Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '11

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
2184
 

Ekonomi ne diyor? Korkmayın gidişat iyi diyor

Ekonomi ne diyor? Korkmayın gidişat iyi diyor
 

biraz da düzünden bakın!


Ev kadınları bile ekonomik kriz neymiş, nasıl olurmuş öğrendi, şu bizim çok havalı medya ekonomistleri ile kendini her an ekonomist sanan bir güruh kriz modundan hala çıkamadılar.

Derecelendirme kuruluşları ‘böh’ mü dedi, IMF saklandığı kapının arkasından aniden çıkıp ortalığı velveleye mi verdi?...vay ekonomik kriz geliyor.

Hele bir argumanları var ki bitiyorum…’evet yüzde 11 büyüdük ama cari açık çok yüksek! (nedir bu cari açık desen….tısss! ). Sıcak para girişi çok fazla! Ekonomi büyüdüyse ben neden hala büyüyemedim, cebimde bir kuruş para yok’..

Ya dün balkonda tüttüre tüttüre, kokuta kokuta yaptığın neydi? Maşşallah kasapta et bırakmamışsınız. İyi vallahi hem ye ye büyü, hem de ben neden büyümüyorum de.

Geçen sene 3 ekmek alabilirken, bu sene 1 tanesi için bile zorlanan gerçek fukara bunu söylese anlayacağım. Kıçında amerikan donu, kolunda isviçre saati, boynunda en mistikinden yabancı bir parfümün kokusuyla, ekonomik kriz mavalı okumuyor mu, deli oluyorum.

Yok canım, kendileri için bir şey istiyorlarsa namertler, yazık yani, yoksullar ne yapıyorlar, onun derdindeler…tallahi!

Bunların birde ideolojik takılanları var…AKP karşıtlığı olsun da nasıl olursa olsun. Arkasına da şeriat muhabettini takmazsan vallahi aşk olsun sana. Sen hala hangi dünyada yaşıyorsun allahaşkına?

Söylediklerini bir dinleyecek olsanız, hemen kaçın sığınaklara!

Bir de bunu öyle bir ciddiyetle, öyle bir ekonomistimsi anlatırlar ki, dinleyen, okuyan bişi anlamaz, bi söyledikleri diğerini tutmaz. Kafa karıştırmaktan başka bi işe de yaramazlar. Bizim blogta da var bunlardan, bir miktar.

Ha ben mi? Ben sizden daha fazla şey bildiğimi mi iddia ediyorum? Bilmişim tekiyim zaten. Kesin şu anda bunu düşünüyorsunuz. E öyleyse ben de size en derin saygılarımı sunuyorum, bu vesile ile…

Hiçbir şey bilmiyorsam bile ( özür dilerim hocam, 30 yıl sonra bana bunu söylettiler işte) en azından ekonomik göstergeleri tarafsızca yorumlamayı biliyorum.

Bu yazı uzayacak, gidişat onu gösteriyor…eğer sıkıldı iseniz buyrun çıkışlar sol taraftan.

Gelelim ekonomik göstergelere…ne anlatıyor bakalım, en basit tarafından.

- Büyüme oranının yüzde 11. Yani memleketin milli geliri baya bir artmış. Eyvallah, beraberinde bütçe açığına, cari açığa ve işsizlik oranlarına da bakmak gerekiyor.

- Bu yılın ilk altı ayında devletin bütçesinde 2,9 milyar TL fazla varmış. Yani devlet kendi kemerini sıkmış, kendisine ayrılan bütçeyi hesaplı kullanmış, seçim felan var diye har vurup harman savurmamış, vergilerini toplamış, kamu maliyesinde disiplini elden bırakmamış. Eğer bütçe açık vermiş olsaydı, ülke borçlanarak bu açığı kapatmak durumunda kalacaktı. Dünya ekonomisine baktığımızda bütçe açığı vermeyen ülke neredeyse yok. Aferim Türkiye’ye.

- Evet, cari açık yüksek….Bu konuda da birinci olduk, tabii ki olumsuz. Bu yılın ilk dört ayında 29.6 milyar dolar olan cari açığın 2011 sonunda 68 milyar dolar olması bekleniyor. Cari açık bir ülkenin ürettiğinden fazlasını harcaması demek. Peki bu harcama üretim için mi yapılmış yoksa tüketim için mi? Önemli olan bu. Türkiye'nin cari açığı kamu kesiminden kaynaklanmıyor, özel sektörden kaynaklanıyor. Yani özel sektör ürettiğinden fazlasını harcıyor. Üretim yapmak için ara mal ithal ediyor, düşük döviz kuru bunu teşvik ediyor, yurt içi kaynaklardan kullanarak üretim yapmak yerine ithal ederek üretim yapıyor. İhracat aynı oranda olmayınca, cari açık büyüyor. Eğer yatırımlar kazançlı olursa özel sektör borçlarını öder. Zaten özel sektörün borçlanması için mutlaka teminat göstermesi gerekiyor. Yoksa dünyadaki kredi kuruluşları öyle haybeye sıkı bir teminatı olmadan borç para vermez. Bizim özel sektör de heyecan olsun diye ödeyemeyeceği borca girmez. Bakmayın siz cari açık çok yüksek diye ortalığı telaşa verip, faizleri yükseltmeye zorlayanan kriz-faiz lobisine. Eğer ki faiz artırımına gidilirse en büyük yanlış orada yapılmış olur. Faiz artışı yapmak şu küresel ortamda daha fazla sıcak para girmesine neden olacaktır.

- İşsizlik…işte bu önemli, çünkü yapısal bir sorun.
Günlük ekonomi politikaları ile çözümlenmesi mümkün değil. Nisan ayı itibariyle işsizlik oranı yüzde 10, gerileme var ama yeterli değil. Büyüme yüzde 11 ise ve bu sağlıklı bir büyüme ise işsizliğin daha hızla azalması gerekirdi. Ayrıca genel işsizlik oranlarına dahil edilmesi gereken pek çok yan unsur var. Bunları da devreye katınca yüzde 15-16 larda gerçek bir işsizlik oranı görünüyor. Ama 2 yıl önce yüzde 25 lerden söz ediliyordu. Yine de iyi bir gelişme.

- Peki hane halkı tüketebiliyor mu? Yüzde12 artış olduğuna göre, e vallahi baya bir tüketiyor. Bankalar da sağolsun açtılar tüketici kredileri torbasını, habire tüketimi pompalıyorlar.

Özetleyelim mi?


Enflasyon düşük, aynı oranda faizler de düşük. Faizler düşük olunca tasarruf yapmak cazip değil. Kredi kullanımı artıyor, yatırım harcamaları artıyor. İnsanlar harcamaya başlıyor, iç talep artıyor, tüketim artıyor. İç talep arttıkça üretim artıyor, ekonomi büyüyor. Ekonomi büyüyünce ve döviz kuru da düşük olunca ihalat artıyor, cari açık yükseliyor. Cari açık yükselince ithalattan alınan vergi artıyor ve bütçe açığı kapanıyor. Ekonomi büyüdükçe tabii ki işsizlik de azalıyor.

İdeal gibi görünüyor değil mi? Kriz göstergesi değil bunlar. O halde, her şey güllük gülistanlık mı?

Tabii ki hayır…

Gelir dağılımına da bakmak gerekiyor,
ülkedeki sermaye ve siyasi güç dağılımına da bakmak gerekiyor. Türkiye'de 17 milyon kişi son on yılda fakirlikten orta sınıfa geçmiş. Az bir rakam değil. Ama halen gelir dağılımında adaletsizlik çok.

Şimdi bir de buna girersem ben de dağılacağım. O da başka bir yazının konusu olsun. Çünkü gelir dağılımı konusu önemli! Hani ekonomi büyürken siz kendinizi neden büyüyemiyor gibi hissediyorsunuz, bunun yanıtı bir başka yazıya.

Seçimler öncesi Türkiye ekonomisi ısınıyor mu diye sormuştum ama son göstergeler fena değil.

Baylar, Bayanlar…şu anda ekonomi iyi yönetiliyor.

Avrupa’nın krizinden korkmayın, Avrupa kendi sağlığı için Türkiye’yi ayakta tutmak zorunda…bunu da unutmayın.

E vallahi buraya kadar da okuduysanız eğer, sabrınıza şapka çıkartır, okumak için emek veren o gözlerinizden öperim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Beran Uzer, Bilirsiniz, zenginlik sırası ile, kalabalık ordulardan, zengin tarım ve hammadde kaynaklarına, ürün işleyen basit tezgahlardan, robotla üretim yapan makinelere geçmiştir. Günümüzde güç, bilgiden bilgi üreten ile yeni bilgi üretenlerdedir. Bunun diğer adı katma değerli (yüksek karlı-teknolojik) ürünlerdir. Türkiyenin ithal-ihraç kalemlerine baktığımızda, emek-yarımamul (montaj) ürünleri sattığını, karşılığında, teknoloji ile enerji (sağlayan ürünler) aldığımız görülmektedir. Eğer, Nükleer (teknoloji ve) enerji üretebilseydik bugün ne dış borçtan ne de cari açıktan bahsedecektik. Özetle, ekonomi takastır. Ve bizim takas edecek (şu anda) kıymetli malımız bulamamaktadır. Ancak, bugün dünden iyiyiz. Ve aradan sıyrılmak için mutlak şekilde teknoloji üretmek zorundayız. Değilse kaba tabiri ile yarı sömürge olmaktan kurtulamayız. Sağlıcakla kalınız

Canmehmet 
 05.08.2011 12:38
Cevap :
değerli yorumunuz içn teşekkür ederim...Türkiye'nin üzerinde durması gereken yegane konu ar-ge, inovasyon. Bunlar gelişmediği takdirde hem ekonomi de hem de politikda da ancak günü yaşarız, zamanın ruhunu yakalamak zorlaşır...sevgiler  05.08.2011 20:35
 

"Gıkım çıkmaz"! Yan toplara da çıkmam. Yok "cari" şeyiymiş de falanmış da... Hiç anlamam. Beran Hocam ne diyorsa doğrudur:) Not: Halının altında iki tane 500 avro kuzu kuzu yatmakta Hocam. Acaba diyorum altına mı yönelsem? Faizler de düştü şu sıralar... Yoksa afiyetle yesem mi? Ne dersiniz?

Ümit Culduz  
 04.08.2011 22:49
Cevap :
Hani şu Milliyet Blog'dan yazı başına aldığınız avroları mı biriktirdiniz yoksa?:) Biriktirmeyin, bence afiyetle yiyin:)...sevgiler  05.08.2011 0:12
 

EEe okumayıpta napcan. Dahaa topa 1 saat var:) Yanlız Beeran hocam ben sizi 1 dolar 1 YTL olurmu yazınızla tanıdım. Hatırlatırım:)

Ucurtmalar 
 02.08.2011 20:10
Cevap :
Ne kadar doğru tahmin yapmışım o yazımda..Krizden önceydi 2008 Mayıs, dolar düşütükçe düştü, nerdeyse TL ye eşitlenecekti, faiz uçuyordu ...kriz geliyor dedim, kriz oldu, Kasım 2008 de Dolar 2 tl ye yaklaştı:) ve ben de bu sefer "dolar 2 tl olur mu" yazısını yazmıştım...dön bak oku neler yazmışım:)) sakalımız yok ki sözümüz geçsin:)...sevgiler  02.08.2011 20:56
 

2002 YILI ASGARİ ÜCRETLİ AYDA 2,5 ATALİRA ALIR BUGÜN İSE 1,1 ADET ALIR.2002 DE 12KG TÜP 17 TL ENFLASYONU % 70 LERDEN %7 GETİRDİKLERİNİ SÖYLERLER TÜP 65 TL ENFLASYON YÜZDE YEDİYE TÜP FİYATI YÜZDE YETMİŞE MİLLETİN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKABAKA İHRACATI 100 MİLYAR DOLARA ÇIKARDIKLARINI SÖYLERLER İTHALATA GELİNCE GÖRÜNTÜ VAR SES YOK GEÇERLER NİYE? NEYSE AKP AKONOMİSİ BU NERDEN NEREYE.

Akay ÖZSOY 
 01.08.2011 4:52
Cevap :
Sevgili Akay Bey, öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. verdiğiniz örnekler yanlış olmuş zira altın, dünya altın borsasında oluşan fiyatlarla ilintilidir, doların seyrine bakar, dünya piyasalarında değeri belirlenir. Asgari ücret de 2002 yılına göre 3 kat artmış mesela. Keza tüp gaz, petrol türevidir ve dünya petrol piyasasındaki artışlardan etkilenir. Ha üzerinde en az yüzde 50 dolaylı vergi vardır, nedeni devlet toplayamadığı vergiyi dolaylı olarak bu yolla talsil eder. Öyleyse nedir problem, kayıt dışı ekonomidir. İthalatın yüksek olması zaten istenen bir durum değildir, ihracatla dengelenmelidir. Elimden geldiğince anlaşılır olmaya çalıştım...sevgiler  01.08.2011 20:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 476
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2315
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

Çok eskidendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster