Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '12

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
629
 

El-Şükran...

El-Şükran...
 

 

    Temizlik benden sorulur. Her türlü lekeyi çıkarırım. Çimen, kahve, çay, çikolata, mum, mürekkep, pas lekesine kadar her türlü lekeyi çıkarmayı öğrendim. Öğrendim şükür... el-Şükran sayesinde. Bu Şükran var ya, o ne Şükran'dır, o, neee? 

 

    Bu mahalleye taşınana kadar pasaklı sayılabilecek bi kadındım. Canım temizlik yapmak istemiyor ne yapayım? Yani öyleydi işte. Bütün gün mutfak camından geleni geçeni gözlemek çok hoşuma gidiyordu. Bazen perde arkasında sotaya yatıyordum. Anlarsınız işte, izlenmemesi gereken fakat asla kaçırılmayacak mahalle olayları vardır. Sonra ben gideyim bizim kızlara; bunları bi başkası görmüş de bana anlatmış gibi anlatayım. Ne zevkliydi. Bütün kadınlar ağzımın içine düşerlerdi, “hiiiğğ, yapma beee, hakket öle mi?” diyerek. Baya bi sosyal insandım. Komşu toplantılarının vazgeçilmez elemanıydım. El üstünde tutarlardı beni. Ta ki Şükran Teyze'yle karşılaşana kadar.

 

Şükran Teyze, bizlerden çok yaşlı. Yaşı altmış sekiz. Çok titiz bi hatundur kendisi. Dizlerinde kireçlenme olmasına rağmen, bütün gün cam, kapı siler, çamaşır asar. Özellikle yağmurlu günlerde yapar bu faaliyetlerini.  Bi tek beyi var. Oymak beyi falan sanmayın sakın, yani öle böle değil, gören "hey maşalllah" diyo. Neyse çocuklarını evlendirmişler. Bi gün kızlar buna gitmişler, beni de çağırdılar. Gittim. Amannn kadının evi bal dök yala. "Bu kadında ne düz böyle, bundan bi nane olmaz" dedim. Bildiğin titiz moruk işte. Offlayıp puflayarak oturcaz falan zannediyorum. Meğer bu kadın onca işin arasında, herkesi de dikizlemez miymiş? Biz kahkahalar atıp, milletin dedikodusunu yaparken, kadın gözlerini dikmiş; kamera gibi beni izliyor. Ben içimden, "beni beğendi herhalde, heh heh heee, ahh cağğnım beni alan almış satan satmış. Psişik de olsa bi mühendisle evlendim," diyorum. Bana demesin mi, “kızz çimen lekesi nasıl çıkar, çamaşırlarını nasıl yıkıyorsun? Hangi programda, ayda bir kere 90 derecede beyazları kaynatıyor musun? Tabii ben bütün cevapları “kem küm” eşliğinde verdim. Evet kadına da malzeme çıktı işte. Bana manyak gibi çemkirdi. “sen ne pasaklısın, hiç iş yapmıyorsun, bütün gün camdan bakıyorsun,” aman aman amannn Allah ne verdiyse... Ben takmadım tabii. Bu yaşlı cadı mı benim tembelliğime son verecek şaşarım. Hah hahhh haaaaa. Sonra bizim kızların yanına gidip dedikoduya devam ettim. Bok gidersin. Yaşlı cadı onları nasıl yaptıysa yapmış, etamin gibi işlemiş. Hepsi dedikoduya can atmasına rağmen benimle arkadaşlığı kestiler. Lafımı dinlememeler, kafalarını çevirmeler, aşağılayıcı bakışlar, alaylar, laf çarpmalar. “Yaa noluyoruz yaa,” dedim. Selma'yı çektim köşeye. Selma, ki en samimi olduğum arkadaşımdı. Kızım dedi ”kendine gel, bu mahallenin yazılmamış kuralları vardır. Evet camdan bakcaksın ama temiz pak olcaksın. Bilmiyorum valla, bu Şükran teyze böyledir. Onun kurallarına göre yaşarız hepimiz. Sen de bizimle sosyalleşmek istiyorsan, kuralı bozmayacaksın.” “neymiş kural?” dedim. “Birinci kural yağmur yağarken cam silmek” dedi. Hem de cama çıkacaksın, öyle el uzatarak silmek falan yok. Şükran teyze der ki; "bir ev kadının toz bezi, evinin bayrağıdır. Toz bezi, elinde olmayan kadın, kadın değildir. Gene bak sen, camdan. Bak ama toz bezini silkelerken, cam silerken, çamaşır asarken. Senin böyle boş boş bakman, bizim için de kötü oluyormuş." 

 

İnat ettim yapmadım, yapmadım ama sosyalleşemedim. Sonra her Allahın günü cam silmeye başladım. Hem de en yukarılara çıkarak. Balkon demirlerini sildim, gün aşırı çamaşır asmaya başladım. Güneş açar açmaz dantelleri kar gibi yıkayıp, astım.Durmadan temzilik yapmaya başladım. İşte bu sayede mahallede dokunulmazlık kazandım. Değdi be, o sosyalleşemediğim günleri hatırlıyorum da, ne kadar kötü günlerdi. Az daha depresyona giriyordum. İşte her şey el-Şükran sayesinde oldu. Mahallenin baskıcı cadısı. Pis moruk. Sayesinde temizlik manyağı oldum. Sor bana güzelim, sor, hangi leke nasıl çıkar?

Not: Yazı tamamen kurgusal olup, mahalle baskısına örnek teşkil etmesi babında yazılmıştır. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hahhhaaa normal!!! Bu kadar çok yazı bir de kitap falan okuyunca benim hafıza da karıştı garibim.Eeee normaldir kafa kağıdı da eskimeye başladı;)))Olsun!!! Sevgilerimle canım...

Ay Şen 
 24.04.2012 22:54
Cevap :
Kafa kağıdı eskimiş miiii? Hayır efenim kabul etmiyorummmm. Okumaya devammm:)) Sevgilerimle :)))  24.04.2012 23:00
 

Nilüferciğim yanlış hatırlamıyorum değil mi? Bu Şükran Teyzeyi ben daha önce okumuştum sanırım. Yayından mı çektin? Neyse Şükran teyzenin titizliği onun olsun. Kimse b... üstünde yaşamıyor;))))Sosyalleşmekse hhhaaa anti sosyal olmak yeğdir o şartlarda... Seni ve Nesli'yi sevgiyle öpüyorum.

Ay Şen 
 24.04.2012 22:06
Cevap :
Yanlış hatırlamıyorsun Ayşen'cim, blogspotta yayınladığım yazılardan biri. Burda ilk. Şükran Teyze'nin başka bi niteliği olmadığı için onunla baskı kuran karakterlerden işte. Hah haa aynen kimse pislikten kırılmıyor:))) Biz de sana selam sevgilerimizi gönderiyoruz.:)  24.04.2012 22:12
 

Merhabalar..Sevgili NİLÜFER hanım :-) Çok mizahi bir teyzeymiş (Pardon bana göre abla) :-)) bu EL-ŞÜKRAN..! (Belki biliyorsunuzdur.? El-Şükran = Arapçada TEŞEKKÜR) demektir..! :-))) Vaayy bree derler.. Demekki elinde TOZ BEZİ olmayan hanım KADIN statüsünde değilmiş..:-)) EEee bunuda ÖNEMLİ NOTLAR arasına kaydedelim bari..!!! :-)))) Size sonsuz sevgiler ve selamlar..! :-)) NECİP KÖNİ - ADANA / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 24.04.2012 21:23
Cevap :
Merhaba Necip Bey:) Evet kahramanımız şanslıymış ki, Şükran isimli komşusu varmış yoksa teşekkürlerini nası sunarmış?:))) Selam sevgiler Adana'ya :)  24.04.2012 21:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 988
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster