Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mayıs '15

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
266
 

El ayak ağız hastalığı dünyamızı kararttın artık git lütfen!

Geçtiğimiz pazar günü tüm aile, Corporate Games İstanbul kapsamında katıldığım 5KM koşu yarışı için, beni desteklemeye Marmara Üniversitesine gelmişlerdi. Ben çok heyecanlıydım, 2,5 yaşındaki kızım benden daha çok heyecanlı. Yarışın sonuna kadar beni desteklemekten hiç vazgeçmedi. Yarışı 36 dakikalık bir skorla kendi normal performansımda bitirmiş olmanın gururunu duyuyorum; bunu da buradan belirtmek istedim :) Yarış sonrası ailecek Beykoz'da güzel bir yerde kahvaltı gitmiştik ki Zeynep'de ilk belirtiler kendini göstermeye başlamıştı. 

Sürekli ağzının ağrıdığını söylüyor ve sofradaki hiçbir şeyden doğru düzgün yiyemiyordu. Geçici bir durum, dönemsel bir huysuzluk olduğunu sanmıştık. Eve geldiğimizde akşam yemeğinde de aynı sıkıntıları olduğunda ağzının içini kontrol etmiştik ama hiçbir şey görememiştik. Meğersem o gün bu hain hastalık kızımı eline geçirmeye çalışıyormuş.

Ertesi gün, her zamanki gibi aynı saatte kalkıp okula gitmişti ki öğlen saatlerinde okuldan bir telefon aldım. Öğretmeni sakin bir tonla konuşuyor, bana Zeynep'in vücudundaki belirtilerden bahsediyor ama sakin olmamı söylüyordu. Anlattığına göre, Zeynep'in avuç içlerinde ve ayak altlarında döküntüler vardı; ve ağzının içi komple aft doluydu. Bu sebepten yemek yemiyor, hiçbirşey içmiyor ve ayakları yüzünden zor yürüyordu. Apar topar okula koştuk tabii. Öğretmenlerinin ilgisi için buradan da teşekkür etmek isterim. Biz okula gidene kadar döküntüler kalçasına ve kollarına kadar ulaşmıştı. Ağlıyor ve acı çekiyordu. Onu aldığımız gibi en yakındaki hastaneye götürdük. Bu arada ben internetten belirtileri biraz araştırdığımda hastalığın "El Ayak Ağız Sendromu" denen bir rahatsızlık olabileceğini düşünmüştüm. Doktora gittiğimizde de duyduklarımız bu anlamda bizi hiç şaşırtmadı. Doktorumuz da Zeynep'in geçirdiği rahatsızlığın "El Ayak Ağız Sendromu" denen bir rahatsızlık olduğunu söyledi.

Ne menem birşeymiş ki bu, hemen söyleyeyim bir ilacı yok. Sadece rahatsızlık sırasında kendini gösteren semptomlara yönelik ilaçlar kullanılabiliyor. Ateş ve ağrı olursa (ki ilk iki gün oluyor) klasik ağrı kesici ateş düşürücüler kullanılıyor. İshal olursa (ki bizde dördüncü günde kendini gösterdi) ona yönelik ilaçlar veya tedavi yöntemleri kullanılabiliyor. Vücudundaki döküntüler için de doktorunuz uygun göreceği kremlerden kullanıp çocuğunuzun acısını dindirebiliyorsunuz. Zamanla döküntüler içi su dolu kabarcıklara dönüşebiliyor. Ama sorun şu ki ağız içerisindeki aftlar çocuğunuza yemek yediremiyor; hatta ilerleyen günlerde sıvı alımını bile engelleyecek seviyeye ulaşabiliyor. Ağızdaki aftlar için de bir takım spreyler ve merhemler veriliyor ama malesef bu yaşta küçük bir çocuğun ağrıyan ağzına bu merhemleri sürdürebilecek olması bile düşünülemez. Ve bu hastalığın vücutta kalma süresi 7 ila 10 gün; kuluçka süresi ise 3 ila 7 gün.

Şu anda biz hastalığımızın dördüncü günündeyiz; ve malesef henüz iyileşme yolunda bir mesafe kaydedemedik. Zeynep'in bir gün içerisinde yiyebildikleri sadece süt ve dondurma. Rahatsızlık dönemsel olarak bu mevsime; yazın ilk gnlerine denk geldiğinden dondurma yemesi allahtan çok büyük sıkıntı yaratmıyor. Bu anlamda Zeynep altın günlerini yaşıyor diyebilirim ama gelin görün ki bu sefer de çocuğum ağzındaki yaralar yüzünden ağız tadıyla yiyemiyor dondurmasını :)

Bizim çocukluğumuzda olmayan, hayatımdaki ilk defa bu yaşımda karşılaştığım bu hastalığı internetten biraz araştırdım. Ve bakın kısaca neler buldum. Bu rahatsızlığa Coxsackie adı verilen bir virüs sebep oluyormuş. Hastalık bir hafta içerisinde kendi kendine geriliyormuş ve kreş yaşındaki çocuklarda hızlı bir şekilde yayılabiliyormuş (ki bugün kızımın okulu ile görüşmem neticesinde öğrendim ki birkaç çocuk da Zeynep'ten sonra benzer belirtilerden muzdarip olmuşlar). Genelde bu rahatsızlık dönemsel olarak yazın ilk günleri veya sonbaharın ilk günlerinde kendini gösteriyormuş. Doktorumuzun söylediğine göre de kendini dünya üzerinde ilk defa 3-4 sene önce göstermeye başlamış.

Kendi doktorumuz sonrası birkaç yakın doktor arkadaşımıza da durumu sorduğumuzda hepsinden aynı cevapları aldık. Ve malesef beklemekten başka bir çaremiz olmadığı fikrine alışmak zorunda kaldık. Bu ne üdüğü belirsiz rahatsızlığa sesleniyorum buradan;

LÜTFEN BİR AN EVVEL ÇEKİP GİDER MİSİN :) SENİNLE TANIŞTIĞIMIZA DA HİÇ MEMNUN OLMADIK :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 137
Kayıt tarihi
: 30.12.13
 
 

Gezen anne, cocukla nasil gezilir, yemek fotografcisi, mekan yorumcusu, gezenti, yay burcu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster