Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '11

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
912
 

Eksik etek kızlarımız

Eksik etek kızlarımız
 

ŞİŞEDE DURDUĞU GİBİ DURMUYOR.


Saat Sabaha karşı bir buçuk, az önce hastahaneden geldik. Gayet sağlıklı olan oğlum gece saat onda iki, büklüm oldu ve acıdan kıvrandı. Ne olduğunu anlamadık. Kasıklarını tutuyordu, üşüttüğünü zannettik. İki saate yakın baktım, çocukta değişiklik yoktu. Hemen en yakın hastahaneye acile gittik.

Tahliller, rontgenler... derken sonuçta apandist çıktı.

Biz acile gittiğimizde bir hasta vardı, danışmadaki görevliye espri yaptım. "Biz gelince ışıkları yaktınız, hastane şenlendi." dedim.  Demez olaydım.

Taksiler korna basa basa acilin önüne dizildi. Doktor bizi bırakıp dışarı koştu. Tekerlekli sandalyeler kapıya geldi ve araçtan bir genç kız çıktı.

Kafayı tutamıyor, yan tarafı şiş, gözleri yarı kapalı ve kaymış.

Geri kalan arabalardan hiç abartmıyorum, 14 kişi daha indi. Etrafta bağırıştılar. Taksiciler de içeri girdi. Kızın kardeşi olan kişi sürekli "Ebru" diye bağırdı.

Doktor yanımızda müdahale ettiği için ben de duyuyordum.

Gençler eğlence mekanına gitmişler, içkiyi kaçırmışlar. Kızımız iki bira, arkasından viski, son olarak da iki kadeh votka içmiş. Doktor sonra ne oldu, kafası nasıl şişti? diye sorunca kardeşi cevap verdi.

-Ya benim kalkınca gözüm karardı (Artık o da neler içtiyse...) ,ablam sandalyeyi görmedi, ben onu tutamadım.... falan filan.

Hepsinin kafası güzeldi. Bu arada ateşi çıkan iki bebek ile kolu şişen 10 yaşlarında bir çocuk; bulantıyla gelen bir nişanlı çift ve apandisit için gelen bizler bekliyorduk.

Başını çarptığı için doktor onu ambulansla büyük bir sağlık kurumuna göndereceğini söyledi. Ailenizden biri gelsin dedi, o anda itiraz ettiler. Arkadaş imzalasa olmaz mı diye. Doktor red etti. Bizle odasına gitti, oğluma baktı, iğnelerini yazdı.

O sırada da "Ablacım, görüyor musunuz? ailesi okuması için yollamış, hallerine bakın. Nasıl genç bunlar." dedi. Bu arada taksiciler para için beklediler.

O kadar yüksek sesle konuşuyorlardı ki, hasta ve yakınları kızdılar. Hemşire telefonla ailesini çağırmasını istedi. Kardeşi İskenderun'da olduklarını ve babasının ya da amcasının gelme durumunda kendilerini böyle görünce öldüreceklerini söylediler. Korkudan aramadılar. Adana da akraba varsa arayın dendi. Bu defa nişanlısı olmaz mı deyip, birini çağırdılar. Doktor kızımızla ilgilendiğinden herkes bekledi.

10-15 dk. içinde iki genç geldi, bu arada ikisi paralarını birleştirip taksiyi ödediler.

Kızlara öğrenciler mi diye soran hemşire sorduğuna pişman oldu. Adana'ya üniversite okumaya geldiklerini, ama okulu bıraktıklarını, ailelerinin haberi olmadığı için çağırmaya korktuklarını, sosyal güvencelerinin de olmadığını anlattılar. Bunu anlatan kızın kardeşiydi ve sallanarak konuşuyordu,saçları dağılmış, çantasının üstüne taktığı montunun kolları  da yerde sürünüyordu. Diğer gençlerde ayakta duramıyordu, kaldırımlara omuz omuza oturdular.

Sonra doktor bunları başka hastaneye sevk etti, ambulansla yolladı. Giderken paraları olmadığından  nasıl gidecekler diye telaşlandılar. Gece o saatte otobüs-dolmuşta yoktu.Aralarından biri karşı bankamatikten koşarak para çekti.

Yaaa... üzülerek seyrettim. İzlemek zorunda kaldım. Benimde kızım var ve Ankara'da üniversitede okuyor.

O alkol komasındaki kızın sedyedeki şok halini gördüm, gözleri kaymıştı.

Ben ailesine kızdım. Mutlaka çok sıkmışlardır, onlarda iki kardeş okuyoruz diye aileden aldıkları paralarla hayatlarını yaşadıklarını zannediyorlardı.

Kardeşi yaptıklarının yanlış olduğunun farkında değildi. Giderken "Deli Ebru, içmesini bilmiyor. Ona dedim, votka birden içilmez. Yavaş yavaş içeceksin... Ama dinlemedi."

Bakın, Ebru hızlı votka içtiği için olmuş sanıyor. Votkadan önce içtikleri bira ve viski birşey yapmamış demek ki.

Size bunları aktarırken, oğlumun başucunda bekliyorum. Bulantısı olmadı. Sabaha kadar olursa acile döneceğiz. İğnelerin etkisiyle uyuyor.

Rabbim, evlatlarımızı korusun.

Lütfen, çocuklarımızı kısıtlayarak, korkutarak kendimizden uzaklaştırmayalım. Onların en yakın arkadaşları olalım. Yaptıkları ne olursa olsun, başları sıkıştığında ilk arayacakları anne baba olarak bizler aranalım.

Aksi halde anne -babalar sabaha karşı sıcak yataklarında yatarken evlatları beş parasız ve çaresiz, dost sandıkları kişilerle çırpınır dururlar.

ERDEM EMRAH NAMLI bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Muhafazakar aile yapısı olarak alkışlanacak bir duyarlılık gerçekten.Ama biraz geniş düşündüğünüz zaman insanların kişisel özgürlüklere sahip olmaları her zaman böyle sonuçlar vermez.Yazıda da belirtildiği gibi bu gençlerin aileleri bilinçsiz,baskıcı,tutucu,yasakçı ve işte bu nedenle bu gençler böyle.Özgürlüğün anlamını bilen ailelerin yetiştirdiği çocuklar böyle olmaz.Ayrıca sizi bekletmeleri terbiyesizlik tabii ki.

Kerim Korkut 
 21.02.2012 21:11
 

Ne kadar nasihat verilirse verilsin, gençlik artık üniversiteye başlamak demek tam anlamıyla ÖZGÜR olduğunu zannedip yanlış üstüne yanlış yapıyorlar,istisnalar var tabii..DİĞER YAZILARINIZ DA GÜZEL...yorumlarınıza da teşekkürler. Biraz geç cevapladım,bazı nedenlerden dolayıçok meşguldum sevgiler.

Göksel47 
 05.12.2011 19:55
Cevap :
Bizler ve çocuklarımız yolun başındayız. Siz evlendirmişiniz. Torunlrınız ve sevdiklerinizle yanlışı az bir yaşam dilerim.  06.12.2011 9:50
 

Şu tesadüfe bakın ki, bu yazınızı okurken, şu an Adana'dayım ben. Ve biliyorum ki, aslında yaşadığımız yerlerin çok bir önemi, büyük bir farkı yok aslında;birbirinden... İnsan aynı, sorun aynı, yaklaşım aynı... Anne baba - çocuk iletişimi sağlıklı bir altyapıya kavuşmadıkça; bu tip üzücü manzaraları yaşamaya devam edeceğiz ne yazık ki; bu güzel ülkenin her yerinde. Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 05.12.2011 18:50
Cevap :
Hoşgeldiniz memleketimize. Adana'ya geldiğinizden haberimiz erken olsaydı, Necip KÖNİ, Olgun Ekinci; siz ve ben tanışırdık. Bir araya gelmek istediğim arkadaşlarım var.Ancak Necip bey tecrübeli,onun toparlamasını rica ettim.Olmadı işte...  05.12.2011 22:01
 

Offf daral geldi okurken inanın nabız atışlarım hızlandı .Gün geçmiyor ki bu tür haber almayalım nereye gidiyoruz bize neler oluyor ? Ne deseniz haklısınız ne diyeyim ki.Sizede çok geçmiş olsun acil şifalar diliyorum.Sevgiler.

Şennur Köseli 
 04.12.2011 19:51
Cevap :
Haklısınız, hergün şahit oluyoruz.Onların aklına gelen ilk isim olmayı başarmalıyız.Ebebeynler olarak gençliği elimizde tutabilmeliyiz.  05.12.2011 0:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 260
Toplam mesaj
: 34
Ort. okunma sayısı
: 1348
Kayıt tarihi
: 21.03.08
 
 

Hacettepe Ün. mezunuyum. Öğrencilik yıllarımda ve okulu bitirdikten sonra bir gazetenin muhasebe ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster