Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
473
 

Eleştiri ve yoruma açıklık= Cesaret

Eleştiri ve yoruma açıklık= Cesaret
 

Bir insan yazdığı yazıya gelecek yorumları kabul etmiyorsa yani "sadece ben yazayım bana eleştiri gelmesin" mantığı taşıyorsa bu yazar için çok olumsuz bir imajdır bence.

Yoruma açık olmak bir güven meselesidir. Cesarettir. Eleştirileri göğüsleyebilecek bir yazar profilidir. tabii yazdıklarına duyduğu güven de söz konusu. Oysa her zaman her yazı beğenilecek diye bir durum da olmayabilir. Hata ya da yanlış insana mahsustur. Yazıma gelecek bir olumsuz eleştiri beni pek etkilemez. Hatta tarafsız gözle yazımdaki düşünceyi gözden geçirmeme, tartmama yardımcı olur ve daha iyiye yönelmemi sağlar. Oysa yorumsuz bir yazımın nasıl algılandığını anlama şansım hiç olmayacaktır ki. Sadece kendime ait, fazlaca dinamizmi olmayan bir blogda, at gözlüğü takmışçasına yazıp durmanın, dikte etmeye çalışmanın ve eleştiriye tahammülsüzlüğün kişiye ve yazısına katkı sağlamayan, hayali, dikensiz bir gül bahçesi yaratmak olduğunu düşünüyorum.

Demin Mehmet S. G. Bey'in, evrim tezini destekleyen bir yazısını okudum. Yorum yazmak istedim olmadı. Yoruma açık değildi bloğu.

Yorum yazabilseydim;" evrim teorisini savunurken, canlılar arasındaki kayıp zincirin bir gün tamamlanabileceğini bu durumun ispatlayıcı bir buluş olacağını, şimdi bu zincirin tamamlanmamş olmasının evrimin gerçek olmadığı anlamına gelmediğine ilişkin görüşler yazmışsınız ama aynı yazının bir başka yerinde de, insanın ağzındaki 20 lik dişler ile kuyruk sokumunun işlevsiz yararsız olduğunu bunların insanın türediği atalarından kaldığını belirtmişsiniz. İlahi Mehmet Bey. Nasrettin Hoca'nın "kazanın doğurdu deyince inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun" dediği gibi, belki vücudumuz hakkındaki bilgilerimiz de eksik ve bu organların da bir sebebi var ve ortaya çıkacak zamanla. Zincir tamamlanınca evrimin gerçekliği ispatlanacaksa örnek verdiğiniz ve bir işlevi bulunmadığını belirttiğiniz bu organlar ve diğer bilinmezlerin de zamanla açıklanabileceği de ihtimal dahilinde değil mi?" derdim.

Ayrıca, kocaman evreni yaratan o sonsuz güç, insanı yaratmak için binlerce yılı binlerce "eskizle, deneylerle" geçirmek zorunda mıdır sizce? Maazallah o kadar güçsüz bir tanrı olsaydı yıldızlar şimdiden tepemize yağmz mıydı? Ya da güneşin sıcaklığı yarım derece artıp dünydaki hayatın sonunu getirmez miydi. Ben evrim teorisine inanmak için vargüçleriyle delil arayan, bu ihtiyacı şiddetle duyan insanların haline çok gülüyorum.

Gelişen bilimin dine aykırılık bir yana dine yaklaştığını, üstün zeka kuramını destekleyici bulgulara ulaştığını anlamak görmek istemiyorlar. Ateizmin zarar görmesinden, evrim teorisinin zayıflamasından çok endişe ediyorlar. Oysa sadece "Evet ortada mükemmel işleyen bir mekanizma var. Biz ona doğa diyoruz ama bu doğayı ve dengesini kuran bir güç te var. Sadece bizim onu algılayamamış olmamız en üstün, sonsuz bir zekanın (yaratanın) yokluğu anlamına gelmez. Belki de sadece %10 unu bile kullanamadığımız beyin kapasitemiz düşünüldüğünde, var olduğu halde bilmediğimiz anlamamız mümkün olmayan pek çok şey olabilir" diye düşünseler kafalarındaki soru işaretlerinin sayısı epeyce azalacak, Tabii sonuçta herkes dilediği gibi düşünmekte özgür.

Lakin dünyanın bizim için hazırlanmış bir sahne olduğunu, bazı hayvanların bazı renkleri göremediği gibi, bizim de başka hayvanların işittiği bazı sesleri duyamıyor olmamızın onların gerçek olmadığı anlamına gelemeyeceği çok aşikar.

İnanan, inanmayan, ancak çevresine farklı fikirlere saygılı herkese selam ve saygılar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zannediyorum Evrim Teorisine karşısınız...

Kerim Korkut 
 22.09.2015 18:19
Cevap :
Tabii buna basitçe "evrim teorisine karşıyım" diye cevap vermek çok sığ bir davranış olurdu. Benim şu ana dek biriktirdiğim bilgi ve algılara göre; Yaratıcı, herşeyi (Bilmediğimiz varoluşları, Evreni ve canlıları) yaratır ve düzenler. O canlıların devamında nasıl olabilecekleri ya da hayatlarına -tür olarak yani- devam edip etmeyeceklerine kendisi karar verir. Yani yaratım ve türlerin değişimi süreci onun iradesine tabidir. Kerim Bey biraz yazayım dedim ama uzun bir makaleye dönüşecek gibi hissettim. İlerde buna dair blog yazacağım İnşallah. İyi günler.  27.09.2015 18:09
 

Eleştiriye ve yoruma açık olmayanlar ne yazık ki olaylara objektif bakabilme yetisine sahip değildirler. Bir olayı,bir düşünceyi ve hatta bir insanı benimsemeyebilir,kabul etmeyebilirsiniz ama saygı ölçüsünden şaşmamak şartı ile hertürlü eleştiri ve yoruma açık olmak gerekir! Saygılarımla!

nejat erdim 
 09.12.2009 14:42
Cevap :
Selam.Bence gelişmiş bir kişiliğin belirtisi eleştiriye açık olmak. Tabii burada eleştiri derken küfür ve hakaret içermeyenleri kastediyoruz.İyi akşamlar  09.12.2009 18:53
 

Ama düzeysizliğe kapalı olmak gerekir, çünkü kimileri polemikten prim yapmak istiyor. Köşe yazarlarına açık eleştri ve sataşma yapılabiliyormu. Blog ortamı toplu sohbet tarzında olduğundan çok düzeyli olması gerekir ama yoruma kapalı olmakta ayrı bir şey.

Kadri KANPAK 
 26.11.2009 20:53
Cevap :
Kesinlikle haklısınız. Bazen ben de yazarken-en çok ta yorum yazarken- mutlaka ters bir cevap alırım diye düşünüyorum ama şu ana kadar seviyesiz, hakaretamiz bir yorum gelmedi çok şükür. Ama binlerce insan arasında seviyeleri çok farklı olanlar vardır muhakkak. Geçmiş bayramınızı en güzel dileklerle kutluyorum  01.12.2009 13:56
 

Değerli blogdaşım, adı üstünde o bir teori, yani henüz bilimsel olarak kanıtlanmamış bir tez. Bence Darvincilik ve onun teorisine kanun gözüyle bakanlar ile uğraşacağımıza; esasen tekâmül/değişim/dönüşüm anlamındaki sosyal, ekonomik, teknolojik ve kültürel evrimle uğraşsak daha kârlı çıkacağız. Yoruma kapalı arkadaşın bloğuna yorum yapamamışsınız; ama benimkine yapıp görüşlerinizi duyurmuşsunuz bu blogla birlikte. Çok teşekkür ederim ederim. Selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 23.11.2009 15:53
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler.Zamansızlıktan yazamıyorum. Konular derin ve çeşitli. Bence biz insanlar her birimiz yaftalardan sıyrılıp kişisel tekamülümüz için, önce kendimizi ruhsal ve hayati anlamda kurtarmak için çabalasak suya atılan taş gibi çevremize pozitif enerji yayacağız ama maalesef herkes ütopik, imkansız ya da gücünün yetmeyeceği idealler politik çıkarlar için toplumu germek ve zorlamakla meşgul. Yanılmak isterim ama öyle görüyorum.Saygılar.  23.11.2009 19:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 210
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 425
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster