Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
452
 

Ekran kavgaları

KONUŞMUYORUZ

Konuşmayan ve tartışmayan bireylerin zamanla empati yeteneklerini de yitirdiklerine inanıyorum. Özellikle son beş yılda öyle bir hale getirildik ki ağzımızı açmaya korkar olduk. Eşler, arkadaşlar, aynı kurum ve kuruluşlarda çalışanlar tavşan korkaklığına bürünmüş geyik yapmaktan öteye geçemiyorlar. Toplumsal sorunları konuşmak, tartışmak; sorunlarla ilgili düşüncelerimzi ortaya koymaktan korkar olduk. Her şeyin arkasında Al işte buda ergenekoncu denmesinden ödümüz patlıyor. 80 öncesi "kominist" suçlamasıyla yıllarca içeride suçsuz yere yatanları unutmadık. İşin rengi değişti yerini ergenekonculuk aldı. Eğer boşanma davaları açarken, gerekçelere eşim ergenekoncu suçlamaları girerse şaşırmayın.

Böylesi bir ortamda doğal olarak okumaktan da uzaklaştık. Daha doğrusu uzaklaştırıldık. Eski yıllarda siyasi çizgileri belli olan gazete ve dergileri bilirdik. Geçmişini bildiğimiz gazetecilerin bile renk değiştirdiklerini gördükçe (aynı değişimi siyasilerimizde de görüyoruz), kime inanıp kime kime inanmayacağımızı şaşırdık.

Siyasilerimiz deseniz evlere şenlik. Uzak doğu meçlislerindki kavgaları aratmayan kavgalar artık bizim meclisimizin olağanı olmaya başladı. Eleştiriye en açık olması gerekenler en ufak eleştiriye kavga ile ile karşılık verirse sokaktaki insanlarda daha öteye gider karşısındakini boğazlayıverir. Yazılı ve görsel basın öeneklerini insanlık dramı olarak zaten veriyor.İşşizlik almış başını gidiyormuş, çalışanların alım güçleri gün geçtikçe daralıyormuş. Gelecek korkusuyla uykuları kaçıyormuş bunlar kimsenin umurlarında değil. Bunun yanında ne hikmetse dolar milyarderlerimiz beş yıl içinde 19'dan 50'ye çıkıveriyor ve biz bununla gurur duyuyoruz. Zenginin malı züğürtün çenesini yorarmış ya.

Her gün biraz daha yoksullaşırken kitabı bıraktım gazete bile alamaz duruma geldik. Okumayan, yorum yeteneklerini bile yitirme noktasına gelen insanlar konuşma becerilerini nasıl geliştirsin ki. Bu yüzden konuşan bir toplum olmaktan uzaklaşıyor, uzaklaştıkçada empati yeteneklerimizide yitiriyoruz. Televizyonlar ise televole ve evlendirme programlarıyla günü tamamen dolduruyor. Halkın bilgilenmesi için yapılan programlarda gece yarısı başlayıp sabaha karşı bitiyor. Genç Bakışın dışında (oda Üniversite kampüslerinde yapıldığı için galiba) bu programlara halktan katılım hiç yok.

Okumayan, yalnızca dinleyen, katılımdan uzak bireyler nasıl konuşurki.

Bence açılım bu yönde yapılmalı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 449
Kayıt tarihi
: 28.01.10
 
 

1952 Eskişehir doğumluyum. 1970 yılında Gümüşhane Öğretmen okulunu bitirdim. Milli eğitim ve özel se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster