Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '19

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
22
 

Elektrik Savaşları

Elektrik Savaşları sadece mucitlerin savaşı değildi… Tesla’nın ya da Edison’un kavgası da değildi.
Işık kimileri için karanlığında kapısını açacaktı.

Ve bir gün elektriğin can alma konusu gündeme geldi. Karşı tarafın ürettiği akım tehlikeliydi, Edison ise can almaya her zaman karşıydı fakat elektrikli sandalyeyi ortaya koyan da kendisi oldu. Bir atın üzerinde yapılan deneyin sessiz ve sakin bir şekilde gerçekleşmesi, bir idam mahkûmunun da böyle sakin ve “huzurlu” ölmesi gerektiği inancını doğurdu.

“İnsan yakışır şekilde dünyaya geliyorsa yakışır şekilde de ölmeli” dedi biri ve Edison’a bir sorumluluk yükledi.
Ellerinden kan damlayan bir adam teslim oldu bir sabah. Her tarafı kan içindeydi.

“Karımı öldürdüm” dedi ve teslim oldu. İşte elektrikli sandalyenin ilk kurbanı bulunmuştu.
Mahkûmun kafasına cihaz bağlandığında “daha iyi bir yere gideceğimi biliyorum” demişti.

İlk deneyim başarısızlıkla sonuçlansa da devamında sinema makinesi geldi.
Dikiş makinesi geldi, geldi, geldi…

Ve bu adamlar, gökteki yıldızları bir kavanoza koyup gittiler…

Kafaların için aydınlanmadıkça etrafın aydınlık olması, adım atacağımız noktayı görüyor olmak bir anlam ifade ediyor mu bilmem. Kendi kafamı bilemeyeceğim, zaman zaman elektriklerin kesildiği oluyor ama idare ediyorum...

Ve elektrikli dikiş makinesinin başına oturduğumda, ayağının oynaması için saatlerce bekleyen mucitlerin anısına en azından bir dakika iğnenin altındaki o demir küçük ayağa bakacağım her defasında.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 110
Kayıt tarihi
: 24.10.17
 
 

Ege'li biri... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster