Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
370
 

El Cevap

El Cevap
 

Bir dönemin tetikçiliğini yapan bir polis memuru Ayhan Çarkın… İsmi belli, cismi ortada… Öyle “Gizli Tanık” denen ucube bir bilinmezlik cenderesi içerisinde de değil.

Alenen konuşuyor… Anlatıyor… Tarihimize kanlı bir dönem olarak geçen 1990’lı yılların irinini akıtıyor.

Cinayetlerin nasıl işlendiğini anlatıyor. Nasıl yaptıklarını anlatıyor. Nerelere gömdüklerini anlatıyor. Cesetleri gömdükleri yerleri gösteriyor. Yapanların kimler olduğunu bir bir döküp saçıyor ortalığa.

O cinayetleri işleyenler gözaltına alınıyor. Ama emri verenlere dokunan yok.

O cinayetleri işleyenler bir süre sonra serbest bırakılıyor. Ama emri verenlere dokunan yine yok.

Ayhan Çarkın konuşuyor, konuştukça irin akıyor ve anlatılanlar gazetelerden deşifre ediliyor.

Cinayetleri işleyenler salıveriliyor ve “Gidin Çarkın’ın anlattıklarının delillerini kaybedin” dercesine tuhaf bir takım yöntemler uygulamaya konuluyor.

Ayhan Çarkın konuşuyor ama tuhaf bir şekilde Çarkın’ın anlattıklarına gönülsüzce ilgi gösteren  mahkemeler var. Ne siyasal iktidar Ayhan Çarkın’ın anlattıklarını gündemine alıyor, nede ana muhalefet… Neden?

Ayhan Çarkın’ın anlattıkları, itirafları insanların vicdanında hiçbir yere oturmuyor mu?

Ayhan Çarkın işkembesinden mi savuruyor kendisinin de içerisinde bulunduğu cinayetlerin kimler tarafından ve nasıl yapıldığını anlatırken?

Emri kimlerin verdiğini de söylüyor, dümenin başında kimin olduğunu da söylüyor…

Ayhan Çarkın’ın itirafları sonrasında normal bir ülkede olsaydık herhalde yer yerinden oynardı. Ama biz de nedense yer yerinden oynamıyor. Tuhaf bir ülkeyiz.

Geçtiğimiz günlerde face de bir video paylaştım. Bir Cumartesi Annesi’nin feryadını içeriyordu paylaşmış olduğum video görüntüler. İnsanın yüreğini parçalayan bir dram… Yaşlı kadın otuz yıldır haber alamadığı, nerede olduğuna dair en küçük bir bilgi kırıntısının dahi olmadığı ve gözaltına alındığında henüz daha 18 yaşında olan oğlunun acısını feryadlarla dile getirmeye çalışıyordu. İnsanın içini parçalayan bir dramdı bu görüntü. Lakin kimi aklı evveller, görüntünün altına insanın akıl hafızasının almayacağı tuhaf yorumlar yaptılar. Bu yorumlara verilecek bir cevap aslında yok. Böyle bir manzara karşısında “ama” diyebilecek kadar tuhaf düşünce kalıpları oluşturanlara sadece boş gözlerle bakmak gerekiyor.

Her şey bir yana… Yazdıklarımızla, sürekli bir şekilde bu ülkenin geçmişinin hayli sorunlu olduğunu ve bu şekilde ülkenin varlığını koruyamayacağını, geçmişiyle yüzleşmediği sürece bu toplumun ve ülkenin ardı arkası kesilmeyen acılara gark olacağını söylüyoruz, ama birileri çıkıyor, son derece müsterih bir şekilde, gocunmadan “Siz Türk milletinden neden bu kadar nefret ediyorsunuz?” diye tuhaf bir ifade kullanıyor…

Kendimi savunsam bir türlü, savunmasam bir türlü…

Ayhan Çarkın’ın anlattıklarından hareket edersek, bizzat devleti yönetmekle mükellef olan çevrelerin bir dönemi nasıl kana buladığının izlerine rastlıyoruz anlatılanlardan. İşin içerisinde dönemin başbakanı var… İçişleri bakanı var… Emniyet müdürleri var… MİT görevlileri var… Yani anlayacağınız var oğlu var. Ve döneme damgasını vuran içişleri bakanı çıkıyor, “Bu yapılanların kararları MGK’da alınıyordu” diyor.

Peki bu durum sadece 1990’lı yıllara mı özel? Pek tabii ki hayır… Gerisin geri çevirin yüzünüzü 1980 öncesine bakın. Fotoğrafın ne olduğu bir kez daha alenen orta yere dökülüp saçılıyor. Birçok bilim adamı ve akademisyen, gazeteci, sanatçı, yazar sokak ortasında öldürülüyor… Maraş, Sivas, Çorum, 1 Mayıs Taksim, 16 Mart Beyazıt ve daha aklımıza gelmeyen birçok kanlı provokasyonlar sonucunda ülke kan gölüne dönüyor ve bir darbe… Binlerce insan işkenceden geçiriliyor. Onlarca insan idam ediliyor. Binlerce insan kayıplara karışıyor.

Daha geriye gidelim ve dönelim yüzümüzü 12 Mart dönemine… 12 Eylül’de gördüklerimizin bir diğer suretidir 12 Mart dönemi.

27 Mayıs’ta diğer ikisinin suretinden farksızdır.

6-7 Eylül olayları, Tan Gazetesi baskını ve Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel’e yönelik linç girişimi, Azınlıklara yönelik uygulanan Varlık Vergisi… 1937-38 Dersim katliamı…  Güneş Dil Teorisi, Türk Tarih Tezi… Asimilasyon politikaları…

Onca karanlık olay yaşanıyor memlekette, onca kanlı katliamlar yaşanıyor ve az buçuk vicdanı olan bir insan, bu olaylara bakarak, bir ülkenin siyasal renginin ne olduğunu rahatlıkla tespit edebilir ve nitekim bizim de yaptığımız budur ve siyasal rengin, baskın çıkmak uğruna, hükmetmek uğruna, gözünü kırpmadan insanları öldürdüğünü, kanlı provokasyon eylemleri düzenleyerek memleketi kan gölüne çevirdiğini söylüyoruz ve bu rezaletler, somut bir şekilde açığa çıkartılsın ve sorumluları cezalandırılsın istiyoruz, ama aldığımız eleştiri akıllara ziyan bir eleştiri oluyor… “Siz Türk milletinden neden bu kadar nefret ediyorsunuz?”. Pes ki ne pes…

Bu cümle hakikaten ibretlik bir cümledir. Bu cümleyi kullanmaya cüret eden bir insanın zihniyeti bu ülkeyi bölüp, parçalamaya yeter de artar bile.

Başka… “Efendim bir ülke varlığını korumak istemişse, bunda tuhaf olan şey nedir?”

Bir ülke varlığını, aykırı fikirlere sahip insanları katlederek mi sürdürecek? Anti demokratik uygulamaları amentü belleyerek mi sürdürecek?

“Bu kanlı tarihin pislikleri ortaya çıkartılıp, sorumluları cezalandırılsın” diyen bizler mi bu memleketi daha çok seviyoruz, yoksa bu söyleme dudak büküp, salt siyasal iktidar karşıtlığı üzerinden laf etmeyi marifet sayarak, bu kanlı tarihe sahip çıkma telaşı içerisinde olanlar mı bu memleketi çok seviyor.

Bence, Türk milletinden bizzat nefret edenler, bu pisliklerin failleri ortaya çıkmasın diye vaheyla koparanlardır.

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1097
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster