Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '09

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
1211
 

Ekonomik kriz ve işçiler

Ekonomik kriz ve işçiler
 

Kapitalist düzenin reklam furyası ile aşırı harcamaya koşullandırılan kitleler algı yanılsaması yaşadığını acı bir şekilde öğrendi. Öğrenmeye de devam ediyor. Ekonomik krizin derinleşmeye devam etmesi ve kitleleri vurması milyonlarca insanın düne göre daha da yoksullaşmasına neden oldu.

Amerika’daki emlak kredilerinin geri dönmesinin zorlaşması nedeni ile başlayan kriz, tüm dünyaya yayıldı. ABD ve Avrupa’da bankaların kurtarılmaya çalışılması ve açıklanan ekonomik paketlere rağmen borsalardaki düşüş engellenemedi. Yoksullaşmanın ve işsizliğin önüne geçilemedi. Milyonlarca çalışan işini kaybetti. Kaybetmeye de devam ediyor.

Kriz sonrası gelişmiş ülkeler ve kapitalist düzen yeni bir finansal sistem kurma aşamasında. Bu sistemde gelişmekte olan ülkelere yer yok. Gelişmekte olan ülkeleri dikkate alan bir model olmayacak. Olması da beklenemez zaten. Ekonomisi gelişmiş ülkelerin amacı dünden farklı olmayacak. Gelişmekte olan ve yoksul ülkelerin ekonomilerini kendi dişlileri arasında öğütmeye devam edecekler.

Dünya halklarını bir buldozer gibi ezmeye devam eden ekonomik krizin düşünsel altyapısı, Bush’un eski danışmanı Rouve’un, <ı>‘Biz artık bir imparatorluğuz, yeni gerçeklikler yaratırız. Biz tarihi yaparken siz de o tarihi çalışmak zorundasınız’ sözleriyle açıklanıyor. Sonuçta olan nedir o halde? ABD’nin dünyanın zenginliğini kendi çıkarına kullanması ve oyunun sonuna gelinmesidir. Sonuç ne yazık ki budur. Yoksulun daha da yoksullaşmasının hızlandırılmasıdır. Milyonların açlığa, sefalete ve işsizliğe itilmesidir. Deyim yerinde ise işçinin, köylünün, memurun ve emeklinin sırtında boza pişirilmesidir.

2009 öncesine bakıldığında Erdoğan hükümetlerinin icraatlarından birinin iş yasası değişikliği olduğu görülecektir. Yapılan değişiklikte amaçlanan ‘<ı>kayıt dışı çalıştırmalarda yaşanan artışları’ önlemekti. Oysa yaşananlar hedeflenenin tam tersi oldu. Önce sendikalı, sonra kayıtlı sigortalıların sayısı hızla eridi. Sanayi siteleri asgari ücretin altında sekiz saatlik çalışma ortamından uzak, sigortasız ve kaçak işçilerle kaynıyor.

İşçilerin kuralsız, kayıtsız çalışması olağan durum olarak kabul görüyor sanayi sitelerinde. Sadaka düzenine alışmış olanlar ise çalışmak için iş arama gereğini bile hissetmiyorlar. Ekmek belediyeden, gıda yardımı belediyeden, kömür belediyeden. Eh varsa bir göz gecekondusu değme keyfine gitsin. Umurunda mı dünya.

AKP iktidarlarının iş kazalarının önlenmesinde, Tuzla tersanelerinde cinayet niteliğinde iş kazalarının meydana gelmesinde, kaçak işçi çalıştırılmasının önüne geçilmesinde başarılı olduğunu söylemek mümkün müdür?

Kamuda sözleşmeli personel çalıştırılması yaygın hale getirildi. İşten el çektirmek için sınav yapılır duruma gelindi. Uluslar arası Çalışma Örgütü ILO’nun Türkiye aleyhine kararlarında <ı>“Asla olamaz, ne işçi ne memur, yasadışı çalıştırma… Uygulamaya derhal son verilmeli…” dediği kamuda sözleşmeli personel çalıştırma yaygın hale geldi.

Özellikle kimi işyerlerinde uygun olmayan koşullarda yetersiz ücret karşılığında çalıştırılan işçilerin sekiz saatlik çalışma hakkının işverence gasp edilmesine şahit oluyoruz. Hafta sonu tatilinin Pazar günü ile sınırlandırılması ve Cumartesi günüde hafta içine ek olarak çalıştırılan ve ek ücret ödenmeyen işçilerin varlığı ise artık iş ortamının bir gerçeği.

Ekonomik krizi bahane eden ve kaçak işçi çalıştırıp işçinin emeğini gasp eden, sigortasız ve yeterli ücret ödemeden işçi çalıştıran, ünlü markaları taklit edip piyasaya süren yeni bir işveren oluşumunun yaygınlaşmakta olduğu göz ardı edilmemeli ve hükümetin ilgili birimlerince sanayi sitelerinde yeterli denetim yapılmalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 210
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 905
Kayıt tarihi
: 04.05.08
 
 

Eğitimciyim. Bir insanın çağdaş bir gelecek için, aydınlanma için çok okuması gerektiğine inanıyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster