Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '13

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
937
 

Ekonomi için ekonomi mi, insan için ekonomi mi?

Ekonomi için ekonomi mi, insan için ekonomi mi?
 

Ekonominin ortasına “gerçek insanı” koymazsanız, büyük özenle hazırlanan renkli göstergeler basmakalıp şekillerden öteye geçmez.

Dolayısıyla yapılanlar da Türk’ün Türk’e yaptığı “aman ne iyiyiz” propagandasından başka bir şey olmaz.

Basınımızın güzide kalemlerinin bu konuda attığı manşetler, köşelerinde doğruyu yanlışa döndüren yorumcular ve tuhaf mesajlarıyla onlara destek veren yetkililer yüzünden yakında ne “Heberlere” ne de Zaytung’a gerek kalacak.

Diğer yandan birileri tarafından odak noktasına yerleştirilenin “kâğıt üzerinde insan” olduğu bir fark edilirse, bakın gümbürtüye o zaman, aşağıda verilen göstergeler insanın yüreğinde, insandan insana bir hastalık gibi geçen şüpheler uyandıracak.

Buna göre Türkiye:

OECD’nin 36 ülkeli ‘Daha İyi Hayat’ listesinde 10 üzerinden 3 ortalama puanla Meksika ve Şili’nin de gerisinde, sonuncu.

Erken annelikte (15-19 yaş) Sudan ve Kamerun’un ardından 31’inci.

Öte yandan, 775 milyar dolarlık bir ‘ciro’yla dünyanın en büyük 18’inci ekonomisi.

Satın alma gücü değer eşitliğine göre de 1 trilyon 247 milyar dolarla 15’inci sırada.

Buna karşılık yaşam standardını belirleyen kişi başına düşen milli gelir sıralamasında (yüksek tutabilirsiniz ama yetmez) ve yaşam kalitesini ölçen insani kalkınma endeksinde(önemli olan bunu yüksek tutmak) ilk 60’ta yok.

Dünya Yardımseverlik Endeksi’nde ise (kömür, pirinç v.s. vermek anlaşılmasın) 146 ülke arasında (dünya insanına kömür, pirinç v.s. elde etmek için olanaklar tanımada) 137’nci.

Bir başka gösterge de İstanbul’a kapak oluyor.

The Economist’e göre İstanbul 12,5 milyon nüfusla dünyanı en kalabalık 16’ncı şehri, benzerleri gibi adeta bir ülke.

Durum böyle ama ne 24 basamaklı ‘yaşanası şehirler’ sıralamasında, ne de 50 basamaklı ‘doğulası şehirler’ listesinde yer almıyor. Sonuncu bile diyemiyoruz.

Bu göstergeleri görünce insanın kafasına, ekonominin odağında bir şeylerin eksik olup olmadığı şeklinde bir düşünce takılıveriyor.

Kredi derecelendirme kuruluşlarının ülkelere bakıp not verirken siyasi istikrar, politik ve ekonomik riskler, kredi geçmişlerinin yanı sıra bir de baktıkları “kanaat” kısmı vardır ki, yukarıda sıraladıklarımızı içeriyor.  İçerdiği bir başka şey de demokrasi, o da “Darbeyi eleştiren demokrasinin sorunları” başlıklı blog da okunabilir.

(http://blog.milliyet.com.tr/darbeyi-elestiren-demokrasinin-sorunlari/Blog/?BlogNo=421232)

Sahi bizim neyimiz eksik, neden Türkiye’ye hak ettiği notu vermiyorlar demenin hiç gereği yok.

Kardeşim biz “gerçek insanı” unuttuk, onlar bizi unutmuş çok mu?

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 340
Toplam yorum
: 669
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1550
Kayıt tarihi
: 10.03.08
 
 

Basınla ilgili bir kuruluşda çalışmaktayım. Uzun yıllar basınla ilgili konularda danışmanlık yapt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster