versem senin dengen gene düzelmez.

Cebindeki banknotu ver de biz de ona göre verelim, dedi. Paşa Kazım, yine eğri vaziyette yaklaşıp cebindeki banknotu Gazi’ye uzattı. Atatürk parayı alınca ciddi bir eda ile emretti: -Doğrul! Eğriliğin bu banknottan ileri gelmiyor muydu? Onu aldım, haydi öyleyse düzel.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 163
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 607
Kayıt tarihi
: 16.02.09
 
 

Recai Şahin: 1941 yılında Fethiye- İncirköy'de doğdum. İlkokul köyümde, ortaokulu Fethiye'de okud..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster