Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '18

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
38
 

Ekonomik Krizin Kadınlara Etkisi

Ekonomik Krizin Kadınlara Etkisi
 

Türkiye’de çok yoğun bir ekonomi gündemi var. Piyasa da fiyatlar almış başını gidiyor deyim yerindeyse Çarşı Pazar yanıyor. İğneden ipliğe her şeye yüzde 80-90’lara varan zamlar geldi. Bazı mallarda bu oran yüzde 100 ve biraz üzerinde. E bu durumda en küçük esnaftan büyük sanayiciye kadar herkes temkinli ve ekonomide yaşanan belirsizlikten korkuyor, bir adım sonrasını görmek istiyor haklı olarak.

Bu işin bir tarafı diğer önemli bir tarafı ise ekonomik kriz herkesin gündeminde tabii kadınlarında gündeminde. Kriz ve buna benzer Türk toplumunu ilgilendiren gündemlerin kadınların üzerinde ayrı etkileri oluyor. Dolayısıyla ekonomik kriz kadınları nasıl etkiliyor, onların hayatında neleri değiştiriyor, kriz dönemlerinde daha fazla nelerle karşılaşıyor kadınlar gibi sorular yardımıyla bugünkü yazımda sizlerle birlikte bu konuyu tartışalım istedim.

Erkek ve kadın arasındaki ilişkilerin ‘eşitsizlik’ üzerine kurulu olduğu bir toplumda yaşadığımız için kendilerini daha güçlü hisseden erkekler kadınların üzerinde bütün öfkesini, sorunlarını onlara yansıtabileceğini düşünüyorlar. Bu manada ülkemizde kriz dönemlerinde kadınlar ve çocuklar en fazla etkilenen toplumsal kesimi oluşturuyor.

Ekonomik kriz geldi. Enflasyon verileri ortada, finansal krizden etkilenen küçük, orta ve büyük ölçekli işletmeler ve esnafın durumu ortada. Hatta işçinin, emeklinin, çiftçinin, çalışanın, çalışmayanın.. durumu malum. Uzatmayayım, peki bu durum Kadınları nasıl etkiliyor diye baktığımız zaman en somut en can alıcı yönü şu oldu ki, Kadın Cinayetlerini Önleme kurulu Eylül ayı raporunda, erkekler tarafında öldürülen 45 kadının 6’sının ekonomik sebeplerle öldürüldüğünü açıkladı.

Açıkça ekonomide yaşanan kriz durumu kadınların hayatlarını sonlandırmanın başka bahanesi olarak ortaya çıkıyor. İşsiz kalan erkekler, iş yerinde sorun yaşayan erkekler, bu sorunu ya da bu psikolojik huzursuzluğu evlerine geldikleri zaman en yakınlarındaki kadınlar üzerinden çıkartmaya çalışıyorlar ve ekonomik krizin başlangıcında ortaya çıkan bu durumlar ilerleyen zamanlarda daha bir yaygın hal alıyor.

Tabii burada basın-yayın kuruluşlarına çok önemli görevler düşüyor. Özellikle yazılı ve görsel medyanın kadına yönelik şiddet ya da cinayet haberlerini nasıl verdiği çok önemli hale geliyor. Yani “işsiz kalan bir erkek cinnet geçirdi ve karısını öldürdü!’’’ şeklinde haberlerin topluma verilmemesi gerekiyor.

Peki, kadınlar şiddetten korunmak için neler yapabilir ya da yapmalıdır? Aslında bu sorunun belirli bir cevabı yok. Sonuçta kadında erkek gibi bir insan ve erkeklerle ortak bir hayatı birlikte sürdürüyor. Hem biyolojik hem sosyal bir varlık olması hasebiyle sürdürmek durumunda da. Konudan sapmamak için detayına girmeyeceğim. Her iki cins açısından da durum aynı yani. Özellikle ‘kadına yönelik şiddet’ konusunda erkeklerin kendi tutum, düşünce ve davranışlarına bir çeki düzen vermesi gerektiği artık bilinen bir vaka. Aynı şekilde kadınların erkek şiddetinden kaçmak ve kendi bedenleri üzerinde gerçek hak sahibi olmaları ve her türlü yasal haklarını bilerek kullanmaları kendi bireyselliklerini erkeklere karşı koruyarak güvence altına almaları için her seferinde eğitimli ve bilinçli olmaları şart diyoruz.

Bunun yanında kadının bir işte ücretli ve sigortalı çalışan olması da büyük ölçüde erkeğe günlük geçimini sağlamada bağlı olmamasını ve bir anlamda kendisini özgürleştirmesini, ‘birey’ olarak var olmasını ve yaşamasını sağlıyor. Buna rağmen bugün profesyonel işlerde çalışan üniversite mezunu beyaz yakalı kadınların yüzde 75’i hiç değilse bir sefer ev içinde veya dışında psikolojik, sosyal veya fiziksel şiddet türlerinden birine maruz kalıyor. Bu olumsuz vaka bile tek başına toplumun her bir kesiminde yaşanan kadına karşı şiddet ‘vakalarını’ her geçen gün daha çarpıcı rakamlara ve ürkütücü boyutlara ulaştırıyor. Mesela yaşanan cinayetlerden, sokaktaki sözlü tacizlere kadar bir çok kadın bu olumsuz durumla karşılaşıyor maalesef.

Bu süreçte kadınların korunmasına özellikle önem verilmesinin hayati önemde olduğunun bir kez daha altını çizelim. Öte taraftan her ne kadar 6284 Sayılı Ailenin ve Kadının Korunması’na yönelik yasa, medyada tekrar tekrar ısıtılarak, kamuoyunun gündemine değişik şekillerde gelse de esasında yasanın doğru ve tam olarak uygulandığında koruyucu önlemleri hem maddi ve hukuki hem de manevi yönden arttıracağı bir gerçek. Bununla birlikte kadın dayanışması ve birlikteliği için kadın sosyal dayanışma derneklerinin kurularak, sayılarının arttırılmasının yanında acil durumlar için kadın yardım hatlarının yaygınlaştırılması ve daha aktif, görünür, bilinir hale getirilmesi büyük önem taşıyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 101
Kayıt tarihi
: 20.02.17
 
 

Eğitim Durumu Halkla İlişkiler Yüksek Lisansı isletme fakültesi sosyoloji bölümü ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster