Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '13

 
Kategori
Beslenme
Okunma Sayısı
14175
 

Ekmek zararlı mı değil mi?

Ekmek zararlı mı değil mi?
 

Ekmek zararlı mı değil mi?


Son bir kaç yıldır akıllı - akılsız bütün beslenme otoriteleri beyaz (kepeksiz) ekmeğin faydasız, hatta zararlı olduğunu yazmaya, söylemeye başladı.

1 yıl kadar önce Prof. Canan Efendigil Karatay beyaz ya da siyah tüm ekmeklerin yenmemesi gerektiğini ek olarak makarna, pirinç, patates, margarin, ayçiçek yağı, sucuk, salam, sosis, turşu, konserve, meyve suyu, meşrubat, şeker, yapay tatlandırıcı, reçel vb. den kesinlikle uzak durulmasını önerdi.

Sayın Karatay'ın ekmeği menüden çıkaran önerisi ilk önce bir çok diyetisyen tarafından yadırgandı. Ancak Karatay bilimsel verileri sıralayınca sus pus oldular.

Karatay'ın önerilerini 1 yıldır zorluklar içinde uygulamaya çalışıyorum. "Zorluk" diyorum çünkü şehir yaşantısında, sosyal ortamlarda, görev yerlerinde istenilen gıdalar her zaman bulunamıyor. Örneğin dışarıda yemek yenildiğinde mecburen margarinli veya ayçiçek yağlı kansorejen  katkılı menüler sunuluyor.

Herkes "ben bunları yemem" deyince alay etmeye başlıyor. "1000 yıl mı yaşayacaksın sanki" diye alay etmeler de cabası. Ben onlara acıyorum. Yediklerinin yüzde 90'ı bedeni tahrip edici.

Kendilerini önce zehirliyorlar sonra da hekimlerden çare istiyorlar.

Karatay'ın önerilerini öğrendikten sonra diğer diyet kitapları bana karikatür gibi gelmeye başladı.

ABD'nin uydur kaydır, yalan dolan kitaplarından araklanan bilgilerle yazılmış beslenme kitaplarının raflardan toplatılması gerektiğini bile düşünüyorum.

Türk toplumu doğru beslenmeyi öğrense evlerin giderleri yüzde "50" düşer. Ayrıca ilaçlara verilen yıllık 17 milyar TL de yarıya iner.

Ekmekten, şekerden, tuzdan, sahte yağlardan, unlu yiyeceklerden uzak durularak da yaşanabileceğini 1 yıldır yaşayarak gördüm.

Herkese öneriyorum. İlk zamanlar ekmek olmadan doyulmuyor gibi bir his oluşuyor. Ama bünye inanın her şeye alışıyor.

44 yaşıma kadar faydalı diye:

- Hazır meyve sularını sürekli içerdim.

- UHT (kutu) sütler alırdım.

- Sucuk, salam, sosis yerdim

- Kaşar peyniri yerdim

- Turşu yerdim

- Makarna yerdim

- Kızartmalar yerdim.

- Tavuk eti yerdim

- Ayçiçek yağı yerdim

-Çikolatalı kremalar yerdim.

- Cola içerdim

- Tatlı yerdim

- Kızartma yerdim

- Pizza yerdim

BUNLARIN tümünden 1 yılda kurtuldum.

Şekerim, tansiyonum, nabzım normal düzeylere döndü.

Toplum olarak ilk önce beyaz ekmeği, sonra lezzetli olsun diye 12-15 kadar kimyasal madde eklenmiş diğer ekmekleri terk etmeliyiz.

Etmedikçe sağlıksız kalacağız...

Yazar, yayıncı, grafiker, öğretmen

www.aliozdemir.net

***

ALINTI...

ÖNEMLİ..........

EKMEK

Bugün nasıl sigaranın üzerinde ‘sağlığa zararlı’ ibaresini görüyorsak ve zararlarını biliyorsak, aynı şeyin bir gün şeker için de yapılacağından eminim. Çünkü şekerin zararları asla sigaradan az değil!

Beyaz ekmek, ekmek bile değildir, başka bir sınıfa girer.

Uzun yıllardır ekmekteki beyaz unun tek seçenek haline gelmesi, artan şeker tüketimi, hipoglisemi, şeker, kalp, hatta kanser hastalıklarını da aynı hızla artırıyor.

Aslında piyasada satılan ‘esmer ekmeklerin’ çoğu da yalancı esmer. Maliyeti düşürme çabaları, kalitesizliğe giden yolun ilk adımı oluyor. Yani her kahverengi ekmek de sağlıklı değildir. İçine boya katılabilir ve beyaz ekmeği makyajlayıp soframıza koyabilirler.

Ekmeklerin içeriği çok sıkı kontrol edilmeli. Yoksa esmer görünümlü kötü ekmekleri yemeğe devam ederiz.

Beyaz ekmek...

1. Beyaz ekmek kana karıştığı anda şeker seviyesini hızla yükseltir. Ancak kandaki şekeri hızla yükselttiğinden aynı hızla indirir ve bir iki saat sonra mideniz kazınır. Bu uzun zaman böyle devam ederse şeker hastalığına da davetiye demektir.

2. İçinde lif, mineral, vitamin gibi değerler bulunmadığından bir artısı yoktur, mideye oturur. Başta mide olmak üzere sindirim sistemine zarar verir, mide yanmaları, kabızlık gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar.

3. Katkı maddeleri sebebiyle ertesi gün küflenmez ama çok hızlı bayatlar. Oysa tam buğday unu içeren ekmekler daha geç bayatlar. Beyaz ekmek buzdolabına koyduğunuzda içeriği sebebiyle hızla kurur. Ancak tam buğday unlu ekmekler bir hafta on gün içerdiği nemi korur. Bayatlasa bile kızartınca çok lezzetlidir. Dolayısıyla her gün ekmek almak zorunda bile kalmazsınız, israf azalır.

4. Beyaz ekmek ucuzdur. Kalabalık bir aileyseniz tercih sebebinizdir muhtemelen. Ama bir adet tam buğday unu ekmek, üç adet beyaz ekmeğe bedeldir. Bir dilimi bile doyurur, tok tutar, çabuk acıktırmaz. İçerdiği çinko, iyot, E vitamini, D vitamini, Omega 3 ve omega 6 yağ asitleri, kalsiyum, proteinler ve karbonhidratlar günlük almamız gereken birçok besin değerini bünyesinde taşır. Araştırmalara göre kalp rahatsızlıkları, şeker sorunları gerçek tam buğday unu ile beslenen kişilerde azdır.

A. Üstkanat

27.01.2013

--------------

ALINTI

Artık Şu Beyaz Ekmekleri Sofralarımızdan Kaldıralım
 
1. Son yıllardaki ekmek israfı genel bir afet ve felaket halini almıştır. Günde beş milyon ekmeğin çöpe atıldığı söyleniyor. Bu, gerçekten büyük bir hıyanet, nankörlük ve alçaklıktır. Devletçe, milletçe bu israfı önlemeye çalışmalıyız.
 
2. Beyaz ekmek tüketme konusuna gelince: Senelerden beri yazıyorum, “Devamlı beyaz ekmek tüketenler uzun vâdeli intihar etmiş olurlar.” Ekmek, Allah’ın insanlara en büyük nimeti olup kepeğiyle birlikte tüketilmelidir. Buğdayın ve diğer tahıl maddelerinin en değerli tarafı kepekleridir. Kepeği eleyip hayvanlara yedirmek en hafif tabirle beyinsizliktir.
 
3. Asr-ı Saadet’te Resulullah Efendimiz’in zamanında (Salat ve selam olsun ona) Mekke ve Medine’de, Arabistan’da elek yoktu. Arpa ve buğday unu elenmeden pişirilip tüketilirdi. Unu elemek sağlığa çok zararlı bir bid’attır.
 
4. Sayın Başbakan Türkiye halkına kepekli, esmer, şifalı ekmek yedirebilirse birkaç sene içinde hasta sayısı ve ilaç tüketimi yarıya inecektir. Söylemeye hacet yok, kepekli ekmek tüketiminin yanında sağlıkla ilgili kurallara da riayet edilmesi gerekir.
 
5. Gıda ve içecek sanayiinde aşırı miktarda kimyevî madde, kimyevî aroma, kimyevî sentetik boya, koruyucu madde kullanmaktadır. Bunları tüketen halkın hastalanmaması mümkün değildir.
 
6. Başbakanın beyaz ekmeği sofralarımızdan kaldıralım sözü özel hastanelerin, ilaç sanayinin işine gelmez, çünkü müşterileri, hastaları yarıya inecektir.
 
7. İslam görgü ve terbiyesine sahip eski Osmanlılar sokakta bir ekmek parçası gördükleri zaman eğilip alırlar, kuşların veya böceklerin yemesi için bir duvarın üstüne, bir kenara bırakırlardı. Ekmeğin kutsallığı vardı. Hatta hâlâ halk arasında “Yalan söylüyorsam ekmek çarpsın” diyenler vardır.
 
8. Allahü Teala Hazretleri kullarına ikram ettiği nimetlerin hor görülmesinden, ayakaltına düşmesinden razı olmaz.
 
9. Çocukluğumda 1945’e kadar büyük şehirlerde ekmek karneyle veriliyordu. Bir dilim değil, yarım dilim değil, bir lokma ekmeğin büyük kıymeti vardı. 1940’la 45 arasında İstanbul’da lokantaya gittiniz, yanınızda ekmek karnesi yoksa yemek yiyemezdiniz. İstanbul’a taşradan tren ve vapurla gelenler resmî makamlara müracaat ederek ekmek karnesi alırlardı. O darlıktan Cenab-ı Hakk bizi bugünkü bolluğa getirdi ve içimizdeki nankörler ve beyinsizler günde beş milyon ekmeği çöpe atıyorlar.
 
10. Eski Müslümanlar sokaklarda yazılı veya yazısız kâğıt gördükleri zaman onu da hürmetle alırlar, bir kenara koyarlardı. Çünkü eskiden kâğıtlara genellikle faydalı şeyler yazılır ve basılırdı. Zamanımızda her yer kâğıt, gazete, dergi dolu ve bunların yüzde doksan sekizi zararlı, faydasız, çirkin yazı ve resimlerle kirletilmiş…
 
Kadırga’da zaman zaman gittiğim İmren Lokantası’nda anlattılar, yemek yemeye gelen Alman turistler ekmek konusunda çok dikkatli hareket ediyorlarmış. Ekmek dilimini ikiye ayırırken, yemek tabağının üzerinde ayırıyorlarmış, kırıntılar içine düşsün diye. Lokantacı anlattı, Mağrip’ten bir grup Müslüman gelip yemek yemiş, ekmeklerin kabuklarını yemişler, içlerini masaya yığıp bırakmışlar. İsraf, vicdansızlık.
 
Ekmek azizdir (nan-ı aziz). Ekmeğe saygı gösteren, ekmeği nimet bilen, ekmek için şükreden, ekmek nimetine nankörlük etmeyen, ekmeği israf etmeyen aziz olur. Ekmeği tahkir eden, alçaktır, vakt-i merhunu gelince rezil, zelil ve sefil olur.
 
Müslümanlık sadece abdest alıp namaz kılmakla bitmez. Müslüman olgun, akıllı, bilge, vicdanlı, insaflı, adil, nimetlere şükreden, her türlü azgınlıktan uzak duran, mütevazı, kanaatli, ince ruhlu, kibar, nazik, merhametli ve daha birçok haslete sahip insan demektir. Ekmeğe saygı göstermek, onu tahkir etmemek de bu hasletle ve faziletler cümlesindendir.
 
Bir takım beyinsizler akıllarınca perhiz yapıyoruz diyerek ekmek yememekte, gerekenden fazla yemek tüketmektedir. Bu da bir dengesizliktir. Sağlıklı olmak isteyen kimse dengeli beslenir, şifalı ve zindelik verici kepekli ekmeği sofrasından eksik etmez.
 
Zayıflamak isteyenler az yemeğin yanında çok kepekli, tabiî ekmek yesinler.
 
Çok gelirleri de olsa bereketsiz, uğursuz, meymenetsiz bir hayat sürmek isteyenler bayat ekmekleri çöpe atsınlar… İki yakaları bir araya gelmez. Yerler, doymazlar. Çok kazanırlar, kazançları bereketli olmaz. Ekmeğe yaptıkları hıyanet yüzünden …
 
Mehmet Şevket Eygi
21.01.2013
 
 Özgeçmişi

01.10.1968’de Bolu’nun Kıbrıscık ilçesinin Bölücekkaya Köyü’nde doğdu. Sırasıyla Bölücekkaya Köyü İlkokulu, Kıbrıscık Orta Okulu, Bolu İzzet Baysal Endüstri Meslek LisesiElektrik Bölümü, Marmara Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Elektrik Öğretmenliği Bölümü’nü bitirdi.

1989 yılında tamamladığı üniversite öğrenimi sonrası Edirne Uzunköprü Endüstri Meslek Lisesi’nde öğretmen olarak çalışmaya başladı.

1990 yılında İzmir’in Gaziemir ilçesindeki Ulaştırma Okulu’nda temel yedek subaylık eğitimi aldıktan sonra Tokat Erbaa Endüstri Meslek Lisesi’nde yedek subay öğretmen olarak askerlik görevini tamamladı. Ardından yeniden Uzunköprü Endüstri Meslek Lisesi’nde çalışmaya başladı.

1991 yılında Manisa Merkez Endüstri Meslek Lisesi’ne tayin oldu. 1995 yılına kadar bu okulda çalıştıktan sonra kendi isteğiyle Bolu İzzet Baysal Endüstri Meslek Lisesi’ne nakil oldu. 1998 yılında aynı okulun elektronik bölümü şefliğine atandı. Bu okulda görev yaparken ek olarak Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Bolu Meslek Yüksek Okulu, Endüstriyel Elektronik Programı’nın bazı derslerini (dışardan öğretim görevlisi olarak) verdi. Hafta sonlarıysa ECA Elginkan Vakfı’nın Bolu’daki Eğitim Merkezi’nde elektronikle ilgili olarak açılan kurslarda eğitici olarak görev aldı.

2006 yılında uzman öğretmen unvanını kazandı.

2007 yılı Haziran ayında AB Projesi kapsamında Almanya, Fransa, Hollanda ve Belçika’da mesleki-teknik incelemelerde bulundu.

2007 yılında Artvin Murgul Endüstri Meslek Lisesi’ne tayin oldu. Bu okulda atölye şefi olarak görev yaptı.

2008 yılındaysa TC Lefkoşa Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliği’ne bağlı olarak KKTC’de çalışmaya başladı. Hâlen bu görevini sürdürmektedir.

Ali Özdemir temel düzeyde İngilizce ve Almanca bilmektedir.

Ali Özdemir'in 1995 yılından 2013 yılına değin yayınladığı eserler şunlardır:

1. Elektronik Devreler kitabı + DVD

2. Biraz da Gülelim kitabı + DVD

3. Düşünce Dünyası kitabı

4. Sağlıklı Yaşam kitabı + DVD

5. Şiir Dünyası kitabı + DVD

6. Arkasından Ne Yazdılar? “Rauf Raif Denktaş” kitabı + DVD

7. İngilizce Öğrenme Kılavuzu kitabı + DVD

7. Beden Dili - Etkili İletişim - Etkili Konuşma kitabı + DVD

8. MEGEP Meslekî Gelişim kitabı

9. MEGEP Elektrik - Elektronik ve Ölçme kitabı

10. MEGEP Elektrik - Elektronik Esasları kitabı

11. MEGEP Teknik ve Meslek Resim kitabı

12. MEGEP Endüstriyel Kontrol ve Arıza Analizi kitabı

13. MEGEP Bilgisayar Destekli Uygulamalar kitabı

14. Mikro İşlemciler ve Mikro Denetleyiciler kitabı

15. Endüstriyel Elektronik Uygulamaları kitabı

16. Elektromekanik Kumanda Sistemleri kitabı

17. DC ve AC Makinelerin Bobinajı kitabı
18. İş Güvenliği kitabı 
19. İşletme Yönetimi (İşletme Bilgisi) kitabı
20. Organizasyon ve İş Etüdü kitabı 
21. Kalite Güvence ve Standartlar kitabı 
22. Girişimcilik kitabı
23. Elektrik Motorları ve Sürücüleri kitabı
24. Analog Elektronik - 2 kitabı 
25. Bilgisayar - 1 (Windows XP ve MS Office) kitabı
26. Bilgisayar - 2 kitabı 
27. Elektroteknik (AC Devre Analizi) - 2 kitabı
28. Otomotiv Elektriği ve Elektroniği kitabı 
29. Bilgisayar Destekli Tasarım kitabı 
30. Elektrik Bilgisi kitabı 
31. Dijital Elektronik, PLC ve Pnömatik kitabı
32. Atölye (Elektrik Tesisat Bilgisi) kitabı 
33. Ölçme Tekniği kitabı 
34. Elektroteknik (DC Devre Analizi) - 1 kitabı
35. Teknik ve Meslek Resim kitabı 
36. İşletmelerde Meslek Eğitimi Defteri kitabı
37. Endüstriyel Kontrol kitabı 
38. Endüstriyel Elektronik (Güç Elektroniği) kitabı
39. Laboratuvar Deney Defteri kitabı 
40. Temrin (Uygulama) Defteri kitabı 
41. Temel (Analog) Elektronik Bilgisi kitabı 

42. Meslekî Eğitim DVD’si 
43. Kişisel Gelişim DVD’si
44. İngilizce Öğretim DVD’si
45. Şiir Dünyası DVD’si
46. Sağlıklı Yaşam DVD’si

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 223
Toplam yorum
: 147
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1659
Kayıt tarihi
: 24.04.11
 
 

Eğitimci - Yazar - Yayıncı. 1968'de doğdu. Marmara Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesini bitird..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster