Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '11

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1659
 

Ekonomi büyüyor ama cebimize neden yansımıyor?

Ekonomi büyüyor ama cebimize neden yansımıyor?
 

‘Ekonomik göstergeler ne diyor?’ diye sorduk… ‘gidişatın iyi yönde olduğunu söylüyor’ diye yanıtlayarak da argümanlarımızı sıraladık.

Evet, makro ekonomik göstergeler olumluyu işaret etmekte, ekonomi büyüyor ancak büyüme topluma bir türlü yansımıyor.

Vatandaş haklı, diyor ki benim cebimde bir kuruş para yok, kredi kartı borçlarımın altına eziliyorum, banka her an icraya gelecek. Esnaf veryansın ediyor, akşam oldu daha siftahım yok. Çiftçi dersen, traktörü çoktan haczedilmiş. Emeklikler yaşadıklarına bile bin şükrediyor. Sokaktaki genç, problemli, işsiz, sinir katsayısı haliyle yüksek. Bir dokun, bin ah işit.

Tüm bunlar bugün Türkiye’nin birebir gerçekleri. Hal böyle olunca, ekonomi iyiye gidiyor dediğim zaman, çoğunun sesi yükselmeye başlıyor ve hatta ‘nasılsa senin tuzun kuru, sen tabii ki hissetmezsin açlığı, yoksulluğu’ diyebiliyorlar.

Halbuki bu satırların yazanı da 2001 ekonomik krizi sonrasında yerlere yapışmış bir iş kadınıydı, şimdi düm düz eleman olarak ayakta kalabilme savaşı veriyor! Açlıkla tokluğun arası sadece bir dilim ekmekmiş arkadaşlar, ekonominin ilmini yaptım ama pratiği de bana bunu öğretti. Bu nedenle sadece ekonomiye değil tüm olay ve insanlara objektif yaklaşmam artık daha kolay ve anlamlı oluyor.

Gelelim sokaktaki insanın ekonomik büyümeyi neden bir türlü hissedemediğine…Büyümekle kalkınmak, refaha ulaşmak aynı şey değil. Büyüme dengeli bir şekilde sürdürülebilirse toplumun genel refahına yansır. Yani büyüme, refah ve istihdam ilişkisi kurulabildiği zaman toplum da bunu rahatlıkla hissedebilir.

Evet, Türkiye ekonomisi büyüyor, bu inkar edilemez bir gerçek, şöyle 5-10 yıl geriye baktığımızda nereden nereye geldiğimiz açıka görülüyor. Ülke genelinde büyük yatırım ve hizmetler hayata geçiriliyor, duble yollar, okullar, üniversiteler, hastaneler, spor tesisleri, kültür merkezleri, enerji projeleri, havayolu ulaşımı, raylı sistem ulaşımı, yeni kurulan üniversiteler, telekomünikasyon projeleri v.s. gibi tüm bunları görmezden gelmek ve inkar etmek asla mümkün değil.

Ancak, ekonomideki yapısal sorunlarımız halen çözüm bekliyor…gelir dağılımı, işsizlik, kayıt dışılık, vergilendirme, cari açık bu ülkenin genel ve yıllardır çözümlenemeyen ciddi sorunları. Bu sorunlar nedeni ile büyüme, bir türlü insana ulaşamıyor. Halbuki bunların hepsi bir insanlık, bir vatandaşlık hakkı..

Örneğin Türkiye’de kayıt dışılık yüzde 50 (gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 5), işsizlik yüzde 10 (gelişmiş ülkelerde olması gereken yüzde 1-2), dolaylı vergi ki direk olarak vatandaşın gelirini etkiliyor yüzde 70, nüfusun yüzde 12’si açlık sınırının altında yaşıyor, nüfusun en zengin yüzde 10'uyla en yoksul yüzde 10'u arasındaki gelir farkı 17 katı, enflasyon çözümlendi ancak reel gelir bir türlü artmıyor, asgari ücret hala 600 bin yani yaşam standartının çok altında.

Ekonomi büyüyor, ancak insani gelişmişlik düzeyimizi etkilemiyor. Hemen etkilemesi de mümkün değil çünkü yapısal sorunların çözümü için baya bir zaman gerekiyor. Yani sürdürülebilir ekonomik büyüme ve dengeli üretim yapısı şart. Ayrıca milli gelirin artış hızının birden bire çok yüksek olması beklenemez, büyüme hızı yavaş yavaş arttığı için insanlar da buna uyum sağlıyor ve geçmişteki yaşam tarzımızı unutup kendimizi hep bir üsttekine göre kıyaslıyoruz. Bunun için de yansıma iyi hissedilmiyor.

Bir de kırılganlıklarımız çok hassas. Sosyal yapımızda çarpıklıklar var, doğu ile batı arasında da dengesizlik had safhada. İnsanımız da problemli. Aile yapısı, çocuklar, gençler kırılgan. Sosyal yapıyı bir türlü güçlü tutamıyoruz. Ekonomi büyüse bile sosyal yapıyı düzeltmek uzun yıllar gerektiriyor.

Ekonomi öyle bir dengeler bileşkesi ki üretimden tüketime, para politikalarından gelir dağılımına, istihdamdan sosyal yapıya kadar pek çok unsurun bir ahenk ve denge içerisinde çözümlenmesi gerekiyor. Biz halen ekonomideki yapısal sorunlarımızı kökten çözmek için cesur adımlar atamıyoruz.

Kısır bir döngü gibi…Ekonomiyi güçlendirecek olan insanlardır, biz kendimizi ne kadar mutlu ve güçlü hissedersek o kadar fazla ekonomik performans gösterebiliriz. Ancak kendimizi mutlu hissedebilmek için de kalkınmaya, refaha ihtiyacımız var.

Eğer ki şimdi, ekonomik büyüme neden halen benim cebime yansımıyor diye soruyorsak, Türkiye daha 8 yıldır yeni yeni kafasını doğrultabiliyor derim. Bu soruyu 1923 ten 2002 ye kadar bu ülkeyi yönetenlere sormak lazım, neden bugüne kadar bir türlü kalkınamadık diye!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sokaktaki adamın "kalkınıyoruz ama cebimize birşey girmiyor"şeklindeki söylemleri doğru değil. Ülke genelinde yapılan her yatırım hepimizin cebine giriyor.Yapılan yollar, hastaneler, sosyal tesisler, sağlık sektörindeki değişimler cebimizde eskiye nazaran daha çok para kalması anlamına gelir. Esnaf siftah edemiyorsa vatandaş ihtiyaçlarını nereden karşılıyor.? Yok böyle birşey. Bence hesabını bilmeyenlerin sayısı artınca fatura devlete kesiliyor.Gelir dağılımındaki öteden beri var olan adaletsizlik halen devam ediyor. Bunu kabul etmek gerekir. Hükümet henüz bu konuda tatminkar bir adım atabilmiş değil. Asgari ücreti artırırsınız işsizlik artar. Bunlar birbirine bağlı şeyler.Unutmamak gerekir ki, kapitalist bir ülkede yaşıyoruz. Kapitalizmin kendi kuralları vardır. Çalışmayan üretmeyen iş beğenmeyen aç da kalır. Bunları çevremizde görmüyor değiliz. Çalıştığı zaman alacağı ücreti beğenmiyor kimi işsizler. Eee o zaman katlanmayı öğrenecekler yok öyle yağma.

M Sadullah SAĞLAM 
 18.08.2011 11:35
 

sizden izmir iktisat kong. hakkinda guzel sozler duymak ne kadar guzel! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 15.08.2011 20:50
Cevap :
teşekkür...sevgiler  15.08.2011 21:54
 

kapitalist bir kalkinma duzenini sectik. Tabiki farkli olamaz. Bir hikaye size; Bi tarihte arkadasim olan bir kobi'ye danismanlik yapiyorum firsat buldukca. Biraz palaznaninca Almanya'dan bir firma ile ulkede ortak yatirim agir is makinalari dusundu. Isin yetkilisi geldi binalari ve makina parkini gordu sordu; Kac yillik bir firma tas catlasin 15. Sizinki yuz yildan fazla buyuk dedeleri kurmus! Is olmadi gerekce yeterli sermaye birikiminin olmamasi. Genele uygula ulke yeni sermaye birikiminde. Eskiye atif acimasiz bir yorum. Kim olursa ordan burdan. Eldeki o kadardi. Bu sistemin acimasizligini daha henuz yeni goruyorsunuz. Disliler arasinda ezilenler cogaldikca feryatlari duymak dahada zorlasir. Ama sistem bu acimasiz kapitalizm! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 14.08.2011 22:22
Cevap :
Kapitalist kalkınma düzenini kim/ler seçti? İzmir İktisat Kongresini doğru yorumlamak gerekiyor! Liberal ve birey odaklı ekonominin izlerine rastlayacaksınız. Ama sonrasındaki yıllarda ne oldu ona bakmak lazım. Bu yüzdendir ki eskiye atif yapıyorum. Çok haklısınız, verdiğiniz örnekte olduğu gibi birey bazında, ülke çapında da makro bazda sermaye birikimi olmamıştır veya belirli sermaye gruplarının elinde toplanmıştır. Eldeki o kadardı demekle işin içinden çıkılmıyor. Gelinen nokta kapitalizmin acımasız çarkları! Bu şu anda tüm dünyanın sorunu sadece bizim de değil. Görüyorsunuz İngiltere'yi, Yunanistan'ı, devamı da gelecek. Bireye yatırım yapan kazanır!!! eninde sonunda kapitlalizm kendini yenilemekten yorulacak, çünkü en değerli unsur olan insana hükmedemeyecek!...yeni dünya düzenine evrilme dedikleri de bu olsa gerek...teşekkürler, sevgiler  15.08.2011 8:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 476
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2319
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

Çok eskidendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster