Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
153
 

Elektronik bilgi yalnızlığı

İnsanımızı özgürleştirip sosyalleştirelim derken,  insanımızı kendi benliğinde kaybettik. Bencilleştirerek bize uzak, yabancılara yakın ettik. Bilgiye yakın olsun istedik, sindirilmemiş bilgiyle internete bağımlı ettik. İnanç dedik, her şeyi dine bağladık. Dini yanlış anlayıp, yanlış yapıp, yanlış uygulayarak insanımızı dinden uzaklaştırıp inançsız ettik.  Şimdi insanımız güvensiz oldu. Koca dünyada kendi benliğinde kaybolup, milyonlarca insan içinde yalnızlığını yaşıyor.

Sepep bizi yöneten politikacıların bu güne kadar çıkarları uğruna yapmadıkları hiçbir hata, kusur kalmadı. Yıllar yılı uyguladıkları gerilim politikası yüzünden toplumun başına gelmedik kalmadı. İhtilaller, ara dönemler vs. vs. derken toplumu kendi kusur ve suçlarıyla iyice gerdiler. Demokrasinin işlerliği açısından batılılar gibi etik değerlerin oluşup serpilmesine hiç imkân vermediler. Kusurda yanlışta özür dileyip istifa etmeyi hiç düşünüp uygulamadılar. Hep kusuru, suçu başkasında arayıp, başkalrında bulup, kendilerini aklayıp temizlediler.

Hep eften püften sebeplerle birbirleriyle çekişip toplumda gerginlik yaratarak meydanları horoz dövüşüne çevirip sen ben kavgası içinde insanları birbirine düşman edip toplumun fertlerini birbirinden iyice ayırıp ayrı ayrı saf tutmaları için ayrıştırıp uzaklaştırmayı çok güzel başardılar.

Belki de bütün dünyanın bira raya gelip başaramayacağı bir işi Türk siyaseti kolayca başarmıştır. Arada ne sevgi, ne hoşgörü, ne barış, ne paylaşım, ne dayanışma, ne güç, ne birlik, ne huzur, ne umut, ne mutluluk kaldı. Bir taraf çalıp oynuyor. Bir taraf suskun ve ağlıyor.

Bu yalnızlık, bu çaresizlik yetmezmiş gibi, baskılar artıkça artıyor. Yalnızlık ve içe kapanıklık çoğalıyor. Çoğaldıkça da insanlarda yılgınlık umutsuzluk artıyor. İster istemez toplumun refleksleri kendini korumak amaçlı faaliyete geçerek toplumun dirlik ve düzenini bozup insanları birbirinden ayrıştırıp uzaklaştırarak toplumun fertlerini birbirine yabancılaştırdılar.

Siyaset, halka ve memlekete hizmetten şahsa ve partiye hizmete dönüştü. Artık kimse kimseye selam sabah vermez oldu. Hatta ailelerin fertleri bile birbirleriyle konuşmayıp uzaklaşır hale geldiler. Bu gerilim herkesi yordu. Yorulup sinirleri gerilen halk, kavgadan dövüşten uzak durmak için önce kendinden sonra birbirinden uzaklaşır hale geldi.

Bu bayramda her şeyi açık seçik bütün çıplaklığıyla gördüm. İnsan konuşan bir varlık. Konuşmadan insan yaşamaz. Konuşma ihtiyacını giderip yaşamak için bu seferde kendini bilgisayar, internet, cep telefonu kullanım hastalığına kaptırdı.  Şu anda yayılan bu toplumsal hastalığın tedavisi de yok.  

İnsanlar kendi bakış açıları üzerinden akıl ve fikirlerini dağıtıp ve paylaşmada en özgür ve güvenli alanın kendi dünyalarında oluşturup paylaştıkları yerin cep telefonu, internet üzerinden bilgisayar olduğunu düşünüyorlar ama oranında çok güvenli bir yer olmadığı, yakın zamandaki usulsüz dinlemelerle ortaya çıkmış olmasına rağmen çaresiz herkes o alanı kullanmakta.

 

yeni bir güvenlik alanı. Konuş, beğen. Beğenmezsen ya sil. Ya engelle.

Siz, sokakta konu komşuyla selamlaşmayı, hal hatır sormayı bir kenara bırakın, artık aynı evi paylaşan aile bireyleri bile birbirine günaydın demiyorlar. Çünkü bilgisayar ve internet insanlarımızın yalnız kalıp sığınacağı yeni limanlar oldu. Gerilimden zarar görmemek için toplumdan kopup hayattan kaçan, yada hayata başka bir gözle bakıp başka bir pencereden bakmak isteyen herkes kendine sığınacağı güvenli bir liman aradığında en iyi yerin evin bir köşesinde kurulu olan bilgisayarın yanı olduğu anlaşıldı.

Kendini ifade edemeyip birbirinden kaçan herkes, kendini kendinden saklayarak yalnızlık içinde yaşayacağı bir hayatı tercih ederek aklı sıra özgür yaşayacağını düşünüp herkesten kaçıp uzaklaşarak zamanında oluşması gereken oluşumlardan uzak kalıp dilsiz makine ile konuşup yalnızlığını gidermeye çalışan bir toplum oluştuk. Oluşan bu toplum uydu ile dünya arasında sıkışıp kaldı. Kendi insanından kendi lisanından, kendi kültüründen kopup başka insanlarla, başka kültürlerle, başka lisanlarla konuşup anlaşıp kendisine yeni bir çevre oluşturmaya çalışan yeni bir toplum oluşuyor.   

Herkes milyonlarca insan içinde yalnız yaşıyor. Herkesin elinde bir bilgisayar, bir cep telefonu koşarken, yürürken, otururken, konuşurken,  yemekte, su içerken hep başkalarıyla iletişim halinde bir toplum yarattık. Şimdi siyasetçilerimiz memnun Çünkü ölü bir toplum yarattık. Kolayca yönetsinler.

Duygudan yoksunlaşan, düşünceden uzaklaşan insanları beğen, yorum yap, paylaş şeklindeki üç seçenekle karşı karşı bıraktık. Şimdi hiç düşünüp akletmeden kolayca seçim yapıyor. Bu da siyasetçinin işine yarıyor.

Yeter ki siyasetçi kazansın. Halktan ona ne. Başarıysa başarı. Halkın yalnızlığından ona ne. Kim, kime sırtını dönmüş ona ne.  Onlar için toktan çok aç lazım.  Siyasetçiye düşünmeden oy verecek fakir, yoksul insanlar lazım.

İnşallah bir gün, bu halka yazık deyip bu güzel ülkenin somurtkanlaşıp , birbirini görmemek için yüzünü birbirinden çevirip arkasını dönüp yalnız kalan değil, birbirinin yüzüne bakıp,  anlayıp, birbirleriyle konuşup  anlaşan birbirini sevip paylaşan güzel insanları bir gün görürüz.

Umut içinde herkes birbirine huzur verir. Birbirini mutluluğa taşır. Bunun için siyasetçimiz doğru çözüm üretir. İnsanımızı da bir gün bu çağın hastalığından kurtarır.

 

06.10.2014

Cahit KARAÇ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 124
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 477
Kayıt tarihi
: 27.09.11
 
 

1953 yılında Kahramanmaraş İli, Elbistan İlçesi, Akveren Köyü doğumluyum. Ankara Kimya Meslek Lis..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster