Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '16

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
571
 

Eleştirel blog yazmayalım mı?

Eleştirel blog yazmayalım mı?
 

İki fotoğraf arasında yaklaşık 100 yıl var.


Başbakan Davutoğlu “Türkiye ifade ve basın özgürlüğü konularında hiçbir Avrupa ülkesinden geri değildir.” demiş.  Birileri de, cezaevlerindeki gazeteci sayılarını gösteren bir istatistik yayınlamış. Bu konuda birinci sırayı hiçbir ülkeye bırakmamışız.

 

 

Ülkemizde önemli  bir olay olduğunda, ilk iş olarak yayın yasağı getiriliyor.  Facebook, twitter, kapatılıyor. Bloglarda  bir şey yazamıyorsunuz.  Güvenilir üye olsanız bile yazdığınız yazılar birkaç gün sonra şikayet üzerine yayından kaldırılabiliyor. Örneğin videoları internette dolaşan kişilerin söylemlerini bloğa döktüğünüzde, birkaç gün sonra size yönetim aşağıdaki gibi bir yazı göndererek, yazınızı yayından alabiliyor.

“Sayın Işık, paylaştığınız görsellerdeki ifadelerin gerçek olup olmadığı konusunda net bir bilgi yok. Bu nedenle yazınızı yayından almak durumundayız.”

Blog fotoğrafımda yayınladığım iki görsel arasında yaklaşık 100 yıl var. Her iki fotoğrafta öğrenciler ile zamanın Cumhurbaşkanları yer alıyor. Şimdi o fotoğrafa bakarak “Nereden nereye geldik?” diyebilirsiniz. Bu eleştiri eğer birilerini rahatsız ediyorsa fikir özgürlüğü ülkemizde çoktan bitmiş demektir.

Peki nasıl yazılar yazarak, kaynak olarak da video ekleyelim?

Aşağıda linkini verdiğim video gibi mi?

Buyrun, aşağıdaki üç dakikalık videoyu izleyip, düşüncelerinizi söyleyin bakalım.  

https://www.youtube.com/watch?v=GiujVorzLcY 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizim devrim tarihimiz, sanirim Enver ziya koray'dir belkide yanlis hatirliyorum Ankara dil tarih cografya fakultesi devrim tarihi kursusu prof. den okunmali niye mi? Kaynak falan dedi filan soyle gibi degildir. Devrim tarihimiz tamamiyle gercek belgelere dayandirilarak ve nushalariyla anlatilmaktadir.Bu hocanin onemli bir cumlesi vardir. "insan kendi tarihini hic bir sekilde karalamaz ancak kan ve kalben ait olmadigi irkin tarihi zaten onu ilgilendirmez. " Tarih dogru belge ile ogrenilir padisah karilarinin gayri muslim donmeler oldugunu bir ingiliz tarihciden ogrendim ayni zamanda oglanci ve subyanci sapik padisahlarih var oldugunuda daha ne sapikliklar, harem icin yazilanlar insanin icini aglatir insaf dedirtir. Tabi bu metinler yabanci lisandadir cevirisi yoktur. hepsine inanmam mi gerekir, sadece mantik suzgecimden kalanlar. Yazili Belge kaynaktir www ise uydurma olmasi kuvvetle muhtemeldir.Belgenin de dogrulugu tarihi yazilan millet tarafindan onaylandiginda belgedir. Yoksa belge

Newyorker 
 31.03.2016 17:42
Cevap :
Ben de yorum cevaplarımda aynı şeyleri söylüyorum zaten. Her millet tarihini kendi bakış açısına göre yazar. Eğer birilerini kötülemek istiyorsan, o kişiler hakkında yazılmış yazıları kaynak olarak gösterebilirsin. Hâtta, bir ateistin yazdığı bir yazıyı kaynak göstererek, Tanrı'nın olmadığını bile iddia edebilirsin. Bu ve buna benzer iddialar boş iddialardır. Ama inananlar da olabilir. Hele şahsi sitelerinde yazdığı yazıları kaynak olarak gösterip, bunlar hakkında ahkam kesenler, komik duruma düşmektedirler. Teşekkürler. Sevgiler...  02.04.2016 10:32
 

Neydik nerelere geldik Erol Bey.Bu gidişle de daha da gerileyeceğiz.Umudum yok .SEVGİLER.

Şennur Köseli 
 31.03.2016 12:58
Cevap :
Sizi de son zamanlarda isteksiz görüyorum Şennur hanım. Sanıyorum sizin de içinizden bir şeyler yazmak gelmiyor. Belki bir mucize olur da, yine umutlanırız diye düşünmeye başladım artık. Teşekkürler. Sevgiler, selamlar...  31.03.2016 13:35
 

Ülkemizin rejimi "Kemalizm" bugün. Gazi Mustafa Kemal Atatürksüz bir Kemalizm. Amaç farklı olabilir ama yöntem aynı yöntem. Artık "Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı nesiller yetiştireceğiz" denmiyor da, "Dinine bağlı Müslüman nesiller yetiştireceğiz" deniyor. Siz hangi cenahta olursanız olun kayıplardasınız. Her iki şıkka karşı çıkmadığınız içindir bu olup bitenler. "İlke ve inkılap" derseniz sizin onlardan farklı bir yönünüz kalmaz ki! Nesil mesil yetiştirmek devletin değil ailenin işidir. Bu da çok ama çok basit bir "yurttaşlık" öğretisidir. 2016 senesinin demokrat insanı her iki şıkka da karşı çıkması gerekir. İlle de cephe açacaksanız hemen "Nutuk'a" sarılmayın. Faydasını göremezsiniz. Öte cenah ise hepten temelsiz ve öaresiz! Bir de "sentez" var ve kafayı buna yormak gerekir. Selamlar.

Ümit Culduz  
 30.03.2016 21:53
Cevap :
Kemalizm'in en başlı öğelerinden biri "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesidir. Şimdiki duruma bakın bakalım. İçeride de dışarıda da sorunlar yaşıyoruz. İktidardaki parti "Dindar nesil yetiştireceğiz" diye yola çıktı. Ama buradaki dindarlık, kendilerini dine değil, dini kendilerine uydurma amacı taşıyor. Aileler derseniz, Doğu ve Güneydoğu'da ailelerin yetiştirdikleri büyüdüklerinde terörist veya terör yandaşı oluyorlar. Günümüzde ise bir yerlere gelmek isteyenler dindar görünmek zorunda. İktidar milletvekili, bir sonraki dönem seçilemeyince, karısının başını açıp, kendisi sakallarını kesiyor.
Yönetim şekline gelince, siz daha iyi bilirsiniz, Almanya, Doğu ile birleştikten sonra o kadar göç almasına rağmen yine de ekonomisi en güçlü ülkelerden biri. Neden biz de bir Almanya olmayalım? Selamlar....  31.03.2016 10:31
 

Değerli Erol Işık, (2/2) (Bu son yorumdur.) Size, Milli Mücadele, Yeni devletin hangi anlaşmalarla kurulduğu, neler yaşandığı, bugünlere nerelerden geldiğimizin daha geniş pencereden görülmesi adına: Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Komutanı M.Kemal Paşa’nın komuta ettiği Filistin cephesindeki yaşananları-sonuçlarını farklı kaynaklardan okumanızı öneririz. Neden? Çünkü, Filistin yenilgisinden sonra Mondros (Teslim) belgesi imzalanır. İmza eden Rauf Bey, Yeni Devlet de 3. cü sıradan başbakandır. Hangi tarihte mi? Lozan (1923) görüşmelerinde. Peki Lozan Antlaşması nedir? O bir çevre düzenlenmesidir. Gerçeğinde, (antlaşma) Fransızlarla (Suriye için) 1921; İngilizlerle (Musul-petrol için) 1926’da anlaşılır. İngilizler ülkemizi, 1923'de, Lozan antlaşması sonucunda değil, 1936'da terkederler. İnsan bunları (farklı bilgileri) öğrenince “aykırı!” demeyelim de, çok cepheli düşünmeye-sorgulamaya başlıyor. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 30.03.2016 21:35
Cevap :
Siz bütün bunları kendi blog sayfanızda da yazmıştınız Mehmet bey. Bir önceki yorumunuzda İngiliz kaynaklarına göre görüş belirtmişsiniz. Her ülke tarihini kendi görüşlerine göre yazar. Biz İstanbul'un fethiyle Orta çağın kapanıp, yeni çağın açıldığını söyleriz, ama başka ülkeler kayıtlarında orta çağın kapanmasını, başka olaylara bağlar. Ülke tarihçileri kaybettiği savaşlarda bile, kendi askerlerinin kahramanlıklarını över. Çanakkale'ye gelen düşman gemilerinin eski gemiler olduklarını şimdi sizden öğreniyorum. O zaman orada ölen binlerce kişiye çok yazık olmuş. Siz de yorumlarınızla bakış açılarınızı bizimle paylaşmışsınız. Teşekkürler. Selamalr...  31.03.2016 13:34
 
 
Toplam blog
: 974
Toplam yorum
: 7878
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3088
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster