Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '08

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
545
 

Eksik çok, futbol yok, kavga var.

Eksik çok, futbol yok, kavga var.
 

Son anda...


2006 yılında İsviçre ile oynadığımız kabus dolu geceden sonra ilk defa çıktık Şükrü Saracoğlu’nun çimlerine. Ancak yüksek bilet fiyatları nedeniyle ve iftar sonrasına denk gelen maçta stadı doldurmak mümkün olmadı.

Euro 2008 sonrası bıraktığımız Hamit ve Nihat gibi banko isimlerin eksikliğine, Ermenistan sonrası Marco ve Hakan’da eklenince ciddi bir yoklukla maça başlamış olduk. Tüm bunlar haricinde maça en istekli ve arzulu başlayan ve tıpkı Milli Takım gibi uzun bir aradan sonra Saracoğlu’na çıkan Tuncay’da sakatlanıp çıkınca, Milli Takım kapanan ve oynamaya değil oynatmamaya gelen Belçika karşısında yavan bir futbola dönmüş oldu.

Terim ilk 11’de sürpriz bir isme forma verip solbek’e Çağlar’ı koydu. Elbette Çağlar da ilk kez giydiği formayı son kez giymemek için heyecanını kontrol etmeye çalıştı kötü de oynadı diyemeyiz ancak hata yapma korkusu ve eleştrilme korkusu ciddi şekilde sorumluluk almasını ve ileriye çıkmasını ve bindirme yapmasını çok etkiledi ve maçın en iyisi olan ve heryere yetişmeye çalışan Arda’yı o bölgede çok yalnız bıraktı.

Benzer şeye sağ tarafta da rastladık. Son Fenerbahçe yorumlarımda sıklıkla Gökhan ve Kazım’ın ciddi şekilde birbirlerinin oyunlarını etkilediklerini ve bu etkinin verimlerini düşürdüklerini söylüyorum. Dün akşam’da Kazım’ın ilk 11’de başlamasının doğru bir tercih olmadığını bu nedenle sıkışan sağ tarafın ilk yarı hiç efektif olmadığını gördük. Bu durum Milli Takımın 46.dakikaya ikinci değişikliğini yaptırma mecburiyeti getirmiş oldu. Haklılığımız bir kez daha ortaya çıkıyor. Coca Cola Kid (Kazım) ile formsuz Gökhan’ın yanyana ilk 11’de başlamaması gerekiyor.

Keza oynamamaya ve ileri çıkmamaya yemin eden Belçika karşısında geride çok adamla kalmayı tercih ettik. Topu ileriye taşıyabilen Arda ve Emre ile bu oyunculara uyumlu Tuncay’ın çıkmasından sonra bir türlü topu Semih ve Halil’e ulaştıramadık. Semih’in de yorgun gözükmesi bunda etkili oldu. Ancak tek başına Arda ve her türlü stres ve gerginliği yüzünden okunan Emre’nin gayretleri buna yetmedi.

Gol atmaya niyeti olmayan Belçika’ya, misafirperverliğimizi gösterip klasik bir Türk golü armağan etmiş olduk ve yine herşey Euro 2008 deki gibi olmuştu. Koca 45 dakikayı çöpe atmış ve devreye yine mağlup girmekteydik. Golden sonra biraz kıpırdasakta beraberliği alamadık.

İkinci yarı dakikalar eriyip giderken maçın döneceğine dair işaretler bir türlü gelmiyordu. Çünkü 1 oyuncu değiştirme hakkımız vardı ve onda da Terim, Fransa’da harikalar yaratan ama Milli Takım ile bir türlü beklediğimiz golleri atamayan Mevlüt’ü oyuna soktu. Hani topla tüfekle saldırın diyordu ama, topu daha iyi kullanan ve taşıyabilecek oyuncu yerine ceza sahasında etkili oyuncuları 3’lemiş oldu. Halbuki tam da burada Arda ile birlikte Belçika’nın sağına felç edebilecek ve devamlı soldan orta yapabilecek Uğur Boral’a ihtiyacımız vardı.

Fakat, güzel bir dakikada beklediğimiz gol penaltı ile geldi. Penaltı atışı öncesi beyaz noktada top Emre’nin ellerindeydi. Devamlı Emre’ye sahip çıkan bir görüntü çizen Terim’in penaltıyı da Emre’ye attırması gecenin diğer yanlışlarından biri oldu. Bu kadar gergin bir Emre’nin kaçıracağı bir penaltı Emre’yi bitirecek son vuruş olabilecekken Terim’i de çarmıha gerecek bir hareketti. Sanırız bir çoğumuz vuruş anından kalecinin ellerinin ucundan filelere giden topa bakamadık. Penaltıyı bu skorda iken neden Emre’ye attırdık.?

Maçın kalan sürelerinde akıllıca oynayamadık. Kazanmamız gereken bir maçta hala geride 5-6 adamla duruyorduk, oyun ciddi bir doldur boşalta çevrildi. Bu takımın en büyük eksiklerinden biri olan defansdan top çıkartamamanın sıkıntısını yaşıyorduk. Semih’le öne geçme şansını bulduk ama olmadı. Gecenin en güzel görüntüsü Halil ile attığımız ofsayt sayılan golümüzdü.

Türkiye kaliteli takım ve Belçika’dan da üstün bir futbol becerisine sahip, eksik oyuncularımızın da kadroya girmesiyle birlikte daha iyi olacak. Bu Belçika’yı deplasmanda yenebilecek güçteyiz. Ama grubun diğer sükseli takımı Bosna Hersek’i de unutmamak lazım.

Son söz Terim’e;

Artık milli maçlar sonrası onun egosunu yaşamaktan maçın önüne geçen hareketlerinden bir Milli Takım taraftarı olarak sıkıldık. Terim 2006’da Saraçoğlunda oynadığı son maçtan kendine hiç özeleştiri yapmamış belli ki... Liderlik dersleri veren Terim’in nasıl bir liderlik yaptığını biz anlayamıyoruz. Devamlı agresif, kendini kontrol edemeyen bir görüntüde. O gün Şifo Mehmet’i kurban verdik Türk Futbol’una...

Ama artık başka kurbanlar istemiyoruz Sinyor Terim.

Ahmet ÇELİKSÜNGÜ

10.09.2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ahmet bey güzel detaylara yer vermişsiniz yazınızda.Uğur Boral'ın oynaması gereken bir maçtı.Terim yine bildiğini okudu ve olan yine bizlere oldu.Çantada keklik maçları kazanamıyoruz nedense.Terim kavgacı bir kimliğe büründü.Milli takıma yararlı olamadığını düşünüyorum.Yine ceza alacak büyük bir ihtimalle.Saygılarımla...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 13.09.2008 6:05
Cevap :
Milli Takım kaosla beslenen bir takım olmamalı. Bizde bir laf var hoca yellenirse cemaat .... diye. İş biraz oraya gidiyor. Teşekkürler Saygılar...  14.09.2008 12:46
 

Valla ben teknik direktörleri izlemekten maça konsantre olamadım, bizimki Türkçe küfrediyordu hakeme...3 yıl önceki İsviçre maçı da bizim stadta idi değil mi? Stadın adı çıkacak, kalitesine gölge düşürüyorlar...Çağlar Birinci'yi birinci seçtim ben, ilk kez oynamasına rağmen...selamlar!

Fatma Köse  
 11.09.2008 13:05
Cevap :
Bu kaç oldu ama ? Kendi adıma Terim'den de egolarından da sıkıldım. Bir ara 4.hakemi dövecek sandım. Bu maça konsantre olmamışız işte. Çağlar sizin oraları temsil etti değilmi ? İlk maçta fena değildi kolay değil tabii. Teşekkürler & Saygılarımla...  11.09.2008 13:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 252
Toplam yorum
: 490
Toplam mesaj
: 89
Ort. okunma sayısı
: 932
Kayıt tarihi
: 17.03.08
 
 

74'ün İstanbulunda, Sultan şehri Üsküdar'ın, kız çocuklarına "Zeynep" erkeklerine "Kamil" adı kon..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster