Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Aralık '14

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
22
 

Eksen kayması

Eksen kayması
 

2003 yılında iktidara gelmesinden bu yana defalarca eksen kaymasıyla suçlanan AKP yi hep savundum, Avrupa ve ABD ekseninden çıkacağımızı ve bunun  İran gibi olmamızı isteyen ABD'nin planı olduğunu her söylediklerinde çoğu kez sessizliğimi koruyamadım, kızdım öfkelendim hatırlamıyorum belki de hakaretler ettim, vatan hainliğiyle suçladım, susabildiğim nadir zamanlardaysa yüzümde gergin bir gülümseme vardı.

Ne dış bir müdahaleyi ne de Atatürk'ün ekseninden uzaklaşmayı içime sindiremiyordum. Şapkamı önüme aldım ve uzun süredir düşünüyorum. Son zamanlarda kuru yutkunmalar eşliğinde utanarak ne kadar yanıldığımı anlıyorum. Eksenimiz denilen o şey kaymaya başlamış, hem de dev bir buz dağının ana buz kütlesinden kopması gibi durdurulamaz bir şekilde devam ediyor. Artık belki de hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Eski dostlarla sık sık görüşemeyeceğiz. ABD eskisi gibi ağabeyimiz olamayacak. Amca olacak belki uzaktaki gurbet ellerdeki sam amcamız. Yanlış yaptığımız zamanlarda bir darbeyle bizleri tatlı sert uyaramayacak. Belki medyada bile kendilerinin etkilerini eskisi kadar çok göremeyeceğiz. Eksenimiz kayacak. Ama bu kayma biliyorum ki bizim veya AKP'nin tercihi değil. Bu uzaklığı bizi yani küçük kardeşini son zamanlardaki orta doğu politikalarıyla yalnız bırakan ağabeyimiz ABD istedi. Yıllarca PKK ile mücadele ediyorken bir gün bir uçak kaldırıp ta göstermelikte olsa bir dağı bombalamadı. Mevzu İŞİD olunca ise hemen koştu geldi hem de daha bir kaç ay önce buraları terk etmiş olmasına rağmen koştu ve geldi. demek bizden daha çok sevdikleri birileri varmış. Kim acaba? Suriye dedik bu bize yamuk yapıyor, topumuzu alıp geri vermiyor. Yok dedi ısrarla. Öyle ki istifa eden bakanları bile bu ısrarını kıramadı. Suriye şımardı kimyasal silah dahi kullandı ama ABD geldi baktı tam işte şimdi yandın Esat derken komşu evin çocuğuna tamam kimyasalla öldürme de nasıl öldürürsen öldür mealinde bir şeyler söyleyip gitti. Paralelcileri istedik ona da yok dedi. Eksenimiz kaymıştı ama kayan biz değil eksenin  kendisiydi. Eksenden geriye ne kaldı? Ne kaldıysa bizim olan, bize gerçekten lazım olan kaldı Atatürk kaldı, şanlı tarihimiz kaldı, mübarek İslam anlayışımız ve engin hoş görümüz ve kardeşliğimiz kaldı.

Benim bildiğim bu işler böyle olmazdı ama nedense ABD son zamanlarda çocuk gibi davranıyor. şöyle ki;

Önce zenci bir başkan seçiyor, hoppala bu da nereden çıktı orası gerçekten özgürlükler ülkesi mi yoksa diye bir an afallıyoruz. Sonra darbelerden sıkılan eski ağabeyimiz yeni amcamız de modaya uyup post-modern darbelere girişiyor. Artık ülke askerlerini kullanmak yerine medyalarını kullanmaya başlıyor. Başarılı olduğu yerde oluyor olamadığı yerde yine eski usul hallediyor işini. Biz istisnayız tabi bu konuda bunun içinde kızmıyor değildir. Derken fergusson olayları patlak veriyor o zaman diyoruz ki iyi ki zenci bir başkanları varmış da zenci vatandaşlarının gazını biraz dahi olsa almış yoksa bu zenciler ABD'yi yıkarlarmış ( Cem yılmaz tarzı bir yıkamadan bahsediyoruz. yakıp yıkma anlamında zaten yıkıyorlar). Peki kim seçiyor bu başkanları? Biz hep ABD vatandaşları diye biliyorduk. Gerçi biraz eleştirel düşünmeye cesaret edince seçimden demokrasiden anladıklarının elma var armut var birini seçin demekten öte bir şey olmadığını görebilmek için alim olmaya gerek kalmıyor.

Sam amcanın bu aralar biraz canı sıkkın ama yine de iyi durumda nüfusu ve ekonomisi büyüyor, yani AB den hallice diyebiliriz.

Millet olarak (İslami uygarlık olarak) sahip olduğumuz bizi biz yapan o kadar çok doğrularımız olmasına rağmen yaptığımız küçük bir kaç hatadan dolayı bu sam amcalar karşısında bir dönem mahcup duruma düşmüş olabiliriz. Bunu çok utanılacak bir şey olarak düşünüp de içimize kapanmak yerine hatalarımızdan ders almamız daha yerinde olacaktır. Benim düşmekten korktuğum bir hata var ki onun haricinde bir çok şeyi kendi doğal var oluş mizacımız içerisinde kolayca atlatabileceğimizi düşünüyorum. O da ABD'nin her şeye rağmen elinde petrolün haricinde hegemonyasını devam ettirecek yeni bir silahı daha olması ve bizim bunun önlemlerini almayıp boş bulunabilecek olmamızdır. Milletim adına tam yeni bir gaflet uyanışından çıkmışken yeni bir gafletin içine düşmek hiç istemem.

Son zamanlardan petrolün fiyatı 120 dolar/varillerden 80 doların altına geriledi. Herkesin ortak kanısı bunun Rusları cezalandırmak için amcamızın yaptığı bir oyun olduğudur. Buna katılmıyor değilim tabi bunun yanında artık eskisi gibi büyüyemeyen bir dünya ekonomisi de bir etken. Haliyle talep azalıyor. Bunların yanında daha önemli bir sebebin daha olduğunu düşünüyorum. O da artık ABD nin dolar hegemonyasını sürdürmek için petrole daha fazla ihtiyacı olmaması. Öyle böyle değil baya kelli felli bir Amerikan firması var, adı Lockheed Martin. Bu muhteşem firma geçenlerde compact fusion diye isimlendirdiği bir kamyona sığabilen yeni reaktörleriyle 100mw gücünde elektrik elde edebildiğini ve 10 yıl içerisinde bunun ticarileştireceğini tüm dünyaya duyurdu. Burada dikkat çekmek istediğim bir nokta var "yapacağız" demiyorlar, yaptık diyorlar. Ayrıca bu santrallerin hiç bir kirli atığı yok. Bunun ne kadar büyük bir gelişme olduğunun kolayca anlaşılması için Türkiye'de son zamanlarda sıklıkla gündeme gelen ve insanların çokça tepkisini çeken HES lerin bu kapasitenin altında olduğunu belirtmek isterim. Şimdi bundan anlaşılıyor ki artık dünyanın önünde yeni bir çağ açılıyor. Elektriğin yani enerjinin maliyetinin neredeyse sıfırlanacağı bir dünya ama sam amca eminim ki yine bir oyun bozanlık yapacak ve durun bakalım diyecektir, "sizlere reaktör satmam en fazla yapacağım, alırsanız ürettiğinizden daha ucuza elektrik satmak olur ama dolar üzerinden satarım". Dolar yine güçlü olmaya devam edecek bunun için de artık petrolün dolar üzerinden satılmasını devam ettirebilmek için masum bebeklerin kanını akıtmak zorunda kalmayacak. Bu durumun ilk sonucunu orta doğudan askerlerini çekmesiyle gördük diyeceğimiz bir noktada geri dönüyor olması biraz kafaları karıştırmış olabilir. Ama unutmamak lazım ki amcamız küçük eniştesi İsrailli yalnız bırakamaz yoksa burada işidler onu yer. olmadı acemler yer. Olmadı biz yeriz. Yani biri bu adamların yaptıkları zulümlere sessiz kalmaktan eninde sonunda sıkılır. Bundan dolayı yakın zamanda petrolün yerel paralarla alınıp satılmaya başladığını görebiliriz. Başlangıçta bu sam amcanın yaşlandığı izlenimi verecektir ama bir kaç yıla kalmaz ABD elektriğini kullanmaya başlayınca ve onu alabilmek için dünyada dolar arayışına girince anlayacağız o zaman Anya nereymiş Konya nereymiş.

Hoş geldin bedava enerji, hoş geldin bolluk hoş geldin bereket ve hoş geldin ABD hegemonyası.

Ne zaman gitti ki....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 30
Kayıt tarihi
: 21.07.14
 
 

makine mühendisi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster