Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '12

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
1405
 

Ekonomik kriz kapıda/ 5 (Sevsinler sizin kriz anlayışınızı)

Ekonomik kriz kapıda/ 5 (Sevsinler sizin kriz anlayışınızı)
 

DÜNYANIN CARİ AÇIĞI EN BÜYÜK İKİNCİ ÜLKESİYİZ; ÖVÜNEBİLİRİZ!


Ekonomik Kriz Kapıda başlıklı yazı dizimize ara vererek olgulara bakmadan klavyeye sarılan eleştirmenlerimize bu cevabı yazmak zorunda kaldık. Bu yazıyı Demokrasi Penceresinden ve adlı Blog sahibi ve Erkan Akyol için özellikle yazdık. Yazı dizimize ileriki dönemde devam edeceğiz.

Alacaklı Tekstilci ve Hazır Giyimcinin Kapısına Dayandı

Tekstilde Firmaları İflas Bayraklarını Çekmeye Başladı. Oysa Bir Zamanlar Türkiye Ekonomisinin Lokomotif ve İhracat Şampiyonu Sektörlerinden Biriydi Tekstil ve Hazır Giyim

Gazetelere düşen şu haber salt muhalefet olsun diye mi yayınlanıyor?

“Alacaklı tekstilcinin kapısında; bir zamanlar Türkiye’nin en fazla ihracat yapan, lokomotif sektörlerinden tekstil ve hazır giyimde firmalar iflas bayrağını çekmeye başladı.”

Finansman piyasasında 50 şirketten oluşan batık bir liste fısıltısı dolaşıyor. Yılbaşından bu yana sektörde 50 şirket batak durumda.

İflas bayrağını ilk çeken ve ilk açıklayan UKİ adlı şirket. UKİ, 983 yılında kurulmuş. 994’te en çok ihracat yapan şirket unvanını almış. Borsanın ilk hazır giyim firması.

Çocuk giyim markası Venice Kid’s iflas erteleme başvurusunda bulundu.

Türkiye’nin gözde hazır giyim markalarının önde gelenlerinden Seven Hill’in zor günler geçirdiği söyleniyor. Hill’in küçük yerleşim yerlerindeki birçok mağazasını kapattığı bildiriliyor.

Öte yandan dünyanın en önde gelen markalarına üretim yapan Hey Tekstil, birçok mağazasına kilit vurarak 650 çalışanını kapıya koydu.

İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri, İTKİP Başkanı Hikmet Tanrıverdi, özellikle yılbaşında çok zor şartların oluştuğunu, döviz fiyatlarının artışına bağlı olarak perakendeci firmalarda daha ciddi sorunların yaşandığını vurgulayarak firmaların yavaş yavaş toparlanmaya başladığı, finansmanın belirleyici olduğunu, çek piyasasında bir tedirginlik bulunduğunu, yeni yasanın bazı firmaları zor duruma düşürdüğünü ifade etti. Tanrıverdi, bundan sonra borçla işi büyütmeyi bir yana bırakalım ayakta kalmanın imkânının bulunmadığının altını çizerek özsermayesi iyi olanların yaşayacağını diğerlerinin biteceğini belirtti.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği, TGSD Başkanı Cem Negrin’in belirttiği girdi maliyetlerinin yüzde 60, finansman maliyetlerinin yüzde 90’lara varan oranlarda artış gösterdiği bir ortamda sanayici ve tüccar ne yapabilir? Ayrıca Negrin, 2011’e göre hazır giyim üretiminin yüzde 5 azaldığını, yani sektörde daralmanın olduğunu, karlılığın yüzde 17 oranında düştüğünü, artan ihracat koşullarında sektörün ihracat kapasitesinin azaldığını belirtiyor.

Gelin bir de Seven Hill’i dinleyelim…

Seven Hill’in patronu Hüseyin Özbek, piyasanın pamuk ipliğine bağlı olduğunu, 2011 Temmuz’undan beri iç piyasaya çalışıldığından dolayı çekle işlem yapıldığını, ama çeklerde bir yığılma yaşandığını, finansman şirketlerinin bu konuda dedikoduya varan tutumlarının yanlış yapıldığını, finansman şirketlerinin firmaların ensesinden ayrılmadıklarını, bu nedenle çekle çalışmayı bıraktıklarını zira 500 milyonluk bir firmayı 1 milyonla batırılabileceğini iddia ederek pamuk ipliğine değindi. (Cumhuriyet/ Şehriban Kıraç)

Evet, bizim Ekonomik Kriz Kapıda başlıklı yazı dizimize bilgiççe durmadan AKP ağzıyla, kriz lafının boş olduğunu, ekonominin iyi durumda olduğunu söyleyip duran çokbilmişlere ithaf olunur.

Bu mu sizin iyiye gittiğini söylediğiniz ekonomi?

Krizden bahsetmenin sanki kriz istemekle eşanlamlı olduğu iddiası gibi delisaçması bir tezle karşımıza çıkan zavallılar olgulara bakmasını bilmeyenlerdir. Kaldı ki, bizim esas bahsettiğimiz bugünkü Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı olan sıcak para ve cari açık olgusunun kendisi başlıbaşına bir krizdir. Yıllardır sıcak paraya bağımlılık sonucu halkımızın alınteri göznurunun dışarıya soydurulmasının başka anlamı var mıdır? Sizin kriz anlayışınız, bir gecelik faizlerin yüzde 6–7 binlere fırladığı, döviz fiyatlarının alıp başını gittiği, yüksek oranlarda devalüasyonların yapıldığı koşullar mıdır sadece? Kriz sadece bu mudur? Sevsinler sizin kriz anlayışınızı be birader…

Bir de buna bakınız lütfen; bu haberi de KıvılcımHaber’de yaptık. İthaf olunur eleştirmenlerimize.

Benzine, Doğalgaza ve Elektriğe Zam

İşçi, köylü, memur, esnaf, emekli, tüm vatandaşta bıçak kemiğe dayandı

Kimileri ekonomide başarı üstüne başarının hikâyelerini anlatıyor. Ekonominin iyi gittiğini belirtiyor, ´yola devam´ diyorlar. Hatta bazıları hızlarını alamıyor; AB ülkelerine ders ve akıl vermeye kalkışıyorlar.

Kim mi bunlar?

Bunların tamamı AKP’liler ya da yandaşlarıdır.

Bunları söyleyen AKP’liler bir yandan da halkın temel kullanım ürünlerine, benzine, doğalgaza ve elektriğe zam üstüne zam yapıyorlar.

Boşverin şu son zamları…

AKP Hükümeti, kurulduğu ilk yıllardan bu yana geçen 9 yıllık süreç boyunca durmadan zam üstüne zam yaptı.

  • 9 yılda akaryakıt fiyatı yüzde 201 arttı. Artmayı sürdürüyor.
  • 9 yılda doğalgaz fiyatı yüzde 308 arttı. 2004 yılı başlarında doğalgazın m3´ü 0,313442 lirayken bugün 0,966698 liraya tırmandı.
  • 9 yılda elektrik fiyatı yüzde 250 yükseldi. (Kaynak Sözcü)

Peki, bizi AKP karşıtı ekonomi yazıları yazmakla suçlayan arkadaşlar, en son olarak 3 Mayıs 2012 tarihi itibariyle uluslar arası derecelendirme kuruluşlarından Standart&Poors (S&P)’un Türkiye’nin BB olan kredi notu görünümünü olumludan (pozitiften) durağana çevirmesini, bunun dış şoklara karşı kırılganlığının arttığı, yükümlülüklerinin ancak üçte ikisini karşılayabilecek durumda olduğu anlamına geldiğini nasıl yorumlayacaklar? S&P, yükselen borç ve zayıflayan ihracat sonucu Türkiye’nin kredibilitesine yönelik risklerin arttığını, yavaşlayan dış taleple kötüleşen dış ticaretin denge sağlamayı zora soktuğunu iddia etti.   

S&P’nin iddiaları ne peki?

Bartu Soral’dan cevaplayalım bu soruyu:

“Cari açık oranının (dünyada bir rekor kırarak) milli gelirin yüzde 10’una dayanması; vadesi gelmiş yüksek dış borç ödemesi; Buna karşılık MB rezervlerinin bu yükümlülüğe oranla yetersizliği; devlet bütçesinin dolaylı vergilere dayanması; daralan ihracat imkânları.”

Bu olgular Türkiye’nin gerçekleri değil mi? Ne diyor bu gerçekler karşısında bizim muarızlarımız? Şimdi beni neyle eleştirecekler merak ediyorum doğrusu…

S&P’den Türk bankalarına soğuk duşa ne diyecek bizim eleştirmenlerimiz?

Türkiye’nin kredi notunu geçen hafta pozitiften durağana çeviren uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standart Poor’s, bu karara bağlı olarak dün de 6 bankanın kredi notunu durağana çevirdi. SP’nin notunu durağana çevirdiği bankalar arasında Garanti Bankası, Garanti Leasing, HSBC, İş Bankası, Vakıflar Bankası ve Yapı Kredi Bankası bulunuyor. SP’nin geçen hafta aldığı karardan sonra, Türkiye’nin en sağlam dinamiklerinden biri olduğu söylenen bankacılık sektörünün 4 büyük bankasına yönelik bir karar alması da dikkat çekti.

Bankacılık ve mali analiz ile ilgili çeşitli yayınları bulunan, eski Hesap Uzmanı ve İstanbul Üniversitesi eski öğretim üyesi Dr. Öztin Akgüç konuyla ilgili Aydınlık’a yaptığı değerlendirmede, Türkiye’de bankaların söylenildiği kadar güçlü olmadığını belirterek, son dönemde kâr miktarları artsa da kâr oranlarında düşüşler olduğunu vurguladı.

Ayda 105 lirayla geçim olur mu?

Dünya Bankası’nın yayımladığı gelir dağılımı istatistiklerine göre, 2008 yılı itibariyle Türkiye’de 2,5 milyon kişi günde 2 doların altında bir gelirle yaşıyor. Ve günde 1,25 doların altında bir gelirle yaşayan kişi sayısıysa 1,4 milyon kişi. Yani ülkemizde 2,5 milyon kişi günde 3,5 liraya, ayda da 105.- liraya; gene 1,4 milyon kişi ise günde 1,25 doların altında, yani 2,2.- liraya, ayda 66.- liraya geçinmeye çalışıyor.

Hadi buyurun beyler!

Çıkın işin içinden çıkabiliyorsanız…

Sizin AKP’niz 4 milyona yakın insanı böylesine korkunç koşullarda yaşamaya mahkûm etmiş. Rapora göre, 2009’da yoksulluk sınırı altında yaşayan kırsal nüfusun toplam kırsal nüfusa oranı yüzde 34,6’dan, yüzde 38,7’ye çıktı. Kent ve kırsal kesimin bulunduğu genel yoksulluk çizgisi altındaki nüfusun oranı yüzde 17,1’den yüzde 18,1’e yükseldi.

Bu duruma göre sizin AKP’niz yoksulluk oranını artırmış diyebilir miyiz beyler?

Toplumun en yukarıdaki, tepedeki yüzde 20’lik kesimin Türkiye’deki gelir ya da tüketimin yüzde 45,1’ne sahip olduğunun belirtildiği raporda, ikinci yüzde 20’lik kesim gelirin yüzde 22,4’ünü, üçüncü yüzde 20’lik kesim gelirin yüzde 15,9’nu, dördüncü yüzde 20’lik kesim yüzde 10,9’nu, kişi başına en az gelire sahip olanların oluşturduğu beşinci ve en aşağıdaki yüzde 20’lik kesim ise gelir ya da tüketimin yüzde 5,7’sini aldı. Yani şöyle diyebilir miyiz arkadaşlar? Sizin iktidarınız milyonlarca insanı kapsayan en alttaki yüzde 20’lik kesimin fırın delmeye hazır açlardan oluşmasını sağlayan şartları yaratmıştır. (9 Mayıs 2012 tarihli gazeteler)

Vatandaşın cari açığı

Dünyanın en fazla cari açık veren ikincisi ülkesi konumundaki ülkemizin, dışa bağımlı, sıcak parayla ve borçla ayakta tutulmaya çalışılan ekonomik tablosu içindeki en önemli gerçeklerden biri olan, insanların kredi kartlarıyla ayakta durmaya çalıştığı gerçeği ise “vatandaşın cari açığı”. Prof. Dr. Cihan Dura böyle adlandırıyor kredi kartlarıyla insanlarımızı arasındaki ilişkiyi açıklamak için.

İnsanlarımızın büyük bir kısmı kredi ve kredi kartı borçlarını ödeyemediği için bankalar tarafından takibe alınmış bulunuyor. Eylül 2011 sonu itibariyle 768 bin kişi tüketici kredisi, 1 milyon 430 bin kişi de kredi kartı borcunu ödeyemediği için bankaların takibindeydi. Bir diğer kaynağa göre Şubat 2012 itibariyle, kredi kartıyla geçinmek zorunda kalan 6 milyondan fazla yurttaşımızın dosyası icra takibinde.

Evet, arkadaşlar, ekonomi iyi durumda mı dersiniz?

Durum iyi, yola devam mı diyelim?

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yok daha neler "memleket güllük gülüstanlık" siz bunları nereden bulup yazıyorsunuz yahu? Bir tek onlar biliyor biz bilemeyiz ki bunları... Akıl sağlığınıza, elinize dilinize hakim olun sonra kediler yer sizi billahi. hişşşşt

SAHAFÇA 
 22.06.2012 13:43
 

Yahu size mi kalmış açların durumunu yazmak! AKP kurmaylarının verileri dışında veri dile getirmek! Rakamlara bakmayacaksınız. Rakamlar negatif ise pozitife çevireceksiniz. Standars&Poors' da kimmiş? Yerli bir Standart&Poors kursunlar da gör! Onlar, Türkiye aldı başını gidiyor, büyümesi ülke sınırlarına sığmıyor diye kıskanıyorlar. Neden AKP'lilerin verdiği rakamlara itaat etmeyip de kafanıza göre rakamlar uyduruyor, vatandaşın beynini sulandırıyorsunuz? Solcu musunuz nesiniz? Haşa. Sümme haşa. Tövbe edin, rükû'a gelin. Yoksa çarpılırsınız alimallah!

Ayrıntıda gezinmek 
 21.06.2012 12:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 511
Toplam yorum
: 126
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 485
Kayıt tarihi
: 04.04.08
 
 

"Cv" Dedikleri Özgeçmişim 1953 yılının karanlık günlerinde Haziran ayının 24. günü, ağaçların mey..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster